Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 20 saat önce
Bu köşe yazısı, Doğu Türkistan’daki Türk ve Müslüman toplumun maruz kaldığı ağır insan hakları ihlallerini ve bu trajediye karşı sergilenen küresel duyarsızlığı eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, bölgede yaşanan katliam ve asimilasyon politikalarının Batı dünyası ve İslam ülkeleri tarafından görmezden gelindiğini savunarak mevcut dış politikaları sorgulamaktadır. Özellikle Filistin ve Ukrayna gibi krizlere odaklanan uluslararası kamuoyunun, Çin’in baskıcı tutumuna karşı diplomatik ve ticari önlemler alması gerektiği vurgulanmaktadır. Metinde, zulme karşı sessiz kalmanın suça ortaklık olduğu belirtilerek acilen bir küresel farkındalık oluşturulması çağrısı yapılmaktadır. Sonuç olarak yazar, hem Türkiye’deki hem de dünyadaki aktörleri bu insani dram karşısında daha somut adımlar atmaya davet etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça ses getiren bir metni, yazar Mehmet Özkendirci'nin Doğu Türkistan üzerine kaleme aldığı o yazıyı masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Yazarın argümanlarını, o sarsıcı iddialarını, sert eleştirilerini ve ne gibi çözümler önerdiğini hep birlikte adım adım inceleyeceğiz.
00:17Haydi başlayalım.
00:18Yazar metne işte bu cümleyle oldukça çarpıcı bir karşılaştırmayla giriyor.
00:23Aslında bu cümle tüm yazının özeti gibi, değil mi?
00:26Yani diyor ki, dünya başka şeylerle meşgulken çok daha büyük bir trajedi gözden kaçırılıyor.
00:31Bu da en başından okuyucuya bir acil bir şeyler oluyor hissi veriyor.
00:36Şunu netleştirelim. Bizim buradaki amacımız, yazarın bu tutkulu argümanının temel taşlarını, yani iddialarını, eleştirilerini ve çağrılarını olduğu gibi tarafsız bir
00:46şekilde size aktarmak.
00:47Gelin yazarın metnini birlikte katman katman açalım ve ne dediğine bakalım.
00:51Peki, nereden başlıyoruz?
00:53Tabii ki metnin en can alıcı noktasından.
00:55Yazarın Doğu Türkistan'da yaşandığını söylediği o acılar, o zulüm iddiaları.
00:59İlk durağımız burası.
01:01Yazarın metnindeki en ağır iddialardan biri belki de bu.
01:04Diyor ki, genç kızlar sistematik bir asimilasyon politikasının bir parçası olarak Çinli erkeklerle zorla evlendiriliyor.
01:11Yazar bunu kültürel bir yok edişin bir adımı olarak görüyor.
01:15Ama iddialar bununla sınırlı kalmıyor.
01:16Yazar bir adım daha ileri giderek binlerce insanın katliam ve türlü işkencelere maruz kaldığını söylüyor.
01:24Metinde kullandığı dilin ne kadar sert olduğu da aslında durumun ciddiyetini vurgulama çabasını gösteriyor.
01:29İşte bu cümle gerçekten çok sarsıcı.
01:32Yazar, o soyut vahşet anlatımını somut bir şeye dönüştürmek için işte böyle spesifik, akılda kalıcı ve vurucu bir imge kullanıyor.
01:41Bu, okuyucunun zihninde kolay kolay silinmeyecek bir resim çizmek için yapılmış bilinçli bir tercih.
01:47Peki, yazara göre bütün bunların altında yatan sebep ne?
01:50Metin bu soruya çok net bir cevap veriyor.
01:53Diyor ki, bu yaşananların tamamı etnik ve dini kimliğe dayalı bir zulüm.
01:57Yani, öz kendirciye göre oradaki insanların tek suçu Türk ve Müslüman olmak.
02:03Tamam, yazarın iddialarını gördük.
02:05Şimdi argümanın bir sonraki katmanına geçelim.
02:08Çünkü yazar sadece bunlar oluyor demekle kalmıyor.
02:12Aynı zamanda bu duruma karşı büyük bir sessizlik olduğunu söylüyor.
02:15Ve bu sessizlikten kimleri sorumlu tuttuğunu da tek tek sıralıyor.
02:18Yazarın eleştiri okları, görüyorsunuz oldukça geniş bir yelpazeye uzanıyor.
02:24Liste uzun, Batı dünyası var, Filistin yönetimi var, Türkiye içindeki siyasetçiler ve hatta doğrudan hükümetin kendisi var.
02:32Gelin şimdi bu eleştirilerin her birine biraz daha yakından bakalım.
02:35Önce Batı dünyası.
02:37Yazarın buradaki temel eleştirisi bir dikkat dağıtma durumu üzerine kurulu.
02:41Diyor ki, Batı'nın gündemi bilinçli olarak Ukrayna ve Filistin gibi konularla meşgul ediliyor.
02:47Ve bu sayede Doğu Türkistan'da yaşanan ve yazarın daha beter olarak nitelediği durum görmezden geliniyor.
02:54Ve işte metindeki en keskin eleştirilerden biri de burada karşımıza çıkıyor.
02:58Yazar, Filistin devlet başkanının Çin'in bütünlüğü önemli şeklindeki açıklamasını alıyor
03:03ve bunu kendi yaşadıkları İsrail zulmünü unutmak olarak yorumluyor.
03:07Yazar için bu büyük bir çelişki.
03:10Gelelim Türkiye hükümetine yönelik eleştirilere.
03:13Yazarın argümanı aslında bu ön kapı, arka kapı metaforuyla çok güzel özetleniyor.
03:19Yani diyor ki, hükümet kamuoyu önünde ön kapıdan, İsrail'i sert bir dille kınıyor
03:24ama perde arkasında yani arka kapıdan ticari ilişkiler aynen devam ediyor.
03:29Yazar bunu bir ikiyüzlülük olarak nitelendiriyor.
03:33Peki tamam, iddialar var, eleştiriler var.
03:36Bütün bu tablodan sonra yazar ne öneriyor yani ne yapmalı sorusuna nasıl bir cevap veriyor?
03:43Analizimizin bu son bölümünde Özgenirci'nin metnindeki somut çözüm önerilerine ve eylem çağrılarına bakacağız.
03:50Eylem çağrısına gelmeden önce yazar tarihe çok güçlü bir gönderme yapıyor.
03:55Geçmişte Çin seddinin yapılmasına neden olan o güçlü Türk atalarını hatırlatıyor
03:59ve o günkü güçle bugünkü sessizlik arasında bir karşıtlık kuruyor.
04:03Bu durumdan duyduğu üzüntüyü de açıkça dile getiriyor.
04:06Yazar askeri bir çözümden bahsetmediğinin altını özellikle çiziyor.
04:11Hatta Çin'e savaş mı açalım diyen bir siyasetçiye de gönderme yapıyor.
04:16Onun yerine bakın üç somut ve diplomasi odaklı bir yol haritası sunuyor.
04:20Birincisi diplomatik baskı kurmak.
04:22İkincisi ekonomik ilişkileri bir koz olarak kullanmak.
04:25Ve üçüncüsü belki de en önemlisi bu konuyu sürekli gündemde tutarak
04:30küresel bir farkındalık ve kamuoyu yaratmak.
04:32Ve metnin sonlarına doğru yazar bu kez dini bir referans üzerinden okuyucusuna sesleniyor.
04:38Bu ifadeyle aslında metnin sadece politik bir eleştiri olmadığını
04:42aynı zamanda vicdanlara seslenen bir hatırlatma olduğunu da görüyoruz.
04:46Konunun unutulup gitmemesi için o kutsal günlerin manevi atmosferini de bir vesile olarak görüyor.
04:52Ve işte yazar, metnini bu çok kışkırtıcı ve düşündürücü soruyla noktalıyor.
04:57Aslında bu bir sonuk cümlesinden çok daha fazlası,
04:59okuyucuyu kendiyle baş başa bırakan, kendi duruşunu sorgulamaya iten bir meydan okuma.
05:04Mehmet Özkendirci'nin bu yazısı en temelde hepimizden şu soruyu düşünmemizi istiyor.
05:09Zulüm karşısındaki sessizliğin ahlaki bedeli nedir?
05:15Çeviri ve Altyazı M.K.
Yorumlar

Önerilen