Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Prof. Dr. Fuat Gürdoğan tarafından kaleme alınan bu duygusal yazı, Elazığ Anadolu Lisesi 1988 mezunlarının yaklaşık yarım asra yaklaşan sarsılmaz dostluk bağlarını ve ortak geçmişlerini konu almaktadır. Yazar, ortaokul yıllarında temelleri atılan bu köklü arkadaşlığın, zamanın getirdiği zorluklara ve fiziksel mesafelere rağmen nasıl bir kardeşlik çınarına dönüştüğünü içten bir dille anlatır. Anıların tazeliği ve yerel şiveyle harmanlanan anlatım, grubun birbirine olan vefasını ve "gakgo" ruhunun kültürel derinliğini ön plana çıkarır. Hayatın son düzlüğüne girilirken hissedilen bu aidiyet duygusu, maddi değerlerin ötesinde manevi bir servet olarak nitelendirilir. Nihayetinde yazı, bir mezuniyet hikayesinden ziyade, ömür boyu sürecek bir yol arkadaşlığına sunulmuş duygusal bir saygı duruşu niteliğindedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde öyle sayılara ve istatistiklere değil, doğrudan insan ruhuna ve zamana meydan okuyan bir bağa bakıyoruz.
00:09Prof. Dr. Fuat Gürdoğan'ın kendi doğum gününde kaleme aldığı bir metni adım adım çözümleyeceğiz.
00:16Bu arada bu sadece nostaljik bir anı yazısı değil, inanın bana insan ilişkilerinin anatomisini anlamak için tam bir başucu kaynağı.
00:24Peki hadi hemen konuya dalalım size bir soru.
00:27Bir dostluk tam 45 yıl boyunca nasıl hayatta kalır? Yani neredeyse yarım asırdan bahsediyoruz.
00:34İnsanların değiştiği, coğrafyaların farklılaştığı, hayatın hepimizi bir yerlere savurduğu bu dünyada bir bağı koparılmaz kılan o sihirli formül, o gizli
00:43bileşen nedir?
00:44İşte yazarımız tam da bu sorunun cevabını kendi hayatından veriyor.
00:48İlk bölümümüz 45 yıllık bir vefa tablosu.
00:51Bu inanılmaz sorunun cevabını bulmak için odamızı mikro bir gruba çeviriyoruz.
00:56Elazığ Anadolu Lisesi'nin 88 mezunlarına.
00:59Nam-ı diğer eğer 88.
01:01Yazar bu grubu öyle sıradan bir lise arkadaşlığı olarak falan anlatmıyor.
01:05Bu, kelimenin tam anlamıyla eşine az rastlanır bir vefa tablosu.
01:09Tabii buradaki vefa sadece bir sözlük anlamından ibaret değil.
01:12Binalar yakılıyor, devirler kapanıyor, gençlik hayalleri bambaşka yönlere savruluyor.
01:17Ama bu bağ dimdik ayakta.
01:19Zamanla kök salmış ve yazarın o güzel tabiriyle gölgesine sığınılacak koca bir çınara dönüşmüş.
01:25İkinci bölümümüz, ortaokul bahçesinden koca çınara uzanan o yolculuk.
01:30Peki bu çınar nasıl büyüdü?
01:32Her şey 70'lerin sonundaki o ilk çekingen ortaokul günleriyle başlıyor.
01:36Sonra 88'deki o fırtınalı hareketli lise mezuniyeti, yazar zamanı aslında acımasız bir değirmen olarak tanımlıyor.
01:45Mezuniyet sonrası evlilikler, kurulan yeni hayatlar, gurbet yolları, araya giren upuzun mesafeler.
01:51Düşünsenize bu değirmen neleri neleri öğütüp yok ediyor hayatta değil mi?
01:56Ama işte onların arasındaki bu kardeşliği öğütmeyi başaramamış.
02:00Bugün dönüp baktığımızda zamanın hiçbir şekilde aşındıramadığı devasa bir dostluk çınarı görüyoruz.
02:05Zamanın ne kadar hızlı aktığını anlatmak için yazarın o yöresel dili kullanış şekli cidden harika.
02:12Aynen şöyle diyor.
02:13Hedeyin hele, biz ne ara bu kadar yaşlandık?
02:16Sanki daha dün o okulun bahçesinde zıplayıp duruyduk.
02:19Bakın bu sadece yerel, tatlı bir ifade değil.
02:22Aslında hepimizin zamanın akık gitmesini duyduğumuz o evrensel şaşkınlığın, o ne ara büyüdük hissinin en samimi hali.
02:30Üçüncü bölümümüz, aynı dili konuşabilmek üzerine.
02:33Şimdi işin asıl can alıcı kısmı şu.
02:36Bu sadece aynı sırayı paylaşmakla ilgili bir durum değil.
02:39Asıl mesele aynı dili konuşabilmek.
02:41Şöyle düşünün, bir ortamdasınız ve patlayan tek bir espriyle saniyeler içinde 15 yaşınızdaki halinize dönüyorsunuz.
02:48İşte bunu yapıyorlar.
02:50Biri dertlendiğinde o hüznü hepsi aynı anda kalbinde hissediyor.
02:53Bu öyle boş laflarla kurulmuş bir şey değil.
02:56Yüzde yüz saf bir samimiyet.
02:57İçlerinden birinin yüzü düşse, diğeri hiç düşünmeden koşuyor.
03:01Aynı dili konuşmak dedikleri şey tam da bu olsa gerek.
03:04Metin boyunca yazarın sık sık kullandığı çok özel bir kelime var.
03:08Gakko ya da Gakkom.
03:09Bu hikayenin ruhunu tam manasıyla kavramak için bu kelimeyi anlamamız şart.
03:14Elazığ kültüründe bu, öyle sadece arkadaş demek falan değildir.
03:17Kardeş demektir.
03:18En yakın sırdaş demektir.
03:19En önemlisi de zor zamanlarda hep orada olan, size omuz veren kişi demektir.
03:24Kavram yerler olabilir.
03:26Ama hissettirdiği o sarsılmaz güven duygusu kesinlikle evrensel.
03:29İşte bu Gakkorulu kardeşliğinin temelleri çok güçlü ortak anılarla atılmış.
03:34Gazi caddesinde birlikte yenen o dondurmalar,
03:37çayda çıra da bağıra çağıra yazarın tabiriyle çığırarak söylenen türküler
03:40ve o meşhur, dar günde dost belli olur sözünün hakkını sonuna kadar vermeleri.
03:44Yazar bu 45 yılı öylesine devasa bir filme benzetiyor ki,
03:49bu filmin jeneriği hala akmadı,
03:51başroller hala yerinde diyerek hikayenin o hiç bitmeyen canlılığını vurguluyor.
03:55Hayat herkesi bir yerlere savurmuş olabilir.
03:58Kimisi gurbette, kimisi bambaşka şehirlerde, kendi hayat telaşında.
04:02Ama telefonun ucundan gelen o basit sıcak soru hiç değişmiyor.
04:06Neredesin, ne değilsin Gakkom?
04:08İnanın bana bu küçücük cümle aradaki binlerce kilometreyi sıfırlayan,
04:12zamanı donduran köprünün ta kendisi.
04:15Dördüncü bölümümüz, zamana ve zorluklara direnmek.
04:19Bu bölüm bize çok net bir şey söylüyor aslında.
04:22Ruh kesinlikle yaşlanmıyor.
04:24Zamana ve zorluklara nasıl direndiklerine baktığımızda,
04:27ortaya inanılmaz tatlı, mizahi bir zıtlık çıkıyor.
04:30Bir tarafta içlerinde hala o okul rüzgarlarıyla beslenen 15 yaşındaki çocuk ruhu var.
04:36Diğer tarafta ise, eh bugünkü fiziksel durumları.
04:39Yazarın o esprili diliyle söylersek, saçlara düşen aklar, kelleşen başlar ve biraz çizilmiş bir kaporta.
04:46Bedenler zamanın izini taşıyor elbette ama ruhlar, ruhlar hala o okul bahçesinde zıplayan çocuklar.
04:52Tabii mücadele ettikleri tek şey biyolojik zaman değil, dış dünyanın sert gerçekleri de var.
04:58Yazar, en güzel yıllarının hangi dönemlere denk geldiğini şöyle tarafsızca bir özetliyor.
05:03Ağır ekonomik krizler, durmaksızın gelen zamlar, dönemin o bitmek bilmeyen siyasi tartışmaları.
05:08Ve tam, oh be, nihayet rahat edeceğiz dedikleri anda karşılarına çıkan emeklilik dertleri.
05:14Ama işin sırrı ne biliyor musunuz?
05:16Dışarıdaki fırtına ne kadar sert eserse etsin, o kenetlenmiş dünyalarının içine girmeyi asla başaramamış.
05:23Geldik 5. ve son bölüme, hayattaki en büyük servet.
05:27Artık makro perspektife geçiyoruz.
05:30Onca yaşam mücadelesi, dalgalanmalar ve geçen 45 koca yılın ardından varılan o asıl, devasa sonuca.
05:37Yazar diyor ki,
05:44Yani bütün bu anlattıklarımızın özeti, can alıcı noktası bu cümle.
05:49Cüzdanınızdaki paradan, malınızdan, mülkünüzden ya da kariyerinizden tamamen bağımsız bir şey bu.
05:54Dış dünyanın kaosuna karşı en büyük kalkanınız bu hesapsız insan bağıdır.
05:58Asıl zenginlik banka hesaplarında değil, tamamen sırtınızı dayayabileceğiniz dostlar da gizli.
06:03İncelediğimiz bu metin inanılmaz duygusal, harika bir duayla bitiyor.
06:07Yazarın kendi kelimeleriyle aynen şöyle,
06:10İyi ki varlar, abaslı, altın tahtlı olalar, gakkolarım benim.
06:14Düşünsenize, bu öyle sıradan bir veda cümlesi falan değil.
06:17Bu, bir ömür yoldaşlık ettiği insanlara duyduğu o tarifsiz sevginin ve gururun nişanesi,
06:2345 koca yıla atılmış içten bir imza.
06:25Bu keyifli incelememizin sonuna gelirken sizi şöyle biraz durup düşünmeye davet ediyorum.
06:30Her şeyin bir saniyede tüketildiği, her an her şeyin değiştiği bu hızlı dünyada,
06:35sizin kendi 45 yıllık yolculuğunuza yanınızda götürdüğünüz o hiç değişmeyen Gakkonos Kim,
06:41hayatınızdaki o gerçek servete, o koca çınarlara sıkı sıkı sarılmayı lütfen unutmayın.
06:46Bir sonraki incelememizde yepyeni bir konuyu derinlemesini analiz etmek üzere,
06:50şimdilik hoşçakalın.
06:51Öğrenmeye ve keşfetmeye devam edin.
06:54İzlediğiniz için teşekkür ederim.
06:55İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen