00:00Merhabalar, bazen en büyük hazineler en umulmadık yerlerde saklıdır değil mi?
00:05Mesela eski bir not defterinin o sararmış sayfaları arasında.
00:09İşte bugün biz de tam olarak böyle bir defterden damıtılmış,
00:13insan olmanın ne demek olduğunu bize tekrar hatırlatan notların izini süreceğiz.
00:19Haydi gelin Kafka'dan gelen şu sarsıcı sözle başlayalım.
00:22Benim yalnızlığım insanlarla dolu.
00:25Durup bir düşünelim.
00:26Etrafınız insanlarla dolu içen böyle iyiliklerinize kadar yalnız hissettiğiniz oldu mu hiç?
00:31İşte bu tezatlık, bu acı his ilk konumuzun tam da merkezinde.
00:36Ve işte ilk durağımız da bu.
00:38Kalabalıklar içinde yalnızlık.
00:40Yani modern zamanların belki de en tanıdık, en iç yakan paradoksu.
00:44Bakın bu slide'da insan ilişkilerine dair iki farklı hatta zıt kutup var.
00:49Sol tarafta Chehov ne diyor?
00:52Eğlenebildiklerinle arkadaş, anlatabildiklerinle dost,
00:55ağlayabildiklerinle kardeş olursun.
00:57Ne kadar güzel, ne kadar umut dolu bir formül.
01:00Ama bir de sağa bakalım,
01:02Hazreti Ali'nin asırlar öncesinden gelen o net tespitiyle yüzleşiyoruz,
01:06insanları tanıyan yalnızlaşır.
01:09Peki ama nasıl olur da bu ikisi aynı anda doğru olabilir?
01:12İşte bu gerilim belki de hepimizin yaşadığı en büyük ikilemlerden biri.
01:16Peki bu yalnızlık çemberinden çıkış var mı?
01:19Belki de cevap, Gabriel Garcia Marquez'in şu müthiş cümlesinde gizlidir.
01:23Seni, sen olduğun için değil, senin yanındayken ben, ben olduğum için seviyorum.
01:28Yani bütün mesele bir başkasının varlığında maskelerimizi atıp,
01:32gerçekten kendimiz olabilmek.
01:33İşte o zaman gerçek bağ kırılıyor.
01:35Şimdi o kalabalığın gürültüsünden, ilişkilerin karmaşasından sıyrılıp,
01:40bambaşka bir diyara, sessizliğin gücüne doğru yol alıyoruz.
01:44Bu slide, sessizliğin adeta evrimini gösteriyor bize.
01:48Böyle üç adımda.
01:49Her şey nerede başlıyor biliyor musunuz?
01:51Anlaşılmamakta.
01:52Anlayanı olmadığında sessizleşir insan.
01:55Yani bu bir tercih değil, bir mecburiyet.
01:58İkinci adımda, bu durum artık bir ilkiye dönüşüyor.
02:01Diyor ki, senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen sözlerini de anlamaz.
02:05Yani artık çabalamanın, boşa kürek çekmenin bir anlamı kalmamıştır.
02:09Ve geldik son adıma.
02:11İşte burada o sessizlik bir zayıflıktan çıkıp, sarsılmaz bir güce dönüşüyor.
02:16Bukowski'nin dediği gibi, istediğin kadar bağır çağır, susan birini yenemezsin.
02:20Anlaşılma arayışıyla başlayan bir yolculuğun, nasıl da yenilmez bir güce ulaştığını görüyorsunuz.
02:25İnanılmaz.
02:26Sessizliğin o sarsılmaz kalesinden, şimdi konuşmanın ve gerçeği söylemenin ne kadar riskli olabileceğine, yani gerçeğin bedeline geliyoruz.
02:34Gerçeğin bedeli nedir diye sorduğumuzda, Edward Snowden'ın bu tüyler ürperten cümlesiyle karşılaşıyoruz.
02:41Suçu açığa çıkarmak suç kabul ediliyorsa, suçlular tarafından yönetiliyorsunuz demektir.
02:47Bu sadece bir söz değil, aynı zamanda ciddi bir uyarı.
02:50Bazen doğruyu söylemek en büyük suç haline gelebiliyor.
02:53Necat Uygur ise çok daha farklı bir gerçeğe dokunuyor.
02:57Satın alınabilen her şeye mal denir.
03:00Ve devamı çok daha sert.
03:01O malın yürüyor, konuşuyor ve gaflet, delalet hatta ihanetle nefes alıyor olması hiçbir şeyi değiştirmez, diyor.
03:09İşte Uygur'un bu ağır sözlerinin hemen altına, bu defterin sahibi Mehmet Özkendirci bir not düşmüş, asıl bomba da burada
03:16patlıyor.
03:16Soru şu, bugünkü siyasiler için yazılmış olabilir mi?
03:20Vay be, bu soru alıntıya alıp tam da günümüzün ortasına bırakıyor.
03:24Peki bu kadar keskin gerçeklerle her gün yüzleşmek kolay mı?
03:28Tabii ki değil.
03:28Bazen ne yapıyoruz?
03:30Onları biraz daha yaşanılır bir çerçeveye oturtuyoruz.
03:33İşte Bukowski de bu gerçeği yeniden çerçeveleme sanatını o meşhur acımasızlığıyla özetlemiş.
03:39Ne diyor? Bazı insanlara tam bir geri zekalısın diyemediğimiz için tabii o da senin görüşün deriz.
03:46Hadi dürüst olalım, bu sosyal can kurtaran simidini hepimiz en az bir kez kullanmışızdır değil mi?
03:52Evet, yalnızlıktan başladık, sessizliğe uğradık, acı gerçeklerle yüzleştik.
03:57Şimdi gelin bu defterden son bir notla yolculuğumuzu tamamlayalım.
04:00Ve işte kapanış notumuz Johan Strauss'dan geliyor.
04:04Kusursuz yapan ders aldığımız hatalardır.
04:07Ne kadar harika bir özet değil mi?
04:09Yani tüm o yaşadığımız yalnızlıklar, bizi susmaya iten anlar, yüzleştiğimiz o sert gerçekler bunların hiçbiri bir son değil.
04:18Aksine bizi biz yapan derslermiş meğer.
04:21Bu eski defterin sayfalarına birlikte araladık, içindeki bilgelikle biraz olsun aydınlandık.
04:27Şimdi sıra sizde.
04:28Tüm bu yolculuğun sonunda geriye tek bir soru kalıyor.
04:31Peki, sizin zihin defterinizde ne yazıyor?
Yorumlar