Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Ramazan ayının manevi ruhu ile günümüzdeki gösterişçi iftar kültürü arasındaki derin çelişkiyi ele almaktadır. Yazar, lüks otellerde düzenlenen şatafatlı organizasyonların ibadetin özündeki tevazu ve empati duygularına zarar verdiğini savunur. Ramazan'ın bir prestij yarışına dönüştürülmesini eleştirerek, asıl amacın nefis terbiyesi ve ihtiyaç sahiplerine el uzatmak olduğunu vurgular. Kaynak, dünyadaki açlık sorununa ve özellikle mazlum coğrafyalardaki çocukların yaşadığı mahrumiyete dikkat çekerek vicdani bir muhasebe çağrısı yapar. Sonuç olarak, bu kutsal ayın sadece mideyi değil, insan vicdanını doyurma ve gerçek anlamda paylaşma zamanı olduğu hatırlatılır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, şimdi Ramazan denince hepimizin aklına o sıcacık, samimi, kalabalık sofralar geliyor değil mi?
00:05Ama ya bu sofralar amacından birazcık sapıp, böyle birer gösteri sahnesine dönüştüyse?
00:11İşte bugün kaynak metinler üzerinden tam da bu sorunun peşine düşeceğiz.
00:15Ramazan bir gösteriş ayına mı dönüşüyor acaba?
00:17Şimdi lafı hiç uzatmadan direkt konuya girelim.
00:20Şöyle bir manzarayı gözünüzün önüne getirin.
00:23Işıl ışıl oteller, yüzlerce kişilik devasa masalar, flaşlar patlıyor.
00:27Her an sosyal medyada paylaşılmak üzere kaydediliyor.
00:30Yani paylaşılan her fotoğraf neredeyse bir güç gösterisi gibi.
00:34Kaynak metinlerin de dediği gibi bu iş artık resmen bir prestij yarışına dönmüş durumda.
00:39Tam bir imaj meselesi.
00:41E tam da bu noktada bir durup sormak lazım değil mi?
00:44Bütün bu şatafatın, bu koşturmacanın içinde Ramazan'ın asıl ruhu nerede kalıyor?
00:50Yani bu ayın amacı gerçekten bu mu?
00:52İşte bu soru önümüzdeki dakikalarda üzerine en çok düşüneceğimiz şey olacak.
00:57O zaman hadi gelin ilk olarak bu modern iftar gösterisinin sahne arkasına yani işin dinamiklerine bir bakalım.
01:04Bu gösterinin adeta yazılmamış bir kural kitabı var gibi.
01:08Düşünün gösterişli mekanlar tutuluyor, şık davetiyeler basılıyor ve tabii ki en önemlisi sosyal medyada bol bol beyni alacak fotoğraflar çekiliyor.
01:16Kimler yapıyor bunu?
01:18Siyasi partiler, büyük şirketler, dernekler yani aslında birçoğu için bu iktarlar bir halkla ilişkiler çalışmasına bir network etkinliğine dönüşmüş durumda.
01:27O manevi an bir anda imaj yönetimi aracına evriliyor.
01:30Peki tüm bu imaj yarışının gürültüsü patırtısı arasında neyi unutuyoruz, neyi gözden kaçırıyoruz acaba?
01:37Gelin şimdi o parlak spot uçuklarını bir anlığına kapatalım ve Ramazan'ın asıl anlamına yani işin özüne geri dönelim.
01:44Çünkü Ramazan kimin daha büyük, daha şatafatlı bir sofra kurduğunu gösterme ayı değil ki.
01:50Aslında tam tersi, nefsi terbiye etme, aç olanın halinden anlama ve elindekini paylaşma ayı.
01:57Yani mesele mideyi boş bırakırken kalbi ve vicdanı doldurmak, empati kurmak ve bu empati o lüks davetlerde değil,
02:05belki de kimsenin görmediği, sessizce bir komşuya uzatılan sıcak bir tabakta saklıdır.
02:10Ve işte tam da burada günümüzdeki bu pratiklerle Ramazan'ın ruhu arasındaki o devasa uçurumla yüzleşiyoruz,
02:16lüks ve yokluk arasındaki o inanılmaz çelişkiyle.
02:19Bir düşünün, bir tarafta maliyeti binlerce lirayı bulan, israfın belki de sınır tanımadığı sofralar,
02:25öbür tarafta ise o masalarda oturan pek çok insanın hayatında belki de hiç hissetmediği gerçek açlık duygusu.
02:32Bu Ramazan'ın ruhuyla taban tabana zıt ne kadar da ironik bir tablo değil mi?
02:37Aslında kaynak metinlerden birindeki şu soru bence her şeyi özetliyor.
02:42O sofralarda oturanların kaçı, iftar saatini beklerken midesindeki o boşluğu gerçekten hissetti.
02:49İşte bu soru bir şey sadece yapmış olmak ile onu gerçekten yaşamak arasındaki o kocaman farkı ortaya koyuyor.
02:57Ve durum daha da ilginci var.
02:59Bazı kuruluşlar ücretli iftar programları bile düzenliyormuş.
03:02Yani düşünsenize paylaşmanın ve yardımlaşmanın sembolü olması gereken bir an parayla sötün alınan bir hizmete resmen bir tüketim etkinliğine dönüştürülüyor.
03:12Bu durumda bizi şu kaçınılmaz soruya getiriyor tabii.
03:15Sabır, empati ve paylaşım ayı olması gereken bir dönemi böyle ticari bir etkinliğe çevirerek ne kazanıyoruz ki?
03:22Hatta daha da önemlisi bu süreçte asıl kaybettiğimiz ne oluyor?
03:26Şimdi gelin o parlak ışıklı salonlardan bir anlığına çıkalım, yüzümüzü kameraların hiç dönmediği, çoğu zaman unuttuğumuz o başka sofralara çevirelim.
03:36Peki o gösterişli masalarda kimler yok hiç düşündünüz mü?
03:39Mesela her gün konuştuğumuz ama sofrasına bir tabak yemek koyamadığımız Gazze'deki çocuklar, zulüm altında oruç tutmaya çalışan Uygur kardeşlerimiz,
03:48Hatta uzağa gitmeye hiç gerek yok, belki de hemen yanı başımızdaki, kendi mahallemizdeki o bir sıcak yemeğe muhtaç aile.
03:56İşte onlar bu şık fotoğrafların hiçbirinde yoklar.
04:00Peki tüm bu çelişkili tablo karşısında ne yapmalı?
04:03Ramazanın o kaybolan ruhunu nasıl geri getireceğiz?
04:07Belki de cevap o devasa organizasyonlarda değil, çok daha basit, çok daha kişisel bir yerde sakladır.
04:14Mideden önce vicdanı doyurmakta.
04:16Şu karşılaştırma aslında her şeyi çok güzel özetliyor.
04:20Bakın bir tarafta bir Ramazan imajı var.
04:23Yani nedir bu?
04:24Kameralara poz vermek, sosyal medyada paylaşım kasmak, belki büyük bir bağış yapıp tamam görevimi yaptım demek.
04:31Diğer tarafta ise Ramazanı yaşamak var.
04:34Bu ne demek?
04:34İhtiyacı olan birine kimseler görmeden bir iftarlık uzatmak.
04:38Yediğin o tek bir hurmanın kıymetini uzun uzun düşünmek.
04:41Ve o sessizlikte biraz da vicdanının sesine kulak vermek.
04:44Yani biri dışarıya oynanan bir gösteri, diğeri ise tamamen içe dönük bir yolculuk.
04:50Ve işte geldik hepimizin ama hepimizin kendine dürüstçe sorması gereken o soruya.
04:55Biz bu ay boyunca Ramazanı gerçekten yaşıyor muyuz yoksa sadece dışarıya bir Ramazan yaşıyor görüntüsü mü veriyoruz?
05:04Bu konuyu kaynak metinlerdeki belki de en vurucu cümleyle bitirelim.
05:08Unutmamak lazım.
05:10Çünkü Ramazan insanın midesinden önce vicdanını doyurması gereken bir aydır.
05:15Günün sonunda hangisini doyuracağımız tamamen bizim kendi seçimimiz.

Önerilen