00:00Herkese merhaba. Bu incelememizde Türkiye'de baya bir tartışma yaratan, oldukça iddialı bir siyasi metni masaya yatırıyoruz.
00:08Yazırın nasıl bir dünya tablosu çizdiğine, argümanlarının neyin üzerine kurduğuna hep birlikte bakacağız.
00:14Peki bu metni nasıl ele alacağız? Şöyle ki yazırın düşünce dünyasını beş temel bölümde inceleyeceğiz.
00:20Önce o tepe taklak dünya tasvirine bakacağız, sonra ekonomi, muhalefet ve medya eleştirilerine geçeceğiz.
00:26En sonunda da her şeyi bağladığı o milliyetçi eylem çağrısını göreceğiz. Hadi başlayalım.
00:32Evet ilk durağımız yazarın metne girerken kurduğu o distopik atmosfer.
00:36Diyor ki bildiğimiz, inandığımız ne kadar değer varsa hepsi baş aşağı dönmüş durumda. Her şey tepe taklak yani.
00:43İşte bu cümleyle her şey başlıyor aslında.
00:46Yazar diyor ki öyle bir dünya ki hırsızlar, yalancılar, hainler çoğunluk olmuş, bücü ele geçirmiş.
00:52Yani aslında en baştan sahneyi kuruyor. Dürüstlerin ezildiği, liyakatsizlerin, liyakatlileri yargıladığı bir düzen.
01:00İşte bütün eleştirilerini bu temel üzerine inşa edecek.
01:04Peki bu tepe taklak dünya fikri soyut bir şey mi? Hayır.
01:08Yazar bunu ilk olarak ekonomide somutlaştırıyor.
01:11Eleştiri oklarını da doğrudan bazı isimlere ve kurumlara çeviriyor.
01:15Ve ilk hedef gördüğünüz gibi doğrudan Maliye Bakanı.
01:19Ama dikkat edin ona taktığı lakapla Memoş diyerek sesleniyor.
01:23Bu aslında çok şey anlatıyor.
01:25Resmi bir eleştiri değil bu.
01:27Daha çok kişisel ve küçümseyici bir suçlama.
01:30Tonu en başından böyle belirliyor yazar.
01:33Yazarın temel iddiası ne peki?
01:35Diyor ki, Ocak enflasyonu patlayınca bakan suçu kime attı dersiniz?
01:39İşi Allah'ın sırtına yıktı diyor yazar.
01:42Yani sorumluluk almaktan kaçıp suçu kontrol dışı güçlere attığını söylüyor.
01:47Bu da tabii yazarın o yönetim hesap vermiyor ana fikrini destekleyen somut bir örnek oluyor onun için.
01:53Eleştiriler sadece bir bakanla sınırlı kalmıyor tabii.
01:57Oklar bu sefer kurumsal bir hedefe TÜİK'e dönüyor.
01:59İddia çok net, TÜİK Kasım ve Aralık aylarında enflasyonu bilerek düşük gösterdi.
02:06Yazar burada aslında şunu demeye getiriyor.
02:08Mesele tek bir kişi değil bu sistemik bir aldatmaca.
02:11Peki bu manipülasyonun sonucu ne?
02:14İşte yazarın argümanını güçlü kılan yer burası.
02:17Bu soyut suçlamayı alıyor, hepimizin anlayacağı bir şeye paraya çeviriyor.
02:21Diyor ki, bu veri oyunu yüzünden her bir işçinin, her bir emeklinin cebinden aylıktan bin lira çalındı.
02:29Böylece iddia birdenbire çok daha kişisel ve çarpıcı bir hale geliyor.
02:34Şimdi, yazar eleştiri oklarını oldukça şaşırtıcı bir yere, ana muhalefete yani CHP'ye çeviriyor.
02:41Ve onların bu sistemdeki rolü hakkında gerçekten çok kışkırtıcı, çok radikal bir teori ortaya atıyor.
02:47Hazır olun.
02:48İşte o teorinin özü bu cümlede.
02:51Diyor ki yazar, bu ikisi, yani iktidarla muhalefet aslında birbirinin düşmanı falan değil.
02:56Tam tersi, biri varsa diğeri de var, biri giderse öbürü de gider.
03:01Bu bildiğimiz bütün siyasi denklemleri altüst eden bir iddia.
03:04Yani muhalefet, iktidarın devrilmesinin değil, tam tersine ayakta kalmasının sigortasıdır demeye getiriyor.
03:10Ve kullandığı dile bir bakın, muhalefetin içindeki bazı kişileri tanımlamak için,
03:15yaş bakla diye bir argo kullanıyor.
03:17Bu çok önemli, çünkü bu ifadeyle onları siyasi bir rakip olarak görmediğini,
03:23adeta sistemin içindeki işe yaramaz, ayklanması gereken bir sorun olarak etiketlediğini gösteriyor.
03:29Sonra da dönüp doğrudan muhalefete o retorik soruyu soruyor.
03:34İçeride kaç kişisiniz?
03:37Bakın bu soruyla aslında ne demek istiyor?
03:40Muhalefet sadece beceriksiz değil, aynı zamanda içinde kendi davasına ihanet edenlerle dolu demeye getiriyor.
03:47Bu, partiye olan güveni kökünden sarsmayı hedefleyen çok net bir hamle.
03:52İşte bütün bu iddialar bizi şu sonuca getiriyor.
03:55Yazar diyor ki, eğer muhalefete yani CHP'ye bir oy verirseniz,
03:59o oy aslında dönüp dolaşıp iktidara yani AKP'ye yarıyor.
04:03Çünkü eğer muhalefet zaten sistemin bir parçasıysa,
04:06ona oy vermek sistemi değiştirmek değil, tam tersine bu düzeni devam ettirmek anlamına gelir.
04:11Bu, seçmenin mevcut seçeneklerin hepsinden soğutan, bir çıkmaz sokağa sokan bir argümen.
04:17Peki, eleştiriler bitti mi?
04:19Hayır.
04:20A daha da genişliyor.
04:22Bu sefer hedefte kimler var dersiniz?
04:24İktidara karşı gibi görünen ama yazarın iddiasına göre aslında bilmeden, istemeden ona can suyu olan medya ve sanatçılar var.
04:32Yazarın mantığı burada oldukça ilginç.
04:35Diyor ki, niyetin ne olduğu önemli değil, sonuç ne ona bakmak lazım.
04:40Mesela bir yanda layıklık için bildiri imzalayan sanatçılar var.
04:44Yazar diyor ki, bu hamle iktidarın tabanını din elden gidiyor diye birleştirmekten başka işe yaramadı.
04:50Diğer yanda da bir muhalefet vekilinin kavgasını sürekli yayınlayan medya var.
04:55E bu da diyor, hükümete yakın o ismi bir kahraman gibi gösterip ona bedava reklam yaptırdı.
05:00Yani iki grup da iyi niyetle de olsa sonuçta iktidarın işine yaradı.
05:04Sanatçılar için kullandığı ifade de zaten her şeyi özetliyor aslında.
05:08Onlar, istismarcı iktidara can simidi olmaktan başka bir şey değildir.
05:13Bu cümleyle aslında onlara safsınız diyor.
05:16Çabalarınız iyi niyetli olabilir ama sonuçta sadece bu düzenin devam etmesine yardımcı oluyorsunuz demeye getiriyor.
05:22Ve geldik metnin en can alıcı, en hararetli bölümüne.
05:26Yazar şimdiye kadar yaptığı bütün eleştirileri bir kenara koyup tüm bunlardan sonra ne yapılması gerektiğine dair nihai çözümünü, eylem çağrısını
05:35ortaya koyuyor.
05:36Aslında her şey bu an için bir hazırlıktı.
05:40Ve finalde konu nereye geliyor?
05:42Ulusal güvenliğe ve hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'a.
05:46Yazarın burada kullandığı dile özellikle dikkat edin.
05:49Apo iti gibi son derece sert bir ifade kullanıyor.
05:51Bu dil seçimiyle aslında bu konunun kendisi için pazarlık kabul etmez, kırmızı çizgisi olduğunu da göstermiş oluyor.
05:58Yazarın öfkesini zirveye çıkaran şey ise bir siyasetçiden alıntıladığı şu sözler.
06:03Birilerinin çıkıp Öcalan'ı terörle anmanın doğru olmadığını söylemesi yazar için bardağa taşıran son damla.
06:10Diyor ki bakın bazı siyasetçiler bizim terörist olarak gördüğümüz birini aklamaya, meşrulaştırmaya çalışıyor.
06:17Bu da güvenlik güçlerimizin verdiği mücadeleyi hiçe saymaktır diyor.
06:21Peki çözüm ne?
06:23Madem iktidar kötü, muhalefette onun ortağı, o zaman ne yapacağız?
06:27İşte yazarın reçetesi bu.
06:29Milliyetçi oylar birleşecek, mevcut sistemin dışında yepyeni bir üçüncü yol yaratılacak.
06:35Ve halka çaresiz değilsiniz mesajı verilecek.
06:38Ve bitirirken kullandığı slogan da her şeyi özetliyor zaten.
06:42Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır.
06:44Bu artık bir reform çağrısı falan değil, bu resmen yeni bir düzen kurma manifestosu.
06:50Ve bu analizimizi metnin hepimizin aklında bıraktığı o büyük soruyla bitiriyoruz.
06:54Yazarın bahsettiği bu üçüncü yol tam olarak ne?
06:57Hem iktidarı hem de muhalefeti reddeden bu çağrı, Türkiye'nin siyasi manzarası için gerçekten ne anlama geliyor?
07:04İşte bu soru üzerine düşünmeye değer.
Yorumlar