00:00Selamlar, bu yepyeni incelememize hoş geldiniz.
00:02Hadi hiç vakit kaybetmeden hemen lafa girelim.
00:04Bugün odamızda gazeteci Müyesser Yıldız'ın Ankara'daki yaklaşan NATO zirvesiyle ilgili o oldukça eleştirel, biraz da ufuk açıcı makalesi var.
00:12Bunu tamamen tarafsız bir gözle adım adım masaya yatırıyoruz.
00:16Amacımız basit, kamuoyuna pompalanan o resmi müttefiklik açıklamalarıyla perde arkasında yürütüldüğü iddia edilen jeopolitik satranç arasındaki o devasa uçurumu haritalandırmak.
00:25Çünkü yazarın metni vitrindeki o diplomatik gülücüklerin arkasında çok daha derin, stratejik ve açıkçası biraz da endişe verici gerçekleri olduğunu
00:33iddia ediyor.
00:34Şimdi bu karmaşık jeopolitik ağı çözmek için konuyu 5 ana başlıkta toparladık.
00:39Önce Ankara'daki zirve hazırlıklarına bakacağız.
00:42Sonra ABD temsilcisinin o sessiz sedasız kritik ziyaretlerini mercek altına alacağız.
00:47Ardından şu meşhur yeni Orta Doğu güvenlik mimarisi meselesi var.
00:52Tabii geçmiş zirveleri ve beklentileri de es geçmeyeceğiz.
00:54Son olarak da ufuktaki o tartışmalı ziyaretlere yönelik çok sert eleştirilerle toparlayacağız.
01:01Birinci bölüm Ankara NATO zirvesi hazırlıkları.
01:04İşin en vitrin kısmıyla yani doğrudan yüzeyden başlıyoruz.
01:09Makalede yazarın dikkat çektiği ilk şey Ankara'nın adeta bir bariyer şehrine dönüşmüş olması.
01:14Tabii sadece sokaklardaki demir barikatlardan bahsetmiyoruz.
01:18Metin NATO karşıtı olarak bilinen bazı grupların gözaltına alınmasının altını özellikle çiziyor.
01:23Hani klasik bir güvenlik önlemi deyip geçilmiyor burada.
01:26Yazarın çok net bir tezi var.
01:28Diyor ki bu aşırı tedbirlerin asıl amacı sadece birkaç eylemciyi durdurmak değil,
01:33ittifakın herhangi bir şekilde sorgulanmasını, masaya yatırılmasını daha en başından kasıtlı olarak boğmak.
01:39İşte tam da burada çok acayip bir tezat çıkıyor karşımıza.
01:43Ana akım medyaya bir bakıyorsunuz ABD'nin Türkiye için sarf ettiği çok güçlü bir müttefik sözleri manşetlerde her şey harika.
01:50Ama yazarın penceresinden bakınca durum bambaşka.
01:53Ona göre bu zirve, aylar öncesinden Batı'nın savunma mutfaklarında çoktan pişirilmiş,
01:59karara bağlanmış işler için çekilen koca bir aile fotoğrafından ibaret.
02:02Şov kısmı yani.
02:04Geldik ikinci başlığımıza, ABD temsilcisinin kritik ziyaretleri.
02:09Peki bu kararlar aylar öncesinden alındı fikri nereden çıkıyor dersiniz?
02:13Yazar kamerasını zirve öncesinde pek de konuşulmayan o keşif turlarına çeviriyor.
02:18Özellikle de ABD'nin NATO temsilcisi Matthew Whittaker'ın Mayıs ayındaki rotasına.
02:23Şöyle bir bakın.
02:2416 Mayıs'ta İstanbul ve Ankara'da sıkı temaslar,
02:27sadece 2 gün sonra 18 Mayıs'ta İncirlik Üstü Ziyareti
02:31ve Mayıs ayının sonunda da İzmir'deki NATO Müttefik Kara Komutanlığı yani Landcom Ziyareti.
02:36Yazar bu trafiğin öyle rastgele olmadığını,
02:39aksine zirveden çok önce bölgesel askeri operasyonların sahadaki fiili zemini hazırlamak için yapıldığını savunuyor.
02:45Şimdi, Türk yetkililer bu kapalı kapılar ardındaki görüşmeler hakkında pek ser verip sır vermedi.
02:50Ama Whittaker, kamuoyuna açık öyle bir övgüde bulundu ki orası cidden dikkat çekeci.
02:55Aynen şöyle dedi,
02:56Türkiye'nin ittifak varlıklarını korumaya olan bağlılığı ilişkilerimizin gücünü gösteriyor.
03:01Hmm, ittifak varlıklarını korumak mı?
03:03İşte yazar tam buradan yakalıyor ve o kritik soruyu soruyor.
03:07Türkiye'ye tam olarak hangi varlıkları koruma görevi var edildi?
03:11Neyin pazarlığı yapıldı?
03:12Makale, eski bir Amerikan askeri savunma dergisine atıf yaparak bu üs ziyaretlerini spesifik amaçlarını deşifre ediyor aslında.
03:19Oraya göre, incirlik üssü çok uluslu hava operasyonları ve füze savunma koordinasyonu için devasa bir fırlatma merkezine dönüştürülürken,
03:27İzmir'deki Landcom tamamen kara kuvvetlerin entegrasyonuna odaklanmış durumda.
03:32Yani yazarın okumasına göre ortada basit bir diplomatik nezaket turu değil,
03:36basbayağı dev bir lojistik ve askeri yığınak planı var.
03:39Üçüncü bölümümüz, yeni Orta Doğu güvenlik mimarisi.
03:43Bakalım bu yapboz nasıl birleşiyor?
03:45Yazarın iddiasına göre, üstlerdeki bu hareketlilikler öyle kendi başına tekil olaylar falan değil.
03:51NATO'nun yeni Orta Doğu güvenlik mimarisi dediği o devasa planın doğrudan parçaları.
03:56Ama burada makalenin de vurguladığı çok enteresan bir stratejik çelişki var.
04:00Biliyorsunuz Türkiye, çelik kuppe, siper gibi kendi yerli hava savunma sistemlerini geliştiriyor.
04:05Bayağı da yol katettik Doğu'lu.
04:07Fakat batılı savunma analistlerinin raporlarına göre,
04:10Ankara, gelişmiş bölgesel balistik tehditler karşısında,
04:13günün sonunda hala NATO'nun o entegre şemsiyesine muhtaç durumda.
04:17İşte masadaki asıl gerilim hattını da bu bağımlılık oluşturuyor.
04:21Tabii madalyonun bir de o ağır, ekonomik boyutu var.
04:24Makalede dudak uçuklatan bir rakam göze çarpıyor.
04:26Tam 150 milyar euro.
04:28Bu, Avrupa Birliği'nin yeni savunma kredisi mekanizması olan Safe Fonu'nun bütçesi.
04:33Kulağı harika geliyor değil mi?
04:34Fakat bir sorun var.
04:35Yunanistan ve Kübrüs Rum kesiminin vetosu yüzünden,
04:38Türkiye bu devasa ekonomik pastadan,
04:40bu 150 milyar eurodan tamamen dışlanmış durumda.
04:43Yazar, bu durumu anlatırken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın çok samimi bir itirafını hatırlatıyor.
04:48Fidan açık açık, kimse marketini paylaşmak istemiyor,
04:52Avrupa korumacılık yapıyor demişti.
04:54Peki makalenin buradaki isyanı ne?
04:56Yazar diyor ki,
04:57Dışişleri Bakanımızın kendisi bile bu dışlanmayı böylesine net bir şekilde itiraf ederken,
05:02neden içerideki bazı medya organları hala kalkıp da,
05:05Türkiye'nin bu milyar euroluk fonlardan pay alabileceği illüzyonunu yaratmaya devam ediyor?
05:10Dördüncü bölümümüz,
05:11Geçmiş Zirveler ve Beklentiler
05:13Geçmiş bize ne söylüyor?
05:45Yazar,
05:46Biz bunlara hep tarihi zirveler dedik ama pratikte hep Türkiye tek taraflı taviz verdi.
05:51Ankara'nın gerçek,
05:52Temel talepleri hiçbir zaman masada o somut karşılığını bulamadı.
05:56Ve işte bu tarihi sicil bizi bugünün hayal kırıklığına bağlıyor.
06:00Makalede oldukça acı bir ayroni var.
06:03Şunu gözlemliyor yazar,
06:05Türkiye,
06:05İttifak'ın ondan istediği tüm yükümlülükleri,
06:08Verdiği tüm sözleri tıkır tıkır yerine getiriyor mu?
06:11Evet.
06:11Ama iş Türkiye için somut getirilere gelince,
06:14Mesela F-35'lerin teslimatı ya da şu CATSA yaptırımlarının kaldırılması gibi konulara gelince,
06:21İşte orası tamamen temennilere,
06:24Yazarın o kinayeli tabiriyle tamamen inşallah'a kalmış durumda.
06:28Ve geldik 5. son bölümümüze,
06:30Gelecek Ziyaretlere Yönelik Eleştiriler.
06:33Tüm bu jeopolitik satranç ve biriken tepkiler,
06:36Bizi makalenin en sert, en çarpıcı kısmına getiriyor.
06:39İşin ilginci, bu final eleştirisi doğrudan NATO zirvesine değil,
06:43Zirveden bağımsız olarak ufukta beliren,
06:46Fena halde tartışmalı bir diplomatik teması odaklanıyor.
06:49Yazarın iddiasına göre,
06:50İktidar cephesi için Donald Trump'ın olası Türkiye ziyareti,
06:54Bu NATO zirvesinden bile çok daha hayati bir öneme sahip.
06:57Öyle ki, iktidar bu ziyareti adeta en büyük diplomatik ödül olarak görüyor.
07:02Ama yazar, Ankara'daki bu heyecana zerre kadar katılmıyor.
07:06Neden mi?
07:06Bize Trump'ın o bildiğimiz, sınır tanımayan, agresif tarzını hatırlatıyor hemen.
07:12Mesela, İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında kurduğu o meşhur cümleyi bir düşünün.
07:16Patronun kim olduğunu biliyor.
07:18İnanılmaz değil mi?
07:19Yazar tam da bunu soruyor işte.
07:21Müttefikleri üzerinde, böyle kaba saba bir dil kullanan,
07:24Sürekli tahakküm kurmayı seven bir lideri,
07:26Kırmızı halılarla bu kadar hevesle ağırlamak.
07:29Bunun stratejik aklı nerede?
07:31Dahası ahlaki pusulası nerede?
07:32Ufuktaki bu Trump ziyareti ihtimali, yazarın içindeki en derin, o en karanlık endişeyi de tetikliyor.
07:40Kritik soru şu, eğer Türkiye gerçekten de bu zirvelerle, bu askeri hazırlıklarla NATO'ya ve Amerika'ya o meşhur açıkçeki
07:49verdiyse,
08:00Yazar bütün o üst denetimlerinin, aylar süren o arka plan hazırlıklarının, aslında böyle bir felaket senaryosunun altyapısı olup olmadığını sorguluyor.
08:10Ve geldik incelememizin sonuna, makale kelimenin tam anlamıyla tokat gibi inanılmaz kışkırtıcı bir soruyla kapanıyor.
08:17Yazar, Trump gibi bir profilin olası Ankara ziyaretinde,
08:20Anıtkabir'e çıkma ihtimalini inanılmaz sert bir dille eleştiriyor.
08:24O can alıcı soruyu soruyor.
08:26Böyle bir profilin, Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin tam kalbinde, Anıtkabir'de ne işi var?
08:31Evet, bu incelememizde müyessel yıldızın analizini baştan sona tarafsızca masaya yatırdık.
08:36Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Vitrindeki o ışıltılı diplomasi diliyle,
08:40sağdaki o soğuk ve sert gerçeklik arasındaki bu devasa uçurum bizi günün sonunda nereye götürüyor?
08:46Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar