Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Batı medeniyetinin insani değerlerle çelişen sömürgeci geçmişini ve günümüzdeki ikiyüzlü siyasi tutumlarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın özgürlük vaatlerinin arkasında soykırım, kölelik ve kaynak gaspı yattığını savunurken, Ortadoğu’daki çatışmaları modern birer Haçlı Seferi olarak nitelendirmektedir. Metinde ayrıca, küresel güçlerin etkisi altındaki yozlaşmış siyasetçiler ile dini oluşumların mazlum halklar karşısındaki suskunluğu ve samimiyetsizliği sorgulanmaktadır. Batı’nın sığır çobanı kültürüyle özdeşleştirilen yayılmacı politikası, bölgeyi bir cehenneme çevirmekle suçlanmaktadır. Son olarak, İslam dünyasındaki tarikatların ve liderlerin bu insani dramlar karşısında yetersiz kalması, yazar tarafından ağır bir sitemle dile getirilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün oldukça kışkürtücü bir konuya dalıyoruz, Batı Medeniyeti.
00:05Ama bir dakika, bu iki kelime gerçekten yan yana gelebilir mi?
00:09İşte bu temel soruyu soran ve alışılmışın dışında cevaplar sunan bir tezim ercek altına alacağız.
00:14Bugün inceleyeceğimiz metin, Mehmet Özkendirci'nin makalesi.
00:19Kendisi diyor ki, Batı Medeniyeti ifadesi aslında bir oksimoron.
00:24Yani kendi içinde tamamen çelişkili, anlamsız bir ifade.
00:28Gelin neden böyle düşündüğüne bakalım.
00:30Peki, bu kadar iddialı bir tezin arkasından ne var?
00:34Yazar argümanının neyin üzerine kuruyor?
00:36Hadi işin özüne inelim.
00:38Yazar tezini çok çarpıcı bir benzetmeyle başlatıyor.
00:41Diyor ki, Batı Medeniyeti demek, özgürlüklerin en büyük düşmanı olarak gördüğü Amerika'nın
00:46tam da göbeğinde özgürlük anıtını barındırması kadar saçma ve ikiyüzlü bir şey.
00:51Düşününce oldukça güçlü bir başlandıç değil mi?
00:54Tabii bu iddiayı havada bırakmıyor, desteklemek için bizi tarihin diyelim ki pek de aydınlık olmayan sayfalarına götürüyor.
01:01Yazarın iddiası net.
01:03Batı'nın bugünkü zenginliğinin ve gelişiminin temeli düpedüz sömürü ve yağmaya dayanıyor.
01:09Peki ne gibi örnekler veriyor?
01:11Mesela Afrika'nın zengin kaynaklarının nasıl talan edildiğini anlatıyor.
01:15Sonra Amerika'nın inşasında kullanılan ve zincirlerle okyanus ötesine taşınan köleleştirilmiş insanların emeğini hatırlatıyor.
01:23Ve tabii ki yerli halkların sistematik olarak nasıl yok edildiğini de ekliyor.
01:28Yazar bu tarihsel sömürü zihniyetinin bugün de devam ettiğini söylüyor.
01:32Hatta Batı'nın liderini istediği olmayınca tüm dünyayı ateşe vermekle tehdit eden şımarık bir çocuğa benzetiyor.
01:40Bu günümüzdeki güç politikalarına yönelik gerçekten sert bir eleştiri.
01:44Ve eleştirisi burada bitmiyor.
01:47Tarihten günümüze gelip şimdi de din ve modern savaşlar konusuna odaklanıyor.
01:52Yazar günümüz çatışmalarının arkasında yatan o haçlı seferi zihniyetini sorguluyor.
01:58Yazar burada çok ilginç bir paralellik kuruyor.
02:01Diyor ki nasıl ki tarihi haçlı seferleri bir din maskesi altında yapıldıysa bugünün modern savaşları da aynı taktiği kullanıyor.
02:08Kanıt olarak neyi mi gösteriyor?
02:10Başkan Bush'un Irak savaşını açıkça bir haçlı seferi olarak adlandırmasını.
02:14Ve bu zihniyet sadece lafta kalmıyor, sahaya da yansıyor diyor yazar.
02:20Irak'taki askerlerin silahlarına astıkları haç kolyelerine örnek gösteriyor.
02:25Ona göre bu, çatışmanın nasıl dini bir kimliğe büründürüldüğünün en somut, en görsel kanıtlarından biri.
02:32Peki, Batı bu gücünü, bu etkisini nasıl ayakta tutuyor?
02:36İşte makalenin bu bölümünde, uluslararası ilişkilerin biraz daha karanlık, perde arkası mekanizmalarına dair bir teori ortaya atılıyor.
02:45Kuklalar ve Kuklacılar Teorisi
02:47Yazara göre sistem dört basit adımda işliyor.
02:501. Başka ülkelerdeki politikacılar kendi halklarından çaldıkları paralarla devasa servetler yapıyor.
02:572. Bu kirli para batılı güçlerin elinde birikiyor ve bir koz olarak tutuluyor.
03:023. Şantaj başlıyor ve bu politikacılar birer kuklaya dönüşüyor.
03:08Ve son, dördüncü adım, bu kuklalar daha önce ne söylediklerine bakılmaksızın verilen emirleri harfiyen yerine getirmek zorunda kalıyor.
03:16Ama durun, yazarın eleştiri okları sadece Batı'ya yönelmiş değil.
03:21Makalenin belki de en çok tartışma yaratacak kısmı şimdi geliyor.
03:25Bu bölümde yazar, kamerasını İslam dünyasına çeviriyor ve oradaki derin sessizliği sorguluyor.
03:32Yazarın dikkat çektiği şey, Orta Doğu'da onca şey olurken sözde Müslüman ülkelerden gelen o sağır edici sessizlik.
03:39Bu tepkisizliği Batı'nın eylemleri karşısında bir tür zımni onay hatta bir nevi suç ortaklığı olarak yorumluyor.
03:46Hatta daha da ileri gidiyor, bu sessizliğin arkasında çok daha derin bir yapı olduğunu iddia ediyor.
03:52Bazı Müslüman ülkelerin, cemaatlerin ve sözde din alimlerinin bu kadar tepkisiz kalmasının aslında onların kökenlerinin İngilizlere dayandığına ve onlar tarafından
04:03kontrol edildiğine dair eski iddiaları kanıtladığını öne sürüyor.
04:07Oldukça ağır bir itham.
04:08Evet, gördüğünüz gibi bu analiz alıştığımız pek çok düşünceyi gerçekten zorluyor ve bizi en temelde şu soruyla yüzleştiriyor.
04:16Tarih hakkında bize anlatılan hikayeler gerçeğin kendisi mi yoksa sadece gücü elinde tutanların yazdığı bir versiyon mu?
04:24Bu farklı bakış açısı bugün dünyada olan biteni anlamak için bize ne gibi ipuçları veriyor?
04:30İşte bu sorular üzerine düşünmekte fayda var.
Yorumlar

Önerilen