Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Mehmet Özkendirci, Türkiye’deki yayıncılık dünyasında karşılaştığı etik dışı uygulamaları ve yaşadığı kişisel mağduriyetleri çarpıcı bir dille eleştirmektedir. Metin, yayınevlerinin yazarları maddi olarak sömürdüğü dolandırıcılık yöntemlerini ve basılmayan kitaplar üzerinden kurulan sahte düzenleri gözler önüne serer. Yazar, nitelikli eserler yerine sadece para odaklı çalışan şirketlerin sektörü nasıl ele geçirdiğini kendi tecrübeleri üzerinden detaylandırır. Aynı zamanda, ana akım yayınevlerinin yeni isimlere kapılarını kapatarak sergilediği kibirli tutum ve ilgisizlik de metnin temel şikâyet konuları arasında yer alır. Sonuç olarak bu kaynak, Türkiye'de bir yazar adayı olmanın getirdiği zorlukları ve sektörel yozlaşmayı sanatsal bir sitemle özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bugün size bir yazarın Mehmet Özkendirci'nin yayıncılık dünyasıyla olan inanılmaz mücadelesini anlatacağız.
00:06Bu onun kendi ağzından aktardığı hem kişisel hem de ders niteliğinde bir hikaye.
00:12Bakalım Türkiye'de bir kitap yayınlatmak ne kadar zorlu bir süreçmiş, ne gibi engellerle doluymuş.
00:17Yazarımız durumu en başından bu kadar net ve biraz da alaycı bir şekilde ortaya koyuyor.
00:22Düşünsenize bir file ters takla attırmak.
00:25İşte bu cümle aslında yaşayacağı bütün o meşakkatli sürecin bir özeti gibi.
00:30Daha en başından neyle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.
00:33Hadi yazarın yolculuğunun ilk durağına gidelim.
00:35Her şey sosyal medyada bulduğu bir yayıncıyla başlıyor.
00:38İlk başta her şey çok umut verici görünüyor ama hikaye hiç de beklendiği gibi ilerlemiyor.
00:43Yazarımız büyük bir hevesle biri değil tam iki tane eserini gönderiyor.
00:47Düşünün iki yüzden fazla şiir ve otuz dört tane öykü.
00:50Yani ortada ciddi bir emek var.
00:52Hazır iki kitap dosyası.
00:54Tamamen iyi niyetle yola çıkıyor.
00:56Ama işte tuhaflıklar tam da burada başlıyor.
01:00Sürecin hızına bir bakar mısınız?
01:01Dosyaları gönderiyor ve sadece bir gün sonra eserlerinizi çok beğendik basıyoruz diye bir cevap alıyor.
01:08Hemen ardından da fatura.
01:10Yazarın kendisi bile bu ne hız diye şaşırıyor.
01:13İşte bu aslında alarm zillerinin çalması gereken ilk anmış.
01:17Peki vaadler ve gerçekler.
01:20Aradaki uçurum inanılır gibi değil.
01:22Yayıncı parayı aldıktan sonra verdiği sözlerin hiçbirini tutmuyor.
01:26Toplamda 750 adet kitap basılacaktı ama ortada tek bir tane bile yok.
01:31Yazarın dediği gibi yahu insan fotokopiyle olsun 3-5 kitap göndermez mi?
01:36Ve saçmalıklar bununla da bitmiyor tabii.
01:39Öykü kitabı tanıtımlarda nedense roman olarak geçiyor.
01:43Daha da inanılmazı ne biliyor musunuz?
01:45Yazar ortada olmayan hiç basılmamış kitapları için farklı şehirlerde imza günlerine çağrılıyor.
01:51Tabii ki tüm bu şikayetlerine sorularına asla bir yanıt alamıyor.
01:55Artık bu durum profesyonelsizlik falan değil bildiğiniz bir dolandırıcılık vakası.
02:00Peki yazar bu durum karşısında ne yapıyor?
02:02İşte bu ilk vakanın sonunu yazarın bu kara mizah dolu tepkisiyle noktalıyoruz.
02:07Yaşadığı büyük hayal kırıklığını ve öfkesini kendine has bir mizah anlayışıyla dışa vurduğu çok açık.
02:13Şimdi yazarımızın ikinci denemesine geçelim.
02:15Farklı bir yayıncı, farklı bir taktik bu sefer karşımıza daha sinsi, daha gizli ama bir o kadar da sömürüye dayalı
02:24bir yöntem çıkıyor.
02:25Bu ikinci yayıncı ilkine göre çok daha meşru görünüyor.
02:28Yazarın Dino'nun Dünyası isimli kitabını çok beğenip basmak istediklerini söylüyorlar.
02:34Ama işte o ama her şeyi değiştiriyor.
02:37Çünkü bu kabulün bir bedeli, daha doğrusu birkaç şartı var.
02:41Yayın Evi diyor ki tamam kitabını basarız ama kapak tasarımını, sayfa düzenini ve editörlük hizmetlerini senin karşılaman lazım.
02:49Yani normalde bir yayıncının temel görevi olan işler için yazardan ekstra para talep ediyorlar.
02:54Bir nevi kitabını basmamız için sen bize para öde diyorlar.
02:58İşte hikayenin kilitlendiği, her şeyin çözüldüğü nokta tam da burası.
03:03Çünkü yazar öyle kolay lokma değil.
03:06Kendisi 1972'den beri bu işlerin içinde olan profesyonel bir ressam ve grafiker, üstelik emekli bir üniversite hocası.
03:14Yani yayıncının parayla yapmayı teklif ettiği işler zaten onun uzmanlık alanı.
03:18Yazarımız bu profesyonel kimliğini ortaya koyunca ne oluyor dersiniz?
03:23Yayın evinin bütün oyunu bozuluyor.
03:26Yazarın deyimiyle yolunacak kaz olmadıklarını anladıkları anda tekliflerini anında geri çekiyorlar.
03:32Bu da niyetlerinin en başından beri ne kadar samimiyetsiz olduğunu kanıtlıyor aslında.
03:37Şimdi gelelim yazarın ciddi olarak tanımladığı o bildiğimiz büyük geleneksel yayın evleriyle olan deneyimine.
03:45Burada karşılaştığı hayal kırıklığı ise çok daha farklı bir türde.
03:50Tam bir sessizlik.
03:51Bir duvar.
03:52Yazar bu büyük yayın evlerine de dosyalarını gönderiyor ve beklemeye başlıyor.
03:57Ama bu nasıl bir bekleyiş?
03:59Bir yayın evinden 5 ay, diğerinden 3 ay boyunca tık yok.
04:03Sonuç koskoca bir sessizlik.
04:05Ne olumlu ne olumsuz.
04:07Bir cevaba bile layık görülmüyor.
04:09İşte bu da yazarın sektörün bu kayıtsızlığına yönelik o sertleştirisi.
04:15Adeta bu kibir niye diye soruyor.
04:17Sektörün sadece belli başlı tanınmış isimlere şans tanıyan kapalı bir kulübe dönüştüğünü,
04:24yeni seslere karşı ne kadar duyarsız olduğunu bu sözlerle ifade ediyor.
04:28Geldik bütün bu deneyimlerin sonucuna.
04:30Yazarın tüm bu yaşadıklarından sonra Türkiye'deki yayıncılık sektörüne dair vardığı genel kanıyı bir özetleyelim.
04:36Yani yazarın hikayesinden çıkaracağımız ana fikir aslında bu.
04:40Yeni bir yazarın karşısına 3 farklı engel çıkıyor.
04:44Para tuzağı kuran hayalet yayıncılar,
04:46Yazardan para koparmaya çalışan fırsatçılar ve büyük yayın evlerinin o umursamaz, o sağır edici sessizliği.
04:53Ve bu anlatıyı yazarımızın sorduğu o can alıcı, o kıskırtıcı soruyla bitiriyoruz.
04:58Bu soru sadece onun kişisel çilesini değil,
05:01aynı zamanda sektördeki adalet ve fırsat eşitliği gibi çok daha derin konuları sorgulamamıza neden oluyor.
05:07Gerçekten de tanınmış olmamanın bedeli bu mu olmalı?
05:11Yorumlarınızı bekliyoruz.
Yorumlar

Önerilen