00:00Herkese merhaba, yepyeni bir incelememize daha hoş geldiniz.
00:04Biliyorsunuz karmaşık gibi görünen o derin duyguları, hepimizin hayatına dokunan o ince düşünceleri alıp burada birlikte çözmeyi çok seviyoruz.
00:12Bugün de masamızda tam böyle bir konu var.
00:15Atsız Burucu'nun kaleme aldığı, okuduğunuz an sizi alıp kendi içinize döndüren o muazzam metin uzaklar.
00:22Yazarın anılarına, içsel yolculuğuna ve aslında hepimizin çok ama çok iyi bildiği o evrensel duygulara harika bir pencereden bakacağız.
00:31Hiç vakit kaybetmeyelim, hazırsanız hemen başlayalım.
00:34Hikayemiz aslında çok parlak, güneşli ve çok tanıdık bir sahnede başlıyor.
00:39Ereğilinin o meşhur ivriz kabartmalarındayız.
00:42Bir düşünün, dünyanın bilinen ilk tarım anıtlarından olan o devasa binlerce yıllık sessiz taşlar ve hemen önlerinde yankılanan o cıvıl
00:51cıvıl çocuk neşesi.
00:53Yazarımız Şir'in yeğenlerini motosikletine atıp buraya, tarihin ortasına getirmiş, çocuklar etrafta koşuşturuyor, sürekli bir şeyler soruyor, kahkahalar atıyorlar.
01:02Anlayacağınız, anlatının en başı kesinlikle çok dışa dönük, çok fiziksel ve hayat dolu bir an.
01:08Ama tam bu noktada yetişkinlerin dünyasıyla çocuklarınki arasındaki o keskin fark inanılmaz bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
01:16Hani yazarın da çok zekice yakaladığı gibi biz yetişkinler sürekli maskelerle dolaşıyoruz değil mi?
01:21Süslü püslü laflar ediyoruz ama aslında çoğunlukla sadece konuşmuş olmak için konuşuyoruz.
01:26Fakat çocuklar, işte onların dünyası bambaşka.
01:30Onlar asla rol yapmıyor.
01:32Sadece gördüklerini hiçbir filtre olmadan dümdüz söylüyorlar.
01:35Ve en önemlisi yüzünüze değil doğrudan ruhunuza bakıyorlar.
01:39Çocukların aslında bizim en dürüst aynamız olduğu gerçeği, işte tam da birazdan yaşanacak o büyük kırılma anı için kusursuz bir
01:47zemin hazırlıyor.
01:48Birinci bölüm, adanın beklenmedik sorusu.
01:51Yani neşeden içsel düşünüşe geçiş.
01:54O tarihi alanın cıvıl cıvıl, gürültülü atmosferini geride bırakıp dönüş yolunda bir motosiklet kaskının içindeki o daracık, o sessiz ve
02:03yalıtılmış alana geçiyoruz.
02:05İşte tam bu an.
02:07Yazarın küçük yeğeni Ada ona sıkıca sarılırken o soruyu soruyor.
02:10Mehmet amca niye hep uzaklara dalıyorsun?
02:13İnanılmaz değil mi?
02:14Bu tek ve aslında çok delici soru bir anda tüm bu hikayenin duygusal çıpa sol veriyor.
02:20Küçücük bir çocuğun bu yalın, fitresiz sorusu yazarı adeta kendi içine hapsediyor.
02:25Çünkü bu öylesine sorulmuş sıradan bir soru değil.
02:28Dışarıdan bakıldığında fark edilen ama bizim çoğu zaman kendimize bile itiraf edemediğimiz o içsel kopuşun çocukça ama bir o kadar
02:35da sarsıcı bir tespiti.
02:37Ada'nın bu sorusu yazarımızı ve dolayısıyla hepimizi o evrensel gerçekle yüzleştiriyor.
02:43Bulunduğumuz yere tam olarak sağmamak.
02:45Bedenin bir yerde durması ama zihnin kilometrelerce hatta yıllarca ötede başka diyarlarda dolaşması.
02:52Hangimiz hissetmedik ki bunu?
02:54Fiziksel olarak bir odanın içinde, kalabalık bir masada hatta çok mutlu bir anın tam ortasında bile olabilirsiniz.
03:00Ama zihniniz geçmişte ya da asla geri gelmeyecek bir anın içinde gezinip durur.
03:05İşte hepimizin çok iyi bildiği o tanıdık aidiyetsizlik hissi tam olarak budur.
03:10İkinci bölüm.
03:11Uzaklığın gerçek tanımı.
03:13Yani kilometrelerin ötesinde.
03:16İşte tam bu noktada yazarımız uzak kavramını tamamen yeniden tanımlıyor.
03:21Büyüdükçe, yaş aldıkça zihnimizdeki o mesafe algısı coğrafi bir harita bilgisi olmaktan çıkıyor ve tamamen duygusal, çok daha ağır bir
03:29şeye dönüşüyor.
03:30Uzak dediğimiz şey haritadaki o iki nokta arasındaki boşluk değilmiş aslında.
03:34Bir türlü erişemediğiniz o insanmış, ne yaparsanız yapın geri getiremediğiniz zamanmış, düzeltemediğiniz o hata ya da tam söyleyecekken dudaklarınızdan dökülmesine
03:44izin veremediğiniz o sözmüş.
03:46Anlayacağınız mesafeler artık kilometrelerle değil sadece içimizde, kendi kalbimizde ölçülüyor.
03:53Üçüncü bölüm içimizdeki sessiz yer.
03:56Yani hissetmekten yorulmak.
03:58Toplum bu sürekli uzağa dalıp gitme haline genellikle basit bir dalgınlık sanıyor.
04:02Hani daldı gitti deriz ya.
04:04Ama aslında bu hissetmekten yorulmanın ta kendisi.
04:08İnsan her zaman düşünmekten yorulmaz ki.
04:10Çoğu zaman o dalgınlık dediğimiz şey çok fazla hissetmenin getirdiği o devasa ruhsal yorgunluktan doğar.
04:17Metnin belki de en vurucu cümlesi tam da bunu söylüyor.
04:20Çünkü herkesin içinde sustuğu bir yer var ve insan en çok oraya dalıyor.
04:24Kısacası o dalgınlık insanın kendi içindeki o en sessiz, en kuytu köşeye yaptığı bir sığınma yolculuğu.
04:31Şimdi sizden ricam sadece saniyeler için bile olsa kendi içinize bir dönmeniz.
04:36O büyük kalabalıkların içindeyken, gülüşürken, çalışırken bile zihninizin aniden sessizliğe bürünüp sığındığı o gizli, o içsel mekan neresi.
04:45Gelin o sessiz mekanın derinliklerine biraz daha inelim.
04:49Orada isimsiz uzaklıklar var.
04:51Bazen bir insana duyduğunuz his, bazen bir kırgınlık ya da özlem hepsi birbirine karışıyor.
04:57Dışarıdan hissettiğimiz duyguyla onun altında yatan asıl gerçeklik çoğu zaman bambaşka.
05:03Mesela kırgın olduğunuzu sanırsınız ama asıl canınızı yakan şey hikayenin yarım kalmış olmasıdır.
05:09Ya da en çarpıcısı.
05:10İnsan bazen sadece bir kişiyi değil, asıl onun yanındayken hissettiği o kendi halini özlüyor.
05:16Düşünsenize, kendinizin o versiyonuna duyduğunuz bir eksiklik bu.
05:21Ne kadar derin bir içgörü.
05:22Haksız mıyım?
05:23Dördüncü ve son bölüm.
05:25Nerede yaşıyoruz?
05:26Ve son gerçeklik.
05:28İçimizde taşıdığımız tüm bu isimsiz uzaklıklar bizi o en büyük, en nihai soruya getiriyor.
05:34Peki biz aslında nerede yaşıyoruz?
05:37Hayatımızda, yanımızda olmayan ama içimizde yaşamaya inatla devam eden o insanlar, gözümüzün baktığı o fiziksel yerde değil, işte tam olarak
05:46o zihnimizin sustuğu yerde ikamet ediyorlar.
05:48Üstelik sadece orada da kalmıyorlar.
05:51Gündelik hayatımızın tam ortasında, otobüste durup baktığınız bir manzarada, radyoda aniden çalmaya başlayan o şarkıda veya tek başınıza çıktığınız uzun
05:59bir yolculukta bir anda çıkıp geliyorlar.
06:01İçsel coğrafyamız, dış dünyamızı sürekli ama sürekli işte böyle sızıyor.
06:06Ve yazar, okuru adeta olduğu yere çivileyen o muazzam cümleyle hikayenin bu mikro-makro yayını kusursuzca tamamlıyor.
06:15Çünkü insan bazen yaşadığı yerde değil, içinde taşıdığı yerde yaşıyor.
06:21İvris kabartmalarındaki o sıradan, neşeli ve güneşli tur, kılçucuk bir çocuğun tek bir sorusuyla işte böyle evrensel bir gerçekliğe bağlanıyor.
06:30Kilometrelerin, mekanların, şehirlerin anlamsızlaştığı, asıl evimizin, asıl ikametgahımızın, kalbimizde ve zihnimizde taşıdığımız o sessiz, o uzak alanlar olduğu gerçeğine.
06:42Bu incelememizin sonuna yaklaşırken, atsız gurucunun zihninde fırtınalar koparan küçük yeğeni Ada'nın o masum sorusunu şimdi doğrudan ben size
06:51yöneltmek istiyorum.
06:52Siz bu hikayeyi dinlerken zihniniz nerelere gitti?
06:56Sizin uzağınızda kim var?
06:57Kalabalıkların içinde bir anda sessizleştiğinizde siz nereye dalıp gidiyorsunuz?
07:02Lütfen bu soruları zihninizin o sessiz köşesinde kendinize sormaya devam edin.
07:06Öğrenmeye, keşfetmeye ve kendinizi anlamaya ayırdığınız bu kıymetli zaman için çok teşekkürler.
07:12Kendinize ve içinizde taşıdığınız o uzaklara çok çok iyi bakın.
07:15Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
07:17Şimdilik hoşçakalın.
07:20İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar