00:00Herkese merhaba. Bugünkü analizimizde Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı sosyoekonomik eleştirilerle dolu oldukça iddialı bir makaleyi mercek altına alıyoruz.
00:10Baştan belirteyim, bizim buradaki amacımız yazarın tarafını tutmak ya da onu eleştirmek kesinlikle değil.
00:16Sadece tarafsız bir gözle onun öne sürdüğü argümanları, sunduğu rakamları ve dikkat çektiği çelişkileri adım adım masaya yatıracağız.
00:25Hazırsanız lafı hiç uzatmadan konunun derinliklerine balalım.
00:30Yazar makalesine gerçekten ilginç bir tarihi referansla başlıyor.
00:34J.F. Kennedy döneminde Türkiye'ye Küçük Amerika denildiğini hatırlatıyor.
00:38Peki ama neden bu döneme atıf yapıyor?
00:40Çünkü o dönemin meşhur fırsatlar ülkesi imajının günümüz Türkiye'sinde nasıl çarpık bir şekilde yankı bulduğunu göstermek istiyor.
00:48Bu söz bugünkü servet eşitsizliğini ve fırsat eşitliğinin nasıl kaybolduğunu anlatmak için yazarın seçtiği o çarpıcı başlangıç noktası.
00:56Makale epey geniş kapsamlı, o yüzden yazarın argümanlarını daha rahat sindirebilmek için dört ana başlıkla ilerleyeceğiz.
01:04Ekonomik çelişkiler ve ithalat, gıda fiyatlarındaki matematik, çözüm, tarım kentleri projesi ve son olarak siyaset, toplum ve emek.
01:131. Bölüm Ekonomik Çelişkiler ve İthalat
01:16Yazar burada gerçekten çok sert bir tablo çiziyor.
01:20Düşünün bir anda gemi filoları kuran eski belediye çalışanları ya da devasa et ithalatı ihalelerini kapan 20'li yaşlarındaki gençler.
01:28Diğer yandaysa pazarlarda dökülen çürük sebzeleri toplayarak ayakta kalmaya çalışan sıradan vatandaşlar.
01:34Yazar, izahı pek de mümkün olmayan bu ani zenginleşmelerin karşısında halkın yaşadığı o derin geçim sıkıntısını yüzümüze çarpıyor.
01:43Üstelik yazarın iddiasına göre bu sistemde mesele sadece o şaibeli serveti elde etmekle değil, onu korumak inanılmaz derecede kolay.
01:51Yazar epey iğneliyici bir dille şunu söylüyor, sızlanmayı bırakıp siz de gidin Hollanda'dan peynir ithal edin, kazancınızın birazını sağa sola
02:00bağışlayın, göreceksiniz ki hakkınızdaki tüm eleştirilere anında bir erişim yasağı gelecek.
02:06Yani hukukun parayı elinde tutanları koruyan bir kalkana dönüştüğünü iddia ediyor.
02:112. Bölüm Gıda Fiyatlarındaki Matematik
02:14Hepimiz marketteki fiyatları görünce ister istemez akaryakıta zam geldi, ondandır diyoruz değil mi?
02:20Ama yazar durun diyor ve önümüze çok net bir hesap koyuyor.
02:2520 ton yük taşıyan bir kamyonun yaktığı mazotu hesaplıyor.
02:28Mazotun litresi 75 lirayken kilo başına maliyet 3 lira 75 kuruş.
02:33Diyelim ki akaryakıta devasa bir zam geldi ve bu maliyet 100 bin liraya çıktı.
02:38Bu durumda kilo başına maliyet sadece 5 lira oluyor.
02:42Yani aradaki o meşhur fark ne kadar biliyor musunuz?
02:45Sadece ve sadece 1 lira 75 kuruş.
02:49Yazar bütün argümanını, bütün o enflasyon itirazını işte bu matematiksel çapanın üzerine kuruyor.
02:55İşte tam da bu noktada o can alıcı soruyu soruyor.
02:59Kilo başına nakliye maliyeti sadece 1 lira 75 kuruş artarken 50-60 liralık domates nasıl oluyor da aniden 150-200
03:08lira bandına fırlıyor?
03:09Yazar bu küçücük maliyet artışının raflardaki fiyatları haklı çıkaramayacağını savunuyor ve bu durumu açıkça temelsiz bir soygun olarak adlandırıyor.
03:20Üçüncü bölümümüz çözüm tarım kentleri projesi.
03:23Tabi ortada sadece eleştiri yok.
03:26Yazarın sunduğu çok net bir çözüm önerisi de var.
03:29Tarım kentleri.
03:29İlginç olan şu, yazar burada Türkiye'nin siyasi tarihinden iki farklı ideolojiyi bir araya getiriyor.
03:37Alparslan Türkeş'in 9 Işık doktriniyle Bülent Ecevit'in köy kent modelini harmanlıyor.
03:43Ortaya çıkan bu sentez, dağınık ve verimsiz köyleri birleştirip onları kendi kendine yeten devasa üretim merkezlerine dönüştürmeyi hedefliyor.
03:51Bunu nasıl yapacaklar derseniz, yazar adeta kusursuz bir ekosistem kurgulamış, önce ağrıda kışın ortasında bile tarım yapılmasını sağlayan o devasa
04:01jeotermal enerji kaynakları devreye sokuluyor, sonra bu enerjinin etrafında dev seralar kuruluyor.
04:07Yani enerji, sıfır maliyetle üretime dönüşüyor.
04:10Sonraki adım çok zekice, tarımsal atıklar çöpe gitmiyor, doğrudan hayvan yemi olarak kullanılıyor ve finalde ne oluyor?
04:17Bu verimli döngü sayesinde Türkiye'nin o malum et ve saman ithalatı bağımlılığı bıçak gibi kesiliyor.
04:23Bu projede atlanmaması gereken çok hayati bir detay daha var.
04:27Yazar, 4-5 köyün birleştirilmesiyle kurulacak bu yeni merkezlerin kesinlikle modern ve depreme dayanıklı yerleşimler olması gerektiğini savunuyor.
04:36Yani bu sistemle ülke hem ekonomik darboğazdan çıkıyor hem de afet güvenliği sorununu çözmüş oluyor.
04:43Bir taşla iki kuş.
04:44Ve geldik son bölüme.
04:464. Bölüm Siyaset, Toplum ve Emek
04:49Yazar, makalesinin sonlarına doğru rotayı hızla güncel meselelere çeviriyor.
04:55Hedefinde kurumlar var, özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı.
04:59Ortada ciddi bir ikiyüzlülük iddiası var.
05:02Bir tarafta öğrencilerin Atatürk'e mektup yazma yarışmasını mevzuata uymuyor diye iptal eden bir bakanlık,
05:08diğer tarafta bizzat yazarın eleştirdiği aynı bakanın Atatürk'ü koruma kanununun kaldırılmasını savunan bir yazarla imza gününde gülümseyerek poz vermesi.
05:17Yazar bunu inanılmaz bir ideolojik tutarsızlık olarak yorumluyor.
05:22Hemen ardından bu tutarsızlığı hukuki bir boyuta taşıyor.
05:26Aslında hepimizi düşündüren bir soru soruyor.
05:29Devlet, mevcut cumhurbaşkanını korumak için on binlerce vatandaşı hiç tereddütsüz yargılarken,
05:35nasıl oluyor da kendi kurucusunu koruyan kanunlar sürekli hedef tahtasına oturtuluyor?
05:40Yazar bu durumu net bir şekilde devasa bir hukuksal paradoks olarak tanımlıyor.
05:45Emek ve işçi meselelerinde de yazarın canı epey sıkkın.
05:49Ankara Kurtuluş Parkı'ndaki işçi eylemlerini haklı bulup sonuna kadar destekliyor ama
05:53bu gerçek emek protestolarının alana ellerinde parti bayraklarıyla giren marjinal gruplar tarafından suistimal edilmesine çok öfkeli.
06:01İşin bir de vergi boyutu var tabii.
06:03Yabancı yatırımcılar sıfır vergi vaatleriyle kırmızı halılarla karşılanırken,
06:07sokağa dökülen o yerel emekçilerin ağır vergi dilimleri altında ezilmeye devam etmesini büyük bir adaletsizlik olarak nitelendiriyor.
06:15Ve son olarak eleştiri okları dış politikaya yöneliyor.
06:18Yöneticilerin önceliklerinin ne kadar yanlış olduğuna dair çok çarpıcı bir tezahürden bahsediyor.
06:24Trump'a yapılan suikast girişiminin hemen ardından telefonla geçmiş olsun demek için sıraya girenlerin,
06:29İran'daki bombalamalarda can veren 170 masum çocuk için tam bir sessizliğe bürünmesi,
06:34yazar için bu tablo, insani değerlerin siyasi çıkarlara nasıl kolayca kurban edildiğinin en acı özeti.
06:40İşte böyle.
06:41Yazarın eleştirilerini, öfkesini ve sunduğu tarım kentleri vizyonunu hep birlikte adım adım inceledik.
06:47Şimdi tüm bunları bir kenara koyup büyük resme baktığımızda kendimize şu kritik soruyu sormalıyız.
06:54Siyasetin gölgesindeki bu rant ekonomisinden uzaklaşıp, kırsalı yeniden canlandırmak ve hukukun, vergi sisteminin gerçekten hesap verebilir hale gelmesi,
07:04sizce suni enflasyonu ve ekonomik adaletsizliği bitirecek o asıl anahtar bu olabilir mi?
07:09Bu soruyu biraz düşünmeye değer doğrusu.
07:11Bugünkü analizimizin sonuna geldik.
07:13Katıldığınız için çok teşekkürler. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Yorumlar