00:00Merhaba, Batı'ya gerçekten asla güvenilmez mi?
00:03Yakın zamanda şahit olduğumuz askeri bir gerilim aslında yüzlerce yıllık bir planın son halkası olabilir mi?
00:08Bugün, işte tam da bu iddialı tezleri ortaya koyan Lütfullah Kaleli'nin uyarı başlıklı metnini masaya yatırıyoruz.
00:15Gelin bu oldukça çarpıcı dünya görüşünün katmanlarını hep birlikte aralayalım.
00:19Peki, yol haritamız nasıl olacak?
00:22Önce yazarın emperyalist bir uyarı olarak gördüğü güncel olaylarla başlayacağız.
00:26Sonra bu güvensizliğin tarihsel köklerine ineceğiz.
00:29Oradan Birinci Dünya Savaşı'na uzanıp bir senaryo karşılaştırması yapacağız,
00:34Türkiye'nin bugünkü gücünü değerlendireceğiz ve son olarak yazarın millete yaptığı nihai çağrıyla analizimizi tamamlayacağız.
00:40Hazırsanız ilk bölümle, yani günümüz çatışmalarına getirdiği yorumla başlayalım.
00:45Yazar analizine çok güncel bir olayla başlıyor.
00:48İran'a yönelik son saldırıları ele alıyor ama bunu sıradan bir çatışma olarak görmüyor.
00:53Hayır, ona göre bu çok daha büyük bir planın parçası.
00:56Dikkatle hesaplanmış, batılı güçlerin bölgeye yönelik uzun vadeli hedeflerini yansıtan emperyalist bir eylem.
01:03Yazar için burada hiçbir şey tesadüf değil, ne zamanlama ne de saldırının boyutu.
01:08Hepsi diyor aslında bir mesaj ve bu olay yazarın batı medeniyetine yönelik o köklü güvensizliğini anlatacağı ana tezi için sadece
01:16bir çıkış noktası.
01:17İşte tam bu noktadan itibaren eleştirinin dozajı artıyor.
01:21Yazar hepimizin bildiği uluslararası ilişkilerin temeli sayılan savaş hukuku kavramını hedef alıyor.
01:26Ona göre böyle bir şey aslında yok.
01:29Bu diyor sadece güçlülerin, yeterince gücü olmayanları cezalandırmak için kullandığı bir kılıf, bir aparattan ibaret.
01:36Ve bu eleştiri sadece savaş hukukuyla da sınırlı kalmıyor.
01:39Yazar batının sürekli dilinden düşürmediği temel değerleri de, yani insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi kavramları da aynı kefeye koyuyor.
01:48Ona göre bunların hepsi içi boş ve sadece batının kendi çıkarlarına hizmet eden göstermelik kavramlar.
01:54İyi de batıya yönelik bu kadar derin, bu kadar köklü bir güvensizlik nereden geliyor?
01:59İşte yazar bu sorunun cevabını vermek için bizi tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkarıyor ve bu ideolojinin kökenlerini gözler önüne seriyor.
02:09Aslında yazarın bütün dünya görüşünü tek bir cümle özetliyor, atalardan kalma bir söz.
02:14Küffara itimat caiz değildir.
02:16Yani diyor ki, batı medeniyetiyle yapılan hiçbir anlaşmaya, verilen hiçbir söze güvenilmez.
02:22İşte her şeyin temelinde bu sarsılmaz inanç yatıyor.
02:25Bu güvensizliği kanıtlamak için de bize adeta 300 yıllık bir film şeridi sunuyor.
02:30Her şey 300 yıl önce batının Türklerle hesaplaşmaya karar vermesiyle başlıyor diyor.
02:34Sonra Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir komployla nasıl yıkıldığını anlatıyor.
02:39Ve bu kesintisiz mücadele ta ki Türkiye'nin 1970'lerde uyanıp kendi savunma sistemlerini yapmaya başlamasına ve bugünkü hazırlıklı durumuna
02:48kadar devam ediyor.
02:49Yazar, argümanını duygusal olarak daha da güçlü kılmak için, bakın inanılmaz derecede çarpıcı ve açıkçası bir o kadar da rahatsız
02:57edici tarihsel iddialar ortaya atıyor.
02:59Buradaki amaç çok net.
03:01Okuyucuda batıya karşı sarsılmaz bir öfke ve tarihsel bir düşmanlık hissi yaratarak mutlak güvensizlik tezini meşrulaştırmak.
03:08Peki, tüm bu tarihsel arka plan bugün ne anlama geliyor?
03:12Yazar tam da burada can alıcı bir soru soruyor.
03:15Tarih yeniden tekerrür mü ediyor?
03:18Ve bu sorunun cevabı için bizi doğrudan Birinci Dünya Savaşı'na götürüyor.
03:23Yazarın en temel tezi, en merkezi analojisi tam olarak bu karşılaştırma.
03:28Diyor ki, bakın Birinci Dünya Savaşı'nda ne oldu?
03:31Alman gemileri Goben ve Breslov Rus limanlarını bombaladı ve Osmanlı kendini bir anda felaket bir savaşın içinde buldu.
03:38İşte bu bir tuzaktı.
03:40Yazara göre, bugünkü kıçı kırık birkaç füzede aynen o gemiler gibi modern Türkiye'yi bir savaşa çekmek için kurulmuş yeni
03:47bir tuzak.
03:47Ama yazar burada çok önemli bir fark olduğunun altını çiziyor.
03:52Bu sefer diyor, yemezler.
03:54Yani, Türk devleti bu tuzağın farkında ve tarihteki o hatayı bir daha asla tekrarlamayacak.
04:00Özetle, bu oyuna gelmeyeceğiz diyor.
04:03Peki, bu özgüven nereden geliyor?
04:05Neden bu sefer farklı?
04:07İşte bu soru, bizi yazarın Türkiye'nin modern gücüne dair argümanlarına getiriyor.
04:12Yazara göre her şeyin fitili 1970'lerde ateşlendi.
04:16Özellikle Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra gelen o meşhur ambargolar var ya,
04:20İşte o ambargolar, yazar için Türkiye'nin uyandığı, dışa bağımlılığın ne kadar tehlikeli olduğunu anladığı
04:27ve kendi ayakları üzerinde durmak için stratejik adımlar atmaya başladığı bir milat.
04:32Bu hazırlık süreci, metne göre tıkır tıkır işleyen 3 aşamalı bir plan gibi.
04:38Önce 70'lerdeki öngörü, yani tehdidi erkenden görmek.
04:42Sonra yerli hava savunma sistemlerini geliştirmek için kolların sıvanması.
04:47Ve en sonunda da Kağan gibi kendi uçağımızı seli üretebilecek noktaya gelmek.
04:52İşte yazara göre Türkiye'ye, bugün o korkmuyoruz deme gücünü veren şey tam olarak bu adımlar.
04:58Peki bu kadar hazırlık neden gerekli?
05:01Çünkü yazara göre karşıdaki güç yani batı ya da onun tabiriyle isevi medeniyeti özünde vahşi ve insafsız.
05:09Buna kanıt olarak da Japonya'ya atılan atam bombalarını gösteriyor.
05:12Yani diyor ki onların merhametine güvenilmez, o yüzden nihai caydırıcılık şart.
05:17Ve işte tüm bu güvensizlik, tarihsel analiz, hazırlık süreci,
05:21hepsi bizi yazarın en çarpıcı, en radikal ve açıkçası en çok tartışılacak önerisine getiriyor.
05:27Diyor ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir yolunu bulup atom ve hidrojen bombalarını üretmesi ve bunları kullanıma hazır tutması gerekir.
05:35Yani batının bu acımasızlığına karşı tek gerçek güvence nükleer silahtır.
05:40Bu yazar için bir tercih değil, bir beka meselesi.
05:43Tamam analiz bu, tarih bu, tehlike bu.
05:47Peki sıradan bir vatandaş olarak biz ne yapmalıyız?
05:50İşte yazar argümanının son bölümünde tam olarak bu soruya cevap veriyor ve teoriden pratiğe geçerek doğrudan millete sesleniyor.
05:58Yazar mesajını daha etkili kılmak için kişisel bir anısıyla başlıyor.
06:03Hani bazen savaş uçakları ses duvarına aşar da bir patlama sesi duyulur ya,
06:08işte o sesten korkan çocuklarını anlatıyor ve bu küçük olay üzerinden,
06:12büyük resimde vatandaşların nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğine dair dersler çıkarıyor.
06:17Ve işte yazarın vatandaş için yazdığı reçete adeta bir kullanım kılabuzu.
06:23Korkmayın, devletinize güvenin, istiklal marşını sadece okumayın, anlayarak okuyun.
06:29Sakinliğinizi koruyun, daha çok çalışın ve en önemlisi devlet size nerede durun diyorsa orada durun.
06:35Yani yazarın çizdiği bu düşmanla çevrili kale tablosunda bireyin rolü çok net.
06:41Devlete tam itaat ve sorgusuz güven.
06:43Ve Metin adeta ilahi bir kutsamayla sona eriyor.
06:47Vatanseverlik ve devlete destek ilahi bir lütufla eşdeğer tutuluyor.
06:52Evet, Lütfullah Kaleli'nin sunduğu dünya görüşü işte bu.
06:56Peki, bu bakış açısı güvensizlik üzerine inşa edilmiş bir hayatta kalma stratejisi mi?
07:01Yoksa bizi dış dünyadan koparacak tehlikeli bir kapan mı?
07:05İşte bu sorunun cevabı size kalmış.
07:07Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
07:11İzlediğiniz için teşekkür ederim.
07:12İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar