00:00Herkese merhaba. Şöyle bir durup günün koşuşturmacasını, verileri, manşetleri bir anlığına unutmayan edersiniz.
00:05Bugün bambaşka bir şey yapacağız.
00:07Kelimelerin peşine takılıp bir şairin ruh haritasında, onun kendi dünyasında gezineceğiz.
00:12Yani bu öyle bildiğiniz analizlerden olmayacak.
00:15Daha çok hep birlikte çıkacağımız duygusal bir keşif yolculuğu.
00:19İşte yolculuğumuzun davetiyesi de şairin ta kendisinden, Mehmet Özkendirci'den geliyor.
00:24Diyor ki, siyasetin o karanlık labirentlerinden bir çıkalım gelin, sizi kendi şiiristanımda bir gezdireyim.
00:31Valla ne kadar güzel bir davet değil mi?
00:33Hadi o zaman bu daveti kabul edelim ve onun dünyasına birlikte adım atalım.
00:38Yolculuğumuzun ilk durağına geldik bile.
00:40Burası İlham Perisi'nin bakışı.
00:43Yani aşkın ve o derin bağların coğrafyasını şöyle bir keşfe çıkacağız.
00:47Ve bu coğrafyada karşımıza ilk çıkan şey ne?
00:50Süreyya'nın gözleri.
00:51Şair diyor ki, durgun bir deniz gibiydi.
00:55İlk bakışta her şey sakin, huzurlu.
00:58Ama sonra ekliyor, bilmezdi içinde ne fırtınalar kopardı.
01:01İşte bu, o sakinliğin altında yatan o devasa gük, o patlamaya hazır potansiyel.
01:07Aşkın tam olarak bu ikili doğasını, bu sakin ama bir o kadar da fırtınalı halini bundan daha güçlü bir imgeyle
01:13anlatmak mümkün müydü acaba?
01:15Şimdi sırada sadece üç adımda inanılmaz bir dönüşüm hikayesi var.
01:19Bakın, ne kadar basit ama ne kadar derin.
01:22Adım bir, okyanusta herhangi bir kum tanesiydin.
01:25Milyonlarcasından biri.
01:27Adım iki, kalbime girdin.
01:29Ve adım üç, inci oldun.
01:31Bu kadar.
01:32Okyanustaki sıradan bir kum tanesinin sevgiyle nasıl paha biçilmez bir inciye dönüştüğünü anlatıyor.
01:37Aşkın bu dönüştürücü gücü gerçekten muazzam.
01:41Aşk temasındaki bu gezimizi şu dizelerle bitirelim isterseniz.
01:45Diyor ki şair, sağ yanımda deniz, sol yanımda sen.
01:48Güzel bir manzara değil mi?
01:50Ama asıl olay, asıl sihirli dokunuş son dizede geliyor.
01:53Gözlerinde denizi seyrederken.
01:55Yani o yanı başındaki koca denize değil, sevdiğinin gözlerindeki denize bakıyorsun.
02:00Bütün bir evreni, o sonsuzluğu sevdiğin birinin gözlerinde bulmak, işte aşk tam da bu galiba.
02:06Evet, şimdi yolculuğumuzda biraz daha hüzünlü bir durağa geliyoruz.
02:10Burası gidişin yankısı.
02:12Hani o bağlar zayıflar, geriye sadece bir sessizlik kalır ya.
02:15İşte o anlara bakacağız şimdi.
02:17Ayrılığın ilk yüzüyle tanışalım.
02:19Bakın ne diyor?
02:20Öyle gittin ki benden, ben de gittim kendimden.
02:24Bu kadar. İki satır.
02:25Ama aslında gidenin sadece o olmadığını, insanın kendinden de gittiğini, benliğinden bir parçanın koptuğunu anlatıyor.
02:33Bu kadar basit görünüp ve bu kadar ağır bir hissi nasıl verebilir bir dize?
02:38İnanılmaz.
02:39Ve şimdi o sessiz sedasız gidişin tam zıddı, bambaşka bir ayrılık var karşımızda.
02:45Bu nasıl gitmek diye soruyor şair.
02:47Cevabı kendisi veriyor.
02:49Denizleri kurutarak, dağları devrerek.
02:51Yahu bu bir gidiş değil ki, bu resmen bir kıyamet.
02:55Bir insanın gitmesinin bütün bir coğrafyayı, bütün bir dünyayı nasıl yerle bir edebileceğini anlatan sarsıcı dizeler.
03:01Bu bölümü kapatırken, yokluğun ne demek olduğunu belki de en iyi anlatan dizelerden birine bakalım.
03:07Giden sevgili için ne güneşimsin ne de ayım diyor.
03:10Yani mesele sadece bir aydınlığın, bir ışığın gitmesi değil.
03:14Mesele çok daha derin.
03:15Sen benim eksik yanımsın diyor.
03:17Yani sanki bir organın, bir uzvun eksik gibi.
03:20O tamamlanamamışlık hissi.
03:22İşte yokluk tam olarak bu.
03:24Yolculuğumuzun üçüncü durağına geldik.
03:26Şimdi biraz daha içimize döneceğiz.
03:28Durağımızın adı, yalnızlıkla sohbetler.
03:31Hani o aralarda kalan sessiz boşluklar var ya, işte oralarda biraz gezineceğiz.
03:36Bakın şimdi, yalnızlık bir şiirinin ilk dizesi şöyle başlıyor.
03:41Yalnızlığım dört duvar.
03:42Tamam bunu duyduğumuzda aklımıza ne geliyor?
03:44Kapalı bir kapı, boş bir oda, tek başına bir insan.
03:47Klasik bir yalnızlık tablosu değil mi?
03:49Ama durun, asıl olay şimdi geliyor.
03:52Ve ikinci dize bütün resmi bir anda tersine çeviriyor.
03:56Ve dördünde de insanlar var.
03:58İşte bu.
03:59Asıl yalnızlık bu.
04:01Bomboş bir odada olmak değil.
04:03Etrafın insanlarla doluyken kendini yalnız hissetmek.
04:06O kalabalığın içindeki görünmezlik.
04:08Bence modern insanın yaşadığı en büyük dramlardan birini bu iki kısacık dizeyle özetlemiş şair.
04:14Yalnızlık üzerine bir başka çarpıcı şiir.
04:17Tam bir paradoks.
04:19Düşünün.
04:19Sen kuzey kutbunda, ben güney kutbunda.
04:22Yani fiziksel olarak birbirinizden daha uzak olmanız imkansız.
04:27Dünyanın iki ayrı ucundasınız.
04:29Ama sizi ortak bir paydada buluşturan bir şey var.
04:32Yalnızlıktan yanıyoruz.
04:34Ne kadar ilginç değil mi?
04:35Bazen en büyük mesafeler bile aynı duyguda birleşince en tuhaf, en derin bağı kurabiliyor.
04:42Geldik dördüncü durağımıza.
04:44Şimdi konular biraz daha evrenselleşiyor.
04:46Daha felsefi bir alana giriyoruz.
04:47Başlığımız zaman, benlik ve son bir yolculuk.
04:50Yani evet hepimizin eninde sonunda yürüyeceği o kaçınılmaz yoldan bahsedeceğiz.
04:55Hani hep deriz ya, zaman akıp gidiyor diye.
04:58İşte şair bu çok bilinen lafa meydan okuyor.
05:00Kim demiş akıp gidiyor zaman diye soruyor ve sonra o müthiş cevabı veriyor.
05:05Akıp giden biziz toprağa doğru her an.
05:08Düşünsenize bir.
05:09Aslında zaman duruyor. Biz onun içinden geçip gidiyoruz.
05:12Bakış açımızı resmen 180 derece değiştiren bir düşünce bu.
05:16Ve şimdi hayat denen bu uzun tren yolculuğunun belki de en son vagonuna geldik.
05:24O son vagondaki son yolcu.
05:27Peki kim bu yolcu?
05:29Aslında hepimiziz değil mi?
05:30Peki bu son yolcunun valizinde ne taşıdığına bir bakalım.
05:34İçinde kıyafetler falan yok.
05:37İçinde bir ömür var.
05:39Yaşadığı acılar.
05:40Ona hiç okuyamadığı şiirler.
05:42Paramparça olmuş bir gençlik.
05:44Hep yarım kalmış o gülüşler.
05:45Ve arkasında bıraktığı kendi gölgesi.
05:48İşte bütün bir hayatın yükü.
05:50Bütün o anılar.
05:51Bütün o pişmanlıklar.
05:52Hepsi o valizin içinde.
05:54Ve geldik yolculuğumuzun sonuna.
05:56Son durağımızın adı külde kalan bir soru.
05:58Artık her şey bittiğinde aklımızda kalacak o tek düşünceye, o son soruya bakacağız.
06:04İşte o soru bu inanılmaz imge ile geliyor.
06:07Kim bilir kaç yangının külü var kirpiklerinde.
06:10Ne kadar dokunaklı, ne kadar zarif bir dize.
06:14Yani yaşadığımız her büyük aşkın, her derin acının, her tutkunun, yani o yangınların ardında görünmez bir iz bıraktığını söylüyor.
06:22Kirpiklerimize konmuş bir kül tanesi gibi.
06:25Hayatın bütün izlerini o küçücük kirpiklerde taşıyoruz aslında.
06:28İşte bu şiirsel yolculuğun sonunda şairin bize sorduğu ve benim de size bırakmak istediğim o kışkırtıcı soru şu.
06:36Günün sonunda yolculuk bittiğinde geriye ne kalır?
06:39O yaşadığımız yangınların canlılığı ateşi mi?
06:42Yoksa o yangınlardan arta kalan küller mi?
06:45Bence bu her birimizin kendi hayat yolculuğunun mirasını düşünmesi için harika bir soru.
06:51Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Yorumlar