00:00Herkese merhaba. Bugün gazeteci Müyesser Yıldız'ın bir yazısından yola çıkarak oldukça kafa karıştırıcı bir soruyu masaya yatırıyoruz.
00:08Türkiye'nin komşularına yönelik politikası gerçekten tutarlı mı yoksa ortada çözülmesi gereken bir bilmece mi var?
00:15Yazar konuya doğrudan bir tarihçinin Sinan Meydan'ın çarpıcı bir tespitiyle başlıyor.
00:21Analize göre ABD'ye karşı sergilenen o sessizliğin arkasında sadece bir çekince yok, aynı zamanda bir tür fikir birliği de
00:29yatıyor.
00:30İşte bu gözlem bizi makalenin tam da merkezindeki o büyük soruya getiriyor.
00:35Peki tamam, diyelim ki süper güce karşı tutum bu şekilde açıklanıyor.
00:39Ama 10 milyonluk komşu bir ülkeye yani Yunanistan'a karşı sergilenen bu sessizliğin sebebi ne olabilir?
00:45Gelin bu bilmecenin parçalarını birlikte birleştirelim.
00:48Şimdi yazar bilmecenin ilk parçasını önümüze koyuyor.
00:51Diyor ki bakın bir tarafta Yunanistan'ın provokasyon olarak nitelendirilebilecek bir dizi adımı var.
00:56Diğer tarafta ise Türkiye'nin buna karşı gösterdiği dikkat çekici derecede sakin hatta ölçülü resmi tepkisi.
01:03Peki nedir bu eylemler?
01:06Yazarın derlediği listeye bir bakalım.
01:08Ege Adaları'nın silahlandırılması, füze yerleştirilmesi, Türkiye'nin şevrelenmesi,
01:13hatta balıkçılığa yasak bölgeler ilan edilmesine kadar gidiyor liste.
01:18Makaleye göre bunların hepsi Türkiye'nin egemenliğine bir nevi meydan okuma.
01:23İşte işin ilginçleştiği yerde tam burası.
01:26Bir önceki slide'da o upuzun listeyi gördük değil mi?
01:30Peki buna karşılık verilen resmi tepki ne?
01:32Yazara göre hep aynı, neredeyse basma kalıp hale gelmiş ifadeler.
01:37Kınıyoruz, tanımıyoruz, yok hükmündedir.
01:39İşte bu ikisi arasındaki o keskin zütlük makalenin ana meselesi.
01:43Yazar, bu bilmeceyi daha da derinleştirmek için çok çarpıcı bir karşılaştırma yapıyor.
01:50Diyor ki, gelin Türkiye'nin Yunanistan'a verdiği tepkiyle hemen hemen aynı dönemde bir başka ülkeye,
01:57İsrail'e verdiği tepkiyi yan yana koyalım.
02:00Bakın ne oluyor?
02:01İsrailli yetkililer Cumhurbaşkanı'nı eleştirince yazarın aktardığına göre,
02:06bir anda bütün siyasi partiler, aralarındaki tüm farkları bir kenara bırakıp,
02:11milli gurur diyerek tek vücut oluyor.
02:13Tam bir ulusal birlik tablosu çiziliyor.
02:16İşte buradaki kilit noktada bu, ulusal onurun, haysiyetin korunmasına yapılan o güçlü vurgu.
02:23Yazar da tam olarak bu ilkeyi bir ölçüt olarak alıyor ve karşılaştırmanın bir yer tarafına geçiyor.
02:29İşte bu karşılaştırma, yazarın işaret ettiği o temel çelişkiyi bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
02:35Bir yanda Cumhurbaşkanı'na yönelik eleştiriye karşı gösterilen o gürültülü ve birleşik tepki,
02:41diğer yanda bir sanatçının vatan maaşı söylediği için sınır dışı edilmesine karşı yazara göre derin bir sessizlik.
02:49Neden birine böyle, diğerine böyle davranılıyor?
02:51Soru bu.
02:52Peki bitti mi?
02:54Hayır.
02:55Yazar karşılaştırmayı bir adım daha ileri götürüyor.
02:58Bu sefer de Lozan Antlaşması'nı merkeze alarak azınlıkların dini liderlerine yönelik tutumları karşılaştırıyor.
03:04Ve soruyor.
03:05Acaba burada da bir çifte standart mı söz konusu?
03:08Bu tablo, yazarın çifte standart iddiasını somutlaştırıyor aslında.
03:13Bakın, bir tarafta Yunanistan var.
03:15Lozan'ı gerekçe göstererek, Türk azınlığının seçtiği müftüleri tanımıyor.
03:19Diğer tarafta ise Türkiye var.
03:21yazarın iddiasına göre Patrik'in ekümenik yani tüm Ortodoks dünyasının lideri ünvanını kullanmasına ve bu şekilde davranmasına göz yumuyor.
03:29Yazar bunun Lozan'ın ruhuna aykırı olduğunu savunuyor.
03:32Hatta yazar bir adım daha ileri gidiyor ve diyor ki,
03:36İstanbul'daki Patrik öyle bir konumdaki dünya liderleriyle bazen daha Türkiye Cumhurbaşkanı'yla bile görüşmeden doğrudan görüşebiliyor.
03:45Yani adeta bir devlet başkanı gibi muamele görüyor.
03:48Yazara göre bu durum Yunanistan'daki müftülere reva görülen muameleyle taban tabana zıt.
03:53İşte tüm bu karşılaştırmaları, bu iddiaları peş peşe sıraladıktan sonra yazı bizi en başa, o ilk sorumuza geri getiriyor.
04:02Yazarın vardığı sonuç şu, Türkiye'nin Yunanistan'dan korkuyor olması akla yatkın değil.
04:07O halde bu sınırsız hoşgörü olarak tanımladığı tutumun arkasında başka bir sebep olmalı.
04:13Korku değilse peki ne?
04:15Ve makale işte tam da bu kışkırtıcı soruyla bitiyor.
04:19Eğer sebep korku değilse diye soruyor yazar, lozanı bile bir kenara itme pahasına gösterilen bu sınırsız hoşgörünün arkasında yatan gerçek
04:28sebep nedir?
04:30Yazar cevabı vermiyor, soruyu doğrudan bize, okurlara bırakıyor.
Yorumlar