Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Yazar Mehmet Özkendirci, uluslararası siyasette dinî bağların yerini tamamen ekonomik ve stratejik menfaatlerin aldığını savunmaktadır. Metin, İslam ülkelerinin birbirlerine destek olmak yerine ABD ve İsrail gibi güçlerle iş birliği yaparak kendi dindaşlarına zarar verdikleri örnekler üzerinden bir eleştiri sunmaktadır. Özellikle Suudi Arabistan’ın silah anlaşmaları ve İran’ın bölgesel yalnızlığı, ideolojik söylemlerin gerçek politikadaki tutarsızlığını gözler önüne sermektedir. Yazar ayrıca, Türkiye’deki iç siyaseti ve meclisteki lüks iftar sofralarını, halkın yaşadığı ekonomik zorluklar ve gerçek İslam ahlakı üzerinden sert bir dille sorgulamaktadır. Sonuç olarak kaynak, siyasi çıkarlar uğruna feda edilen manevi değerleri ve devlet yönetimindeki samimiyet eksikliğini temel alan toplumsal bir serzeniştir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu bölümde oldukça çarpıcı bir köşe yazısını ele alıyoruz.
00:04Siyaset sahnesinde kararları gerçekten neyini şekillendirdiğini,
00:07yani değerlerin mi yoksa çıkarların mı ağır bastığını sorgulayan bir yazı bu.
00:12Evet, yazarın ortaya attığı temel soru tam da bu.
00:15Ülkeler arası ilişkileri, o çokça duyduğumuz kardeşlik mi belirliyor,
00:19yoksa işin asılı ticaret mi?
00:20Yani milletleri asıl harekete geçiren güç ne?
00:24Yazarın iddiası çok net. Bakın ne diyor?
00:25Diyor, menfaatler dünyası hakim, uluslararası ilişkilerde din veya kan kardeşliğinin yeri yok.
00:31Yani aslında diyor ki, siyasette en değerli para birimi menfaattir.
00:36Geri kalanı teferruat.
00:37Peki bu tez dünya sahnesinde nasıl işliyor?
00:41Gelin yazarın verdiği örneklere bakalım.
00:44Çünkü bu örnekler bildiğimiz pek çok ideolojik çizgiyi adeta hiçe sayıyor.
00:49İşte ilk örnek İran. Kendisini Müslüman bir ülke olarak tanımlıyor değil mi?
00:54Ama yazar neye dikkat çekiyor?
00:55Müslüman Azerbaycan'la olan anlaşmazlık da Hristiyan Ermenistan'ın yanında yer almasına.
01:00İşte yazarın çıkar siyaseti dediği şey tam olarak bu.
01:04Bir başka ilginç örnekle Hindistan, yani Gandhi'nin emperyalizm karşıtı mirasıyla bilinen bir ülke ama günümüzde İsrail'le oldukça yakın
01:13ilişkiler kuruyor.
01:14Yazar bu durumu neye bağlıyor biliyor musunuz?
01:17Tek bir şeye.
01:18Çin ile olan rekabetlerine.
01:20Şimdi de yazarın dikkat çektiği bir başka noktaya Orta Doğu'ya gelelim.
01:25Burada tablo daha da ilginçleşiyor.
01:27ABD'nin İran'a karşı en sadık müttefikleri kimler dersiniz?
01:31Uzaklardaki ülkeler değil, tam aksine yanı başındaki Müslüman komşuları.
01:36Katar, Bahreyn, BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt.
01:40Yazarın argümanına göre bu durum kardeşlikten çok stratejik çıkarların ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
01:46Peki bu çıkarlar ne kadar büyük?
01:49İşte bu rakam her şeyi anlatıyor.
01:52Tam bir trilyon dolar.
01:53Evet, bir trilyon.
01:55Bu sadece ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret anlaşmasının büyüklüğü.
02:00İnanılmaz bir rakam.
02:02İşte yazar tam bu noktada çok can alıcı bir karşılaştırma yapıyor.
02:05Bu devasa bir trilyon dolarlık anlaşmayı, bakın hangi manzarayla yan yana koyuyor?
02:11Yanı başındaki Müslüman Yemenliler açlıktan kum yerken.
02:14Bu cümleyle aslında şunu soruyor.
02:17Bu kadar büyük paralar dönerken kardeşlik ilkesi nerede kalıyor?
02:21Peki, yazar bu çıkar meselesinin sadece uluslarararına da geçerli olduğunu söylüyor?
02:26Hayır.
02:27Asıl çarpıcı iddialarından biri de bu durumun Türkiye'deki iç siyasete de birebir yansıdığı yönünde.
02:33Yazarın Türkiye'den verdiği ilk örnek, yakın tarihimizden çok kritik bir an, 1 Mart tezkeresi.
02:39Hatırlarsanız, 2003'te ABD askerlerinin Irak işgali için Türkiye topraklarını kullanmasına izin verilmesi oylanmış ve çok az bir farkla reddedilmişti.
02:49Ama işin ilginç yanı şimdi başlıyor.
02:51Tezkere, oylandı, bitti.
02:53Ama aradan 20 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, o gün kimin evet, kimin hayır dediğinin kayıtları hala devlet sırrı.
03:02Yazar da tam bu noktada soruyor, bu gizliliğin sebebi ne? Acaba Müslüman bir ülkenin işgaline onay verenleri korumak olabilir mi?
03:10Yazarın bir başka çarpıcı iddiası daha var.
03:13Son dönemde yaşanan İran-İsrail gerilimi gibi bölgesel çatışmaların bile iç siyasette bir çıkar karşılığı olabileceğini öne sürüyor.
03:21Nasıl mı?
03:22Bu tür gerilimler sırasında artan akaryakıt satışlarından alınan %40'lık verginin yönetime adeta derin bir nefes aldırdığını söylüyor.
03:30Şimdi yazarın bu anlattığı çıkar ve güç denkleminin halkın gündelik hayatına nasıl yansıdığını gösterdiği en can alıcı örneğe geliyoruz.
03:40Yönetenler ve yönetilenler arasındaki o derin ayrımı gözler önüne seren bir örnek bu.
03:45Olay Ramazan ayında geçiyor.
03:47Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nın ev sahipliğinde verilen oldukça görkemli bir iftar yemeğindeyiz.
03:53Peki sofrada neler var?
03:55Yazar menüden birkaç örnek veriyor.
03:58Yuvalama çorbası, pastırmalı paçanga böleği, kuzu tandır.
04:01Şimdi bu yemeklerin isimleri çoğumuza yabancı gelebilir.
04:04Yazarın da asıl vurgulamak istediği şey tam da bu.
04:07Bu şatafatlı sofranın parasının bu yemeklerin adını bile duymamış vatandaşın vergisinden çıktığını söylüyor.
04:13Ve işte yazar bu noktada o keskin soruyu soruyor.
04:17Doğrudan alıntılıyorum.
04:18Hani nerede her Ramazan gününde dillerinden düşürmedikleri Hz. Muhammed sofrası, nerede meclis başkanının sofrası?
04:25Bu soruyla aslında söylen ve eylem arasındaki farka dikkat çekiyor.
04:29Yani karşımızda iki farklı Ramazan manzarası var.
04:33Bir yanda vergilerimizle kurulan egzotik yemeklerin olduğu o ziyafet sofrası.
04:38Diğer yandaysa daha ucuz ekmek alabilmek için kuyrukta bekleyen insanlar.
04:43Yazarın eleştirisinin özü tam da bu görselde yatıyor.
04:46Tüm bu büyük zıttığın ortasında yazar bir de halkın kendi arasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor.
04:52Askı da pide geleneğine.
04:53Yani birinin ihtiyacı olan tanımadığı birisi için fırına fazladan bir pide parası bırakması.
04:59Yazar bu küçük ama anlamlı hareketle aslında şunu soruyor.
05:02Gerçek kardeşlik o şatafatlı sofralarda mı yoksa bu pide kuyruğunda mı?
05:07Evet bu incelememizi de yazarın sorduğu o nihai ve kışkırtıcı soruyla bitirelim.
05:12Güç ve yoksulluk farklı masalarda oturduğunda faturayı kim öder?
05:15Bu sorunun cevabını ve getirdiği daha nice soruyu düşünmek üzere sizi baş başa bırakıyoruz.
05:20Dinlediğiniz için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen