00:00Selamlar ve yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün yazar Erol Sunat'ın o çok özel, metaforik denemesine dalıyoruz.
00:07Konumuz ne mi? Edebiyatla ömür boyu süren, o ayrılmaz, inanılmaz derecede samimi ilişkimiz.
00:14Lafı hiç uzatmadan gelin bu edebi yolculuğa hemen başlayalım.
00:18Yazarımız metne o meşhur dizeye atıfta bulunarak çok güzel bir giriş yapıyor.
00:23Edebiyatın bir girdik koluna, düştük Veysel'in uzun ince yoluna.
00:27Aslında bu cümle bize her şeyi özetliyor.
00:30Edebiyat, okullarda zorla ezberletilen sıkıcı bir ders ya da kalın kitapların arasına sıkışmış bir kuram değil.
00:37O, hayat dediğimiz bu uzun ince yolda kol kola girdiğimiz en sadık yol arkadaşımız.
00:43Peki bu yolculuktaki ilk durağımız neresi derseniz, edebiyatı cedide.
00:48Ama durun, hemen aklınıza o kuralcı tarihi edebiyat akımı gelmesin.
00:52Yazarımız burada olaya çok daha taze, yepyeni bir pencereden bakıyor.
00:56Normalde Recaizade Mahmut Ekremler, Tevfik Fikretler gelir aklımıza değil mi?
01:01Ama yazar bu tarihi dönemin halk arasında nasıl şekil değiştirdiğini gösteriyor bize.
01:05Düşünsenize, birisi sular seller gibi şiirler okuyor, yazarları ezberebiliyor ve her soruya inanılmaz etkili, fiyakalı cevaplar veriyorsa,
01:13işte o zaman insanlar ona bir nevi şeref madalyası takıp, vay be edebiyatı cedidesi yerinde derlermiş.
01:21Yani bu terim müthiş bir hitabet ve hafıza gücünü öven günlük bir kavrama dönüşmüş.
01:26Asıl vurucu nokta da tam burası zaten.
01:29Eğer o engin kelime dağarcığına sahipseniz, edebiyat sizin için açılmaz denilen her kapıyı açan sihirli bir anahtar oluyor.
01:37Sizi imkansıza, hani o efsanelerdeki Kaf Dağı'na bile uçurup götürebilecek bir rehber, bir zümrüdağın kakuşu haline geliyor.
01:46İnanılmaz bir süper güç, öyle değil mi?
01:49Şimdi o dar ince patikadan çıkıp sonsuz bir okyanusa açıldığımızı hayal edelim.
01:54Yazarımız edebiyatın aslında içine daldıkça sınırları olmayan devasa bir deniz olduğunu fark ettiğimizi anlatıyor.
02:01Düşünsenize, demir atabileceğiniz limitsiz koy, keşfedilmeyi bekleyen sayısız körfez ve fırtınadan kaçıp sığınabileceğiniz güvenli limanlar var bu denizde.
02:11İletişim kurarken edebiyatın o tatlı, sakinleştirici gücünü kullandığımızda metaforik kayığımızı o güvenli limanlardan birine yanaştırmış oluyoruz.
02:21Bir anda ortam yumuşuyor, gerginlik buharlaşıp uçuyor.
02:24Ve biliyor musunuz, bu sadece ihtiyacımız olduğunda başvurduğumuz bir araç değil, hayatın bütün sesleri edebiyatla yankılanıyor.
02:32Adeta beşikten mezara kadar.
02:34İşin içine girince edebiyatın bizi ne kadar büyük bir zıtlıkla sardığını görüyorsunuz.
02:40Bir anda bebekken duyduğumuz o ilk ses, sakinleştirici, huzur dolu ninniler var, tam bir başlangıç.
02:47Ama diğer yanda hayatın sonunu simgeleyen, gözyaşları ve acıyla yoğrulmuş hüzünlü ağıplar var.
02:54Edebiyat bizi ilk nefesimizden son nefesimize kadar işte bu devasa duygu sarmalıyla kucaklıyor.
03:00Üstelik sadece duygular değil, edebiyatın frekansı ve ses seviyesi de hep değişkendir.
03:06Bazen yeri göğü inleten bir düğün şamatası, bir şangırtı, coşkulu bir gümbürtü olur.
03:13Bazen de tam tersi.
03:15İnsanın bam teline dokunan o sessiz tıngırtı, ciğer yakan bir türkü ya da yürek burkan bir feryat olarak karşımıza çıkar.
03:23Tam da bu duygu yoğunluğunun içinde metnin bize yönelttiği o çok çarpıcı soruyu ben de doğrudan size sormak istiyorum.
03:32Peki sizin edebiyatla aranız nasıl, gündelik hayatınızda kelimelerin bu dönüştürücü gücünden ne kadar faydalanıyorsunuz?
03:39Eğer şu an içinizden, metnimizin de dediği gibi, fena sayılmaz başlangıç için yeterli diyorsanız, inanın harika bir yerdesiniz.
03:48Erolsun'a tam da bunu vurguluyor.
03:50Edebiyat ucu bucağı olmayan bir okyanus.
03:52Sadece kıyısından köşesinden tutunup birazcık nasibinizi alsanız bile bu hayatınızı renklendirmeye fazlasıyla yetecektir.
04:00İşin bir de günlük sosyal ilişkiler boyutu var tabii.
04:03Edebiyatın o zıttıklarla dolu, iltifatlardan hakaretlere uzanan sosyal dünyası.
04:08Günlük hayatta kelimelerin madalyon gibi iki yüzü olduğunu unutmamak lazım.
04:13Bir yanda işleri pürüzsüzleştiren o tatlı dil, övgüler, iltifatlar, el pençe divan durarak kurulan süslü cümleler var.
04:20Ama madalyonu çevirdiğinizde küfür, azar, hakaret ve sitemler karşımıza çıkıyor.
04:26Hani şu sana demedim, ortaya söyledim diyerek attığımız dolaylı laflar, ince ince yaptığımız iğnelemeler yok mu?
04:32Aslında hepsi ama hepsi edebi birer sosyal araç.
04:36Haliyle insan ilişkilerinin olduğu her yer biraz tiyatro sahnesine dönüyor.
04:42Yazarın da belirttiği gibi işin içine tuluatlar, vaudeviller, orta oyunları, uzun tiratlar giriyor.
04:48Yüze gülüp arkadan söylenenler, yalandan yapılan şakalar,
04:52aslında günlük hayatımızda farkında bile olmadan sürekli bir sahnedeyiz.
04:57Ve inanır mısınız repliklerimizi edebiyattan çekip alıyoruz.
05:01Şimdi bu günlük koşuşturmacayı bir kenara bırakalım da,
05:05işin o görkemli, efsanevi geçmişine, destanların ve mitlerin dünyasına bir adım atalım.
05:11Çünkü edebiyat bizi sadece bugünle sınırlandırmıyor.
05:14O devasa kültürel hayal gücümüzün kapılarına aralıyor.
05:17Oğuz boylarının o meşhur efsaneleri canlanıyor karşımızda.
05:21Bilge Dedem Korkut, Yiğit Basat, Dev gibi Bamsı Beyrek ve Gözüpek Deli Dumrul.
05:26Bu isimler sadece tozlu sayfalarda kalmış masal kahramanları değil.
05:30Onlar bizim orta kafızamızın ta kendisi.
05:33Mesela kaynak metnindeki Bamsı Beyrek tasvirine bir bakar mısınız?
05:37O kadar görsel ve canlı ki.
05:40İki metreden uzun bir boy, çifte kılıç kuşanan bir dev.
05:43Öyle bir nara atıyor ki, ejderhalar bile korkudan kaçıp saklanacak delik arıyor.
05:48Bu detaylar, edebiyatın sadece siyah mürekkeple yazılmış bir metinden ibaret olmadığını,
05:54zihnimizde nasıl kanlı canlı devasa efsaneler yarattığını muazzam bir şekilde gösteriyor.
06:00Peki ya o meşhur köprünün sahibi Deli Dumrul?
06:03Metinde deniyor ki, eğer Deli Dumrul'un koluna gelip yürümeye kalkarsanız,
06:08sağınız, solunuz, içiniz, dışınız tamamen onun hikayesiyle kaplanır.
06:12Öylesine baskın, öylesine güçlü bir karakterdir ki,
06:16bugün bile etrafımızda o efsanevi kabadayılığa özenip,
06:19kendi çapında köprüler kurmaya çalışan,
06:22ben de onun gibiyim diyen insanlara rastlarsınız.
06:25Ve işte geldik başladığımız yere.
06:28Aşık Veysel'in o uzun ince yoluna.
06:31Yol dedik, edebiyatsız yürünmez.
06:33İncelememizi tamamlarken, sizi şu harika soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
06:38Hayat denen bu uzun yolda yürürken,
06:41edebiyatı sadece sessiz bir yol arkadaşı olarak mı yanınızda taşıyacaksınız?
06:45Yoksa kelimeleri bir kalkan, bir kılıç ya da ruhunuzu iyileştiren bir merhem gibi kullanıp,
06:51bu yolda kendi destanınızı mı yazacaksınız?
06:54Tercih sizin.
06:55Kendinize çok iyi bakın ve kelimelerin gücünü keşfetmekten asla vazgeçmeyin.