Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 gün önce
Yazar Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, Orta Doğu’daki siyasi istikrarsızlığın ve komşu ülkelerdeki bölünmelerin arkasında emperyalist güçlerin ve Siyonizm’in bulunduğunu ileri sürmektedir. Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerin parçalanmasının Türkiye için büyük bir güvenlik tehdidi oluşturduğu vurgulanırken, bölgedeki ayrılıkçı faaliyetlerin dış destekle yürütüldüğü savunulmaktadır. Metin, Türkiye’nin geçmişteki dış politika tercihlerini ve siyasi liderlerin açıklamalarını eleştirel bir süzgeçten geçirerek, bu süreçlerin bölge barışına zarar verdiğini iddia etmektedir. Dini ve milliyetçi kurumların komşu ülkelerin yaşadığı yıkımlar karşısındaki sessizliği kınanmakta ve toplumsal bir uyanış çağrısı yapılmaktadır. Sonuç olarak yazar, halkı bölgeyi ateşe atan politikalara karşı duyarlı olmaya ve birliği savunarak bu tehlikeli gidişata dur demeye davet etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bir toplum nasıl zayıflatılır?
00:03Yusuf Dülger'e göre cevap çok net, bölerek.
00:06İşte bugün Dülger'in Bizi Bölenler, Yakanlar metnindeki bu iddialı tezi masaya yatırıyoruz.
00:12Bakalım argümanları ne kadar güçlü, hangi kanıtları sunuyor?
00:16Yazar aslında tüm argümanını çok temel bir fikir üzerine inşa ediyor.
00:19Bütün kalırsan güçlüsün, bölünürsen zayıfsın.
00:23Yani bu cümle metnin geri kalanında anlatacağı her şeyin bir nevi özeti, anahtarı gibi.
00:27Peki, yazar bu iddialı tezini nasıl adım adım örüyor?
00:33Gelin argümanını beş ana başlıkta inceleyelim.
00:36Önce temel argümanına, sonra suçladığı dış güçlere bakacağız,
00:41ardından Suriye örneğini ele alıp Türk liderliğine yönelik suçlamalara
00:45ve en sonunda da yazarın son uyarısına geleceğiz.
00:49Haydi o zaman ilk bölümle başlayalım.
00:52Temel argüman.
00:53Yazara göre toplumları zayıflatan bu bölünmelerin arkasında ne var, asıl kaynak ne?
00:59İşte yazarın tüm metne yayılan ana fikri tam olarak bu.
01:03Diyor ki, etrafta gördüğümüz bu bölünmeler, bu anlaşmazlıklar kendiliğinden olmuyor.
01:08Bunlar dışarıdan birilerinin onları zayıflatmak için bilinçli olarak tasarladığı bir stratejinin parçası.
01:15Yani tesadüf değil, tamamen kasıtlı bir müdahale.
01:17Peki, tamam birileri kasıtlı olarak bölüyor dedik.
01:21Yazar kimi veya kimleri işaret ediyor?
01:24Metinde hedef gösterdiği failler oldukça net.
01:27Yazara göre oyunun kurucuları şunlar.
01:30Siyonizm, sömürgeci batılılar ve Amerika.
01:33Metin boyunca bu üç aktörün kendi çıkarları doğrultusunda bölgedeki ateşi nasıl körüklediğini anlatıyor.
01:39İddialarını güçlendirmek için yazar sadece siyasi analiz yapmakla kalmıyor,
01:43dini metinlere de başvuruyor.
01:45Mesela, İşaya kitabından yaptığı bu alıntıyla,
01:48hedef gösterdiği güçlerin eylemlerinin sadece politik bir hamle olmadığını,
01:52daha derin, daha yıkıcı bir planın parçası olduğunu ima etmeye çalışıyor.
01:57Yazar konuyu daha da genişletiyor ve diyor ki,
02:00bu tehlike artık çok uzakta değil, kapımıza dayanmış durumda.
02:04Amerika'nın Asya ve Afrika'da başlattığı bu parçalama operasyonu,
02:08şimdi de Orta Doğu'ya, yani bize doğru geliyor.
02:10Yani bu yerel bir mesele değil, adeta küresel bir kuşatma planı.
02:15Peki, yazar bu büyük teorisini somut bir örnekle nasıl açıklıyor?
02:20İşte burada Suriye devreye giriyor.
02:22Gelin, ona göre bu bölünme planının Suriye'de nasıl adım adım hayata geçirildiğine bakalım.
02:27Yazar, Suriye'de olan biteni dört aşamalı bir süreç olarak anlatıyor.
02:33Birincisi, Ahmet Şara adında yeni bir liderin ortaya çıkması.
02:37İkincisi, İsrail'in Suriye topraklarına girip askeri üsler kurması.
02:42Üçüncüsü, PKK-SDG gibi grupların ülkenin stratejik noktalarına yerleştirilmesi
02:47ve son olarak dördüncü adımda Suriye'nin fiilen parçalara ayrılması.
02:52Yazara göre bu sıralama tesadüf değil, planlı bir parçalanmanın kanıtı.
02:56Yazar, iddialarına devam ediyor.
02:58Diyor ki, yeni Suriye yönetimi de bu oyunda rol alıyor,
03:02ayrılıkçı grupların planlanan o yeni Kürdistan bölgelerine yerleşmesine aktif olarak yardım ediyor.
03:08Sadece onlar da değil, Alevi ve Dürzü gibi diğer ayrılıkçı konseylerde parçalanmış bir devlet için çağrı yapıyor.
03:14Bütün bunların sonucunda yazarın vardığı yer net, Suriye'de olan biten Amerika'nın arzu ettiği şey.
03:20Ve şimdi, yazarın argümanının belki de en can alıcı, en provoka edici kısmına geliyoruz.
03:27İddialarını bu kez doğrudan Türkiye yönetimine yöneltiyor ve bir suç ortaklığı imasında bulunuyor.
03:34Yazar, bu imasını desteklemek için ilk olarak 2003 tarihli olduğu iddia edilen bir konuşmayı kanıt olarak sunuyor.
03:41Recep Erdoğan'a atfedilen bu sözlerde, Türkiye'nin Amerika'nın Irak'taki başarısını istediği
03:47ve İsrail'in varlık hakkını koruyacağı belirtiliyor.
03:51Yazara göre bu, Türkiye'nin bölgedeki Amerikan ve İsrail politikalarıyla daha en başından beri aynı çizgide olduğunun bir kanıtı.
03:59İkinci kanıt olaraksa, bu kez Donald Trump'a atfedilen bir ifadeyi kullanıyor.
04:04Yazar, bu sözlerle Suriye'deki rejimi devirme çabasının tek taraflı olmadığını,
04:10aksine Erdoğan, Netanyahu ve Trump arasında bir iş birliği olduğunu öne sürüyor.
04:15Ve son olarak, Türkiye'nin Suriye'ye neden girdiğini açıklayan bu resmi ifadeyi de denkleme ekliyor.
04:22Yazara göre, bu zalim Esed'in hükümdarlığına son verme hedefi,
04:26aslında en başta bahsettiği o dış güçlerin planıyla birebir örtüşüyor.
04:31İşte yazar, bu üç alıntıyı peş peşe sıraladıktan sonra,
04:35adeta topu okuyucuya atıyor ve şu can alıcı soruyu soruyor.
04:38Biri bize çıkıp, Orta Doğu'daki bu kan ve gözyaşında,
04:42bu bölünmüşlükte Türkiye'de suç ortağıdır derse ne cevap vereceğiz?
04:46Yazar bu soruyla aslında sunduğu kanıtlar karşısında savunma yapmanın ne kadar zor olduğunu ima ediyor.
04:52Peki, tüm bu analizlerden sonra yazar nereye varıyor?
04:56İşin sonu nereye bağlanacak?
04:58Gelin şimdi son bölüme bakalım.
05:00Yazar, tehlike çanlarının bu kez kimin için çaldığını söylüyor ve son bir uyarıda bulunuyor.
05:04Yazara göre, Suriye'den sonraki durak İran.
05:09Amerika ve İsrail'in İran'daki yönetimi devirmek ve oraya da bir kukla devlet kurmak için aktif olarak çalıştığını iddia ediyor.
05:17Hatta ona göre medyada çıkan haberler bile bu planın bir parçası.
05:21Ve burada yazar çok çarpıcı bir çelişkiye dikkat çekiyor.
05:24Bir tarafta hepimizin bildiği, müminler kardeştir, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır gibi inançlarımız, değerlerimiz var.
05:31Diğer tarafta ise yazarın gözlemiyle Irak'ta, Libya'da, Suriye'de bütün bunlar yaşanırken sessiz kalan,
05:38şimdi de İran konusunda sessizliğe bürünen dini ve milliyetçi gruplar.
05:42İşte bu sessizliği bir çelişki olarak önümüze koyuyor.
05:45Yazar, tüm argümanını özetleyen son darbeyi bu metaforla vuruyor.
05:50Emperyalizm bizi yakıyor.
05:52Ama ona göre bu ateşin sönmemesinin bir sebebi var.
05:55Odunu bittikçe uşakları odun taşıyor.
05:57Yani içerideki işbirlikçiler bu yangını körüklüyor.
06:02Ve yazar, okuyucuyu bu son soruyla, bu ikilemle baş başa bırakıyor.
06:07Yanmamak için sorumluluk alıp bana da görev düşüyor mu diyeceğiz,
06:11yoksa kaderimize razı olup başa gelen çekilir mi?
06:14Kısacası Yusuf Dülger'in metni, dış güçlerin böl yönet stratejisiyle bir coğrafyayı ateşe verdiğini iddia ediyor
06:21ve okuyucuyu bu yangın karşısında bir pozisyon almaya çağırıyor.
06:25Bu metin üzerine yaptığımız inceleme burada sona eriyor.
06:28Dinlediğiniz için teşekkürler.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen