00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça dikkat çeken bir yazıyı yazar Mehmet Edip Ören'in o meşhur köprüden önceki son çıkış yorumunu
00:06ele alacağız.
00:07Yazar öyle tutkulu bir dille yazmış ki hem sosyal medyada hem de siyasi çevrelerde epey konuşuldu.
00:12Diyor ki Türkiye çok ama çok kritik bir yol ayrımında. Hatta radikal bir de çözüm önerisi var.
00:17Gelin ne demek istemiş? Argümanları ne? Çözümü ne? Hepsine bir bakalım.
00:22Zaten yazının başlığı her şeyi anlatıyor değil mi? Köprüden önceki son çıkış.
00:26Yazar aslında diyor ki bakın bir otoyoldayız ve köprüye doğru son sürat gidiyoruz.
00:31O köprüyü geçtikten sonra geri dönüş yok. İşte tam o köprüden önceki son fırsat, son çıkış burası.
00:37Yani zamanımız kalmadı bu acil bir durum diye bas bas bağırıyor adeta.
00:41Peki bu analizde nasıl bir yol izleyeceğiz?
00:44Önce son çıkış metaforunun ne anlama geldiğine bakacağız.
00:47Sonra yazarın liderliğe yönelik sert eleştirilerine ardından bahsettiği inanç ve güvenlik krizine değineceğiz.
00:54Sadece iktidar değil muhalefetin de nasibini aldığını göreceğiz.
00:58En sonda da yazarın o çok konuşulan milliyetçi çağrısıyla bitireceğiz.
01:03Evet ilk durağımız son çıkış.
01:05Yazarın tüm bu yazıyı kaleme almasındaki temel sebep ana fikir neymiş ona bir bakalım.
01:10Çünkü her şey tam da buradan başlıyor.
01:12Yazar daha ilk cümlesiyle pozisyonunu netleştiriyor.
01:16Türkiye birden büyüktür.
01:18Yani ne demek istiyor?
01:20Diyor ki bu ülke, bu millet tek bir kişinin ya da tek bir partinin hırslarından, politikalarından çok daha önemlidir.
01:29Ülkenin kaderi şahsi çıkarların üzerine konulamaz.
01:33Bu ilkeyi en başa koyuyor.
01:35Peki bu temel ilkeyi ortaya koyduktan sonra yazar ne yapıyor?
01:41Eleştiri oklarını doğrudan mevcut liderliğe yazısında RT diye bahsettiği isme yöneltiyor.
01:47Ve bunu yaparken de oldukça alaycı, iğneleyici bir dil kullanıyor.
01:52Yazarın benzetmesi gerçekten çok sert.
01:54Lideri halkın dertleriyle alay eden bir stand-up komedyenine benzetiyor.
01:58Hatta o kadar ileri gidiyor ki emekli olunca Cem Yılmaz'a rakip olur diyor.
02:02Buradaki temel eleştiri liderliğin halkın gerçekliğinden, yaşadığı zorluklardan tamamen koptuğu yönünde.
02:09Bakın bu karşılaştırma çok çarpıcı.
02:11Hükümet bir yandan müjde veriyor değil mi?
02:14Mesela emekliye bayram ikramiyesi.
02:16Ama yazar diyor ki bu bir müjde değil, dalga geçmektir.
02:20Çünkü insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamazken bu rakamlar komik kalıyor.
02:24Ya da maaşların bayramdan biraz önce ödenmesi.
02:27Yazar buna torun talanı diyor.
02:29Yani alın bu parayı, bayramda torunlara harcayın, sonrası tufan denildiğini iddia ediyor.
02:34Hükümetin attığı adımları nasıl tamamen farklı, hatta tam tersi bir şekilde yorumlandığını görüyoruz.
02:41Eleştiriler sadece ekonomiyle sınırlı değil tabii.
02:43Yazar çok daha derinlere iniyor ve iki temel sutunun yani inanç ve güvenin de çöklüğü savunuyor.
02:50Ona göre durum burada çok daha vahim.
02:52Ve işte çok iddialı bir cümle geliyor.
02:54İslam dininin kimsece bir hükmü yok.
02:57Bu ne demek?
02:58Yazar aslında şunu söylüyor.
03:00Din, artık insanları birleştiren, onlara yol gösteren bir değerler bütünü olmaktan çıktı.
03:06Sadece siyasetçilerin elinde bir manipülasyon aracına, bir oy devşirme malzemesine dönüştü.
03:12Gerçek bir hükmü, bir saygınlığı kalmadı.
03:15Peki bu iddiasını neye dayandırıyor?
03:17İşte kanıt olarak sunduğu örnekler.
03:19Bakıyor dünyaya, Irak kuvvete saldırıyor, ikisi de Müslüman.
03:22İran Müslüman Türklere karşı Ermenistan'a destek veriyor.
03:26Suriye'de, Libya'da, Somali'de Müslüman Müslüman'ı kırıyor.
03:29Pakistan ve Afganistan savaşın eşiğinde.
03:31Yazar bütün bunlar olurken neden kimsenin sesi çıkmıyor da din sadece iç siyasette kullanılıyor diye soruyor.
03:37İşte bu yüzden dinin iç piyasadaki enayileri tavlama aracına dönüştüğünü söylüyor.
03:42Güvenlik meselesinde ise yazarın yaptığı benzetme daha da ağır.
03:46Diyor ki bugünkü durumumuz Osmanlı'nın en büyük yenilgilerinden biri sayılan Ayasefanos Antlaşması'ndan bile daha kötü.
03:53Düşünün o dönem Osmanlı için bir yıkım sembolü.
03:56Yazar neden böyle bir benzetme yapıyor?
03:58Çünkü terörü bitirme noktasına gelmiştik, şimdi ise televizyonlarda her gün terör propagandası izliyoruz diyor.
04:04Bu geri gidişi kabul edilemez buluyor.
04:08Ve bu noktada yazarın artık ne kadar öfkeli ve çaresiz hissettiğini şu cümleden anlıyoruz.
04:13Bu artık siyasi bir eleştiri değil, bir feryat, bir isyan, ülkenin güvenliğinin geldiği noktaya duyduğu öfkenin bir patlaması aslında.
04:22Peki tüm bu sorunların karşısında muhalefet bir umut mu?
04:26Yazar için hayır.
04:27Eleştirileri sadece iktidara yönelik değil, oklarını aynı sertlikte ana muhalefete de çeviriyor.
04:32Ona göre madalyonun iki yüzü de sorunlu.
04:35İşte yazarın ikilemi tam da bu tabloda özetleniyor.
04:38Bir yanda AKP var, diyor ki RT'nin kişisel hırsı için hainlerle bile iş birliği yapabilirler.
04:44Diğer yanda CHP var, onlar için de seçim kazanmak uğruna kendilerini PKK bölü dem gibi namertlere muhtaç hissediyorlar diyor.
04:52Yani yazar ne iktidarda ne de ana muhalefette bir çıkış yolu göremiyor.
04:57İkisinin de ülkenin çıkarlarına aykırı davrandığını düşünüyor.
05:00Ve bu noktada çok kişisel bir itirafta bulunuyor.
05:03Diyor ki, ben ve ailem sırf AKP gitsin diye son iki seçimde CHP'ye oy verdik.
05:10Ama artık yeter, bundan sonra bizden size oy falan yok.
05:14Bu aslında sadece bir politik eleştiri değil, aynı zamanda bir seçmenin sistemle bağını tamamen koparmasının ilanı.
05:21Artık bu ehveni şer, yani kötünün iyisi oyununda ben yokum, diyor.
05:25Peki tamam, iktidar kötü, muhalefet kötü, her şey bu kadar karamsarsa çıkış yolu nerede?
05:32İşte şimdi yazının en can alıcı bölümüne, yazarın çözüm önerisine geliyoruz.
05:36Ona göre tek bir umut kalmış, o da mevcut siyasetin tamamen dışında bir yerde.
05:40Yazarın önerdiği çözüm işte bu sloganla özetleniyor.
05:44Bütün Türkler bir ordu.
05:46Ne demek bu?
05:47A partisi, B partisi demeden kişisel çekişmeleri, liderlik kavgalarını bir kenara bırakıp,
05:53tüm milliyetçi güçlerin tek bir çatı altında toplanması gerektiğini söylüyor.
05:57Dağınık duran tüm milliyetçi oyların birleşmesi için açık bir çağrı bu.
06:02Peki bu birlik nasıl sağlanacak?
06:04Yazarın yol haritası dört adımdan oluşuyor.
06:07Birincisi, milliyetçi partiler birleşecek.
06:10İkincisi, birbirlerine rakip gibi değil, destekçi gibi davranacaklar.
06:14Üçüncüsü ki bu çok önemli, egoyu ve iç çekişmeleri bir kenara bırakacaklar.
06:19Yazar bunu o kadar ciddiye alıyor ki ego yapmayı ihanet olarak nitelendiriyor.
06:24Ve son olarak bu birleşik gücü milletin tek umudu olarak sunacaklar.
06:28Ve bu çağrı yaparken milliyetçi liderlere çok sert bir uyarıda bulunuyor.
06:32Diyor ki, bakın eğer bu birlik konusunda bir sorun çıkarırsanız,
06:36egonuza yenilirseniz ne millet ne de Allah sizi affeder.
06:40Yani tüm sorumluluğu doğrudan onların omuzlarına yüklüyor ve ekliyor.
06:44Eğer başarısız olursanız ortada affedecek bir millet bile kalmayabilir.
06:47Yazar yazısını işte bu sarsıcı soruyla noktalıyor.
06:51Peki ya bu son çıkışla kaçırılırsa, ya milliyetçiler birleşemezse o zaman ne olacak?
06:57Yazarın cevabı ima yoluyla çok net.
06:59Tek yol monarşi.
07:01Yani bu çağrıya kulak verilmezse,
07:03ülkenin gideceği yerin burası olduğunu söylüyor.
07:06Gerçekten de üzerine düşünülmesi gereken,
07:09oldukça karanlık bir gelecek tablosu çiziyor.
Yorumlar