00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde öyle sayılara ve istatistiklere değil, doğrudan insan ruhuna ve zamana meydan okuyan bir bağa bakıyoruz.
00:09Prof. Dr. Fuat Gürdoğan'ın kendi doğum gününde kaleme aldığı bir metni adım adım çözümleyeceğiz.
00:16Bu arada bu sadece nostaljik bir anı yazısı değil, inanın bana insan ilişkilerinin anatomisini anlamak için tam bir başucu kaynağı.
00:24Peki hadi hemen konuya dalalım size bir soru.
00:27Bir dostluk tam 45 yıl boyunca nasıl hayatta kalır? Yani neredeyse yarım asırdan bahsediyoruz.
00:34İnsanların değiştiği, coğrafyaların farklılaştığı, hayatın hepimizi bir yerlere savurduğu bu dünyada bir bağı koparılmaz kılan o sihirli formül, o gizli
00:43bileşen nedir?
00:44İşte yazarımız tam da bu sorunun cevabını kendi hayatından veriyor.
00:48İlk bölümümüz 45 yıllık bir vefa tablosu.
00:51Bu inanılmaz sorunun cevabını bulmak için odamızı mikro bir gruba çeviriyoruz.
00:56Elazığ Anadolu Lisesi'nin 88 mezunlarına.
00:59Nam-ı diğer eğer 88.
01:01Yazar bu grubu öyle sıradan bir lise arkadaşlığı olarak falan anlatmıyor.
01:05Bu, kelimenin tam anlamıyla eşine az rastlanır bir vefa tablosu.
01:09Tabii buradaki vefa sadece bir sözlük anlamından ibaret değil.
01:12Binalar yakılıyor, devirler kapanıyor, gençlik hayalleri bambaşka yönlere savruluyor.
01:17Ama bu bağ dimdik ayakta.
01:19Zamanla kök salmış ve yazarın o güzel tabiriyle gölgesine sığınılacak koca bir çınara dönüşmüş.
01:25İkinci bölümümüz, ortaokul bahçesinden koca çınara uzanan o yolculuk.
01:30Peki bu çınar nasıl büyüdü?
01:32Her şey 70'lerin sonundaki o ilk çekingen ortaokul günleriyle başlıyor.
01:36Sonra 88'deki o fırtınalı hareketli lise mezuniyeti, yazar zamanı aslında acımasız bir değirmen olarak tanımlıyor.
01:45Mezuniyet sonrası evlilikler, kurulan yeni hayatlar, gurbet yolları, araya giren upuzun mesafeler.
01:51Düşünsenize bu değirmen neleri neleri öğütüp yok ediyor hayatta değil mi?
01:56Ama işte onların arasındaki bu kardeşliği öğütmeyi başaramamış.
02:00Bugün dönüp baktığımızda zamanın hiçbir şekilde aşındıramadığı devasa bir dostluk çınarı görüyoruz.
02:05Zamanın ne kadar hızlı aktığını anlatmak için yazarın o yöresel dili kullanış şekli cidden harika.
02:12Aynen şöyle diyor.
02:13Hedeyin hele, biz ne ara bu kadar yaşlandık?
02:16Sanki daha dün o okulun bahçesinde zıplayıp duruyduk.
02:19Bakın bu sadece yerel, tatlı bir ifade değil.
02:22Aslında hepimizin zamanın akık gitmesini duyduğumuz o evrensel şaşkınlığın, o ne ara büyüdük hissinin en samimi hali.
02:30Üçüncü bölümümüz, aynı dili konuşabilmek üzerine.
02:33Şimdi işin asıl can alıcı kısmı şu.
02:36Bu sadece aynı sırayı paylaşmakla ilgili bir durum değil.
02:39Asıl mesele aynı dili konuşabilmek.
02:41Şöyle düşünün, bir ortamdasınız ve patlayan tek bir espriyle saniyeler içinde 15 yaşınızdaki halinize dönüyorsunuz.
02:48İşte bunu yapıyorlar.
02:50Biri dertlendiğinde o hüznü hepsi aynı anda kalbinde hissediyor.
02:53Bu öyle boş laflarla kurulmuş bir şey değil.
02:56Yüzde yüz saf bir samimiyet.
02:57İçlerinden birinin yüzü düşse, diğeri hiç düşünmeden koşuyor.
03:01Aynı dili konuşmak dedikleri şey tam da bu olsa gerek.
03:04Metin boyunca yazarın sık sık kullandığı çok özel bir kelime var.
03:08Gakko ya da Gakkom.
03:09Bu hikayenin ruhunu tam manasıyla kavramak için bu kelimeyi anlamamız şart.
03:14Elazığ kültüründe bu, öyle sadece arkadaş demek falan değildir.
03:17Kardeş demektir.
03:18En yakın sırdaş demektir.
03:19En önemlisi de zor zamanlarda hep orada olan, size omuz veren kişi demektir.
03:24Kavram yerler olabilir.
03:26Ama hissettirdiği o sarsılmaz güven duygusu kesinlikle evrensel.
03:29İşte bu Gakkorulu kardeşliğinin temelleri çok güçlü ortak anılarla atılmış.
03:34Gazi caddesinde birlikte yenen o dondurmalar,
03:37çayda çıra da bağıra çağıra yazarın tabiriyle çığırarak söylenen türküler
03:40ve o meşhur, dar günde dost belli olur sözünün hakkını sonuna kadar vermeleri.
03:44Yazar bu 45 yılı öylesine devasa bir filme benzetiyor ki,
03:49bu filmin jeneriği hala akmadı,
03:51başroller hala yerinde diyerek hikayenin o hiç bitmeyen canlılığını vurguluyor.
03:55Hayat herkesi bir yerlere savurmuş olabilir.
03:58Kimisi gurbette, kimisi bambaşka şehirlerde, kendi hayat telaşında.
04:02Ama telefonun ucundan gelen o basit sıcak soru hiç değişmiyor.
04:06Neredesin, ne değilsin Gakkom?
04:08İnanın bana bu küçücük cümle aradaki binlerce kilometreyi sıfırlayan,
04:12zamanı donduran köprünün ta kendisi.
04:15Dördüncü bölümümüz, zamana ve zorluklara direnmek.
04:19Bu bölüm bize çok net bir şey söylüyor aslında.
04:22Ruh kesinlikle yaşlanmıyor.
04:24Zamana ve zorluklara nasıl direndiklerine baktığımızda,
04:27ortaya inanılmaz tatlı, mizahi bir zıtlık çıkıyor.
04:30Bir tarafta içlerinde hala o okul rüzgarlarıyla beslenen 15 yaşındaki çocuk ruhu var.
04:36Diğer tarafta ise, eh bugünkü fiziksel durumları.
04:39Yazarın o esprili diliyle söylersek, saçlara düşen aklar, kelleşen başlar ve biraz çizilmiş bir kaporta.
04:46Bedenler zamanın izini taşıyor elbette ama ruhlar, ruhlar hala o okul bahçesinde zıplayan çocuklar.
04:52Tabii mücadele ettikleri tek şey biyolojik zaman değil, dış dünyanın sert gerçekleri de var.
04:58Yazar, en güzel yıllarının hangi dönemlere denk geldiğini şöyle tarafsızca bir özetliyor.
05:03Ağır ekonomik krizler, durmaksızın gelen zamlar, dönemin o bitmek bilmeyen siyasi tartışmaları.
05:08Ve tam, oh be, nihayet rahat edeceğiz dedikleri anda karşılarına çıkan emeklilik dertleri.
05:14Ama işin sırrı ne biliyor musunuz?
05:16Dışarıdaki fırtına ne kadar sert eserse etsin, o kenetlenmiş dünyalarının içine girmeyi asla başaramamış.
05:23Geldik 5. ve son bölüme, hayattaki en büyük servet.
05:27Artık makro perspektife geçiyoruz.
05:30Onca yaşam mücadelesi, dalgalanmalar ve geçen 45 koca yılın ardından varılan o asıl, devasa sonuca.
05:37Yazar diyor ki,
05:44Yani bütün bu anlattıklarımızın özeti, can alıcı noktası bu cümle.
05:49Cüzdanınızdaki paradan, malınızdan, mülkünüzden ya da kariyerinizden tamamen bağımsız bir şey bu.
05:54Dış dünyanın kaosuna karşı en büyük kalkanınız bu hesapsız insan bağıdır.
05:58Asıl zenginlik banka hesaplarında değil, tamamen sırtınızı dayayabileceğiniz dostlar da gizli.
06:03İncelediğimiz bu metin inanılmaz duygusal, harika bir duayla bitiyor.
06:07Yazarın kendi kelimeleriyle aynen şöyle,
06:10İyi ki varlar, abaslı, altın tahtlı olalar, gakkolarım benim.
06:14Düşünsenize, bu öyle sıradan bir veda cümlesi falan değil.
06:17Bu, bir ömür yoldaşlık ettiği insanlara duyduğu o tarifsiz sevginin ve gururun nişanesi,
06:2345 koca yıla atılmış içten bir imza.
06:25Bu keyifli incelememizin sonuna gelirken sizi şöyle biraz durup düşünmeye davet ediyorum.
06:30Her şeyin bir saniyede tüketildiği, her an her şeyin değiştiği bu hızlı dünyada,
06:35sizin kendi 45 yıllık yolculuğunuza yanınızda götürdüğünüz o hiç değişmeyen Gakkonos Kim,
06:41hayatınızdaki o gerçek servete, o koca çınarlara sıkı sıkı sarılmayı lütfen unutmayın.
06:46Bir sonraki incelememizde yepyeni bir konuyu derinlemesini analiz etmek üzere,
06:50şimdilik hoşçakalın.
06:51Öğrenmeye ve keşfetmeye devam edin.
06:54İzlediğiniz için teşekkür ederim.
06:55İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar