Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Nazım Peker’e ait bu metin, siyasi partilerden ayrılan figürlerin yarattığı etik tartışmaları ve siyasi sadakat kavramını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, istifa eden bireylerden ziyade, bu kişilere en başta itibar gösteren ve makam veren parti yönetimlerini suçlamaktadır. Temel vurgu, şahsi menfaatlerin ve mevkilerin ötesinde, vatanseverlik ve ilkeli duruşun her türlü siyasi oluşumun merkezinde yer alması gerektiğidir. Metne göre, kendi partisine ihanet edenlerin gittikleri yeni yerlerde de benzer davranışlar sergileyeceği savunularak karakter ve dürüstlük ön plana çıkarılmaktadır. Sonuç olarak yazar, siyasi partilerin geçici devşirme isimler yerine, samimi ve liyakat sahibi yüzlerle yola devam etmelerini tavsiye etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Siyasette sadakat ne anlama geliyor?
00:02Peki ya ihanet bu insanın karakteriyle mi ilgili yoksa sadece bir strateji mi?
00:08İşte bugün Türkiye siyasetindeki bu istifa meselesini çok ilginç, çok tutkulu bir köşe yazısı üzerinden ele alacağız.
00:16Bakalım neler diyeceğiz.
00:17Şimdi bakın yazar Nazım Peker yazısına öyle bir giriş yapıyor ki insan gerçekten şaşırıyor.
00:22Diyor ki ben bu CHP'den, İYİ Parti'den falan istifa edenlere var ya hiç kızmıyorum.
00:27Şimdi düşünsenize siyasi istifaları eleştiren bir yazı yazıyorsunuz ama kızmıyorum diyerek başlıyorsunuz.
00:34Çok ilginç bir başlangıç değil mi?
00:36Peki o zaman asıl derdi ne bu yazarın?
00:38İşte geldik kilit soruya.
00:40Eğer mesele insanların partilerinden ayrılması değilse o zaman bu öfke kime, neye, yazarın asıl sinirlendiği şey ne olabilir?
00:49Evet şimdi meselenin bam teline dokunuyoruz.
00:52Yazar diyor ki benim derdim gidenlerle değil, benim asıl öfkem onlara o koltukları, o gücü, o yetkiyi en başta verenlere.
01:01Yani ona göre asıl problem bu tiplerin, kendi tabiriyle söylüyorum, partilerin içinde cirit atması, tabandan saygı görüp bir de üstüne
01:10seçim listelerine yazılması.
01:12Asıl hata diyor bu kişilere bu kadar imkanı tanıyan sistemin kendisinde.
01:16Ve bakın yazar konuyu sadece bir siyasi strateji, bir manevra olarak görmüyor.
01:22Hayır hayır çok daha derine iniyor ve diyor ki bu bir karakter meselesidir.
01:28İşte şimdi argümanının en can alıcı, en vurucu noktasına geliyoruz.
01:34Yani ihanet etmek göya durumları öyle gerektirdi denebilecek bir şey değil.
01:38Bu bir insanın doğasında olan, fıtratında olan bir şey temel bir karakter kusuru, eninde sonunda bir yerden patlak verir diyor.
01:46İşte bu söz yazarın bütün düşüncesini özetliyor aslında.
01:51Geldiği yere ihanet eden, durduğu yere de ihanet eder.
01:55Yani dün birine yanlış yapanın, yarın sana yanlış yapmayacağının garantisi yok.
02:00Ona göre bu adeta bir doğa kanunu gibi.
02:03Hatta bakın bu düşüncesini o kadar net bir benzetmeyle anlatıyor ki, diyor ki akrebin doğası nedir?
02:09Sokmak.
02:10Peki hainin doğası nedir?
02:12İhanet etmek.
02:12Yani bu bir tercih değil, bu bir içgüdü, bir fıtrat meselesi diyor.
02:17Kaçamazsın bundan.
02:18Bu fikrini desteklemek için de eski siyasetçilerden Osman Bölükbaşı'nın çok bilinen bir sözünü hatırlatıyor.
02:24Diyor ki ilk kocasına ihanet eden bir kadının, ikincisine de ihanet etmeyeceğinin garantisi ne?
02:30Bakın özel hayattaki sadakatsizlik ilkesini alıp olduğu gibi siyasetin tam ortasına koyuyor.
02:37Peki yazarın bu kadar net, bu kadar keskin konuşmasının arkasında yatan motivasyon ne?
02:43Onu bu kadar öfkelendiren şey ne?
02:45Gelin şimdi onun için neyin önemli olduğuna, yani yol haritasını çizen o temel ilkelere bir bakalım.
02:51İşte yazarın olmazsa olmazlarım dediği değerler bunlar.
02:55Türklüğü yüce tutmak, bayrak sevgisi, ulusun kalkınması, milletin dini değerlerine saygı ve tabii ki Atatürk'ün mirası.
03:03Gördüğünüz gibi milliyetçi, muhafazakar ve aynı zamanda Atatürkçü bir çizgi.
03:08İşte bu yüzden onun için ihanet, sadece bir kişiye ya da partiye değil, doğrudan bu temel değerlere yapılmış bir saldırı
03:16anlamına geliyor.
03:17Ve tüm bu ilkelerin üzerine koyduğu o meşhur söz, söz konusu vatansa gerisi teferruattır.
03:24İşte onun için siyasi pusula bu.
03:26Partiler, kişiler, çıkarlar hepsi bir kenara önce vatan diyor.
03:30Yazar sadece, gidenlere ve onların karakterine odaklanmıyor tabii, oklarını bu sefer doğrudan siyasi partilerin kendilerine çeviriyor.
03:38Ve bu eleştiriler aslında tüm siyasi sisteme yönelik ciddi bir uyarı niteliğinde.
03:44Partilere dönüp aynen şunu soruyor.
03:46İyi de, madem bu adam hırsızlığı, yolsuzluğu, bugüne kadar niye partinizde barındırdınız, niye listelerinize koydunuz, o zaman niye sesiniz çıkmadı?
03:55Çok can alıcı bir soru, değil mi?
03:57İşte bu duruma yazarın koyduğu teşhis çok net.
04:00İki yüzlülük.
04:01Hani şu meşhur, tencere dibin kara, benimki senden kara meselesi var ya, aynen öyle diyor.
04:06Yani siz de bu işin içindeydiniz, şimdi gidenin arkasından konuşmak neyin nesi?
04:11Ona göre bilen ama susan partiler de en az gidenler kadar suçlu.
04:15Peki çözümü ne?
04:16Yazarın tavsiyesi de çok açık.
04:19Diyor ki, partinizi dışarıdan topladığınız devşirmelerle kurarsanız şaşırmayın.
04:24Gün gelir, onları başkaları da sizden devşirir.
04:26Yani diyor ki, kendi evladınızı, kendi içinizden gelenleri yetiştirin.
04:30Çünkü dışarıdan gelenin sadakati olmaz.
04:33Ve bu konudaki son sözü o kadar sert ki, gidenlerin arkasından konuşan partilere diyor ki, insan hiç dışkıyla uğraşır mı?
04:41Yani bırakın gitsinler, onlarla uğraşmak bile sizin seviyenizi düşürür demeye getiriyor.
04:47Gerçekten çok ağır bir benzetme.
04:48Şimdi, buraya kadar her şey çok net gibi duruyor değil mi?
04:52Yazarın duruşu belli, argümanları sert ama tam her şeyi anladık derken, yazar bir anda madalyonun öbür yüzünü çeviriyor ve aklımıza
05:00bir kurt düşürüyor.
05:01Yazısını mitirirken öyle bir örnek veriyor ki, bütün o ihanet, karakter argümanlarını bir anlığına sorgulamanıza neden oluyor.
05:08Diyor ki, Özlem Çerçioğlu, eğer zamanında partisinden ayrılıp CHP'ye geçmeseydi, bugün olduğu yerde olabilir miydi?
05:16İşte bu soruyla bizi baş başa bırakıyor.
05:18Siyasette her zaman mutlak sadakat mi kazanır, yoksa bazen başarı için böyle yollar mı gerekir?
05:24Sanırım bu sorunun cevabını vermek o kadar da kolay değil.
Yorumlar

Önerilen