00:00Herkese selamlar, bugün gerçekten sarsıcı ve hani insanı derin derin düşündüren bir meseleyi masaya yatırıyoruz.
00:06Doktor Alper Sezener'in o harika kaleme aldığı Aral'ın hüznü makalesini temel alacağız bu incelememizde.
00:13Şöyle söyleyeyim, Aral Gölü'nün o koskoca haritalardan silinip gitmesi sadece
00:17aa göl kurumuş deyip geçeceğimiz bir çevre felaketi değil,
00:21bu aslında koskoca bir ekosistemin ve ona tutunarak yaşayan bir kültürün tam anlamıyla çöküş anatomisi.
00:27Bugün doğayla kurduğumuz o hastalıkla ilişkiyi kökünden sarsacak bir nevi otopsi yapacağız birlikte.
00:33Hazırsanız bu sessizce büyüyen felaketin izini sürmeye başlayalım.
00:38Hemen konunun kalbine girelim.
00:39Başlamadan önce zihninizde yankılanmasını istediğim o inanılmaz vurucu soruyla açılışı yapmak istiyorum.
00:45Doktor Sezener makalesinde aynen şunu soruyor.
00:48İnsan doğayı yok ettiğinde sadece bir gölü mü kaybeder yoksa tümüyle kendi hafızasının bir parçasına mı?
00:54Gerçekten çarpıcı değil mi?
00:56Yani bazı coğrafyalar halitadan silindiğinde iş orada bitmiyor.
00:59Önce dilden düşüyor, sonra hafızalardan kaybolup gidiyor.
01:03Geriye sadece birkaç soluk hüzünlü fotoğraf kalıyor.
01:06Bu soruyu lütfen aklınızın bir köşesinde tutun.
01:09Çünkü tüm bu yolculuğumuzun felsefi ağırlığını bu soru taşıyacak.
01:13İlk olarak suyun hafızası diyerek başlayalım.
01:15Çünkü burası sadece bir göl değil, yaşayan koca bir ekosistemdi.
01:20Sizden bir anlığına gözlerinizi kapatıp Orta Asya'nın tam kalbinde Özbekistan ile Kazakistan arasında uzanan devasa bir iç deniz hayal
01:28etmenizi istiyorum.
01:29Hani öyle böyle değil, 20. yüzyının ortalarına kadar burası dünyanın en büyük dördüncü gölüydü.
01:34Düşünebiliyor musunuz? Dördüncü.
01:36Gökyüzünü yansıtan, devasa, adeta nefes alan bir ayna gibi düşünün.
01:41Suyun üzerine ağlar bırakılıyor ve o ağlara sadece balıklar değil koca bir hayat biçimi, canlı bir kültür takılıyor.
01:47Yani Aral Gölü haritadaki mavi bir lekeden ibaret değildi.
01:51O, nefes alan canlı bir organizmaydı.
01:54Peki, ne oldu da bu devasa süküttesi yok oldu?
01:57İkinci kısım, beyaz altının bedeli.
02:00Yani, Sovyet mühendisliğinin doğaya kafa tutuşu.
02:03İnanması güç ama Sovyet mühendisleri doğayı masa başında çözebilecekleri basit bir matematik denklemi zannettiler.
02:10Doğanın o inanılmaz karmaşık dengesini hiçe sayıp sadece ekonomik büyüme uğruna devasa bir kumar oynadılar.
02:16Ne mi yaptılar?
02:17Önce gölü besleyen o iki ana damarın, Ceyhun ve Seyhun nehirlerinin yönünü sırf pamuk tarlalarını sulamak için değiştirdiler.
02:25O dömen pamuğa beyaz altın deniyordu biliyor musunuz?
02:28Ve o altın resmen Aral'ın can suyunu çaldı.
02:31Sonuç tam bir trajedi.
02:32Göl önce küçüldü, sonra kuzey ve güney diye ikiye ayrıldı, ardından daha da parçalandı.
02:38O koskoca yaşam kaynağı, insanın geri dönüşü olmayan açgözlülüğü yüzünden kelimenin tam anlamıyla buharlaşıp gitti.
02:45Gelelim meselenin can alıcı noktasına.
02:47Moynak, çöl limanı.
02:49Yani çöküşün sıfır noktası.
02:51Şimdi, bu tarz devasa yıkımları sadece istatistiklerle anlamak çok zor.
02:56O yüzden konuyu biraz insan ölçeğine indirmemiz, o sıfır noktasına gitmemiz lazım.
03:01Geçmişin Moynak kasabasını bir düşünün.
03:04Limanında balıkçı teknelerinin yanaştığı, sokaklarının mis gibi tuz ve balık koktuğu, çocukların iskelede koşturduğu, devasa konserve fabrikalarının tıkır tıkır işlediği
03:14canlı bir yer.
03:15Şimdi bir de günümüze bakın.
03:16Çölün ortasında tam bir hayalet kasaba.
03:19Sular çekildi, fabrikalar sustu ve o gürültülü makinelerin dili pasa dönüştü.
03:24Bugün o limanda gemiler, kurumuş kumların üzerinde devasa bir mezarlığı andırıyor.
03:29Aslında orada yatanlar, ölen gemiler değil, bizzat suyun kendi hatırası.
03:34Üstelik sular çekildiğinde geriye öyle sahil kenarındaki masum kumlar falan kalmadı.
03:38Kuruyan o dev göl tabanı zehirli bir kabuğa dönüştü.
03:41Rüzgar bugün hala esiyor Moynak'ta ama bu kez deniz kokusu getirmiyor.
03:45Bildiğiniz tuzla karışık kimyansal tarım zehirlerini taşıyor havada.
03:49Ve bu toz, insan bedenini kelimenin tam anlamıyla içten içe kemiriyor.
03:53Solunum yolu hastalıkları tavan yapmış durumda, kanser vakaları trajik bir şekilde patlamış.
03:58E tabi, imkanı olan herkes bu zehirli toprakları terk etmiş.
04:02Geride kalanlarsa onlar sadece geçmişin hayaletleri ve bu zehirli rüzgarla baş başa bırakılmış durumda.
04:08Makalede benim içime en çok acıtan detaylardan biri neydi biliyor musunuz?
04:12Şöyle anlatıyor doktor Sezener.
04:14Bir zamanların usta bir bolukçısı olan yaşlı bir adam düşünün.
04:17Hayatında deniz nedir hiç görmemiş, hep bu uçsuz bucaksız kumların üzerinde büyümüş bir çocuğa dönüp
04:22biliyor musun bir zamanlar tam burada şu an bastığın yerde devasa bir su vardı diyor.
04:28Ama çocuk buna inanmakta o kadar zorlanıyor ki.
04:31E haklı neden inansın ki o çocuğun doğduğu dünyada deniz dediğiniz şey
04:35sadece masal kıtaplarında anlatılan hayali bir yer sonuçta.
04:38Şimdi biraz yavaşlayalım ve büyük resme bakalım.
04:41Bu felaketin otopsisini yapıp o beş acı gerçeği konuşalım.
04:45Bu yaşananlardan çıkaracağımız ilk ders adeta tokat gibi.
04:49Doğa sınırsız bir kaynak değil, inanılmaz hassas bir dengedir.
04:53Siz kalkıp nehirleri yalnızca fabrikaları döndürecek
04:55veya pamuk su dayayacak birer kullanılabilir su borusu olarak görürseniz
04:59aslında yaşayan koca bir organizmanın damarlarını kesmiş olursunuz.
05:03Sovyet mühendisleri bütünü uluttu, sadece pamuğu gördü.
05:06Ve yapılan her yanlış hamle görünmeyen bir yerleri yıktı geçti.
05:10Yani doğayı dev bir yakıt deposu sanmak felaketin o ilk ve en ölümcül adımıydı.
05:16Gelelim ikinci acı gerçeğe.
05:17Kısa vadeli kazanç, uzun vadeli yıkımı kusursuz bir şekilde gizler.
05:22En başlarda her şey harika görünüyordu eminim.
05:24Pamuk üretimi patlamış, o meşhur beyaz altın bolluğu yaşanıyor, grafikler yukarı çıkıyor.
05:30Fakat o sistem kendi çöküş tohumlarını ta en başından içinde taşıyordu.
05:35O kısa süreli bolluk sarhoşluğu, toprağı, havayı, en önemlisi de insanı yavaş yavaş zehirledi.
05:41İnsan cebini doldururken neleri kaybettiğini asla fark etmiyor maalesef.
05:44Çünkü kayıp her zaman çok sessiz ve derinden ilerliyor.
05:48Üçüncü gerçek bize meselenin sosyolojik boyutunu gösteriyor.
05:52Coğrafya yok olursa kültür de çözülür.
05:54Moynak halkı, o sular çekildiğinde sadece işlerini veya para kazandıkları bir kapıyı kaybetmedi.
06:01Balıkçılık onlar için sadece sabah gidip akşam dönülen bir meslek değildi ki, o bir kimlikti, yaşamın ta kendisiydi.
06:09Göl kurudukça o insanların kültürü ve varoluşları da kuruyup gitti.
06:13Bu bize şunu net olarak kanıtlıyor.
06:16Doğayla kurduğumuz bağ sadece cüzdanımızla ilgili değildir.
06:19Tamamen varolusal bir bağdır.
06:21Dördüncü gerçeğimiz belki de içlerinde en sinsi olanı.
06:25Makale çok haklı bir uyarı yapıyor.
06:27Felaketler bir anda gerçekleşmez.
06:29Aral Gölü öyle Hollywood filmlerindeki gibi bir gecede devasa bir patlamayla falan yok olmadı.
06:35Her yıl santim santim çekildi.
06:38İşte insan psikolojisinin en korkunç zayıf noktası da bu zaten.
06:42Bizler yavaş yavaş gelen yıkıma çok çabuk alışıyoruz.
06:45Körleşiyoruz resmen.
06:46Alıştıkça durumu kabulleniyor, tepki vermeyi bırakıyoruz.
06:50Yani o sürünen, yavaşça ilerleyen normallik aslında en büyük tehlikenin ta kendisi.
06:55Ve son olarak beşinci, belki de en karanlık gerçek.
06:59İnsanoğlu kendi yarattığı yıkımı bile alıp estetik bir nesneye dönüştürebilir.
07:03Bugün düşünsenize, turistler veya fotoğrafçılar oraya gidip o çölün ortasındaki paslı hayalet gemilerinin önünde havalı fotoğraflar çekiyorlar.
07:09Onları böyle görsel bir romantizmin, hüzünlü bir estetiğin parçası yapıyorlar.
07:14Hatta sorsan sanat eseri derler.
07:15Oysa aslında scratch that, onlara sanat eseri demek bile hata.
07:18Onlar bangır bangır bunu insan yaptı diye bağıran, basbayağı bir suç mahallenin kanıtlarıdır.
07:24Yıkımı bu şekilde romantize etmek, aslında sadece suçluluk duygumuzu örtbas etme çabamızdan başka bir şey değil.
07:29Artık yavaş yavaş toparlıyoruz, gelecek için bir uyarı tozdaki yankılar.
07:34Tabi Aral'ın bu trajik hikayesine bakarken, her şey tamamen kapkaranlık demek de doğru olmaz.
07:39Mesela Kazakistan tarafındaki Kuzey Aral'da ufacık, kırılgan bir umut ışığı var.
07:45Oraya yapılan küçük bir barajla bir miktar su tutuldu ve balıklar yavaş yavaş geri dönmeye başladı.
07:51Ama işin acı gerçeğini konuşalım, büyük resme baktığımızda manzara hala çok acımasız.
07:57Geriye kalan o uçsuz bucaksız alan artık kalıcı bir çöl.
08:00Yani hasarın çok büyük bir kısmı maalesef hiçbir şekilde geri döndürülemez boyutta.
08:05Çünkü doğanın tahribatını bilgisayerdeki bir Word belgesinde çalışır gibi tek bir geri al tuşuyla düzeltemiyorsunuz.
08:12Ve işte Dr. Sezener'in de makalesinde bağıra bağıra vurguladığı ana fikir tam da bu.
08:17Kuruyan nehirleri, zehirlenen toprakları, yok olan türleri sadece akşam haberlerinde izleyip geçtiğimiz sıradan çevre bülteni konuları sanıyoruz.
08:24Hayır, bunlar basbayağı kapımıza dayanmış devasa bir uygarlık krizinin ayak sesleri.
08:29Biz inatla kendimizi doğanın efendisi zannettikçe bu liste böyle uzayıp gidecek.
08:33Şunu artık kafamıza kazımamız lazım.
08:35Doğa, insan olmadan da yoluna gayet güzel devam eder ama insan doğa olmadan sadece kendi kıyametini inşa eder.
08:43Olay bu kadar net.
08:44Bu incelememizin sonuna yaklaşırken sizden şu ağır cümleyi gerçekten zihninizde tartmanızı istiyorum.
08:50İnsan açgözlülüğünü ilerleme sandığında geriye çoğu zaman çöl kalır.
08:54O kurumuş göl yatağında çürüyen gemiler, inanın bana sadece birer paslı metal yığını değil.
09:00Onlar aslında geleceğe bırakılmış, sessiz ama çığlık çığlığa bağıran uyarı anıtları.
09:05Sizden ricam biraz durup bu cümlenin ağırlığını ve bugün dünyanın dört bir yanında yaşadığımız benzer durumları bir düşünmeniz.
09:12Eğer bu sarsıcı konu sizin de ilginizi çektiyse ki bence kesinlikle çekmeli,
09:18Katerina Suvarova'nın yönettiği o muazzam Sea Tomorrow belgeselini mutlaka ama mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
09:25Aral'ın o tüyler ürperten hüznü doğayla kavgamızdaki kibrimizi bize çok acı bir şekilde hatırlatıyor.
09:31Ve son olarak size bir soru bırakarak veda edeyim.
09:34Sizce bugün ilerleme ve kalkınma adı altında yavaş yavaş kuruttuğumuz ve yarın çocuklarımıza sadece masallarda anlatacağımız yeni Aral gölleri nerelerde
09:45saklı?
09:45Bunu bir düşünün.
09:46Bir sonraki incelemede görüşmek üzere.
09:48Kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar