- 1 gün önce
Mehmet Edip Ören’in bu yazısı, Türkiye’nin güncel sosyopolitik meselelerine ve idari aksaklıklarına sert bir eleştiri getirmektedir. Yazar, yol yapım çalışmaları ve yüksek vergiler gibi günlük yaşamdan örneklerle vatandaşların kalitesiz kamu hizmeti aldığını savunmaktadır. Mevcut iktidarın belediyeler üzerindeki baskısını ve seçim sistemindeki dönüşümleri eleştirerek, Türkiye'nin demokratik yapısının Orta Asya veya Nikaragua modellerine benzemeye başladığını iddia etmektedir. Metinde ayrıca ulusal kimlik ve dil birliği konularına vurgu yapılarak, Türkçenin tek resmi dil kalması gerektiği savunulmaktadır. Yazar, toplumun milli bilincini koruması gerektiğini belirterek, dış güçlerin güdümündeki yapılara karşı sert bir duruş sergilemektedir. Son olarak, Türkiye'nin geleceğine dair endişelerini dile getiren metin, halkı kendi öz değerlerine sahip çıkmaya davet etmektedir.
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Selamlar, bugün elimizde gerçekten çok çarpıcı, oldukça yüklü ve bir o kadar da kutuplaştırıcı bir metin var.
00:06Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı Gidişat Nereye başlıklı o meşhur siyasi yorumu klinik bir titizlikle masaya yatıracağız.
00:15Biliyorsunuz bu tarz metinler genellikle günlük şikayetlerle başlar ama bir bakmışsınız sizi derin jeopolitik ve milliyetçi argümanların tam ortasına bırakıvermiş.
00:24Bizim de buradaki amacımız taraf tutmak falan değil, tamamen yazarın kendi kelimeleri üzerinden bu siyasi retoriğin adım adım nasıl inşa
00:32edildiğini yapı bozuma uğratmak.
00:34Hazırsanız lafı hiç uzatmadan bu harika analize başlayalım.
00:38Hadi gelin hemen dalalım bu konuya.
00:40Yazar metni aslında oldukça melankolik bir tonla, adeta bir peri masalı metaforuyla giriyor.
00:45Bize o hepimizin bildiği bir varmış bir yokmuş hissini veriyor.
00:48İşin arka planında annesinin vefatının hemen ardından Kastamoru'dan Ankara'ya yaptığı o hüzünlü yolculuk var.
00:55Yani ortada çok kişisel bir kayıp ve yas duygusu var.
00:58Ama yazar ne yapıyor biliyor musunuz?
01:00Bu kişisel hüznü bir anda çok keskin bir manevrayla toplumsal ve siyasi bir eleştiriye dönüştürüyor.
01:06Yas tutan bir evladın yoldaki içsel yolculuğu saniyeler içinde devletin isteyişine kesilen sert bir faturaya evriliyor.
01:12Metin günlük sorunlardan büyük siyasi teorilere çok hızlı atladığı için yazarın argümanlarını nasıl kurguladığını net bir şekilde anlamamız şart.
01:21Bu yüzden analizimizi şu başlıklar üzerinden mantıksal bir sıraya koyduk.
01:25Altyapı ve vergi şikayetleri, demokrasi endişesi, eşit yurttaşlık, dil ve milli kimlik ve yazarın o son uyarısı.
01:32İlk durağımız altyapı ve vergi şikayetleri.
01:35Yazarın o kişisel hüzünden bürokratik öfkeye nasıl geçtiğine birlikte bakalım.
01:40Ve işte bu örnek yazarın ne demek istediğini harika bir şekilde özetliyor.
01:45Ören, Türkiye'deki altyapı çalışmalarını Avrupa'daki sistemle kıyaslıyor.
01:50Düşünseniz de, yazar Avrupa'da yola dökülen malzemenin dev iş makinelerıyla nasıl tıkır tıkır yerleştirildiğini anlatırken,
01:57kendisinin Çankırı çevre yolunda sıcaktan eriyen ziftin içine nasıl saplanıp kaldığından bahsediyor.
02:03Argümanı çok net.
02:04Vatandaş zaten deli gibi vergi ödüyor, üstüne yollarda bir sürü trafik üşüğü bekliyor,
02:08geçiş ücreti ödüyor ama günün sonunda arabasına yapışan o zifti temizlemek yine vatandaşa kalıyor.
02:14Yani devletin kendi yapması gereken işi, vergisini veren vatandaşa yıktığını iddia ediyor.
02:20Yazarın bu konudaki hayal kırıklığı tam da şu iddialı cümlede zirveye ulaşıyor.
02:25Dünyada en çok vergiyi verip, en az ve de en kalitesiz hizmeti alan bir toplumuz.
02:30Ören, vatandaşın en düşük ücretlerle en pahalı gıdaya ulaşmaya çalıştığını,
02:35buna rağmen mevcut yönetime ölene kadar sadık kalmasının beklendiğini söylüyor.
02:40Hatta şu meşhur Avrupa bizi kıskanıyor söylemi var ya, işte ona çok ironik bir yaklaşım getiriyor.
02:45Diyor ki, evet kesinlikle kıskanıyorlar ama bizi değil, Avrupa'nın liderleri Türkiye'deki liderleri kıskanıyor.
02:52Çünkü onca hizmet eksikliğine rağmen iktidarda bu kadar rahat kalabilmelerine resmen inanamıyorlar.
02:58Siziksel altyapıdan yapılan bu sert girişin ardından,
03:01Türkiye'nin demokratik altyapısına yönelik endişelere geçiş yapıyoruz.
03:05Şimdi bir adım ileri gidelim ve bu felaket senaryosunun nasıl adım adım inşa edildiğine bakalım.
03:10Yazarın reis figürü altında ya benimsin ya da kara toprağın mantığıyla işlediğini iddia ettiği sistem tam 3 aşamadan oluşuyor.
03:17Birinci adım, muhalefet belediyeleri bir şekilde iktidara geçiyor veya yöneticileri hapse atılıyor.
03:23İkinci adım, halk bunu görüp, yahu biz seçiyoruz ama adamlar gidiyor seçime ne gerek var ki diyerek umutsuzluğa kapılıyor.
03:30Ve işte final.
03:31Üçüncü adım da artık seçimlerin hiçbir anlamının kalmadığı, tamamen şekilsel, kazananın %90-95 oyla önceden belli olduğu bir yapı ortaya
03:40çıkıyor.
03:40Yazar gelecekteki Türkiye tablosunu somutlaştırmak için dünyadan çok çarpıcı iki örnek seçiyor.
03:46Diyor ki, Türkiye'nin rotası ya Nicarago gibi seçimlerin fiilen sıfırlandığı bir noktaya ya da Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki modele
03:54çıkacak.
03:55Yani sandık kurulacak ama muhalefet zaten oyunu baştan kaybettiği için iktidar hep o ezici çoğunlukla kazanacak.
04:01Hatta durumu Banker Bilov filmindeki gibi gücün hiçbir gerçek demokratik yarış olmadan nesilden nesile devredildiği bir tiyatroya benzetiyor.
04:09Üçüncü bölüm Eşit Yurttaşlık
04:11Burası metnin siyasi tansiyonunun en yüksek olduğu, en kutuplaştırıcı bölüm.
04:16Unutmayın burada yazarın demografik yapıyı kendi milliyetçi penceresinden nasıl okuduğunu klinik bir gözle inceliyoruz.
04:22Öğren burada ideolojik sınırlarını o kadar keskin çiziyor ki adeta siyah ve beyaz var.
04:28Griye yer yok.
04:29Bir yanda kan kardeşleri var.
04:31Çerkezler, boşnaklar ve devlete sadık olduğunu belirttiği Kürt vatandaşlar.
04:36Onlar için canımız feda diyor.
04:38Ama diğer yanda Amerika ve Avrupa tarafından desteklendiğini iddia ettiği tasmaları dışarıda olan terör örgütleri ve onların siyasi uzantılarını konumlandırıyor.
04:48Yazarın buradaki dili gerçekten son derece tavizsiz.
04:51Konu ihanet olduğunda bu kişinin etnik kökeninin bir önemi kalmadığını, hain Türk bile olsa kanının helal olacağını söyleyecek kadar radikal
04:59bir çizgi çekiyor.
05:00Şimdi, asıl ilginç olan nokta şu.
05:03Yazar eşit yurttaşlık taleplerine karşı çıkarken argümanını desteklemek için doğrudan ekonomik ve siyasi sektörel veriler sunuyor.
05:11Kürt kökenli vatandaşların ezildiğine dair o söylemlere karşılık şu tabloyu önümüze koyuyor.
05:16Eğlence sektörü, otel ve turizm yatırımları, devasa hal ve toptancı pazarları, balıkçılık endüstrisi ve hatta meclisteki milletvekillerinin büyük bir çoğunluluğu,
05:26öğren tüm bu alanların zaten hali hazırda Kürt kökenli vatandaşların elinde olduğunu iddia ediyor.
05:32Ve tam da bu noktada yazar, o saydığımız ekonomik tabloyu alıp argümanı 180 derece tersine çeviriyor.
05:39Çok vurucu ve kışkırtıcı bir retorik soru atıyor ortaya, tüm bu sektörler sizin elinizdeyken Türk açılımı ve eşit yurttaşlık istemek
05:46aslında kimin hakkıdır?
05:48Öğrene göre, eğer bir mağduriyet ve hak arayışı olacaksa, bu ekonomik ve siyasi tablo karşısında aslında eşit haklar talep etmesi
05:55gereken kesim etnik Türklerdir.
05:57Böylece azınlıkların hak taleplerini kendi mantığı çerçevesinde tamamen boşa çıkarmaya çalışıyor.
06:03Dördüncü bölümümüz Dil ve Milli Kimlik
06:06Bakalım yazar toprak ve dil meselesini nasıl ele alıyor?
06:10Yazarın buradaki stratejisi gerçekten çok zekice.
06:13Güneydoğudaki şehirlerin aslında kime ait olduğu tartışmasında kendi milliyetçi tezini kanıtlamak için siyasi yelpazenin taban tabana zıt bir ucuna gidiyor.
06:22Gidip eski bir HDP milletvekili olan Altan Tan'ın bir sözünü alıntılıyor.
06:27Altan'ın bu şehirlerin esas sahipleri Türklerdir şeklindeki açıklamasını kullanarak bölgedeki demografik iddiaları bir kalemde siliyor.
06:35Üstelik bir de elektrik kaçakçılığı tartışmalarına değinip devlet bizim elektriğimizi bize satıyor diyenleri açıkça utanmazlıkla suçluyor.
06:43Geldik metnin ana kalbine.
06:45Klasik milliyetçi söylemin en net formunu görüyoruz burada.
06:48Yazar için toprağın aidiyeti, bugün o topraklarda kimin daha kalabalık yaşadığını değil, geçmişte o topraklar için kimin can verdiğine dayanıyor.
06:56Urfa'da, Antep'te, Maraş'ta Kurtuluş Savaşı sırasında akıtılan tonlarca kanı hatırlatıyor ve bir nevi biz bu toprakları kanla aldık kimseye de
07:05buyurun alın demeyiz mesajını veriyor.
07:06Vatan kavramını tamamen tarihi bir fedakarlık ve dökülen kan üzerinden meşrulaştırıyor.
07:12Yani buradaki can alıcı nakta şu, toprak bütünlüğü konusunda zerre taviz vermeyen yazar, konu dil olduğunda da aynı sertliği koruyor.
07:20Kürtçenin resmi dil olması veya eğitim dili olması gibi tartışmaları, 3-5 Kürtçenin soytarılığı gibi son derece ağır ve aşağılayıcı
07:29bir ifade ile kapı dışarı ediyor.
07:31Evinizde, sokakta, çarşıda ne konuşursanız konuşun ama devletin tek dili Türkçedir diyor.
07:36Ve bu argümanını da ta 13. yüzyıla Türkçeyi tek resmi dil ilan eden Karamanoğlu Mehmet Bey'e dayandırıyor.
07:43Ona göre bu mevzu asırlar önce kapanmış, tartışmaya bile açık değil.
07:47Ve işte son bölümümüz, tüm bu yoğun argümanların düğümlendiği yazarın son uyarısı.
07:52Ören metnini adeta kitleleri sarsıp uyandırmayı hedefleyen o çok güçlü meydan okumayla bitiriyor.
07:59Ey koca Türk, devşirmeler seni devşirmeden sen aklını başına devşir.
08:04Bu cümle aslında bütün bir metnin manifestosu.
08:07Yazar, akılsızca veya sadece dini duygularla oy verdiğini düşündüğü o muhafazakar seçmene sesleniyor.
08:14Ülkenin hem dış destekli gruplar hem de bizzat içerideki yöneticiler tarafından devşirildiğini,
08:19yani yavaş yavaş ele geçirildiğini iddia ediyor.
08:22Haliyle vatandaşları bu büyük tehlikeye karşı zihinsel bir direnişe, bir uyanışa davet ediyor.
08:28Evet, analizimizin sonuna geldik.
08:31Bozuk yollardaki o erimiş ziftten başladık.
08:34Orta Asya tipi diktatörlük korkularına,
08:36oradan da etnik kimlik ve dil tartışmalarının o yakıcı zeminine kadar uzanan,
08:40oldukça kışkırtıcı bir metni deşifre ettik.
08:42Şimdi dönüp asıl sormamız gereken, üzerine düşünmemiz gereken şey şu,
08:46tarihi sadece dökülen kan ve ihanetler üzerinden okuyan,
08:49bu kadar kutuplaştırıcı ve köşeli milliyetçi retorikler,
08:53yarının siyasi söylemini ve bizim bir arada yaşama kültürümüzü nasıl şekillendirecek?
08:57Umarım bu klinik analiz, siyasi metinleri okurken,
09:00o satır aralarını çok daha net görmenize yardımcı olmuştur.
09:03Merak etmeye, sorgulamaya ve daha derine bakmaya devam edin.
09:07Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
Yorumlar