Bu yazı, yazarın kardeşini kaybetmesiyle başlayan derin bir yas sürecini ve ölümün insan ruhunda bıraktığı izleri konu almaktadır. Ölümün beklenmedik doğası karşısında insanın ne kadar savunmasız kaldığı vurgulanırken, dünya malının ve hırsların son yolculukta hiçbir anlam taşımadığı anlatılmaktadır. Yazar, gidenlerin ardından kalan boşluğun zamanla dolmadığını, sadece bu acıyla yaşamayı öğrenmenin mümkün olduğunu ifade etmektedir. Sevginin ertelenmemesi gerektiği üzerinde durulan metinde, anıların yitirilen kişileri kalbimizde yaşatan en güçlü bağ olduğu belirtilmektedir. Sonuç olarak, hayatın kısalığı hatırlatılarak sevdiklerimize yaşarken değer vermenin ve onlara sarılmanın önemi üzerinde durulmaktadır.
İlk yorumu siz yapın