00:00Herkese merhaba, bugün Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı hesaplar başlıklı bir yoruma oldukça ilgi çekici bir metne odaklanacağız.
00:08Bu metin, Türkiye'nin sürekli olarak dış tehditler altında olduğu ve içeriden zayıflatılmaya çalışıldığı fikrini temel alıyor.
00:16Gelin, yazar ne gibi tezler ane sürmüş, nasıl çözümler önermiş, hep birlikte bakalım.
00:21Yazar, lafı hiç dolandırmadan doğrudan bu cümleyle giriyor konuya.
00:26Yani daha ilk saniyeden metnin tonunu belirliyor aslında.
00:30Bir tarafta biz varız, diğer taraftaysa üzerimizde hesapları hiç bitmeyen onlar ve bu kuşatılmışlık hissi metnin sonuna kadar bize eşlik
00:38edecek.
00:39Şimdi, yazarın bütün bu düşünce yapısını anlamak için önce temel fikrine bakmamız lazım.
00:45Nedir bu fikir? Çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
00:49Türkiye diyor, hiç bitmeyen ve sürekli kılık değiştiren bir komplonun tam ortasındadır.
00:54Ve ona göre, olup biten hiçbir şey tesadüf değil.
00:59Adeta bir satranç tahtası düşünün.
01:01Bu tahtadaki her bir hamle, ismini tam koymasa da, emperyalist dediği küresel güçlerin uzun vadeli bir planının parçası.
01:09Bütün bu hamlelerin de tek bir hedefi var.
01:12Türkiye'nin o stratejik önemini sarsmak.
01:15Peki güzel, yazar bu büyük komployu anlatıyor da, sahada bu iş nasıl yürüyor?
01:20Yani bu düşmanlar ne yapıyor da yapıyor?
01:22İşte tam bu noktada, son zamanlarda çok sık duyduğumuz bir kavramı ortaya atıyor.
01:27Hibrit terör.
01:29İşte burası, yazarın en çarpıcı iddialarından biri.
01:33Belki de en çok tartışılacak olanı.
01:36Diyor ki, birbirinden alakasız gibi görünen,
01:39mesela bir yanda DH gibi bir örgüt, diğer yanda FETÖ gibi bir yapı,
01:44bunların hepsi aslında aynı kuklacının elindeki piyonlar.
01:48Peki bu dış güçler, bu piyonları nasıl oynatıyor?
01:51İşte yazar, tam olarak burada toplumun fay hatlarına, en hassas noktalarına parmak basıyor.
01:58Dini duygularımız, ekonomik zorluklar, siyasi çekişmeler,
02:01bütün bunları birer silah gibi kullandıklarını söylüyor.
02:04Yani aslında içeride yaşadığımızı sandığımız pek çok sorun,
02:08yazarın iddiasına göre dışarıdan yönetilen bir operasyonun parçası.
02:12Demek ki yazarın anlattığı hibrit terör dediğimiz şey,
02:16sadece bildiğimiz bombalı saldırılar, silahlı eylemler falan değil.
02:20Hayır, asıl olay çok daha derinde.
02:23Sosyal ve dini konuları kaşıyarak,
02:25devlete olan güveni yok etmek ve nihayetinde toplumu içeriden çökertmek.
02:31Peki tüm bu karmaşık planların, bu hibrit savaşın amacı ne?
02:35Yazar bütün bunların arkasında çok somut, jeopolitik bir ödül olduğunu söylüyor.
02:40Eee o zaman soralım, yazara göre bu kadar hesabın kitabın hedefinde ne var?
02:45Bütün bu düşmanca hamlelerin nihai amacı ne?
02:48İşlemetin bizi tam bu noktada adım adım büyük bir hedefe doğru götürüyor.
02:52Orta koridor.
02:53Yazarın mantığı aslında çok basit.
02:56Şöyle diyor,
02:57Türkiye'nin can damarı,
02:59yani stratejik ve ekonomik çıkarların neresiyse,
03:02düşmanın gözü de tam oradadır.
03:04Ve bu denklemde,
03:05Asya'yı Avrupa'ya bağlayan o kritik orta koridor,
03:08işte bu büyük oyunun merkezindeki en büyük ödül.
03:11Hatta yazar bu teorisine güncel bir örnek de veriyor.
03:16Mesela diyor,
03:17şu son zamanlardaki ABD-İran gerilimini düşünün.
03:21Bunu sakın tek başına bir olay olarak görmeyin diyor.
03:24Ona göre bu tür krizlerin asıl amacı,
03:26bölgeyi karıştırmak ve orta koridorun geçtiği yerleri istikrarsızlaştırarak,
03:32Türkiye'nin elini kolunu bağlamak.
03:34Peki,
03:34tablo bu kadar karanlıksa,
03:37bu kadar büyük bir tehdit varsa,
03:39yazarın bize sunduğu bir çıkış yolu var mı?
03:41Var.
03:42Ve cevabı da aslında oldukça net.
03:44Birlik olacağız ve devletimize sadık kalacağız.
03:48Yazar burada adeta bir alarm zili çalıyor hepimiz için.
03:51Düşman uymuyor diyor.
03:53Yani,
03:53amana,
03:54sakın bir an bile gevşemeyin,
03:56rehavete kapılmayın,
03:57bunun bedeli çok ağır olur diye uyarıyor.
03:59Kısacası,
04:00herkesten tam bir uyanıklık,
04:02bir teyakkuz hali istiyor.
04:03Ve işte bu noktada,
04:05yazar bizi çok keskin bir yol ayrımına getiriyor.
04:08Önümüze iki seçenek koyuyor.
04:10Diyor ki,
04:10ya kendi içimizdeki kavgalarla,
04:13çekişmelerle,
04:14kaosa sürüklenir paramparça oluruz,
04:16ya da,
04:17devletin arkasında tek bir yumruk,
04:19tek bir vücut olur,
04:21cimdik ayakta kalırız.
04:22Ona göre başka bir yol yok.
04:24Yani metnin sonunda geldiğimiz nokta,
04:26yazarın o nihai çağrısı aslında tam olarak bu.
04:29Her ne olursa olsun,
04:30tüm farklılıkları bir kenara bırakıp,
04:32devletle tam bir uyum içinde olmak.
04:34Çünkü yazar için tek bir kurtuluş reçetesi var.
04:37Halkla devlet arasına hiçbir şeyin giremediği,
04:40kaya gibi sağlam bir birlik.
04:42Ve yazar,
04:43bu son çağrısını,
04:44bu son sözünü,
04:45öyle bir şeyle mühürlüyor ki,
04:47hepimizin bildiği,
04:49en güçlü sembollerimizden biriyle,
04:51İstiklal Marşı'yla.
04:53Bu dizeyi alıntılayarak aslında ne yapmış oluyor?
04:56Kendi düşüncesini,
04:57sıradan bir siyasi yorum olmaktan çıkarıp,
05:00adeta milli bekanın,
05:01o uğruna savaşılan bağımsızlığın bir şartı haline getiriyor.
05:05İşte Lütfullah Kaleli'nin,
05:07hesaplar metni bize,
05:09böyle bir dünya sunuyor.
05:10Dışarıdan gelen tehditlere karşı,
05:12içeride mutlak bir birlik.
05:14Peki, bir düşünelim.
05:16Yazarın sunduğu bu mutlak birlik vizyonu,
05:18ne anlama geliyor?
05:19Sürekli bir beka sorunu kaygısıyla hareket etmek,
05:22devletle birey arasındaki o hassas dengeyi,
05:25nasıl etkiler?
05:26İşte yazarın metni,
05:27bizleri tam da bu sorularla baş başa bırakıyor.
Yorumlar