Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 14 saat önce
Bu köşe yazısı, Lütfü Şahsuvaroğlu'nun kaleminden çıkan ve çay ile "dem" kavramı etrafında şekillenen derin bir anlatıyı sunmaktadır. Yazar, Mamak Cezaevi günlerindeki hapis hayatından Ahmet Rasim’in edebî mektuplarına kadar uzanan geniş bir yelpazede çayın simgesel değerini ele alır. Çay; bir içecek olmanın ötesinde özgürlük, maneviyat, dostluk ve hayatın sürekliliği gibi kavramlarla ilişkilendirilerek şiirsel bir dille tasvir edilir. Farklı vezinlerde kaleme alınan şiirler, çayın Rize’deki kökenlerinden Saraybosna’daki savaş hatıralarına kadar taşıdığı toplumsal ve duygusal yükü gözler önüne serer. Toplamda bu kaynak, dem kelimesinin temsil ettiği o eşsiz anın hem edebiyattaki hem de insan ruhundaki kalıcı izlerini derlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün hani o hepimizin gün içinde hiç düşünmeden yaptığı, sıradan gibi görünen bir ritüeli, yani bir bardak çay içmeyi konuşacağız.
00:11Ama inanın bana o ince belli bardağın içinde sadece sıcak su ve yaprak yok.
00:15İşin içine girince göreceksiniz, koca bir tarih, dilin zenginliği ve insanın o inanılmaz dayanıklılığı var.
00:22Yani aslında sıradan bir içecekten ziyade çayın anatomisine, özgürlüğe ve şiire doğru şöyle büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:30Hazırsanız hemen başlayalım.
00:31Konuya girerken yazar Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu'nun şu çarpıcı sözüyle başlamak istiyorum.
00:37Kendisi 1980 darbesinden sonra yattığı Mamak cezaevinden çıkışını anlatırken şöyle diyor.
00:42Bizim kuşak için içeriden çıktıktan sonra özgürlüğün yansıması olarak tadacağımız ilk şeyin cam bardaktan çay içmek olduğunu söylemeye ne hacet.
00:51Gerçekten çok etkileyici değil mi?
00:52Yani özgürlük dediğimiz o devasa soyut kavram bir anda o ince belli narin cam bardakla adeta ete kemiğe bürünüyor.
01:01Bu incelememizi de işte tam olarak bu derin insani mücadelenin üzerine kuracağız.
01:05Şimdi bir tarafta esareti ve o ağır zorlukları simgeleyen naylon melamin bardakları düşünün.
01:11Diğer tarafta ise umudu, özgürlüğü temsil eden o zarif cam bardakları.
01:15Siyasi tutukluluk gibi o zorlu ağır hapishane koşullarında hayat 15, 35 hatta 70 kişilik o devasa idare demlikleriyle ölçülüyordu.
01:25Düşünsenize, hal böyleyken tahliye olup da dışarıda gerçek bir cam bardaktan o ilk yudumu almak, işte o narin his, o
01:33dönemki mahcumlar için kelimenin tam anlamıyla özgürlüğün ta kendisiydi.
01:37Birinci bölümümüz dem felsefesi.
01:40Evet, hadi bu konunun biraz derinliklerine inelim.
01:43Fiziksel bir hapishane ortamından o somut cam bardaktan sıyrılıp dem dediğimiz bu tekecelik kelimenin manevi ağırlığına doğru geçiş yapıyoruz.
01:52Peki nedir hakikaten bu dem?
01:54Aslında farsça kökenli bir kelime ve özünde nefes veya vakit anlamına geliyor.
01:59Ama iş tasavvufi boyuta geldiğinde bu kelime kesinlikle sadece çay yapraklarını sıcak suda bekletmekten ibaret kalmıyor, çok daha fazlası.
02:07Ruhsal bir zenginliği, o tarifi imkansız kalp huzurunu ve ilahi varlığın o aşkın anını ifade ediyor.
02:14Yani bir yudum çay, ala ala da fiziksel bir eylem olmaktan çıkıp ebediyet gibi, an gibi çok daha derin manevi
02:20kavramlara bağlanıveriyor.
02:21Aslında dem kelimesinin günlük dilimize nasıl böyle kusursuzca sızdığına bir bakarsak her şey çok daha netleşecek.
02:28Mesela dem sürmek deriz değil mi?
02:30Bütün bir ömrü hoşça vakit geçirerek huzurla yaşamak demektir.
02:34Ya da dem vurmak.
02:35Aşktan veya inandığınız bir davadan böyle tutkuyla bahsetmektir.
02:39Bir de hepimizin bildiği o meşhur tavşan kanı da işi var tabii.
02:43Arapçada dem kelimesinin bizzat kan anlamına geldiğini düşünürsek, işin Farsçadaki nefes ve vakit anlamlarının ötesinde, çayın o mükemmel kızıl renginin
02:52neden kana benzetildiğini şıp diye anlıyoruz.
02:54Hatta biliyor musunuz, Hacı Badet'in de bir suçun hafiflemesi için kan akıtmaya da dem vurmak deniyor.
03:00Kısacası bu minici kelime tam anlamıyla inanılmaz bir kültürel ve dil bilimsel köprü görevi görüyor.
03:05Ve tabii edebiyatımızın o harika, o vurucu sözü dem bu demdir.
03:11Yani an bu andır.
03:13Zamanın durduğu o eşsiz vakit.
03:15Bu çok güçlü tasavvufi deyiş aslında ilahi olanla nihai birleşmeyi yani vuslatı simgeler.
03:22Sadece bu kısacık ifade bile sıradan bir çay içme eylemenin nasıl olup da derin bir manevi pratiğe dönüştüğünü bize harika
03:30bir şekilde özetliyor.
03:31Yani çay sadece içilmez, onun demini bulması, zamanın ve ruhun mükemmel uyumu yakaladığı o eşsiz andır aslında.
03:39Geldik ikinci bölümümüze.
03:41Osmanlı çay günlükleri.
03:43Şimdi enerjimizi biraz daha yükseltelim ve çayın geçmişte toplumu nasıl şekillendirdiğini görmek için zaman makinemizi atlayıp Osmanlı döneminin o hareketli
03:52günlerine doğru şöyle bir uzanalım.
03:54Ünlü yazar Ahmet Rasim'in şehir mektuplarında anlattığı tipik bir Osmanlı Ramazan gününü gözünüzde canlandırmanızı istiyorum.
04:01Sabah saatleri, orucun getirdiği o bildik mahmurluk, yorgunluk ve hafiften titreyen ellerle başlıyor gün.
04:06Saat 11'e doğru işler biraz değişiyor.
04:09Yazarın o inanılmaz eğlenceli tabiriyle göğsü genişleten, dereceyi inbisat dediği ağız dolusu devasa eslemeler sahneye çıkıyor.
04:16Ve nihayet iftar sonrası.
04:19Hacı Reşid'in dükkanında çay eşliğinde yapılan o neşeli edebiyat dolu buluşmalar.
04:23Akşam çayının Osmanlı aydınlığına getirdiği o fiziksel ve ruhsal rahatlamayı adeta hayata yeniden dönüşü buradan çok net bir şekilde hissedebiliyoruz.
04:31İftar sonrasındaki o meşhur Hacı Reşid'in dükkanında aslı olan tabelaya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.
04:37Çayım ağa hoşkuveru şirinest yani çayımız lezzetli ve tatlıdır.
04:42Şimdi bu dükkanda dönen edebiyat sohbetlerini zihninizde bir canlandırın.
04:47Kebapçı Zade Nida Bey gibi dönemin şairleri tartışmalı edebiyat akımları üzerine hararetli hararetli konuşuyor birbirlerine gazeller okuyorlar.
04:55Ve tahnin edin ne oluyor?
04:56Çay bu inanılmaz canlı ve entelektüel sahnenin tam merkezinde adeta düşüncenin ve dostluğun yakıtı gibi fokur fokur kaynıyor.
05:04Tabii her şey her zaman böyle şiirsel bir tatlılıkta ilerlemiyor maalesef.
05:09Ahmet Rasim'in bir de meşhur isyanı var.
05:11Yazarımız Haliç vapurlarında kötü çay servis edilmesini resmen bir skandal, düpedüz bir yolsuzluk olarak görüyor.
05:18Düşünün, Boğaz'ın o muhteşem manzarasına karşı demi kaçmış kötü bir çay içmeyi,
05:22çeşme suyunu damacanaya doldurup satmak gibi büyük bir alçaklıkla eş tutuyor.
05:27Yalan mı?
05:27Hak vermemek elde değil, o güzelim manzarada, o vapur sefasında kötü bir çay içmek,
05:33kesinlikle ama kesinlikle çayın ruhuna yapılmış en büyük ihanettir.
05:38Üçüncü bölümümüz, Çayın Şiiri.
05:40Bu da bize harika bir şekilde gösteriyor ki,
05:42çaya duyulan o tarihsel aşk sadece eski mektuplarda tozlanıp kalmamış,
05:47modern mısralarda da sonuna kadar yaşamaya devam ediyor.
05:50Lütfen şu muazzam mısraya dikkatinizi verin.
05:54Çay varsa henüz, son sözümüz bitti de denmez ki.
05:57Yazar Lütfü Şahsuvaroğlu'nun aruz ölçüsüyle kaleme aldığı bu dize,
06:02insan dayanıklılığının, umudu asla ama asla kaybetmemenin bence en güzel, en sade özeti.
06:09Düşünsenize, bir masada hala dumanı tüten bir bardak çay varsa o hikaye kesinlikle bitmemiştir.
06:15Orada hala iletişim vardır, yaşam vardır, direnç ve geleceğe dair taptaze bir inanç vardır.
06:22Yazarın bir diğer şiiri olan Çay İsterim'e baktığımızda da çok çarpıcı motifler görüyoruz.
06:27İlk olarak o ince belli, kristal bir bardaktan çay içmeye duyulan acil ve derin özlem var.
06:33Sonrasında Karadeniz'in kaderini baştan yazan, çay tarımını rizeye getiren zihni derinin ruhuna yollanan duaları,
06:41o büyük saygı duruşunu görüyoruz.
06:43Ardından o demin damağa yayılan rayhası, kokusunun verdiği muazzam duyusal haz geliyor
06:48ve son olarak garibanın hallerine yanarken anımsanan geçmişteki acılarla şu anki huzurun o keskin zıtlığı.
06:56Yani bu mısralar bize çok net bir şey söylüyor.
06:58Çay sadece tarımsal bir ürün değil, resmen şükran duyduğumuz bir kurtarıcıdır.
07:03Ve şu kucaklayıcı ifadeye özellikle odaklanalım istiyorum.
07:06Rize çayı sevdi, çay da Rize'yi.
07:09Doğayla insanın, toprakla bitkinin ne kadar kusursuz bir uyum içinde olduğunu anlatıyor bu cümle.
07:14Rize'nin o sarp dağ yamaçlarında adeta bir bereket dalgası gibi yayılan
07:19yemyeşil çay bahçelerinin kokusunu zihninizde bir canlandırın lütfen.
07:23Tıpkı Mecnun'un Leyla'sını bulması gibi Rize ile çayın bu destansı buluşması
07:27Karadeniz bölgesinin bütün karakterini sonsuza dek harmanlamıştır diyebiliriz.
07:32Dördüncü ve son bölümümüz Üç Şifa Mekanı.
07:36Artık incelememizin zirve noktasına yaklaşıyoruz.
07:39Şimdi çayın o iyileştirici ve birleştirici gücünün, acı, savaş ve huzurun iç içe geçtiği
07:45üç farklı coğrafyada nasıl yankı bulduğuna bakacağız.
07:49Adımlarımız sırasıyla Saraybosna, Mamak ve Rize.
07:52Hadi gelin bu durumun nasıl adım adım şekillendiğine beraber bakalım.
07:55İlk adımda kanlı bir savaş ve direniş, ikinci adımda cezaevi esareti ve o minicik rahatlama anı,
08:01üçüncü adımda ise muazzam bir doğa ve derin bir içsel yansıma var.
08:06Birbirine bağlı bu üç farklı hikaye çayın nasıl evrensel bir teselli kaynağı olduğunu bize gerçekten sarsıcı bir şekilde kanıtlayacak.
08:13İlk durağımız Saraybosna.
08:15Bosna Savaşı'nın o en acımasız, en yıkıcı günleri, bombardımanlardan geriye kalan yıkılmış bir sinemanın beyaz tozu dumanı içinde,
08:23tepelerden şehre abanan keskin nişancıların rastgele açtığı mermilerin altında küçük bir çocuk koşarak çeşmeden testisini dolduruyor.
08:31Neden mi yapıyor bunu?
08:32Teo ve Ali'ye için çay demlemek için.
08:35Dışarıdaki o korkunç yıkıma ve ensesinde hissettiği ölüm tehdidine rağmen orada o çayı demlemek,
08:41hayatta kalmaya dair inanılmaz bir direnişi simgeliyor.
08:45İnsanlar silamadan salaştan bahsederken çay, silah namlularının gölgesinde bile her derde devadır.
08:51İkinci durağımız Mamak Cezaevi.
08:53Lütfen şimdi ritmimizi biraz yavaşlatalım ve o soğuk demir parmaklıkların ardındaki atmosferi hissetmeye çalışalım.
09:00Gardiyanın çay sesi duyulur duyulmaz o sert coplar bir anla dinleniyor.
09:05Askerler sanki izne çıkmış gibi o inanılmaz gergin ortamda bir anlık sükunet beliriyor.
09:10Plastik ya da melemin bardakların içinde kırılan o kıtlama şekerin incecik sesi o kananlık koridorlarda adeta küçük bir mutluluk çığlığı
09:17gibi yankılanıyor.
09:18Parmaklıkların arasından süzülüp gelen o sıcak çay kokusu mahkumlara hayatta kalmanın ve umut etmenin hala mümkün olduğunu fısıldıyor.
09:25Çay o zindandaki yegane nefestir aslında.
09:28Ve son durağımız.
09:30Rize'nin o huzur dolu yemyeşil zirveleri.
09:32Yazarımız en yüksek tepelerden denize, dağlara, o bereketli çay bahçelerine doğru bakıyor.
09:38Doğa tam bir sessizlik ve sükunet içinde.
09:40Ancak yazarımız bu muazzam barış manzarasına bakarken zihninde hala o çocukların koştuğu saray boznanın acısını ve mamaktaki o ağır, yorgun
09:49anıları taşıyor.
09:50Çay, geçmişin tüm bu ağır hatıralarını bünyesinde toplayıp birleştiren ve doğanın şifalı kollarında insanı nihai bir dinginliğe kavuşturan o büyük
10:00köprü görevini üstleniyor.
10:01İncelememizin sonuna gelirken sizi şu derin soruyla başbeşe bırakmak istiyorum.
10:06Eğer bir bardak çay, keskin nişancı ateşi altındaki yıkık dökük bir savaş alanında veya soğuk demir parmaklıkların ardında bir anlık
10:15da olsa huzur ve umut getirebiliyorsa,
10:18bugün içeceğiniz o ilk bardak çay sizin için gerçekte ne anlama geliyor?
10:22Belki de o ince belli bardağın içindeki şey sadece sıcak bir içecek değil, tarihin, direnişin, dayanılılığın ve nefes aldığımız her
10:31bir anın ta kendisidir.
10:33Bu anlattıklarımızın ışığında eminim bir sonraki çayınızı çok daha farklı, çok daha derin bir hisle yudumlayacaksınız.
10:41Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar

Önerilen