Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 saat önce
Erol SUnat, toplumsal düzensizliği ve bireylerin içine düştüğü çaresizlik hissini merhum Erkin Koray’ın dizeleriyle harmanlayarak ele almaktadır. Yazar, "karman çorman" ifadesi üzerinden günlük hayatın karmaşasını, ekonomik sıkıntıları ve insanlar arasındaki kopukluğu derin bir melankoliyle tasvir eder. Toplumun her kesimine sirayet eden bu belirsizlik ve ruhsal dağınıklık, çözüm yollarının tıkanmasıyla daha da ağırlaşmaktadır. Özellikle Ramazan ayı odağında, gösterişli sofralar ile gerçek yoksulluk arasındaki uçurum keskin bir dille eleştirilir. Metin, soyut edebiyat yapmak yerine ihtiyaç sahipleri için somut adımlar atılması ve cömertliğin ön plana çıkarılması gerektiğini vurgular. Sonuç olarak, yozlaşan değerlere karşı bir vicdan muhasebesi ve toplumsal yardımlaşma çağrısı yapılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün sizinle hepimizin bildiği, hissettiği ama belki de üzerine çok da kafa yormadığı bir durumu konuşacağız.
00:06Karman çorman olmayı.
00:07Erol Sunat'ın kaleminden ilham alarak bu modern kaosun anatomisini bir çıkaralım istedik.
00:12Hazırsanız bu karmaşanın içine birlikte dalalım, bakalım neler bulacağız.
00:16Ve bakın daha en baştan ne kadar ruhuna uygun bir başlangıç yapıyoruz.
00:20Rahmetli Erkin babadan geliyor bu dizeler.
00:23Karman ola, çorman ola, derman ola, ferman ola.
00:26Sanki bütün bu anlatacaklarımızın fon müziği gibi değil mi?
00:30Bütün o ruh halini iki dizeye sığdırmış resmen.
00:33Peki nedir bu şarkının ve ifadenin ardındaki anlam?
00:37Gelin ilk bölümümüze geçelim.
00:40Çünkü göreceksiniz ki bu öyle sıradan bir şarkı sözü falan değil, çok daha fazlası.
00:45İçinde bulunduğumuz o varoluş halinin ta kendisi.
00:48Adeta bir teşhis gibi.
00:50Şimdi karman çorman deyince aklımıza ilk ne geliyor?
00:53Yani sözlük anlamına bakarsak evet aşırı dağınık, düzensiz, kaotik bir durum.
00:58Her şeyin birbirine girdiği, altüst olduğu bir vaziyet.
01:01Hani tam bir curcuna deriz ya işte o hesap.
01:04Ama işin asıl derinliği burada başlıyor.
01:07Yazar ne kadar güzel ifade etmiş.
01:09Aşığın dediği gibi diyor, boz bulanık sele döndüm, düzen tutmaz tele döndüm.
01:14İşte bu, kelimelerle anlatılamayacak ancak ve ancak yaşanacak bir hal.
01:18Yani mesele sadece odanızın dağınıklığı değil, asıl mesele o içimizdeki, ruhumuzdaki düzen tutmayan, o boz bulanık sel hali.
01:27Peki tamam, içimizdeki hal bu dedik de bu kaos hayatımızın nerelerinde sızmış durumda.
01:33Gelin şimdi şöyle hızlı bir tura çıkalım.
01:35Hayatımızın hangi köşeleri bu karman çorman durumdan nasibini almış, hep birlikte görelim.
01:41Ve ilk durak tabii ki kafamızın içi.
01:44Hani o bir türlü geçmek bilmeyen baş ağrıları var ya.
01:47Ya da zihnimize bir kene gibi yapışıp kalan, sürekli dönüp duran o takıntılar.
01:53İşte orası tam bir keşmekeş, tam bir karman çorma.
01:56E, kafa böyle olunca ne oluyor?
01:59Haliyle konuşmalarımıza, dilimize yansıyor.
02:01O ince, o güzelim kelimeler yavaş yavaş unutuluyor, yerine ne alıyor?
02:07Maalesef, olur olmaz yerde ağızdan kaçan küfürler.
02:11Sonra bir bakıyoruz, hayatın kendisi de karma çorman olmuş.
02:14Bir yanda kulaklıklarda acıyla yoğrulmuş şarkılar çalıyor.
02:18Diğer yanda ise insanlar sokaklardan nereye gittiğini bilmeden öylece, hedefsizce yürüyor.
02:24Ve evet, geldik belki de en can yakıcı noktalardan birine.
02:28Cebimiz.
02:29Ah o cebimiz!
02:31Ay sonu nasıl gelecek kaygısı,
02:33o bir türlü bitmeyen, insanı içten içe yiyip bitiren belirsizlik hali.
02:38O da karman çorma.
02:39Ve bu hızlı turu tamamlarken belki de en tehlikelisine geliyoruz.
02:45Dilimiz.
02:46Dilimiz de karman çorman.
02:48Söylediğimiz sözler var ya, yazarın ifadesiyle resmen engerek yılanının zehrinden daha beter bir hale bürünüyor.
02:55Peki, iyi, güzel, her yer karman çorman dedik, kafamız, cebimiz, hayatımız.
03:01Peki, bu altüst olmak dediğimiz şeyin sonuçları ne?
03:04Yani, bir insan bu duruma düştüğünde başına tam olarak ne geliyor?
03:08Yazarın çizdiği tablo o kadar net ve bir o kadar da ne yazık ki kasvetli ki, bakın adım adım anlatıyor,
03:15önce diyor bir çıkmaz sokağa girersin, sonra ne olduğunu anlamadan bilmediğin bir duvara toslarsın, yaralanırsın ve düştüğün yerde kala kalırsın.
03:23Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? O düştüğün yerde kimse sana bir el uzatmaz.
03:29Kimse hadi kalk demez, kimse dayan biraz demez.
03:33Ya da en çok ihtiyacın olan o merak etme, ben yanındayım cümlesini kurmaz.
03:38İşte bu mutlak bir yalnızlık.
03:41İşte bu derin yalnızlık hissi bizi doğrudan başka bir duyguya, çaresizliğe götürüyor.
03:47Ve bakın yine kim imdadımıza yetişiyor?
03:49Yine Erkin Koray.
03:51İp üstünde kaderimiz, yürüyoruz hep, çaresiz diyor Erkin Baba.
03:56Düşünsenize, ne kadar tanıdık bir his bu değil mi?
03:59Sanki her an dengemizi kaybedip düşecekmişiz gibi o incecik ipin üzerinde yürümek.
04:04Peki size bir soru.
04:06Bu çaresizliği tenceresi hayatında hiç boş kaynamamış birine nasıl anlatırsınız?
04:11Ya da mutfağının kapısından umutsuzluk hissi bir kere bile girmemiş birine bu durumu nasıl tarif edersiniz?
04:17Mümkün mü sizce?
04:18Aslında yazar burada iki ayrı dünyanın, iki ayrı gerçeğin fotoğrafını çekiyor resmen.
04:24Bir tarafta karnı aç kalkanlar var.
04:27Onlar boş sofraları da bilir, umutsuzluğu da.
04:30Diğer taraftaysa o dolu sofralardan başını bile kaldırmayan, dış dünyadan tamamen habersiz, doymak bilmeyenler var.
04:38İyi de bu kadar karamsar bir tablo çizdik, hiç mi çıkış yolu yok, hiç mi bir umut ışığı yok?
04:44Yazar diyor ki var ve tam da bu en karanlık noktada bir eylem çağrısına, bir fırsata işaret ediyor Ramazan ayına.
04:51Düşününce tüm bu karman çorman halin ortasında çözüm ne kadar da basit aslında değil mi?
04:58Hocalarımızın o hep söylediği o yalın tavsiye, Allah rızası için bir oruçluyu doyurun.
05:03Bu kadar.
05:04Ama tabii iş laftan eyleme gelince hemen o meşhur, o kahramanca sözü duyarız değil mi?
05:09Ben elimi taşın altına koymaya hazırım.
05:12Vay be ne kadar da büyük bir laf, ne kadar yiğitçe geliyor kulağa.
05:16İşte yazar tam da bu noktada frene basıyor.
05:19Diyor ki durun bir dakika, bırakın bu işin edebiyatını, elinizi filan taşın altına koymayın.
05:24Yapılması gereken tek bir şey var, çok daha basit.
05:28Elinizi cebinize atın, bu kadar, net.
05:31E tabii hemen bir bahane gelir değil mi?
05:33Ama ama elim titriyor, veremem diyenler olabilir.
05:36Yazarın buna cevabıysa gerçekten bir tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne.
05:40İyi de mübarek Ramazan ayında senin cebinde akrebin ne işi var?
05:45Ve bu müthiş analiz hepimizi şöyle bir durup düşündüren o can alıcı soruyla bitiyor.
05:50Diyor ki yazar, 11 ay boyunca cebimizden bir an bile eksik etmediğimiz o akrebin artık bir aylığına da olsa tatile
05:57çıkma zamanı gelmedi mi sizce de?
Yorumlar

Önerilen