Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 saat önce
Mehmet Edip Ören’in köşe yazısı, Türkiye'nin mevcut siyasi, ekonomik ve toplumsal düzenine yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, yozlaşmış yönetim anlayışının ahlaki değerleri altüst ettiğini ve dürüst insanları dışladığını savunmaktadır. Ekonomik verilerin çarpıtılması, muhalefet partilerinin yetersizliği ve laiklik üzerinden yapılan siyasi istismarlar yazıda öne çıkan temel temalardır. Ayrıca, medya dünyasındaki figürlerin ve siyasi aktörlerin halkı yanılttığı, milli çıkarların ise bu karmaşada zarar gördüğü vurgulanmaktadır. Metnin genelinde, ülkenin içinde bulunduğu durumdan kurtulması için milliyetçi bir uyanışın ve birleşmenin gerekliliği güçlü bir dille ifade edilmektedir. Tüm bu eleştiriler, mevcut düzenin halkı muhtaç ve çaresiz bıraktığı ana fikri etrafında toplanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu incelememizde Türkiye'de baya bir tartışma yaratan, oldukça iddialı bir siyasi metni masaya yatırıyoruz.
00:08Yazırın nasıl bir dünya tablosu çizdiğine, argümanlarının neyin üzerine kurduğuna hep birlikte bakacağız.
00:14Peki bu metni nasıl ele alacağız? Şöyle ki yazırın düşünce dünyasını beş temel bölümde inceleyeceğiz.
00:20Önce o tepe taklak dünya tasvirine bakacağız, sonra ekonomi, muhalefet ve medya eleştirilerine geçeceğiz.
00:26En sonunda da her şeyi bağladığı o milliyetçi eylem çağrısını göreceğiz. Hadi başlayalım.
00:32Evet ilk durağımız yazarın metne girerken kurduğu o distopik atmosfer.
00:36Diyor ki bildiğimiz, inandığımız ne kadar değer varsa hepsi baş aşağı dönmüş durumda. Her şey tepe taklak yani.
00:43İşte bu cümleyle her şey başlıyor aslında.
00:46Yazar diyor ki öyle bir dünya ki hırsızlar, yalancılar, hainler çoğunluk olmuş, bücü ele geçirmiş.
00:52Yani aslında en baştan sahneyi kuruyor. Dürüstlerin ezildiği, liyakatsizlerin, liyakatlileri yargıladığı bir düzen.
01:00İşte bütün eleştirilerini bu temel üzerine inşa edecek.
01:04Peki bu tepe taklak dünya fikri soyut bir şey mi? Hayır.
01:08Yazar bunu ilk olarak ekonomide somutlaştırıyor.
01:11Eleştiri oklarını da doğrudan bazı isimlere ve kurumlara çeviriyor.
01:15Ve ilk hedef gördüğünüz gibi doğrudan Maliye Bakanı.
01:19Ama dikkat edin ona taktığı lakapla Memoş diyerek sesleniyor.
01:23Bu aslında çok şey anlatıyor.
01:25Resmi bir eleştiri değil bu.
01:27Daha çok kişisel ve küçümseyici bir suçlama.
01:30Tonu en başından böyle belirliyor yazar.
01:33Yazarın temel iddiası ne peki?
01:35Diyor ki, Ocak enflasyonu patlayınca bakan suçu kime attı dersiniz?
01:39İşi Allah'ın sırtına yıktı diyor yazar.
01:42Yani sorumluluk almaktan kaçıp suçu kontrol dışı güçlere attığını söylüyor.
01:47Bu da tabii yazarın o yönetim hesap vermiyor ana fikrini destekleyen somut bir örnek oluyor onun için.
01:53Eleştiriler sadece bir bakanla sınırlı kalmıyor tabii.
01:57Oklar bu sefer kurumsal bir hedefe TÜİK'e dönüyor.
01:59İddia çok net, TÜİK Kasım ve Aralık aylarında enflasyonu bilerek düşük gösterdi.
02:06Yazar burada aslında şunu demeye getiriyor.
02:08Mesele tek bir kişi değil bu sistemik bir aldatmaca.
02:11Peki bu manipülasyonun sonucu ne?
02:14İşte yazarın argümanını güçlü kılan yer burası.
02:17Bu soyut suçlamayı alıyor, hepimizin anlayacağı bir şeye paraya çeviriyor.
02:21Diyor ki, bu veri oyunu yüzünden her bir işçinin, her bir emeklinin cebinden aylıktan bin lira çalındı.
02:29Böylece iddia birdenbire çok daha kişisel ve çarpıcı bir hale geliyor.
02:34Şimdi, yazar eleştiri oklarını oldukça şaşırtıcı bir yere, ana muhalefete yani CHP'ye çeviriyor.
02:41Ve onların bu sistemdeki rolü hakkında gerçekten çok kışkırtıcı, çok radikal bir teori ortaya atıyor.
02:47Hazır olun.
02:48İşte o teorinin özü bu cümlede.
02:51Diyor ki yazar, bu ikisi, yani iktidarla muhalefet aslında birbirinin düşmanı falan değil.
02:56Tam tersi, biri varsa diğeri de var, biri giderse öbürü de gider.
03:01Bu bildiğimiz bütün siyasi denklemleri altüst eden bir iddia.
03:04Yani muhalefet, iktidarın devrilmesinin değil, tam tersine ayakta kalmasının sigortasıdır demeye getiriyor.
03:10Ve kullandığı dile bir bakın, muhalefetin içindeki bazı kişileri tanımlamak için,
03:15yaş bakla diye bir argo kullanıyor.
03:17Bu çok önemli, çünkü bu ifadeyle onları siyasi bir rakip olarak görmediğini,
03:23adeta sistemin içindeki işe yaramaz, ayklanması gereken bir sorun olarak etiketlediğini gösteriyor.
03:29Sonra da dönüp doğrudan muhalefete o retorik soruyu soruyor.
03:34İçeride kaç kişisiniz?
03:37Bakın bu soruyla aslında ne demek istiyor?
03:40Muhalefet sadece beceriksiz değil, aynı zamanda içinde kendi davasına ihanet edenlerle dolu demeye getiriyor.
03:47Bu, partiye olan güveni kökünden sarsmayı hedefleyen çok net bir hamle.
03:52İşte bütün bu iddialar bizi şu sonuca getiriyor.
03:55Yazar diyor ki, eğer muhalefete yani CHP'ye bir oy verirseniz,
03:59o oy aslında dönüp dolaşıp iktidara yani AKP'ye yarıyor.
04:03Çünkü eğer muhalefet zaten sistemin bir parçasıysa,
04:06ona oy vermek sistemi değiştirmek değil, tam tersine bu düzeni devam ettirmek anlamına gelir.
04:11Bu, seçmenin mevcut seçeneklerin hepsinden soğutan, bir çıkmaz sokağa sokan bir argümen.
04:17Peki, eleştiriler bitti mi?
04:19Hayır.
04:20A daha da genişliyor.
04:22Bu sefer hedefte kimler var dersiniz?
04:24İktidara karşı gibi görünen ama yazarın iddiasına göre aslında bilmeden, istemeden ona can suyu olan medya ve sanatçılar var.
04:32Yazarın mantığı burada oldukça ilginç.
04:35Diyor ki, niyetin ne olduğu önemli değil, sonuç ne ona bakmak lazım.
04:40Mesela bir yanda layıklık için bildiri imzalayan sanatçılar var.
04:44Yazar diyor ki, bu hamle iktidarın tabanını din elden gidiyor diye birleştirmekten başka işe yaramadı.
04:50Diğer yanda da bir muhalefet vekilinin kavgasını sürekli yayınlayan medya var.
04:55E bu da diyor, hükümete yakın o ismi bir kahraman gibi gösterip ona bedava reklam yaptırdı.
05:00Yani iki grup da iyi niyetle de olsa sonuçta iktidarın işine yaradı.
05:04Sanatçılar için kullandığı ifade de zaten her şeyi özetliyor aslında.
05:08Onlar, istismarcı iktidara can simidi olmaktan başka bir şey değildir.
05:13Bu cümleyle aslında onlara safsınız diyor.
05:16Çabalarınız iyi niyetli olabilir ama sonuçta sadece bu düzenin devam etmesine yardımcı oluyorsunuz demeye getiriyor.
05:22Ve geldik metnin en can alıcı, en hararetli bölümüne.
05:26Yazar şimdiye kadar yaptığı bütün eleştirileri bir kenara koyup tüm bunlardan sonra ne yapılması gerektiğine dair nihai çözümünü, eylem çağrısını
05:35ortaya koyuyor.
05:36Aslında her şey bu an için bir hazırlıktı.
05:40Ve finalde konu nereye geliyor?
05:42Ulusal güvenliğe ve hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'a.
05:46Yazarın burada kullandığı dile özellikle dikkat edin.
05:49Apo iti gibi son derece sert bir ifade kullanıyor.
05:51Bu dil seçimiyle aslında bu konunun kendisi için pazarlık kabul etmez, kırmızı çizgisi olduğunu da göstermiş oluyor.
05:58Yazarın öfkesini zirveye çıkaran şey ise bir siyasetçiden alıntıladığı şu sözler.
06:03Birilerinin çıkıp Öcalan'ı terörle anmanın doğru olmadığını söylemesi yazar için bardağa taşıran son damla.
06:10Diyor ki bakın bazı siyasetçiler bizim terörist olarak gördüğümüz birini aklamaya, meşrulaştırmaya çalışıyor.
06:17Bu da güvenlik güçlerimizin verdiği mücadeleyi hiçe saymaktır diyor.
06:21Peki çözüm ne?
06:23Madem iktidar kötü, muhalefette onun ortağı, o zaman ne yapacağız?
06:27İşte yazarın reçetesi bu.
06:29Milliyetçi oylar birleşecek, mevcut sistemin dışında yepyeni bir üçüncü yol yaratılacak.
06:35Ve halka çaresiz değilsiniz mesajı verilecek.
06:38Ve bitirirken kullandığı slogan da her şeyi özetliyor zaten.
06:42Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır.
06:44Bu artık bir reform çağrısı falan değil, bu resmen yeni bir düzen kurma manifestosu.
06:50Ve bu analizimizi metnin hepimizin aklında bıraktığı o büyük soruyla bitiriyoruz.
06:54Yazarın bahsettiği bu üçüncü yol tam olarak ne?
06:57Hem iktidarı hem de muhalefeti reddeden bu çağrı, Türkiye'nin siyasi manzarası için gerçekten ne anlama geliyor?
07:04İşte bu soru üzerine düşünmeye değer.
Yorumlar

Önerilen