00:00Jönes Bönü'nün o buz gibi dünyasını ekranlara taşıyan yeni dizi Detective Hall'un ardındaki sarsıcı fikirlere dalmaya hazır mısınız?
00:08Dr. Alper Sezener'in analizi bize rehberlik edecek.
00:11Haydi gelin Oslo'nun hiç batmayan güneşinin aydınlattığı en karanlık köşelere birlikte bakalım.
00:17Bu soru çok tanıdık değil mi?
00:19Hani nerede işte bütün polisiyelerin kalbinde yatan o klasik, o romantik soru.
00:24Sisteme karşı tek başına kafa tutan o dürüst, o yalnız kahraman.
00:28Hepimizin bildiği sevdiği bir hikaye bu.
00:31Ama işte Detective Hall tam bu noktada o bildik hikayeden ayrılıyor ve yüzümüze çok daha sert, çok daha rahatsız edici
00:38bir soru çarpıyor.
00:39Diyor ki ya sorun sepetin içindeki birkaç çürük elma değil de sepetin ta kendisiyse.
00:47Daha da kötüsü ya o sistem tam da o elmaları çürütmek için tasarlanmışsa.
00:52Ve dizi bizi işte böyle bir yere götürüyor.
00:54Gözünüzde canlandırın sürekli aydınlık, yaz güneşi hiç batmayan bir oslo.
00:59Ama sakın aldanmayın bu parlaklık bir tuzak.
01:02Çünkü o camdan çelikten yapılmış pırıl pırıl gökdelenlerin gölgesi arka sokaklardaki karanlığın tam üstüne düşüyor.
01:09Ve bu sahte aydınlık da asıl gücü gölgeler elinde tutuyor.
01:12Peki bu sistemin içinde ne oluyor?
01:14Karşımıza iki tane yol, iki farklı sonuç çıkıyor.
01:18Biri sisteme direniyor, diğeri ise sistemin ta kendisi oluyor.
01:22Karşımızda iki zıt karakter var.
01:25Bir tarafta Harry Hall.
01:26Kaotik, alkolün sınırında, dürtüleriyle hareket eden ama ne olursa olsun ilkelerinden vazgeçmeyen bir adam.
01:33Ve sırf bu yüzden de sistemin sürekli dışladığı, kenara ittiği biri.
01:37E diğer tarafta kim var?
01:39Tom Waller.
01:40Jilet gibi takımları, parlak kariyeri, kusursuz imajıyla sistemin poster çocuğu.
01:45Biri sistemle kavga ediyor, diğeri sistemin kendisi olmuş.
01:49Şimdi eğer bu karanlık sistemi gerçekten anlamak istiyorsak,
01:53işe onun en mükemmel ürününden yani Tom Waller'dan başlamalıyız.
01:57Çünkü onu çözdüğünüz an aslında bütün yapının şifrelerini de çözmüş oluyorsunuz.
02:02İşte bütün meseleyi özetleyen cümle bu.
02:05Varsler, sisteme sonradan sızmış bir virüs falan değil.
02:08Hayır.
02:09O, sistemin kendi mantığının ürettiği en doğal, en parlak sonuç.
02:14Sistem onu yaratıyor.
02:15Çünkü Varsler, sistemin kurallarını herkesten daha iyi oynuyor.
02:19Hatta o kadar iyi oynuyor ki, sistem onu ödüllendiriyor.
02:23Peki ama bir sistem bunu nasıl yapar?
02:25İşte burada devreye Antonio Gramsci'nin hegemonya dediği o müthiş kavram giriyor.
02:30Hegemonya, en basit haliyle iktidarın size zor kullanmak yerine sizi ikna etmesidir.
02:36Size neyin normal olduğunu, neyin doğru olduğunu o kadar ustaca anlatır ki, bir noktadan sonra onun kurallarını kendi doğrularını sanmaya
02:44başlarsınız.
02:46Düşünsenize, bir polisin yanlış yaptığını bile bile başka bir polisi koruması.
02:51Ya da bir şirketin imajı çizilmesin diye bir skandalı halının altına süpürmesi.
02:57Hatta iyi insanların bile aman şimdi tadımız kaçmasın diye susması.
03:02İşte bunların hepsi o rızanın üretildiği anlar.
03:06Sistem gücünü işte bu küçük, gündelik tavizlerden alıyor.
03:11Yani işin özü ne biliyor musunuz?
03:13Oyunun kurallarını sen yazıyorsan hile yapmana gerek kalmaz.
03:17Sistem de tam olarak bunu yapıyor.
03:19Louis Althusser'in dediği gibi, polis teşkilatı gibi yapılar aracılığıyla neyin normal, neyin anormal olduğunu zaten kendisi belirliyor.
03:27İşte bu yüzden Tom Wolmer'ın yaptıkları o sistemin içinde bir suç değil, o normalin bir parçası.
03:34Şimdi biliyorum bir şonunuzun aklında aynı soru var.
03:37İyi de bütün bunlar refahın, hukukun ve demokrasinin kalesi sayılan Norveç'te nasıl olabilir ki?
03:43Bu biraz abartı değil mi?
03:44Rakamlara bakınca sonuna kadar haklısınız.
03:47Norveç, mutlulukta, refahta, yolsuzluğun azlığında hep en tepelerde.
03:51Ama işte bu durum dizinin anlattığı o derin çürümeyi çok daha vurucu, çok daha evrensel bir hale getiriyor.
03:57Oluyor.
03:58Oluyor işte.
03:59Yazarın bize asıl söylediği şey de bu.
04:01Bu tür bir çürüme sadece geri kalmış ülkelere üzgü bir problem değil.
04:05Tam tersine en modern, en rasyonel, en gelişmiş bürokrasilerin kendi içinden doğan bir canavar.
04:11Peki, madalyonun öbür yüzüne.
04:14Bu kusursuz işleyen sisteme hayır diyen birisi olduğunda, yani Harry Hall olduğunda ne oluyor?
04:20İşte o uyumsuzluğun bedeli çok ağır.
04:23Ünlü sosyolog Max Weber, modern bürokrasiyi bir demir kafese benzetir.
04:29Düşünün, hayatımızı kolaylaştırsın diye kurduğumuz akılcı sistemler zamanla o kadar duyuyor, o kadar karmaşıklaşıyor ki dönüp dolaşıp bizim hapishanemiz haline
04:39geliyor.
04:40İnsana hizmet etmek yerine insanı kendine hizmet ettiriyor.
04:43İşte Harry Hall'un o bütün kusurları, alkolizmi, ani patlamaları, kural tanımazlığı bunların hepsi aslında o demir kafese karşı bir
04:53tür bedensel isyan, ruhu ve bedeni sistemin ondan istediği o tek tip duygusuz robota dönüşmeyi reddediyor adeta.
05:00Ve sistem bu isyanı gördüğü anda ne yapıyor?
05:03Onu cezalandırıyor, dışlıyor, yok etmeye çalışıyor.
05:07Bu durum bizi en can alıcı sorulardan birine getiriyor.
05:10Peki tek bir kişinin dürüstlüğü, tek bir kişinin direnişi, devasa bir kurumsal çürümeyi durdurmaya gerçekten yetebilir mi?
05:18İşte dizi bu soruya o bildiğimiz romantik cevapları vermekten özellikle kaçınıyor.
05:23Ve geldik en can alıcı, en rahatsız edici kısma.
05:27Analizin hepimizin yüzüne bir ayna tuttuğu o son bölüme.
05:31Hannah Arendt'in o meşhur kötülüğün sıradanlığı lafını hatırlayın.
05:35Artık kötülük karanlık zindanlarda ya da boynuzlu canavarlarda yaşamıyor.
05:38Hayır, modern kötülük, steril, klimalı ofis koridorlarında, toplantı masalarında, imzalanan raporlarda hayat buluyor.
05:46Oslo'nun o hiç batmayan güneşi de aslında tam olarak bunun için var.
05:50O gözümüzü alan, her yeri pırıl pırıl yapan o ışık, bir şeyleri ortaya çıkarmak için değil,
05:56tam tersine en derin çürümeyi gizleyen dev bir paravana dönüşmek için orada.
06:01Şeffaflık bir denetim değil, bir illüzyon artık.
06:04Ve işte, belki de en sarsıcı tez bu, sistem bir hata verip çürüdüğü için işlemiyor.
06:11Tam tersi, çürümenin kendisi sistemin yakıtı olduğu için, sistemi ayakta tuttuğu için işlemeye devam ediyor.
06:18Yani yolsuzluk sistemdeki bir çatlak değil, sistemi çalıştıran motorun ta kendisi.
06:23Bu da demek oluyor ki, Waller yaratan koşullar devam ettikçe, yeni Waller'lar her zaman olacak.
06:29Ve işte dizi bizi bu son soruyla yapay yalnız bırakıyor.
06:33Tüm bu olan bitenden sonra, kimi anlamak bize daha kolay geliyor?
06:37Sistemin çarkları arasında ezilip yok olan isyankar Harry mi,
06:40yoksa o çarkları kendi lehine çevirerek zirveye oynayan o kusursuz operatör Waller'ı mı?
06:46Belki de cevap, kendimizde dürüstçe baktığımızda o aynada gizlidir.
Yorumlar