00:00Merhaba, Mehmet Edip Ören'in bir yazısından yola çıkarak sizi önce rüya gibi bir ülkeye, sonra da aniden o rüyanın
00:08tam zıttı bir gerçekliğe götüreceğiz.
00:10Konumuz rüyalar gabar, gerçekler akbelen. Yani hayaller ve hakikatler arasındaki o ince çizgide bir gezintiye çıkıyoruz.
00:20Şöyle bir soruyla başlayalım mı? Düşünün ki bir ülke bir gecede bütün sorunlarını çözüvermiş. Ertesi sabah nasıl bir yere uyanırdık?
00:28İşte yazar bizi tam da böyle bir düşünce deneyinin içine çekiyor. O yüzden kemerlerinizi bağlayın çünkü ütopik bir yolculuk başlıyor.
00:36Peki, yazarın bu rüya ülkesinde menüde neler var diye bakalım.
00:40Gabar petrolü sayesinde tam enerji bağımsızlığı, kriz falan dinlemeyen bir tarım sektörü, Karadeniz'den fışkıran da adeta hiç bitmeyen bir doğalgaz,
00:49uluslararası ticarette atılmış dahice bir adım ve tabii ki zenginliği ülke dışına kaçırılmayan millileştirilmiş altın madenleri.
00:58Kulağı harika geliyor değil mi? Hadi şimdi bu rüyanın detaylarına biraz daha yakından bakalım.
01:03İlk olarak enerji meselesi.
01:05Yazarın hayalinde, gabarda bulunan petrol sayesinde ülke bu konuyu kökünden çözmüş.
01:10Yani öyle akaryakıt zamları, fatura kaygısı falan bunlar artık tamamen tarih olmuş.
01:15Tarımda ise adeta sessiz bir devrim yaşanıyor.
01:19Mazot derdi yok, gübre sıkıntısı yok, her tarlanın kenarına güneş panelleri kurulmuş, çiftçilerin elektrikli traktörleri bedavaya çalışıyor.
01:28Üretim, hiçbir ekonomik krizden etkilenmeden tam gaz devam ediyor.
01:32Evlerdeki durum ise daha da ilginç.
01:35Karadeniz'den gelen doğal gaz o kadar bol ki insanlar kışın ortasında sırf bu bolluğu, bu refahı göstermek için pencereleri sonuna
01:43kadar açabiliyor.
01:44Düşünsenize.
01:45Yazarın kullandığı bu imge, hayal edilen zenginlik seviyesinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor aslında.
01:51Ve işte yazarın kurguladığı o zekice ticari hamle.
01:56Ülke gidiyor, Amerika ile 25 yıllık bir anlaşma yapıp çok ucuza doğal gaz alıyor, sonra da aldığı bu gazı hiç
02:02bekletmeden Arap ülkelerine iki katı fiyata satıyor.
02:05Yani daha alırken kazandıran inanılmaz karlı bir strateji bu.
02:10Ve bu rüya, vatansever bir kahramanla zirveye ulaşıyor.
02:13Ülkenin bütün altın madenleri milliyetçi bir müteahhite veriliyor.
02:18O da çıkardığı tonlarca altını yabancılara satmak yerine doğrudan Merkez Bankası'nın kasasına koyuyor.
02:25Yani ülkenin tüm zenginliği ülke içinde kalıyor.
02:29Tam biz bu mükemmel tabloya kendimizi kaptırmışken yazar geliyor ve tek bir cümleyle bütün o pembe dünyayı başımıza yıkıyor.
02:38Hepsi rüyaydı.
02:39Evet, buraya kadar duyduğunuz her şey meğer yazarın bir rüyasından ibaretmiş.
02:45Bu anlatının en keskin ve en kritik dönüm noktası.
02:49İyi ama yazar neden böyle parlak bir rüya anlatarak başladı ki?
02:54Çünkü bu rüyayı bir ayna gibi kullanmak istiyor.
02:57Ve şimdi o aynayı kendi gördüğü gerçeklere doğru çeviriyor.
03:01Rüya bitti.
03:03Şimdi yazarın gerçekler dediği dünyaya uyanma vakti.
03:06Gerçekliğin ilk perdesi.
03:09Eşitsizlik.
03:10Şimdi yazarın, sıradan vatandaşın ekonomisine dair eleştirilerine odaklanacağız.
03:15Yazarın dikkatimizi çektiği ilk konu belki biraz şaşırtıcı gelecek ama trafik cezaları.
03:21Bütçeye konan yıllık 70 milyarlık hedefin daha yılın ilk çeyreğinde 50 milyarının toplandığını söylüyor.
03:27Yazarın bu rakamlardan yaptığı çıkarım ise çok net.
03:30Amaç trafik güvenliğinden çok bütçe açığını kapatmak gibi görünüyor.
03:34Gelelim servet dağılımı meselesine.
03:37Burada yazar kendi görüşünü anlatmak için başka bir köşe yazarıyla Yılmaz Özdil ile bir nevi paslaşıyor.
03:43Özdil'in ülkede %50-50'lik bir paylaşım var dediğini ama kendisine göre gerçek oranın tam tersine %80'e %20
03:52olduğunu savunuyor.
03:53İşte yazarın bahsettiği o %80'e %20'lik gerçeğin dökümü bu.
03:57Ona göre toplumun %20'lik küçük bir kesimi süper ötesi lüks bir hayat yaşıyor.
04:02Geriye kalan o kocaman %80'lik kesim ise hayatta kalma mücadelesi veriyor.
04:07Hatta bu kesimin içindeki %5'lik bir grup yazarın deyimiyle pazar yerlerindeki atıklardan geçinmeye çalışıyor.
04:14Bu tablo yazarın gelir adaletsizliğine bakışının net bir özeti aslında.
04:18Şimdi de yazarın aynasını çevirdiği bir başka gerçekliğe geçiyoruz.
04:23Bu kez konu toplumsal direniş ve akbelen mücadelesi.
04:27Yazar bu direniş ruhunun köklerine inmek için bizi tarihe götürüyor ve Atatürk'ün o meşhur sözünü hatırlatıyor.
04:33Hani der ya Torus dağlarının en ücra köşesinde bir yörük çadırının dumanı tutuyorsa hiçbir şey bitmemiş demektir.
04:40İşte bu söz en umutsuz anlarda bile bir yerlerde bir direniş ateşinin yandığını anlatır.
04:45Ve yazar o dumanın bugün tüttüğü yer olarak akbeleni gösteriyor.
04:51O ateşin sembolü olarak da karşımıza yürük kızı Esra'yı çıkarıyor.
04:56Akbelen ormanını maden şirketlerine karşı savunan Esra,
05:00yazara göre tam da o toprağına ve geleceğine sahip çıkma ruhunun günümüzdeki temsilcisi.
05:07Yazarın gözünde Akbelen'in ruhu işte tam olarak bu.
05:10Tek bir kadın bir kale gibi toprağını savunuyor.
05:14Havası için, suyu için, zeytin ağaçları için mücadele ediyor ve bu yolda gözaltına bile alınıyor.
05:20Ama yazarın asıl vurguladığı şey şu, Esra yalnız değil.
05:24Bu ülkede toprağını savunmaya hazır milyonlarca Esra var.
05:28Yani Akbelen bireysel bir eylemden çok daha öte bir şey.
05:31Yaygın bir kararlılığın sembolü.
05:33Ve geliyoruz son bölüme.
05:35Rüya bir yanda, gerçeklik diğer yanda.
05:38Peki bu kadar keskin bir ayrımda biz neye inanmayı seçiyoruz?
05:43Yazar bizi işin en felsefi kısmına, yani inanç meselesine getiriyor.
05:48Yazar burada belki de en kışkırtıcı iddiasını ortaya atıyor.
05:52Diyor ki, eğer bir lider çıkıp yazının başındaki o gabar petrolü,
05:56bedava doğalgaz rüyasını sanki gerçekmiş gibi anlatsaydı,
06:00toplumun yüzde 20 ile 30'u buna hiç sorgulamadan inanırdı.
06:03Ama yazara göre bu yeni bir durum değil.
06:06Ta Sokrates'ten beri bilinen acı bir gerçek.
06:08Yani insanların duyması zor olan kompleks gerçekler yerine,
06:13duyması daha keyifli olan basit ve güzel hikayelere inanma eğiliminin ne kadar eski olduğunu vurguluyor.
06:19Mehmet Edip Ören'in bu analizi, günün sonunda hepimizi çok temel bir soruyla baş başa bırakıyor.
06:25Etrafımızın hikayelerle çevrili olduğu bu dünyada,
06:28neyin gerçek olduğuna nasıl karar veriyoruz?
06:31Rüya ile gerçeklik arasındaki o ince çizgiyi kendimiz için nereden çekiyoruz?
06:36Bu soruların cevabı, sanırım her birimizin kendi içinde saklı.
06:41İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar