00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hiç vakit kaybetmeden doğrudan dalalım.
00:04Bugün masamızda mizahın doğasıyla bir ülkenin siyasi gerçekliği arasındaki o karmaşık, o sarsıcı ilişkiyi didik didik eden bir metin var.
00:13Yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı Mizah Ciddi İştir başlıklı, oldukça eleştirel ve bir o kadar da hiciv dolu bir
00:21denemeyi inceliyoruz.
00:22Yazar özetle diyor ki, komedi dediğimiz şey insanları sadece güldürmekten ibaret değildir.
00:27Aslında toplumun derinlerindeki o krizleri yüzümüze vuran devasa bir aynadır.
00:32Biz de bugün yazarın bu oldukça yüklü siyasi ve sosyal eleştirilerini tarafsız bir gözle doğrudan kendi ifadeleri üzerinden adım adım
00:40haritalandıracağız.
00:41Gelin mizahın neden bu kadar ciddiye alınması gerektiğine hep birlikte bakalım.
00:46Peki, hadi bu konunun derinliklerine inelim.
00:49Yazar makalesinin tüm iskeletini ve o ağır eleştirisini işte ekrandaki bu çok meşhur önermeye dayandırıyor.
00:55Mizah ciddi bir iştir.
00:57Özkendirci'ye göre öyle suya sabuna dokunmayan, sırf belaltı şakalarla veya basit kelime oyunlarıyla yapılan şeyler aslında komedi falan değil.
01:05O, gerçek komedinin ciddi anlamda yüksek bir zeka gerektirdiğini savunuyor.
01:10Yani yapılan şakaların arasına öyle eleştiriler sıkıştırılmalı ki bizi sadece güldürmekle kalmasın, asıl beynimizden vurulmuşa döndürüp düşündürsün.
01:18Yazarın perspektifinden bakarsak bizi kahkahaya boğan her şey mizah sayılmaz.
01:24Gerçek mizah, zekanın ve toplumsal farkındalığın tam olarak kesiştiği o ince çizgide var olur.
01:29Bu inceleme boyunca yol haritamız tam olarak şöyle olacak.
01:331- Mizahın ciddiyeti
01:342- Sıkıcı bir ülke Norveç
01:373- Siyaset ve adalet eleştirisi
01:404- Ekonomik ve sosyal krizler
01:42Ve son olarak 5- Normalin özlemi
01:45Hemen ilk bölümümüzle başlayalım.
01:47Mizahın ciddiyeti
01:49Şimdi bakalım yazar neyin gerçek komedi olup neyin olmadığına dair bu temel ayrımı nasıl kurguluyor?
01:55Yazar metninde gerçek mizah kavramını ucuz kıkırdamalarla, kendi tabiriyle o kakiri kikiri dediğimiz durumla ve tabi dalkavuklukla çok net bir
02:05şekilde zıtlaştırıyor.
02:06Hatta Özkendirci'nin burada inanılmaz çarpıcı bir iddiası var.
02:09Diyor ki gerçek mizah maalesef sistemin tam oturmadığı, kendi deyimiyle geri kalmaya mahkum edilmiş ülkelerde çok daha fazla yeşeriyor.
02:18Neden mi?
02:19Düşünsenize Japonya gibi her şeyin kuralına göre tıkır tıkır işlediği bir ülkede konediye ne kadar malzeme bulabilirsiniz ki?
02:26Yazarın savunduğu şey tam olarak bu.
02:29Toplumdaki anormallikler ne kadar çoksa mizahın beslendiği o ana damar da o kadar genişliyor.
02:35Bu da bizi ikinci bölüme getiriyor.
02:37Sıkıcı bir ülke Norveç.
02:40Şimdi bu kısımdaki argüman gerçekten çok ilginç.
02:43Çünkü yazar teorisini örneklendirmek için popüler kültürden hepimizin bildiği bir referans seçmiş.
02:49Özkendirci o meşhur Güldür Güldür programındaki bir skeç üzerinden Norveç ve Türkiye arasında inanılmaz sert bir zıtlık kuruyor.
02:56Skeçte hani Norveçli biriyle evlenen Türk bir damat vardır ya, işte o damat için Norveç'teki hayat akıl almaz derecede sıkıcıdır.
03:03Çünkü yazara göre Norveç'te trafikte biri yol vermedi diye ortalık birbirine girmez ya da kaldırımda yürürken ehliyetsiz bir sürücünün yol
03:11açtığı absürt felaketler yaşanmaz.
03:13Her şey aşırı normal ve aşırı tahmin edilebilirdir.
03:17Yazar, Türkiye'de günlük hayatın sıradan bir parçası haline gelmiş, kanıksanmış bu kaosun normal bir ülkede yaşayanlar için hayal bile edilemeyeceğini
03:25söylüyor.
03:26İşte bu yüzden de o huzurlu normal ülkenin kaosa alışkın bir zihin için ne kadar renksiz ve sıkıcı geleceğini ironik
03:33bir dille yüzümüze vuruyor.
03:35Geçelim üçüncü bölüme, siyaset ve adalet eleştirisi.
03:39Buradan yazarın çok daha spesifik, somut eleştirilerine dalıyoruz.
03:42Şunu hemen hatırlatayım, biz burada yazarın tamamen kendi öznel ve oldukça sert gözlemlerini metinde yer aldığı şekliyle objektif bir çerçevede
03:51aktarıyoruz.
03:52Yazar, adalet sistemine dair gerçekten keskin bir tablo çiziyor.
03:56En tepe adalet kurumlarının ve liderlerin dahi anayasayı tanımadığını, hukuka saygı duymadığını iddia ediyor.
04:02Hatta makaledeki en sarsıcı tespitlerden biri şu.
04:06Yazara göre bu sistemde yolsuzlukları bizzat yapanlar değil, o yolsuzlukları haber yapıp ortaya çıkaran gazeteciler tutuklanıyor.
04:13Dahası var, yazar iktidarların devletin resmi televizyon kanallarını adeta kendi şahsi tapulu malları, kendi özel kanalları gibi kullandıklarından demiriyor.
04:23Yani özetle, kurumların tarafsızlığını tamamen yitirdiği ve gücün tek bir yerde toplandığı ağır bir sistem eleştirisi okuyoruz.
04:30Ve inanın bu durum yazarın iddialarını zekice gözler önüne seriyor.
04:34Özken Dirici, siyasi rolleri ve bu rollere dair kendi gözlemlerini adeta bir neşler gibi keskin bir ironiyle listelemiş.
04:40Diyor ki, parlamentoda milletvekili transferleri bildiğiniz bir at pazarlığı gibi yapılıyor.
04:45Liderlik kademesine gelince, liderlerine Allah'ın tüm vasıflarını atfedecek kadar şirazeden çıkan siyasi figürlerden, yüzlerce koruma ordusuyla devasa saraylarda yaşayan
04:54yöneticilerden bahsediyor.
04:55Fakat bence en ilginç eleştirilerinden biri doğrudan muhalefete yönelik.
04:59Yazar, en büyük rakip partisinin başındaki ismin tam 13 kez seçim kaybetmesine rağmen sırf iktidarın işine geldiği için o koltukta
05:06özenle tutulduğunu iddia ediyor.
05:08Anlayacağınız yazarın oku, sadece iktidarı değil, mevcut siyasi ekosistemin ta kendisini hedef alıyor.
05:14Geldik 4. bölüme. Ekonomik ve Sosyal Krizler
05:17Makalenin belki de sokaktaki insana en çok dokunan kısmı tam olarak burası.
05:22Yazar bu bölümde o süslü ekonomik söylemlerle sokağın acı gerçeği arasındaki devasa uçurumu masaya yatırıyor.
05:28Öz Kenderci'nin kurduğu tezatlar hakikaten sarsıcı.
05:31Bir yanda hükümetin faiz sebep enflasyon neticedir veya biz ekonominin kitabını yazdık gibi iddialı politika söylemleri dururken yazarın gösterdiği gerçeklik
05:40kapkaranlık.
05:41Enflasyon verilerinin seçimden önce sihirli bir değnekle indirilip seçimden sonra halkın sırtına misliyle bindirildiğini iddia ediyor.
05:48Enerji meselesi de cabası.
06:16Yani buradaki asıl vurucu nokta şu.
06:19Yazar ekonomik fiyaskonun boyutunu aklımızda somutlaştırabilmek için inanılmaz spesifik bir kıyas yapıyor.
06:26Makalesinde diyor ki ülkenin sadece faize ödediği para İsrail'in o devasa o akıl almaz savunma sanayi bütçesi kadar büyük.
06:35Bu Öz Kenderci'nin okuyucuyu sarsmak ve durumun vahametini hissettirmek için kullandığı gerçekten çok dramatik ve zekice bir metafor.
06:43Tabi mesele sadece ekonomi değil.
06:45Yazar demografi ve çevre konularında da alarm zilleri çalıyor.
06:49Avrupa Birliği istiyor diye sınır mayınlarının söküldüğünü ve ülkenin sınırlarının adeta bir yol geçen hanına döndüğünü iddia ediyor.
06:56Yazarın sert perspektifine göre sınırdan akın akın gelen sığınmacılar beşer onar çocuk yaparak ülkenin demografik yapısını ciddi şekilde tehdit ediyor
07:05ve liderler de buna bilerek göz yumuyor.
07:07İşin çevre boyutuna bakarsak ülkenin en bereketli topraklarının, yemyeşil ormanlarının ve su kaynaklarının altın tepside vahşi madencilere sunulduğunu, doğanın kelimenin
07:17tam anlamıyla talan edildiğini savunuyor.
07:19Tüm bunlar yazarın gözünden o çok yönlü toplumsal çöküşün puzzle parçaları gibi.
07:25Ve son bölümümüze geldik.
07:27Normalin özlemi.
07:28Peki tüm bunlar bizi nereye götürüyor? Nasıl bir sonuca varıyoruz?
07:32Makalenin sonuna gelirken o üstümüze yağan ağır eleştiri bombardımanı yerini tekrar en baştaki komedi temasına yani o normalin özlemine bırakıyor.
07:42Yazar kapanışı hepimizin zihninde günlerce yankılanacak o provokatif soruyla yapıyor.
07:47Siz o skeçteki Norveç gibi normal bir ülkede yaşasanız canınız sıkılmaz mıydı?
07:52Özkenderci bütün bu absürtlükleri sadece yazıya dökerken bile içinin daraldığını tükendiğini itiraf ediyor.
07:59Ve işte tam burada meselenin trajik ironisi tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
08:04Evet, alormallikler, yolsuzluklar, o bitmek bilmeyen kaos ve krizler komediyi inanılmaz besliyor, mizahtan efsanevi malzemeler çıkarıyor orası kesin.
08:13Ama o kaosun tam ortasında yaşamak işte bu sıradan bir insan için akıl almaz derecede yorucu ve tüketici bir kabus.
08:20Peki sorarım size.
08:21Siz mizahın bitip tükenmediği bu devasal sahnenin içinde bu kaosun bir parçası olarak yaşamayı mı seçerdiniz?
08:28Yoksa o sıkıcı dedikleri renksiz ama huzurlu normallik mi?
08:32Sizi yazarın bu düşündürücü sorusuyla baş başa bırakıyorum.
08:35Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, bilgiyle kalın.
Yorumlar