Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 10 saat önce
Erol Sunat'ın bu yazısı, toplumun karşı karşıya kaldığı ekonomik zorlukları ve aşılması güçleşen sosyal engelleri "eşik" metaforu üzerinden ele almaktadır. Yazar, bireylerin artan enflasyon, barınma krizi ve hayat pahalılığı karşısında nasıl çaresiz ve yalnız bırakıldığını derin bir karamsarlıkla betimlemektedir. Eskiden yardımlaşma ile aşılan sorunların artık devasa birer gelecek kaygısına dönüştüğü ve insanların direncinin kırıldığı vurgulanmaktadır. Metin, sadece maddi imkansızlıkları değil, aynı zamanda toplumdaki moral çöküntüsünü ve çözüm üretilememesinden kaynaklanan bir boşluk hissini dile getirmektedir. Sonuç olarak yazar, dış dünyadaki savaşların ve içteki ekonomik dengesizliğin halkın yaşam kalitesini nasıl tahrip ettiğini çarpıcı bir dille özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün Erol Sunat'ın çok dokunaklı bir metni var önümüzde, hani hepimizin hayatında hissettiği o engeller var ya,
00:07işte metin onlara eşik diyor, biz de bu eşikleri konuşacağız.
00:11Başlığımız da doğrudan metinden, bir eşik, iki eşik, üç eşik. Hadi gelin birlikte dalalım bu konuya.
00:17Yazar söze o kadar güçlü ve bir o kadar da tanıdık bir cümleyle başlıyor ki, bir eşik, iki eşik, üç
00:24eşik, hal ahval delik deşik.
00:27Yani bunu duyunca insanın içinde bir şeyler sızlıyor değil mi? Hepimizin hissettiği o yorgunluğu, o dağınıklığı o kadar güzel özetliyor
00:36ki.
00:36Peki ne demek bu eşikler? Gelin biraz daha derinine inelim.
00:41Şimdi ilk iş olarak şu eşik metaforunu bir çözelim. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
00:47Çünkü Erol Sunat'ın anlattığı şey, hani o bildiğimiz kapıdan girerken bastığımız basamak değil, çok çok daha derin bir anlamı
00:55var.
00:55Evet, yazar için eşik demek, hayattaki her türlü kritik engel, her türlü zorluk demek.
01:01Şöyle düşünün, eskiden belki de şöyle bir adım atıp geçtiğimiz basik bir basamakken,
01:05şimdi karşımızda duran, sürekli çoğalan, adeta bize düşman kesilmiş bir engele dönüşmüş.
01:11Metnin kendi deyişiyle eskiden bize yol veren o eşikler, şimdi önümüze set çekiyor, yolumuzu kesiyor.
01:16E haliyle bu durum bizi tam bir çıkmazın ortasında bırakıyor.
01:21Düşünsenize, etrafımız bizim kurmadığımız, bizimle alakası olmayan ama mantar gibi biten eşiklerle çevreli.
01:28Sanki birileri etrafımıza duvar örmüş bir kuşatmanın içindeyiz.
01:33Peki hep mi böyleydi?
01:35Yani bu kuşatılmışlık hissi, bu çaresizlik hep var mıydı?
01:39İşte tam bu noktada yazar aradaki o devasa farkı görmemiz için bizi şöyle bir geçmişe götürüyor.
01:45Hani desteklerin, dayanışmanın bambaşka olduğu, engellerin bu kadar can yakmadığı zamanlara.
01:51Bakın bu karşılaştırma aradaki uçurumu ne kadar net gösteriyor.
01:55Eskiden neydi? Önümüzde taş çatlasın birkaç tane eşik olurdu.
01:59Hani onu da aşamazsak aile, mez, dostlarımız bir el atardı, omuz verirdi.
02:04O zamanki eşikler bile sanki daha anlayışlıydı.
02:07E şimdi ne var? Sayısını bilmediğimiz kadar yeni eşik ve biz bu eşiklerin karşısında tek başımızayız, çaresiziz.
02:14Ve işin kötüsü bu yeni eşikler sanki canlı gibi.
02:18Bizi forguluyorlar, önümüzü kesiyorlar.
02:20İşte o geçmişteki omuz omuza duruştan metnin belki de en can alıcı noktasına geliyoruz.
02:26Bugünün korkunç yalnızlığı.
02:28Sanki şöyle bir denklem var.
02:30Eşikler arttıkça bizi o eşiklerin karşısında dimdik tutacak o destek sistemleri.
02:35Hani ailemiz, dostlarımız, onlar da bir o kadar zayıflır o.
02:39Ve bu durum yazarın sorduğu ve hepimizin kendine sorduğu o kilit soruyu önümüze koyuyor.
02:45Yahu biz bu kadar eşiğin arasında neden bu kadar yalnız kaldık?
02:49Yapayalnız.
02:50Neden bu kadar çaresiz ve kimsesiziz?
02:53Üstelik bahsettiğimiz bu eşikler öyle soyut, havada kalan şeyler de değil.
02:58Gayet somut.
02:59Hayatın ta kendisi.
03:00Metnin de saydığı gibi evlilik eşiği, iş bulma eşiği, ev alma eşiği, hatta daha da temele inelim başını sokacak bir
03:09yer bulma yani barınma eşiği.
03:12Küs olduğunla barışma eşiği bile hepsi artık aşılamaz duvarlar gibi.
03:16İyi de bütün bu eşikleri önümüze kim yığıyor?
03:20Bizi bu kadar çaresiz bırakan şey ne?
03:23İşte Metin burada duygusal atmosferden bir anlığına çıkıp işin somut tarafına yani bu krizin neyin tetiklediğine bakıyor.
03:31Gelin biz de bakalım bu ateşi körükleyen sosyoekonomik baskılar nelermiş?
03:35Yazarın kullandığı tabir çok net, ekonomik kuşatma ve bu kuşatmanın askerleri de belli.
03:41Hani o durdurak bilmeyen zamlar, giderek artan hayat pahalılığı, bir türlü kontrol altına alınamayan enflasyon, işsizlik ve tabii ki artık
03:50hayal bile edilemeyen ev ve kira fiyatları.
03:53İşte bunların hepsi o kuşatmanın bir parçası.
03:56Tabii bu yetmezmiş gibi içerideki bu yangına bir de dışarıdan benzin dökülüyor.
04:01Metin'de de bahsedildiği gibi mesela yanı başımızdaki savaş.
04:05Onun etkisiyle elektriğe, doğalgaza, akaryakıta gelen o akıl almaz zamlar durumu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor.
04:14E peki bütün bu baskıların, bu ekonomik kuşatmanın bir sonucu olmayacak mı?
04:19Oluyor tabii.
04:20Toplu bir yorgunluk, bir tükenmişlik hali.
04:23Yazarın buna verdiği isim de çok dokunaklı.
04:26Eşiktegekleyiş.
04:27Şu cümle aslında her şeyi özetliyor.
04:29Eşiği geçecek halimiz, mecalimiz yok.
04:31Kalmadı.
04:32Yani olayı artık sadece istemek, irade göstermek falan değil.
04:36Hani o yaparsın edersin gazı var ya, o artık işlemiyor.
04:40Çünkü yazarın da söylediği gibi bu eşikleri geçmek için artık para lazım, maddi güç lazım.
04:46Ama ne yazık ki cep delik, cepken delik.
04:49Bu çaresizlik hepimizi farklı bir pozisyonda yakalamış.
04:52Yazar o kadar güzel resme diyor ki, kimimiz o eşiğin önünde hala ayakta dikiliyoruz, kimimiz yorulmuş, önüne çökmüş oturmuşuz, kimimiz
05:01de artık tamamen pes edip, kıvrılıp yatmışız.
05:04Ama durduğumuz yer farklı olsa da, söylediğimiz şey aynı.
05:08Benden buraya kadar.
05:10E sonuç?
05:11Sonuç belli.
05:11Suya düşen hayallerimiz var.
05:13Artık sadece eskiyi özler, ah nerede o günler der hale gelmişiz.
05:18Hayal kurmak mı?
05:19O artık bir lüks değil, bir korku.
05:21Çünkü kurduğun hayalin gerçekleşmeyeceğini bilmek çok acı.
05:25Geleceğe dair o en ufak umut kırıntısı bile sanki yok olup gitmiş.
05:30İnsanın aklına tam da bu noktada Yahya Kemal'in o çok bilinen sözü geliyor değil mi?
05:35İnsan bu dünyada hayal ettiği müddetçe yaşar.
05:38Ne kadar güzel bir söz.
05:39Ama yazar metnini acı bir tespitle bitiriyor.
05:43Yahya Kemal'in o unut dolu sözünün tam karşısına kendi gerçeğimizi koyuyor.
05:48Ve diyor ki, bu dünya artık o dünya olmaktan çıktı.
05:52İşte bu son cümle bizi içinde bulunduğumuz o derinlikle, aşmamız gereken onca eşikle baş başa bırakıyor.
05:59Ve sanırım hepimizi uzun uzun düşündürüyor.
06:02Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen