00:00Siyasette sadakat ne anlama geliyor?
00:02Peki ya ihanet bu insanın karakteriyle mi ilgili yoksa sadece bir strateji mi?
00:08İşte bugün Türkiye siyasetindeki bu istifa meselesini çok ilginç, çok tutkulu bir köşe yazısı üzerinden ele alacağız.
00:16Bakalım neler diyeceğiz.
00:17Şimdi bakın yazar Nazım Peker yazısına öyle bir giriş yapıyor ki insan gerçekten şaşırıyor.
00:22Diyor ki ben bu CHP'den, İYİ Parti'den falan istifa edenlere var ya hiç kızmıyorum.
00:27Şimdi düşünsenize siyasi istifaları eleştiren bir yazı yazıyorsunuz ama kızmıyorum diyerek başlıyorsunuz.
00:34Çok ilginç bir başlangıç değil mi?
00:36Peki o zaman asıl derdi ne bu yazarın?
00:38İşte geldik kilit soruya.
00:40Eğer mesele insanların partilerinden ayrılması değilse o zaman bu öfke kime, neye, yazarın asıl sinirlendiği şey ne olabilir?
00:49Evet şimdi meselenin bam teline dokunuyoruz.
00:52Yazar diyor ki benim derdim gidenlerle değil, benim asıl öfkem onlara o koltukları, o gücü, o yetkiyi en başta verenlere.
01:01Yani ona göre asıl problem bu tiplerin, kendi tabiriyle söylüyorum, partilerin içinde cirit atması, tabandan saygı görüp bir de üstüne
01:10seçim listelerine yazılması.
01:12Asıl hata diyor bu kişilere bu kadar imkanı tanıyan sistemin kendisinde.
01:16Ve bakın yazar konuyu sadece bir siyasi strateji, bir manevra olarak görmüyor.
01:22Hayır hayır çok daha derine iniyor ve diyor ki bu bir karakter meselesidir.
01:28İşte şimdi argümanının en can alıcı, en vurucu noktasına geliyoruz.
01:34Yani ihanet etmek göya durumları öyle gerektirdi denebilecek bir şey değil.
01:38Bu bir insanın doğasında olan, fıtratında olan bir şey temel bir karakter kusuru, eninde sonunda bir yerden patlak verir diyor.
01:46İşte bu söz yazarın bütün düşüncesini özetliyor aslında.
01:51Geldiği yere ihanet eden, durduğu yere de ihanet eder.
01:55Yani dün birine yanlış yapanın, yarın sana yanlış yapmayacağının garantisi yok.
02:00Ona göre bu adeta bir doğa kanunu gibi.
02:03Hatta bakın bu düşüncesini o kadar net bir benzetmeyle anlatıyor ki, diyor ki akrebin doğası nedir?
02:09Sokmak.
02:10Peki hainin doğası nedir?
02:12İhanet etmek.
02:12Yani bu bir tercih değil, bu bir içgüdü, bir fıtrat meselesi diyor.
02:17Kaçamazsın bundan.
02:18Bu fikrini desteklemek için de eski siyasetçilerden Osman Bölükbaşı'nın çok bilinen bir sözünü hatırlatıyor.
02:24Diyor ki ilk kocasına ihanet eden bir kadının, ikincisine de ihanet etmeyeceğinin garantisi ne?
02:30Bakın özel hayattaki sadakatsizlik ilkesini alıp olduğu gibi siyasetin tam ortasına koyuyor.
02:37Peki yazarın bu kadar net, bu kadar keskin konuşmasının arkasında yatan motivasyon ne?
02:43Onu bu kadar öfkelendiren şey ne?
02:45Gelin şimdi onun için neyin önemli olduğuna, yani yol haritasını çizen o temel ilkelere bir bakalım.
02:51İşte yazarın olmazsa olmazlarım dediği değerler bunlar.
02:55Türklüğü yüce tutmak, bayrak sevgisi, ulusun kalkınması, milletin dini değerlerine saygı ve tabii ki Atatürk'ün mirası.
03:03Gördüğünüz gibi milliyetçi, muhafazakar ve aynı zamanda Atatürkçü bir çizgi.
03:08İşte bu yüzden onun için ihanet, sadece bir kişiye ya da partiye değil, doğrudan bu temel değerlere yapılmış bir saldırı
03:16anlamına geliyor.
03:17Ve tüm bu ilkelerin üzerine koyduğu o meşhur söz, söz konusu vatansa gerisi teferruattır.
03:24İşte onun için siyasi pusula bu.
03:26Partiler, kişiler, çıkarlar hepsi bir kenara önce vatan diyor.
03:30Yazar sadece, gidenlere ve onların karakterine odaklanmıyor tabii, oklarını bu sefer doğrudan siyasi partilerin kendilerine çeviriyor.
03:38Ve bu eleştiriler aslında tüm siyasi sisteme yönelik ciddi bir uyarı niteliğinde.
03:44Partilere dönüp aynen şunu soruyor.
03:46İyi de, madem bu adam hırsızlığı, yolsuzluğu, bugüne kadar niye partinizde barındırdınız, niye listelerinize koydunuz, o zaman niye sesiniz çıkmadı?
03:55Çok can alıcı bir soru, değil mi?
03:57İşte bu duruma yazarın koyduğu teşhis çok net.
04:00İki yüzlülük.
04:01Hani şu meşhur, tencere dibin kara, benimki senden kara meselesi var ya, aynen öyle diyor.
04:06Yani siz de bu işin içindeydiniz, şimdi gidenin arkasından konuşmak neyin nesi?
04:11Ona göre bilen ama susan partiler de en az gidenler kadar suçlu.
04:15Peki çözümü ne?
04:16Yazarın tavsiyesi de çok açık.
04:19Diyor ki, partinizi dışarıdan topladığınız devşirmelerle kurarsanız şaşırmayın.
04:24Gün gelir, onları başkaları da sizden devşirir.
04:26Yani diyor ki, kendi evladınızı, kendi içinizden gelenleri yetiştirin.
04:30Çünkü dışarıdan gelenin sadakati olmaz.
04:33Ve bu konudaki son sözü o kadar sert ki, gidenlerin arkasından konuşan partilere diyor ki, insan hiç dışkıyla uğraşır mı?
04:41Yani bırakın gitsinler, onlarla uğraşmak bile sizin seviyenizi düşürür demeye getiriyor.
04:47Gerçekten çok ağır bir benzetme.
04:48Şimdi, buraya kadar her şey çok net gibi duruyor değil mi?
04:52Yazarın duruşu belli, argümanları sert ama tam her şeyi anladık derken, yazar bir anda madalyonun öbür yüzünü çeviriyor ve aklımıza
05:00bir kurt düşürüyor.
05:01Yazısını mitirirken öyle bir örnek veriyor ki, bütün o ihanet, karakter argümanlarını bir anlığına sorgulamanıza neden oluyor.
05:08Diyor ki, Özlem Çerçioğlu, eğer zamanında partisinden ayrılıp CHP'ye geçmeseydi, bugün olduğu yerde olabilir miydi?
05:16İşte bu soruyla bizi baş başa bırakıyor.
05:18Siyasette her zaman mutlak sadakat mi kazanır, yoksa bazen başarı için böyle yollar mı gerekir?
05:24Sanırım bu sorunun cevabını vermek o kadar da kolay değil.
Yorumlar