00:00Bugün hepimizin aklını kurcalayan gerçekten çok zor bir soruya odaklanacağız.
00:04Büyük bir acının gölgesindeyken neşeyi nasıl buluruz?
00:08Yani yas varken kutlama yapmak.
00:12Bu mümkün mü? Hatta doğru mu?
00:14Gelin bu karmaşık denklemin içindeki insanlık hallerini beraber anlamaya çalışalım.
00:19Her şeyden önce konunun tam kalbine dokunan bu güçlü sözle başlayalım.
00:24Çünkü bu mesele her şeyden önce çocuklarla ve umutla ilgili.
00:28Bir ülkenin en ama en değerli varlığı olan çocukların gözlerindeki o ışığı korumakla ilgili.
00:35Biliyorsunuz 23 Nisan bizim için sıradan bir tatil günü değildir.
00:39Çok daha fazlasıdır.
00:41Çocuklara armağan edilmiş bir umut günüdür.
00:43Bir gelecek vaadidir.
00:45Her sene sınıflar süslenir, şiirler ezberlenir.
00:48O güzelim gösteriler hazırlanır.
00:50Ve evet bu yılda okullarda yine o tanıdık telaş var.
00:54Çocuklar yine şarkılar öğreniyor.
00:56Ellerinde bayraklarla provalara çıkıyorlar.
00:58Her zamanki gibi bir bayram coşkusu yaşanması için çabalanıyor.
01:02Ama bu kez içimizde bir burukluk var.
01:05Tarifi zor, ağır bir his.
01:07Bu yıl bir şeyler kökünden farklı.
01:11İşte o farklılığın sebebi.
01:13Ülkenin kalbine oturan o büyük trajedi.
01:17Kahramanmaraş'ta daha hayatlarının baharında kendi okullarında yitip giden çocuklarımız.
01:22Bu korkunç acı bayramın üzerine kocaman, karanlık bir gölge gibi düştü.
01:29Şimdi o acı gerçekle yüzleşelim.
01:31Artık bazı sıralar bomboş.
01:33O koridorlarda yankılanan cıvıl cıvıl çocuk seslerinin yerinde şimdi derin bir sessizlik var.
01:39Bir çocuk bayramının neşesi, toprağa verdiğimiz çocukların acısıyla gölgeleniyor.
01:44Ve işte tam da bu noktada hepimizin boğazına düğümlenen o soru geliyor.
01:49Böylesine büyük bir acı bu kadar tazeyken bir bayram nasıl kutlanabilir ki?
01:54Bu soru hepimizi içimizde bir çatışmaya sürüklüyor.
01:58Birbirine tamamen zıt iki duygu arasında sıkışıp kalmış gibiyiz.
02:02Bir yanımız diyor ki durun olmaz.
02:05Yas varken sevinmek, alkışlamak, kaybettiğimiz o çocuklara haksızlık gibi geliyor.
02:09Öbür yanımız ise sürüyor. Peki hayatta olan, korkmuş, güveni sarsılmış çocukların bir de bayramını mı alalım ellerinden?
02:17Belki de tam da şimdi neşeye, normale dönmeye ihtiyaçları var.
02:21İki tarafın da gerekçeleri ne kadar geçerli değil mi?
02:24Bu genel ikilemin de ötesinde meselenin belki de en hassas, en can yakıcı kısmına geliyoruz.
02:30Acıyı bizzat yaşayan, o trajediden doğrudan etkilenen aileler.
02:35Belki de en çok durup düşünmemiz gereken soru bu.
02:38Bir tarafta bir çocuk sahnede şarkı söylerken, diğer tarafta evladını toprağa vermiş bir anne, bir baba o anları nasıl izleyecek?
02:46O çocuğun kardeşi ne hissedecek?
02:49İşte hepimizin ortak kaygısı tam da bu.
02:52Bir yandaki kutlamanın, diğer yandaki acıyı istemeden de olsa daha da büyütme ihtimali.
02:57Bir evin neşesinin, başka bir evin yasına dönüşme riski.
03:01Peki, bu kördüğüm nasıl çözulacak?
03:04Bu kadar hassas bir durumda, vicdanlı ve özenli bir yol bulmak mümkün mü?
03:09Kaynak Metin, tam bu noktada bize bir yol haritası sunuyor aslında.
03:14O zaman soralım kendimize.
03:16Bu özel yılda, bu hassas durumda, en doğru, en yerinde, en anlamlı kutlama şekli ne olabilir?
03:23Öneri çok net.
03:24Diyor ki, bu yıl bayramın gerçek sahipleri sadece ve sadece çocuklar olsun.
03:30Kutlamalar, büyüklerin bir gövde gösterisine dönmesin.
03:33Öğrenciler ve öğretmenler arasında, kendi hallerinde, samimi bir şekilde yapılsın.
03:38Ve belki de en önemlisi, okulların güvenliğinden sorumlu olup bunu başaramayan hiçbir yetkili, o törenlerde bulunmasın.
03:45Bu aslında bayram için yepyeni bir vizyon.
03:49Alıştığımız o büyük coşkunun, o gösterişin yerini, bu yıl sadelik, sükunet ve çok derin bir anlam almalı.
03:57Ve bu bölümü, üzerinde hepimizin düşünmesi gereken bu güçlü fikirle bitirelim.
04:02Belki ve bazı yıllar vardır ki, bir bayramı gerçekten anlamlı kılan şey,
04:07coşkunun büyüklüğü değil, vicdanın varlığıdır, kutlamanın değil, vicdanın sesini dinlemektir.
Yorumlar