00:00Yusuf Dürger'in Amerika'nın zehirledikleri metninde ortaya koyduğu oldukça kışkırtıcı bir tezi, bir asra yayılan bir etki iddiasını bugün
00:07mercek altına alıyoruz.
00:09İşte her şey bu güçlü metaforla başlıyor.
00:12Yazar, neredeyse 100 yıllık bir tarihi ve Türkiye-Amerika ilişkilerini bu zehir analojisi üzerinden okumaya davet ediyor bizi.
00:20Peki, yazar bu çarpıcı iddiayı nasıl temellendiriyor?
00:24Gelin isterseniz argümanını adım adım bu kilit aşamalar üzerinden birlikte takip edelim.
00:28Yazarın ana tezi aslında çok net.
00:31Amerika diyor, Türkiye başta olmak üzere tüm Müslüman coğrafyasında siyasi ve dini düşünceyi şekillendirmek için uzun soluklu ve bilinçli bir
00:39kampanya yürüttü.
00:41Şimdi bu iddianın kanıtlarına bakma zamanı.
00:43Yazarın zaman tünelinde yolculuğu Osmanlı'nın hemen yıkılışının ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında başlıyor.
00:51Ona göre o meşhur zehrin tohumları işte tam da o dönemde atıldı.
00:56Ve Dülger, ilk kanıt olarak son Osmanlı padişahı Vahdettin'e ait olduğu iddia edilen bu mektubu masaya koyuyor.
01:03Bu mektupla Ankara'daki yeni layık hükümete karşı doğrudan Amerikan müdahalesinin istendiğini öne sürüyor.
01:10Yazar için Amerikan etkisinin başlangıcını simgeleyen en çarpıcı delillerden biri bu.
01:16Anlatıda zamanı biraz ileri sarıyoruz ve kendimizi 1950'lerde yani Soğuk Savaş'ın en hararetli döneminde buluyoruz.
01:23Yazara göre bu dönem Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde bir dönüm noktası ve Amerikan etkisinin artık çok daha belirgin hale
01:30geldiği bir dönem.
01:31Yazar bu süreci üç adımlık bir plan olarak resmediyor.
01:34Önce diyor, komünizmle mücadele dernekleri gibi yapılar fonlandı.
01:38Sonra propaganda yoluyla din düşmanı Rusya'ya karşı ehli kitap Amerika algısı topluma yerleştirildi.
01:44Ve nihayetinde Türkiye sadece siyasi olarak değil, ideolojik olarak da tamamen Amerikan'ın yörüngesine oturtuldu.
01:50Dülger bu Amerikan yanlısı duruşun sadece siyasette kalmadığını, dönemin entelektüel çevrelerini bile nasıl etkilediğini göstermek için Necip Fazıl gibi etkili
02:00bir isimden bu oldukça çarpıcı alıntıyı yapıyor.
02:03Ve şimdi günümüze doğru geliyoruz.
02:05Yazara göre Soğuk Savaş'ın o kaba propagandası artık geride kaldı.
02:09Yerine çok daha sofistike, çok daha incelikli etki yöntemleri aldı.
02:14İşte o yöntemlerden biri de dinler arası diyalog.
02:18Metin, burada özellikle Fethullah Mülen hareketinin başını çektiği dinler arası diyalog projesine odaklanıyor.
02:25Yazarın iddiası çok keskin.
02:27Bu proje, Amerikan dış politikasına uygun, ılımlı bir İslam yorumunu yaymak için tasarlanmış ve CIA tarafından desteklenen bir girişimdi.
02:37Yazarın bu iddialarını desteklemek için kullandığı en net ifadelerden biri de bu olsa gerek.
02:42Gürene atfedilen bu sözler, Amerika'yı adeta dünya gemisinin kaplanı olarak kutsayarak,
02:47yazarın bahsettiği o tam bağlılık argümanını zirveye taşıyor.
02:51Yazarın kanıt sunma yöntemi burada daha da ilginçleşiyor, hatta sembolik bir okumaya dönüşüyor.
02:56Bir panelde kullanıldığı iddia edilen, sıradan bir Hatay yazısındaki gizli sembolizm iddiasını ortaya atıyor.
03:02A harfinin Davut Yıldız'ına, T harfinin ise Haç'a benzetildiğini ve bununla üç dinin Batı Merkezli Birliği'ne bir
03:10gönderme yapıldığını öne sürüyor.
03:12Ve işte tüm bu tarihsel yolculuk en nihayetinde bizi yazarın bugüne dair niyai kararına, yani sonuca getiriyor.
03:19Yazar burada soğuk savaştan kalma o basit ikilemleri önümüze koyup onlara meydan okuyor.
03:24Tamam komünizm kötü, peki bu kapitalizmi otomatik olarak iyi yapar mı?
03:29Rusya düşman anladık, peki bu Amerika'yı dost mu yapar?
03:32İşte yazar, denklemin her iki tarafının da ulusal çıkarlara zararlı olabileceğini söyleyerek asıl argümanını ortaya koyuyor.
03:39Sonuçta yazara göre asıl mesele, Doğu ya da Batı arasında bir seçim yapmak değil.
03:44Onun için iyi olan tek bir ideoloji var, o da her türlü dış etkiye ve müdahaleye karşı milli egemenliği ve
03:52tam bağımsızlığı temel alan ideolojidir.
03:54Dülger'in bu analizi günün sonunda bizi şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
03:58Bu kadar küreselleşmiş, bu kadar birbirine bağımlı hale gelmiş bir dünyada ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık gerçekten ne anlama geliyor?
04:07Uluslararası işbirliği nerede bitiyor?
04:09Bir ülkenin başka bir güce bağımlılığı nerede başlıyor?
04:12İşte bu, Dülger'in metninin okuyucuya sorduğu en temel ve belki de en zor soru.
Yorumlar