Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 30 dakika önce
Bu köşe yazısı, Hz. Muhammed’in günümüz dünyasında yaşaması durumunda mevcut siyasi ve toplumsal düzenle nasıl bir çatışma içinde olacağını eleştirel bir dille sorgulamaktadır. Yazar, modern siyasetçilerin lüks yaşam tarzlarını, doğa katliamlarını ve dini değerlerin çıkarlar uğruna kullanılmasını sert bir biçimde eleştirmektedir. İslam peygamberinin mütevazı ve adaletli duruşu ile güncel yönetim anlayışının çelişkilerine dikkat çekilerek, dini cemaatlerin ve dalkavukluk kültürünün yarattığı yozlaşmaya vurgu yapılmaktadır. Kaynak, mevcut toplumsal yapının peygamberin öğretilerinden ne kadar uzaklaştığını savunarak okuyucuyu bir vicdan muhasebesine davet eder. Sonuç olarak metin, kutsal değerlerin siyasi amaçlara alet edilmesine karşı güçlü bir muhalif duruş sergilemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hz. Muhammed bugün yaşasaydın ne olurdu?
00:03İşte Türk yazar Mehmet Özkendirci, tam da bu kışkırtıcı soruyu sorarak günümüz toplumuna oldukça sert bir ayna tutuyor.
00:10Gelin bu ilginç düşünce deneyinin bizi nerelere götürdüğünü hep birlikte bir bakalım.
00:15Her şey, işte bu, tek ve basit sorunun etrafında şekilleniyor aslında.
00:21Yazarın bütün eleştirisi, bütün argümanı bu sorudan yola çıkıyor.
00:24Peki, yazar neden tam da bu soruyu sormayı seçmiş, amacı ne?
00:29Ne? Anlıyoruz ki yazar bu soruyu öyle havadan sormuyor.
00:32Onu bu soruyu sormaya iten bir şey var.
00:34Toplumda gitgide arttığını düşündüğü, hatta dal kavukluk ve yağcılık olarak nitelediği bir durum.
00:40Yani aslında bu soru, belirli bir kültürel ve siyasi atmosfere verilmiş doğrudan bir tepki.
00:45Yazarın eleştirisinin ilk durağı, liderlik anlayışı.
00:49Yani günümüzdeki o görkem, o israf ve bunun tam karşısında duran peygamberimizin öğrettiği o sade, o mütevazi yaşam.
00:57İşte bu ikisi arasındaki devasa uçurumu masaya yatırıyor.
01:01Ve eleştirinin tam kalbinde hepimizin çok sık duyduğu bir söz var.
01:05İtibardan tasarruf olmaz.
01:07Yazar, özellikle büyük kamu harcamalarını meşrulaştırmak için kullanılan bu ifadeyi alıyor ve eleştirisinin tam merkezine koyuyor.
01:15İşte yazarın kullandığı yöntem de tam olarak bu.
01:18Bir yanda itibardan tasarruf edinmez diyen modern bir zihniyet, ögür yanda ise abdest alırken akan sudan bile tasarruf edin diyen
01:26bir peygamber öğretisi.
01:28Yani bu karşılaştırma aslında anlatmak istediği her şeyi özetliyor gibi.
01:32Peki ya güvenlik meselesi?
01:34Yazar günümüz liderlerinin o onlarca araçlık konvoylarını, o koruma ordularını gösteriyor ve şu soruyu soruyor.
01:42Sizce gerçek korumanın yalnızca ve yalnızca Allah'tan geldiğine yürekten inanan peygamberimiz bugün yaşasaydı böyle mi gezerdi?
01:52Liderlik meselesinden sonra yazar şimdi de adalet konusuna geçiyor.
01:56Hak ve ahlak kavramlarının günümüzde içinin nasıl boşaltıldığını işte bunu sorguluyor.
02:00Şimdi yazarın adalet eleştirisini anlamak için çok ama çok önemli bir kavrama bakmamız lazım.
02:07Kul hakkı.
02:08İslam inancında en büyük günahlardan biri olarak kabul edilir bu.
02:12Yani başka bir insanın, Allah'ın bir başka kulunun hakkını gasp etmek ve affının olmadığına inanılır.
02:19Yazara göre asıl korkutucu olan ne biliyor musunuz?
02:22Bu kadar büyük bir günahın artık kanıksanması, normalleşmesi, hatta yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen bazı siyasetçilerin neden utanacakmışız ki diyebildiğini hatırlatıyor.
02:33Bu, kul hakkı kavramının ne denli bir erozyona uğradığının acı bir kanıtı gibi.
02:38Ve yazar, peygamberimizin bugünün liderlerinin karşısına geçip onlara tam olarak şunu soracağını hayal ediyor.
02:44Sizin, adaletiyle nam salmış Halife Ömer'in adaletinden hiç mi haberiniz yok?
02:50Bakın, tarihten gelen bu güçlü referansla bugüne ne kadar sert bir eleştiri yöneltiyor.
02:56Eleştirinin çerçevesi şimdi daha da genişliyor.
02:59Yazar bu sefer merceğini topluma, özellikle de doğa ve din anlayışımıza çeviriyor.
03:04Doğa konusundaki bu karşıtlık belki de en sarsıcı olanı.
03:08Düşünsenize bir tarafta kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizdeki fidanı dikin diyen bir peygamber var.
03:15Diğer tarafta ise yazarın tabiriyle günümüzün orman talanı, doğa katliamı var.
03:20Aradaki bu makas gerçekten de insanı derin düşüncelere itiyor.
03:25Yazar eleştiri oklarını bazı dini gruplara da çevirmekten çekinmiyor.
03:29Bu grupların kökenlerini sorguluyor.
03:31Bunlar gerçekten sivil toplum kuruluşu mu diye soruyor.
03:34Hatta daha da ileri diderek bu yapıların cenneti sadece içki ve hurilerden ibaret bir yer gibi anlatarak dini basitleştirdiğini iddia
03:43ediyor.
03:43Peki tüm bu eleştirilerden, bu karşılaştırmalardan sonra yazar bizi nereye getiriyor?
03:48İşte şimdi yazarın o keskin ve nihai sonucuna geliyoruz.
03:52Bakın bir yanda israf, diğer yanda tutumluluk.
03:56Bir yanda adaletsizlik, diğer yanda Hazreti Ömer'in dillere destan adaleti.
04:01Yazarın şimdiye kadar kurduğu bütün bu zıtlıklar aslında bizi tek bir nihai yargıya, o sonuca hazırlıyor.
04:08Ve işte yazarın vardığı o nihai hüküm.
04:12Peygamberimizin bugün aramızda olsaydı söyleyeceğine inandığı o çok ağır söz,
04:16Allah'a kul olmayı bırakıp kula kul olanlara lanet olsun.
04:20Sonuç olarak şunu görüyoruz.
04:22Yazar bu eğer böyle olsaydı senaryosunu aslında günümüze eleştirmek için çok güçlü bir araç olarak kullanıyor.
04:29Peki yazarın önümüze serdiği bu tabloya baktığımızda ideallerimizle yaşadığımız gerçeklik arasındaki bu devasa uçurum bize, toplumumuza dair aslında ne anlatıyor?
04:39İşte bu sorunun cevabı da sanırım hepimize kalmış.
Yorumlar

Önerilen