Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Mehmet Edip Ören’in kaleme aldığı bu metin, geleneksel bayramların ve çocukluk anılarının izini süren nostaljik bir yolculuğu konu edinmektedir. Yazar, günümüz çocuklarının yabancı olduğu misket, gazoz kapağı, ceviz oyunları ve saklambaç gibi sokak kültürünün unutulmaya yüz tutmuş unsurlarını detaylandırmaktadır. Metinde sadece oyun kuralları değil, o dönemin sosyal dokusu, çocuk dünyasındaki piyasa dengeleri ve mahalle kültüründeki dayanışma da vurgulanmaktadır. Özellikle ergenlik dönemindeki ilk arkadaşlıklar ve okul bahçelerindeki paylaşımlar üzerinden geçmişe dair samimi bir portre çizilmektedir. Sonuç olarak yazar, bayramların asıl sahibinin çocuklar olduğunu hatırlatarak bu kıymetli anıları tarihe bir not olarak miras bırakmayı amaçlamaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten harika bir nostalji turuna çıkıyoruz.
00:03Biliyorsunuz bayramlar hepimizin hayatında çok özeldir.
00:06Ama bugün incelediğimiz kaynağın bize hatırlattığı çok yalın, çok temel bir gerçek var.
00:11Bayramlar aslında çocuklara aittir.
00:13Yeni bu incelememizde günümüzün o sürekli ekranlara baktığımız dijital dünyasından biraz sıyrılalım
00:18ve çocukluğun o eşsiz sokak kültürüne, sokakların tamamen çocuklara ait olduğu o muazzam oyun dünyasına hep birlikte dalalım.
00:25Bayram bir yerde çocuklarındır.
00:27Yazarımızın bu cümlesi öylesine söylenmiş duygusal bir nostalji değil inalın.
00:32Bu çocuk ve oyunun o ayrılmaz, o tarihi ikilisini anlamamız için tam bir kilit nokta.
00:37Yani hayatın bütün o koşturmacası ve çilesi içinde büyüklerin en büyük çabası daima o çocukları sevindirmek değil miydi?
00:45İşte biz de bugün şimdiki nesillerin belki de hayal bile edemeyeceği o dönemin inanılmaz zengin sokak oyunlarını tarihe bir not
00:52düşmek adına konuşacağız.
00:531. Bölüm Misket Yani Sokağın İlk Ekonomisi
00:58Misket deyip geçmeyin. Sadece basit bir çocukluk eğlencesi miydi?
01:02Kesinlikle hayır.
01:03Misket aslında sokağın ilk ve en karmaşık ekonomisinin ilk ciddi sosyal hiyerarşisinin ta kendisiydi.
01:10Oyunlar da sokakta zamanla evriliyor tabii.
01:13Kaynağımızda üç temel varyasyon görüyoruz.
01:16İlki adından da anlayacağınız gibi sadece 2-3 santimlik masum bir çukur oyunu.
01:20Ardından ortada ve dört köşede çukurların olduğu biraz daha karmaşık kaptan geliyor.
01:25Fakat asıl ilgimizi çeken, yazarımızın tam anlamıyla kumarın başlangıcı olarak tanımladığı o efsane dizmece oyunu.
01:33Oyunun sadece bir eğlence olmaktan çıkıp o rekabetçi bir takas ve kazanma arenasına dönüştüğü nokta tam da burası işte.
01:40Peki bu dizmece tam olarak nasıl oynanıyordu?
01:44O kadar katı ve yapılandırılmış kuralları var ki şaşırırsınız.
01:47Çocuklar duruma göre 2-4 misketi diziyor, en uzağa atan ilk atış hakkını kapıyor, en yakına atan ise dezavantajlı olarak
01:55en sona kalıyor.
01:56Kaledeki ebenin yani o hedefi belirleyen kişinin gücü çok büyük.
02:00Benden baş ya da öbir baş diyerek oyunun bütün yönünü o çiziyor.
02:05Burada şu kilit noktaya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.
02:08Apu, çer çöp, yenik gibi sokağa özgü o otantik jargon bunlar sadece oyunun kurallarını değil, sokağın adeta yazılı olmayan anayasasını
02:16oluşturuyordu.
02:17Düşünsenize çocuklar resmen kendi hukuk sistemlerini inşa etmişler ve kurdukları bu ekonomi o dönemin mahalledeki sınıf ve değer sistemini kusursuz
02:27bir şekilde yansıtırdı.
02:28Bir tarafta MİKA misketler var, bunlar ucuz, plastikten yapılmış, 25 kuruşa 7, 10, hatta rekabet kızışınca 12 tane birden alınabilen
02:38bildiğiniz enflasyonist bir para birimi.
02:40Diğer tarafta ise cam misketler duruyor.
02:43Onların apayrı, çok daha elit bir piyasası vardı.
02:46Üstelik her camda aynı değere sahip değildi.
02:49Tek renkli camlar inanılmaz kıymetliydi.
02:51Çocuklar sokak arasında bildiğiniz tıkır tıkır işleyen bir serbest piyasa ekonomisi kurmuş.
02:56Tabii bu borsanın tartışmasız bir kralı var, Amerikan.
03:00Bu misket, o tek renkli cam misketlerin en nadide, en değerli türü.
03:04Öyle ki kaynağımız bu misketin yanına kimsenin yanaşmaya bile cesaret edemediğini söylüyor.
03:10Sokağın en büyük statüs sembolü yani.
03:13Düşünebiliyor musunuz, bir çocuğun cebindeki o küçücük cam parçası mahalledeki saygınlığının, gücünün en net göstergesiydi.
03:20Sokağın ekonomisi böylesine ciddiye alınan bir işti işte.
03:24İkinci bölüm, kapak ve ceviz borsası.
03:27Namı diğer, alternatif para birimleri.
03:30Peki misketler tükenince ne oluyordu?
03:32Ticaret duruyor muydu?
03:33Asla.
03:34Yazarımızın da harika bir şekilde ifade ettiği gibi çocuk için maksat oyunsa sınırlar ortadan kalkar.
03:40Çocuklar o müthiş doğaçlama yetenekleriyle anında gazoz kapaklarını devreye sokardı.
03:45Ve sıkı durun, inanılmaz şaşırtıcı döviz kurları vardı.
03:48Markasız, üzerinde hiçbir yazı olmayan o sade gazoz kapakları birlikti.
03:53Yani piyasanın en alt seviyesi.
03:55Ama işin içine fruko veya pepsi gibi markalı kapaklar girince işler değişirdi.
04:00Bunların değeri anında beşe hatta ona katlanırdı.
04:02Mermer taşlar kullanılarak vurulmaya çalışılan bu kapak borsası, çocukların markaları bile kendi sokak ekonomilerine nasıl ustaca entegre ettiklerini harika bir
04:11şekilde özetliyor.
04:12Hazır fruko demişken, bu ismin arkasındaki o çok şaşırtıcı tarihi gerçeğe değinmeden geçemeyeceğim.
04:18Bugün, Çevik Kuvvet dediğimiz toplum polislerine o dönem halk ve çocuklar arasında fruko denirmiş.
04:24Neden mi?
04:25Kaynağımız, o dönem polis nakillerinde fruko ve pepsi taşıyan kamyonların birebir aynısının kullanılmasından dolayı bu ismin takıldığını aktarıyor.
04:33Gerçekten inanılmaz.
04:35Sokak oyunlarının gerçek dünyayla, o toplumsal gözlemlerle ne kadar iç içe geçtiğini ve dilin sokakta nasıl şekillendiğini gösteren nefis bir
04:43anekdot bu.
04:43Kış ayları geldiğinde ise oyun materyalleri de mecburen mevsimsel bir değişime uğrardı.
04:49Bütün kış, o sobanın başında pestil, çekçek ve şırayla birlikte yenen, çuvalla alınmış bütün cevizleri hatırlayın.
04:56O cevizler çocukların gözünde sadece bir gıda değildi elbette.
05:00Annelerin hazırladığı o güzelimdürümler lüpletilirken, sağlam kalan ve çok da pahalı olmayan cevizler anında sokağa iner ve misket görevi üstlenirdi.
05:10Kışlık erzakların bile sokağın para birimine dönüştüğü bu detay, çocukluğun o saf oyun tutkusunu bize inanılmaz iyi hissettiriyor.
05:173. Bölüm Saklambaç ve Taktik Savaşları
05:20Yani Sokak Casusluğu
05:22Saklambaç deyince aklınıza o bugünkü basite indirgenmiş oyunlar gelmesin.
05:27Kaynağımızda incelediğimiz dönemdeki Saklambaç, tam anlamıyla mahalle ölçeğinde oynanan, kendi içinde resmen istihbarat ağları barındıran bir sokak casusluğuydu.
05:37Önüm, arkam, sağım, solum saklanmayan sobe, bu meşhur cümleyi duymayanınız, hatırlamayanınız yoktur herhalde.
05:42Bu ifade sadece geriye sayımın bittiğine haber vermezdi, o karmaşık taktik savaşlarının da başlama düdüğüydü.
05:48Nostaljinin tam kalbine dokunan bu sözle ebe gözlerini açar ve o büyük av başlardı.
05:54Peki bu casusluk ağı nasıl işliyordu derseniz, sobelenenler veya kalede çaresizce bekleyenler öyle boş durmazdı.
06:02Ebenin kaleden uzaklaşma durumuna göre anında şifreli mesajlar devreye girerdi.
06:06Eğer biri kaleden elma diye bağırırsa bu tehlike yok, ebe uzakta fırla demekti.
06:12Ama armut diye bağırılırsa işte o çok net bir alarmdı, dur sakın çıkma ebe pusuda.
06:18Düşünsenize, sokak arasında bekleyen o çocuklar tamamen meyve isimleri üzerinden kendi aralarında bir haberleşme ağı kurarak adeta birer taktik dehasına
06:27dönüşüyorlardı.
06:28Tabii evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz, işler ebe için yolunda gitmezdi bazen.
06:32Ebe uzakta gördüğü bir silüeti yanlış teşhis edip mesela Ali seni gördüm çık sobe diyerek kaleye vurduğunda ama o köşeden
06:40Ali yerine Veli çıktığında işte o an kıyamet kopardı.
06:44Sokaktaki herkes bir ağızdan büyük bir coşkuyla bağırırdı.
06:48Çanak çömlek patladı, içine sıçan atladı.
06:51Bu öyle sıradan bir söz değildi.
06:53Oyunun tamamen sıfırlanması, yapılan tüm hataların cezası olarak o koca roundun iptal olması demekti.
06:59Kesinlikle mahallenin en kaotik, en eğlenceli anlarıydı bunlar.
07:02Bir de işin içine takım oyununu katan o meşhur kurtarma taktikleri girerdi.
07:07Yani sadece kendini kurtarmak yetmezdi.
07:10Bayağı gelişmiş yemleme taktikleri oyunun bütün kaderini belirliyordu.
07:14Cesur bir çocuk uzakta kasten kendini gösterip ebeyi kaleden olabildiğince uzağa çekerdi.
07:20Tam o esnada pusuda yatan başka bir arkadaşı fırlayıp kaleyi sobeler ve esir düşmüş herkesi tek hamlede kurtarırdı.
07:27Sonuç mu? O talihsiz ebe, değişmeden tekrar ebe kalmaya mahkum.
07:32Sokaktaki stratejik zekanın geldiği bu noktayı görmek gerçekten muazzam değil mi?
07:374. Bölüm Yakan Top
07:39İlk Heyecanlar
07:40Çocukluk yavaş yavaş deride kalıp ergenliğe adım atıldığında ise oyunların hem şekli hem de amacı değişmeye başlıyordu haliyle.
07:48Kaynağımız bu evreyi yürek kıpırtılarının başladığı bir büyüme yolculuğu bir eşik olarak tarif ediyor.
07:54Yazarımızın bizzat isim isim andığı o meşhur asi ekiple tanışın.
07:59Hüseyin, nam-ı diğer çakalı Arif, Kemal, yazarımızın bizzat kendisi ve onlara eşlik eden Neşe ile Ali'ye.
08:07Bunun neden çok önemli olduğunu hemen söyleyeyim.
08:10Kız erkek ilişkilerinin toplumda ciddi bir tabu olarak görüldüğü yıllardayız.
08:14Yeni yapılan apartmanların bahçelerinde bir araya gelip beraber karma bir şekilde yakan top oynayan bu ekip aslında bir oyun üzerinden
08:21dönemin sosyal nonlarını sessizce ama çok güçlü bir şekilde esnetiyordu.
08:26Ve tabii ki her isyankar hikayede olduğu gibi burada da bir otorite figürü, bir karşıt güç var.
08:32Bir tarafta Mimar Kemal Ortaokulu'nun bahçesini kendi özgür oyun alanlarına çeviren, kurallara başkaldıran o heyecanlı gençler.
08:39Karşılarındaysa otoritenin o izleyici ve hiç de onaylamayan sert bakışları, Kel Şevki lakaplı, efsanevi müdür Şevki Aksoy ve okuldaki hizmetli
08:48Hasan.
08:48Onların tüm o uyarılarına, bağırıp çağırmalarına rağmen bu gençler her defasında bir yolunu bulup yakan top oynamaya devam ederlerdi.
08:55Bu oyunun bazen sadece bir oyun olmadığını, bir varoluş ve özgürlük alanı yaratma çabası olduğunu hepimize gösteriyor bence.
09:02Kaynağımızın bizi çıkardığı bu harika yolculuğun sonlarına yaklaşırken her şeyi özetleyen o cümle çıkıyor karşımıza.
09:09Tarihe bir not.
09:10Bu incelememizden çıkarmamız gereken en can alıcı sonuç bence şu.
09:15Anlattığımız bu karmaşık kurallar, istihbarat taktikleri, misket borsaları, cevizler bunların hiçbiri sadece geçmişte kalmış basit birer eğlence değildi.
09:24Kendi hiyerarşisini kuran, kendi istihbarat dilini yaratan, tabuları yıkan bu inanılmaz oyunlar sokakları sahiplenen koca bir nesli ve koca bir
09:34dönemi tanımladı.
09:35Ve biz bugün bu detaylı anlatıyla onların silinip gitmesine izin vermeyip o döneme ait yaşanmışlıkları tarihe bir not olarak düşmüş
09:42olduk.
09:43Bu harika kaynağı değerlendirmemizi hepimizi biraz düşünmeye sevk edecek çok provokatif bir soruyla bitirmek istiyorum.
09:49Bugünün çocukları geleceğe hangi oyunları miras bırakacak?
09:53Bizler sokağın o tozlu, o dinamik, kurallarını bizzat çocukların yazdığı dünyasını miras aldık ve bugün hayranlıkla inceledik.
10:01Peki ya bugünün sürekli dijital ekranlara kilitlenmiş, bu anlattığımız analog ve sosyal oyunları belki de hayal dahi edemeyen çocukları?
10:08Onlar büyüdüklerinde kendi çocukluklarından geleceğe nasıl bir miras, nasıl bir kültür aktaracaklar?
10:15Bunu mutlaka bir düşünün derim.
10:17İncelememizi burada noktalıyoruz, umarız bu nostaljiktir hoşunuza gitmiştir.
10:21Bir sonraki içeriğimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen