Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 22 saat önce
Mehmet Özkendirci’nin Şiiristan 3 isimli eseri, toplumsal sıkıntılardan bunalan okuyucuya bir nebze huzur ve teselli sunmayı amaçlayan kısa, vurucu şiirlerden oluşmaktadır. Şair, yaşamın geçiciliği karşısında sevgi, merhamet ve özlem gibi evrensel duyguları yalın bir dille işleyerek insan ruhuna dokunmaktadır. Metinlerde yalnızlık, hüzün ve imkansız aşklar temaları, doğa tasvirleri ve çocukluk hatıralarıyla harmanlanarak derin bir duygusallıkla yansıtılır. Yazar, hayatın yoruculuğundan kaçışı kelimelerin gücünde ararken, kalıcı olanın yalnızca içtenlikle yazılmış mısralar olduğunu vurgular. Bu derleme, modern insanın içsel yolculuğunu ve duygusal derinliğini yansıtan kısa bir edebiyat seçkisidir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün kelimelerin o inanılmaz gücüyle inşa edilmiş, çok özel ve gerçekten derin bir metni inceleyeceğiz Mehmet Özkendirci'nin
00:09kaleminden dökülen Şiiristan 3.
00:12Bu incelememizde öylece şiirleri okuyup geçmeyeceğiz tabii ki.
00:16Bu edebi eserin bizi içine çektiği o yoğun duygu evrenini adım adım beraber keşfedeceğiz.
00:22Eğer hazırsanız hemen başlayalım.
00:24Biliyor musunuz yazarın bu eseri kaleme alırken aslında çok net, çok iyileştirici bir misyörü var.
00:30Son yıllarda hepimizin hayretle, bazen ibretle izlediği olaylar karşısında sinirlerimiz kelimenin tam anlamıyla yay gibi gerilmiş durumda.
00:38İşte bu eser o kaotik ve çalkantılı zamanlarda zihinlerimize sunulan şiirsel bir reçete.
00:43Hepimiz için bir nefes alma alanı, adeta kolektif sinir katsayımızı düşürmeye yarayan bir sığınak.
00:49Yolculuğumuza son adlı şiirin, o yüzümüze tokat gibi çarpan gerçeğiyle başlıyoruz.
00:53Bir yanda insanoğlunun o bitmek bilmeyen, sınır tanımayan dünyevi hırsını, tamağını düşünün.
01:00Bir de varacağımız o son, o kesin durağı, mezarlığı.
01:04Yazar çok haklı bir nokta yaparmak basıyor.
01:06O mezarlıklarda yatan hiç kimse yanına donunu bile alamadı değil mi?
01:10Gerçekten de öyle.
01:11O halde bu anlamsız hırslar niye?
01:13Peki bu dünyanın ağırlığından nasıl kaçarız?
01:17İşte hayal şiirinde yazarın bulduğu o harika kaçış yolunu görüyoruz.
01:21Dünyayı gezmek, muhteşem yemekler yemek, kainat güzeliyle o destansı aşkı yaşamak, gerçek hayatta tüm bunların elbette dünyevi bir bedeli var.
01:30Ama şair rüyalarında, kendi inşa ettiği o sınırsız hayal dünyasında bunların hepsinin tamamen bedava olduğunu keşfediyor.
01:39Zihnimizin aslında ne kadar özgür bir sığınak olabileceğini harika özetliyor öyle değil mi?
01:44Şimdi işin içine biraz duygu, biraz aşk katalım.
01:48Hal şiiriyle birlikte o sorgumayıcı tonumuz yerini çok daha sıcak, inanılmaz samimi bir itirafa bırakıyor.
01:54Düşünsenize, dışarıda kıyamet kopuyor, dünyanın binbir türlü karmaşık hali, derdi, tasası var ama yazar diyor ki,
02:01benim sadece tek bir halim var, o da sensin.
02:04Dünyanın bütün o gürültüsü, sağır edici kaosu tek bir insanın varlığıyla işte böyle bıçak gibi kesilebiliyor.
02:11Ve bu aşk öyle sıradan, sakin bir his değil.
02:15Açlık şiirinde yazarın kullandığı benzetme gerçekten inanılmaz.
02:19Sevgi öylesine fiziksel, öylesine somut ve çaresiz bir açlık hissine dönüşmüş ki,
02:24aldığı nefes bile sevdiğinin kokusuna bürünmüş.
02:27Aşkın o içgüdüsel, derinden gelen tutkusunu bundan daha çarpıcı nasıl anlatabilirdi ki?
02:32Bazen de sadece sevmek yeterlidir ya hani,
02:36seni seviyorum şiirinde aşkın o en saf, en beklentisiz halini görüyoruz.
02:41Şair yalnızlığına veya ağzından kaçan sitemlere bakılmamasına aslında böyle bile mutlu olduğunu söylüyor.
02:48Karşılık beklemeyen sevginin o devasa zenginliği.
02:51Az şey mi seni seviyorum derken aslında her şeyi özetliyor.
02:55Sadece sevmek eyleminin kendisi bile tek başına muazzam bir olay.
02:59Tabii aşkın içinde her zaman bir paradoks da var.
03:02Sensiz ve gökyüzü şiirlerinin hissiyatını yan yana koyduğumuzda bunu çok net hissediyoruz.
03:07Bir anda cehennemi aratmayan, insanın gözünü bile kırpamadan sabahlara kadar süren o uykusuz gecelerin sancısı var.
03:15Ama hemen yanında ayrı olsalar bile aynı gökyüzünün altında yaşamanın,
03:20aynı güneşle ısınmanın verdiği o tarifsiz sıcacık teselli.
03:23İkisi de aynı anda, aynı kalpte yaşanıyor.
03:26Yağmurda aşk şiiriyle o hislerin nasıl somut bir anıya dönüştüğüne bakalım.
03:31Gözünüzde canlandırın.
03:32Beklenmedik bir sanığa yakalanmışsınız.
03:35O anın getirdiği saf paylaşılan neşe,
03:37kadının gözlerindeki o ilk parlama ve adamın ıslak ellerindeki o ilk ısınma hissi.
03:42Bazen sadece bir yağmur damlası bile paylaşıldığında hayatın en büyük mutluluğuna dönüşebiliyor.
03:47Kesinlikle çok canlı bir tablo.
03:50Sahi kalp nedir?
03:51Kalp şiirinde yazar bize bunu yeniden tanımlatıyor.
03:54Kalp sadece göğüs kafesimizin içinde atan anatomik bir avuç et mi?
03:58Asla.
03:59Onu gerçekten kalp yapan şey saniyede ne kadar kan pompaladığı değil,
04:03içinde barındırdığı o uçsuz, bucaksız sevgi ve merhamet kapasitesidir.
04:08Yazarın gözünden baktığımızda kalbin sadece fiziksel bir organ olmaktan çıkıp tamamen ruha dönüştüğünü görüyoruz.
04:15Tam burada, gözyaşları şiirinden yola çıkarak size çok içten bir soru sormak istiyorum.
04:21Sizin hiç yağmurlarla yarışan, güneşte bile kurumayan gözyaşlarınız oldu mu?
04:26Tüm acılarınızı, her bir damlasında topladığınız, akmasına bile kıyamadığınız o anları düşünün.
04:32Bu sadece şiirsel bir abartı değil, insanın göğsüne oturan o devasa hüznün kelimelere dökülmüş hali.
04:39Biraz durup bu sorunun ağırlığını hissetmenizi istiyorum.
04:42Yağmur ve boşluk şiirlerine geldiğimizde o derin keder adeta zirve yapıyor.
04:47Öyle bir acı düşünün ki şairin gözleri eğer konuşsa kuraklıklara, devasa orman yangınlarına bile yağmur yağdırabilecek güçte.
04:56Diğer tarafta ise doldurulması tamamen imkansız olan, kadeh kadeh sarhoşluğun bile unutturamadığı koca bir boşluk deryası.
05:03İçsel yıkımın ne kadar sarsıcı, ne kadar kalıcı olabileceğini bundan daha iyi anlatamazdık.
05:08İşte kalp kırıklığının o kaçınılmaz amansız doğası.
05:12Kabuk şiirinde çok tuhaf ama çok tanıdık bir saplantı var.
05:17Sevdiğini unutmamak için iyileşmeyi yani yarasına kabuk bağlamayı bilinçli olarak reddeden bir kalp,
05:23toprak şiirinde ise o yıkıcı sonlukla yüzleşiyoruz.
05:25Gidenin ardından öylece kala kalmak değil, sevgili gittiği gün ruhen toprak olmak yani bitmek, yok olmak.
05:34Sevdanın o yıkıcı iki uç noktası.
05:36Hepimiz yetişkiniz ama bazen oyuncak şiirinde dediği gibi,
05:41hayatınızdan çekip giden her insanın ardından elinden en sevdiği oyuncağa alınmış çaresiz bir çocuk gibi baka kaldığınız olmadı mı?
05:49Yazar o ağır yetişkin hüznünü bir çocuğun o sessiz müdahale edemeyen kırılgan çaresizliğiyle harika bir şekilde özdeşleştirmiş.
05:58Gerçekten de insan bazen sadece izlemekle yetiniyor.
06:01Yine kısa bir mola verip düşünelim.
06:04Geçen günler şiirinden o evrensel, o varoluşsal soru geliyor aklımıza.
06:09Sahi geçen günler nereye gidiyor?
06:11Parmaklarımızın arasından kayıp giden gençliğimiz, o güzel anılar, kahkahalar, buharlaşıp uçuyorlar mı yoksa bir yerlerde birikiyorlar mı?
06:20Yazar bizi tam da o kayıp günlerin peşinden kendi nostaljisine, çocukluğuna götürüyor.
06:26Hacı Fettah Mahallesi'nin o masum sokakları, sokak ressamının o eşsiz kara bilyası ve tabii ki hayallerle dolu düş zengini
06:33küçük Mehmet.
06:34O kayıp dediğimiz geçen günlerin aslında zihnimizde nasıl capcanlı, en renkli haliyle donup kaldığını görüyoruz.
06:41İnsan belleği gerçekten muazzam bir şey.
06:44Küçük çiçek şiiri ise bana kalırsa en trajik olanlardan biri.
06:48Ulu ağaçların yani hayatını o en ulaşılmaz, en yüksek dallarında açan narin bir çiçek düşünün.
06:54Gözden çok uzak olduğu için fark edilmeden, öpülüp koklanmadan, güzelliğini hiç kimseyle paylaşamadan öylece kuruyup gidecek.
07:02Yaşanmamış hayatların, gözden kaçırılan güzelliklerin o acı veren geçiciliğini ne kadar da net özetliyor değil mi?
07:09Zaman akıp gidiyor.
07:10Ve yollarla ve zemberek şiirlerinde bu akışın yarattığı o çılgın kaosu hissediyoruz.
07:15Her yere giden ama belki de hiçbir yere varmayan yolların karmaşası.
07:19Ve içeride bir yerlerde çözülen, pas tutmuş bir zemberek yüzünden zamanın peşinden koşturan o zır deli halimiz.
07:27Zamanın akışı öyle bir kontrolden çıkıyor ki hepimiz sadece çaresizce o akışın peşinden sürükleniyoruz.
07:33Ve o koşturmacanın ardından gelen o mecburi yavaşlama anı.
07:38Meçhul şair şiirinde yazar artık o kaçınılmaz sonu kabullenmiş.
07:42Bir gün isminin de cisminin de yok olup gideceğini biliyor.
07:45Ama geriye başkalarının kalplerine dokunan o meçhul şiirler kaldığı sürece aslında bir nevi ölümsüzlüğe ulaştığının da farkında.
07:53Fiziksel varlığın bittiği yerde edebi varlık işte böyle başlıyor.
07:56Tüm bu yolculuğun sonunda artık yorgun, çok yorgun bir kalple karşı karşıyayız.
08:02Yürek mahkumu şiirinde şairin omuzlarına binen o ağırlığı resmen hissediyorsunuz.
08:08Gecikmiş saatler, zihni kemiren o bitmek bilmez keşkeler ve ruhu çürüten sevgisizlikler.
08:14Şairin o çok yorgunum be usta diyen, varoluşsal bir tükenmişliğin dibine vurduğu ruh halini hissetmemek elde değil.
08:21Ve o derin yorgunluğun içinden gelen son bir istek, adeta bir vasiyet var.
08:28Kendi bedeninin bile kendine yük olduğu, nefes almanın bile zorlaştığı o anlarda şair hapsolmuş kalbinin özgürleşmesi için bir yol buluyor.
08:38Her yağmurda benim bir şiirimi oku, hatırlanmanın, bir dizeyle başkasının zihninde yeniden var olmanın insan ruhunu nasıl özgürleştirebildiğini bize harika
08:49bir biçimde kanıtlıyor.
08:50Ve işte bu derin yolculuğumuzu bitirirken aklınızın bir köşesinde kalmasını istediğim o büyük soru.
08:57Hayatın o ağır yükleri sizi de kendi yüreğinizin yorgun bir mahkuma haline getirdiğinde, teselli bulmak, özgürleşmek ve o yükü bir
09:05nebze olsun hafifletmek için yağan yağmurun altında siz kimin meçhul şiirlerine sığınacaksınız?
09:11Kendi duygusal çapalarınızı keşfetmeniz dileğiyle.
09:14Bu duygu yüklü incelememizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler, bilgiyle ve hep merakla kalın.
Yorumlar

Önerilen