00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça ses getiren bir metni, yazar Mehmet Özkendirci'nin Doğu Türkistan üzerine kaleme aldığı o yazıyı masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Yazarın argümanlarını, o sarsıcı iddialarını, sert eleştirilerini ve ne gibi çözümler önerdiğini hep birlikte adım adım inceleyeceğiz.
00:17Haydi başlayalım.
00:18Yazar metne işte bu cümleyle oldukça çarpıcı bir karşılaştırmayla giriyor.
00:23Aslında bu cümle tüm yazının özeti gibi, değil mi?
00:26Yani diyor ki, dünya başka şeylerle meşgulken çok daha büyük bir trajedi gözden kaçırılıyor.
00:31Bu da en başından okuyucuya bir acil bir şeyler oluyor hissi veriyor.
00:36Şunu netleştirelim. Bizim buradaki amacımız, yazarın bu tutkulu argümanının temel taşlarını, yani iddialarını, eleştirilerini ve çağrılarını olduğu gibi tarafsız bir
00:46şekilde size aktarmak.
00:47Gelin yazarın metnini birlikte katman katman açalım ve ne dediğine bakalım.
00:51Peki, nereden başlıyoruz?
00:53Tabii ki metnin en can alıcı noktasından.
00:55Yazarın Doğu Türkistan'da yaşandığını söylediği o acılar, o zulüm iddiaları.
00:59İlk durağımız burası.
01:01Yazarın metnindeki en ağır iddialardan biri belki de bu.
01:04Diyor ki, genç kızlar sistematik bir asimilasyon politikasının bir parçası olarak Çinli erkeklerle zorla evlendiriliyor.
01:11Yazar bunu kültürel bir yok edişin bir adımı olarak görüyor.
01:15Ama iddialar bununla sınırlı kalmıyor.
01:16Yazar bir adım daha ileri giderek binlerce insanın katliam ve türlü işkencelere maruz kaldığını söylüyor.
01:24Metinde kullandığı dilin ne kadar sert olduğu da aslında durumun ciddiyetini vurgulama çabasını gösteriyor.
01:29İşte bu cümle gerçekten çok sarsıcı.
01:32Yazar, o soyut vahşet anlatımını somut bir şeye dönüştürmek için işte böyle spesifik, akılda kalıcı ve vurucu bir imge kullanıyor.
01:41Bu, okuyucunun zihninde kolay kolay silinmeyecek bir resim çizmek için yapılmış bilinçli bir tercih.
01:47Peki, yazara göre bütün bunların altında yatan sebep ne?
01:50Metin bu soruya çok net bir cevap veriyor.
01:53Diyor ki, bu yaşananların tamamı etnik ve dini kimliğe dayalı bir zulüm.
01:57Yani, öz kendirciye göre oradaki insanların tek suçu Türk ve Müslüman olmak.
02:03Tamam, yazarın iddialarını gördük.
02:05Şimdi argümanın bir sonraki katmanına geçelim.
02:08Çünkü yazar sadece bunlar oluyor demekle kalmıyor.
02:12Aynı zamanda bu duruma karşı büyük bir sessizlik olduğunu söylüyor.
02:15Ve bu sessizlikten kimleri sorumlu tuttuğunu da tek tek sıralıyor.
02:18Yazarın eleştiri okları, görüyorsunuz oldukça geniş bir yelpazeye uzanıyor.
02:24Liste uzun, Batı dünyası var, Filistin yönetimi var, Türkiye içindeki siyasetçiler ve hatta doğrudan hükümetin kendisi var.
02:32Gelin şimdi bu eleştirilerin her birine biraz daha yakından bakalım.
02:35Önce Batı dünyası.
02:37Yazarın buradaki temel eleştirisi bir dikkat dağıtma durumu üzerine kurulu.
02:41Diyor ki, Batı'nın gündemi bilinçli olarak Ukrayna ve Filistin gibi konularla meşgul ediliyor.
02:47Ve bu sayede Doğu Türkistan'da yaşanan ve yazarın daha beter olarak nitelediği durum görmezden geliniyor.
02:54Ve işte metindeki en keskin eleştirilerden biri de burada karşımıza çıkıyor.
02:58Yazar, Filistin devlet başkanının Çin'in bütünlüğü önemli şeklindeki açıklamasını alıyor
03:03ve bunu kendi yaşadıkları İsrail zulmünü unutmak olarak yorumluyor.
03:07Yazar için bu büyük bir çelişki.
03:10Gelelim Türkiye hükümetine yönelik eleştirilere.
03:13Yazarın argümanı aslında bu ön kapı, arka kapı metaforuyla çok güzel özetleniyor.
03:19Yani diyor ki, hükümet kamuoyu önünde ön kapıdan, İsrail'i sert bir dille kınıyor
03:24ama perde arkasında yani arka kapıdan ticari ilişkiler aynen devam ediyor.
03:29Yazar bunu bir ikiyüzlülük olarak nitelendiriyor.
03:33Peki tamam, iddialar var, eleştiriler var.
03:36Bütün bu tablodan sonra yazar ne öneriyor yani ne yapmalı sorusuna nasıl bir cevap veriyor?
03:43Analizimizin bu son bölümünde Özgenirci'nin metnindeki somut çözüm önerilerine ve eylem çağrılarına bakacağız.
03:50Eylem çağrısına gelmeden önce yazar tarihe çok güçlü bir gönderme yapıyor.
03:55Geçmişte Çin seddinin yapılmasına neden olan o güçlü Türk atalarını hatırlatıyor
03:59ve o günkü güçle bugünkü sessizlik arasında bir karşıtlık kuruyor.
04:03Bu durumdan duyduğu üzüntüyü de açıkça dile getiriyor.
04:06Yazar askeri bir çözümden bahsetmediğinin altını özellikle çiziyor.
04:11Hatta Çin'e savaş mı açalım diyen bir siyasetçiye de gönderme yapıyor.
04:16Onun yerine bakın üç somut ve diplomasi odaklı bir yol haritası sunuyor.
04:20Birincisi diplomatik baskı kurmak.
04:22İkincisi ekonomik ilişkileri bir koz olarak kullanmak.
04:25Ve üçüncüsü belki de en önemlisi bu konuyu sürekli gündemde tutarak
04:30küresel bir farkındalık ve kamuoyu yaratmak.
04:32Ve metnin sonlarına doğru yazar bu kez dini bir referans üzerinden okuyucusuna sesleniyor.
04:38Bu ifadeyle aslında metnin sadece politik bir eleştiri olmadığını
04:42aynı zamanda vicdanlara seslenen bir hatırlatma olduğunu da görüyoruz.
04:46Konunun unutulup gitmemesi için o kutsal günlerin manevi atmosferini de bir vesile olarak görüyor.
04:52Ve işte yazar, metnini bu çok kışkırtıcı ve düşündürücü soruyla noktalıyor.
04:57Aslında bu bir sonuk cümlesinden çok daha fazlası,
04:59okuyucuyu kendiyle baş başa bırakan, kendi duruşunu sorgulamaya iten bir meydan okuma.
05:04Mehmet Özkendirci'nin bu yazısı en temelde hepimizden şu soruyu düşünmemizi istiyor.
05:09Zulüm karşısındaki sessizliğin ahlaki bedeli nedir?
05:15Çeviri ve Altyazı M.K.
Yorumlar