Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
A. Yağmur Tunalı, toplumun temel harcı olan geleneklerin tahrip edilmesiyle ortaya çıkan "büyük bozgunu" ele almaktadır. Yazara göre, medeniyet değişimleri sırasında geleneklere cephe alınması, toplumsal ayarların bozulmasına ve yazılı olmayan kuralların etkisizleşmesine yol açmıştır. Bu durum; nepotizm, kayırmacılık ve ahlaki değerlerin yitirilmesiyle sonuçlanan bir düzensizlik düzeni yaratmıştır. Halkın, ahlaki değerlerden ziyade günü kurtarmaya odaklandığını belirten Tunalı, yöneticilerin de bu toplumsal yapının bir yansıması olduğunu savunur. Çözüm olarak, bilim insanlarının bu sosyal bozulmayı objektif bir şekilde araştırması ve iyiyi temel alan bir anlayışa dönülmesi gerektiğini vurgular.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hepimizin içinde hissettiği ama böyle tam adını koyamadığı bir huzursuzluk var değil mi?
00:05İşte bugün Yağmur Tunalı'nın bu hissi içimizdeki huysuz atlar olarak tanımladığı o sarsıcı analizine bir dalalım bakalım.
00:12Yazarın bu ifadesi içimizde huysuz atlar kişniyor demesi aslında çok derin bir toplumsal rahatsızlığın şiir gibi bir tarifi.
00:21Yani bu sadece sizin ya da benim hissettiğim bir şey değil, hepimizi etkileyen kollektif bir ruh hali.
00:27Peki ne demek istiyor yazar bu metaforla?
00:31İşte tam olarak bu. İçimizdeki o huysuz atlar var ya aslında toplumun kendi içinde yaşadığı o büyük çatışmayı, o iç kavgayı, o kargaşayı temsil ediyor.
00:41Bu analiz de zaten tam olarak bu iç savaşın köklerine ve getirdiği sonuçlara odaklanıyor.
00:47Peki durup dururken bu çatışma neden ortaya çıkıyor?
00:50Yazar diyor ki sorunun temeli yani asıl mesele toplumu bir arada tutan o yapının ta kendisinin sarsılması ve bu yapı hani bizim sandığımız gibi sadece kağıt üstündeki kanunlardan ibaret değil çok daha fazlası var.
01:04Bakın yazarın tezi aslında çok net.
01:07Diyor ki bir toplumu asıl ayakta tutan şey o yazılı kanunlardan falan çok daha derinlerde.
01:12Yüzyılların birikimiyle oluşmuş değerler, gelenekler, görenekler, işte o toplumun görünmez harcı.
01:20Ve o harç bir kere zayıflamaya başladı mı inanın o yazılı kanunların tek başına hiçbir anlamı kalmıyor.
01:26Sistemin temelleri kökünden sarsılıyor.
01:28İşte yazar sorunun tam da bu noktada patlak verdiğini söylüyor.
01:32Yani toplumun o temelini oluşturan geleneklere karşı uzun zamandır devam eden doğrudan bir saldırı söz konusu.
01:39Buradaki kilit nokta şu, bunu iyi anlamak lazım.
01:43Bu hani zaman değişiyor, her şey değişir dediğimiz o normal toplumsal değişim süreci değil.
01:49Yazar çok daha ciddi bir şeyden doğrudan doğruya gelenek kavramının kendisine yönelik köklü bir düşmanlıktan bahsediyor.
01:57Ve şimdi analizin belki de en çarpıcı iddialarından birine geliyoruz.
02:01Yazar diyor ki bu toplumsal harca yönelik saldırı tek bir cepheden gelmiyor.
02:05Hem moderneşme adına geleneği tamamen yok sayanlar var,
02:09hem de ilginç bir şekilde dini geleneğin dışında yorumlayan bazı gruplar var.
02:15İşte bu iki tarafta farkında bile olmadan aynı temele zarar veriyor.
02:19Ve bu durum ortaya eşi benzeri görülmemiş bir dengesizlik çıkarıyor.
02:24Peki bu temel çatlayınca ne oluyor?
02:26Ortaya ne gibi belirtiler çıkıyor?
02:28Yazar bu durumu tek bir kavramla özetliyor ve buna toplumsal standartlarda topyekun bir bozulma diyor.
02:35Bu terime aklımızın bir köşesine yazalım.
02:38Topyekun bozulma.
02:39Çünkü bu yazarın analizinin tam merkezinde yer alıyor ve aslında durumun ne kadar ciddi olduğunu tek başına anlatıyor.
02:47Bu bozulmanın en net göstergesine mi?
02:49İşte tam da bu.
02:51Söylenenle yapılan arasındaki o devasa uçurum.
02:54Hani kamuoyu önünde sürekli tekrar edilen değerler, ahlak, ilkeler var ya ama bir de pratiğe yani yapılanlara bakıyorsunuz tam tersi.
03:04Tam bir kopukluk.
03:05Toplum bir bütün olarak savunduğu değerlerin tam zıttını yapmaya başlıyor.
03:10Ve bunun sonuçları gerçekten çok ağır.
03:13Adalet duygusu diye bir şey kalmıyor.
03:15Ayıp, yasak gibi kavramlar buharlaşıyor.
03:17Doğruyla yanlış arasındaki çizgi o kadar bulanıklaşıyor ki ve belki de en tehlikelisi yapılan bariz yanlışlar bir ideoloji adına, bir dava uğruna meşrulaştırılıyor, normal görülmeye başlanıyor.
03:31Şimdi yazar diyor ki bu durum sadece bir kargaşa, bir kaos ortamı değil.
03:35Hayır, zamanla bu düzensizlik kendi içinde sapkın bir düzen haline geliyor, kendi kurallarını koyuyor.
03:42Yazarın şu sözü durumu mükemmel özetliyor.
03:44Düzensizlik düzeni her türlü pisliği doğurur.
03:48Yani bozulmuş olan bu sistem kendi çarpık mantığını yaratıyor ve durmadan kendini yeniden öğretiyor.
03:54Bir kısır döngü gibi.
03:56Peki bu yeni düzensizliğin düzeni bizim gündelik hayatımıza nasıl yansıyor?
04:00Şöyle, adam kayırmacılık, eş-dost atamaları her yeri sarıyor.
04:05Bilgi, dirikim, liyakat hiçbir şey ifade etmiyor.
04:08Mafyalaşma, çeteleşme gibi şeyler ortaya çıkıyor.
04:10Adalet kime hizmet ettiğine göre, kimi tanıdığına göre şekil alıyor.
04:15Ve en acısı da ne biliyor musunuz?
04:17Düzeni, adaleti, liyakatı savunan kim varsa onlar hedef haline geliyor, linç ediliyor.
04:23Ve şimdi analizin belki de en kışkırtıcı, en çok düşündüren kısmına geliyoruz.
04:28Yazar, bu korkunç tablodaki kamu sorumluluğunu, yani bizim sorumluluğumuzu sorguluyor.
04:35Bu kabul etmesi, yüzleşmesi gerçekten zor bir gerçek.
04:39Yazar, liderlerle onları seçen toplum arasında çok net bir bağ kuruyor.
04:43Diyor ki, sonuçta liderler onları seçen toplumun bir yansımasıdır.
04:49Yani biz neysek onlar da o.
04:51Yazar şimdi hepimize, size ve bana çok can alıcı bir soru soruyor.
04:56Düşünün bir, bir siyasetçi çıksa ve dese ki, ben devletin tek kuruşunu kimseye yedirmem.
05:01Rüşvete, hırsızlığa, sahtekarlığa son vereceğim.
05:04Gerçekten bunu vaat eden birine ne olurdu?
05:06Ve yazarın bu soruya verdiği cevap, gerçekten sarsıcı.
05:11Diyor ki, bu haliyle bu toplum, o adamı sandığa gömer.
05:15Yani ona göre, toplumun mevcut haliye bu bozuk sisteme o kadar alışmış ki,
05:20dürüst bir alternatifi bırakın desteklemeyi, resmen reddeder.
05:24Peki, tamam, bu kadar karamsar bir tablo çizdik.
05:27Hiç mi çıkış yolu yok?
05:29Yazar, hayır, var diyor.
05:31Umutsuzluğa kapılmak yerine, acı da olsa bir uyanış ve ileriye dönük bir yol öneriyor.
05:37Önerdiği çözüm yolu böyle aceleci politikalarda falan değil, tam tersine çok metodik bir yaklaşımda.
05:44Birinci adım, objektif bir analiz.
05:46Yani uzmanlar, halk neden böyle davranıyor diye önyargısız bir şekilde incelemeli.
05:51İkinci adım, nedeni anlamak.
05:53Bu, sosyal çöküşün kök nedenlerini bilimsel olarak kavramak.
05:56Ve ancak üçüncü adımda, yani her şeyi anladıktan sonra, olumlu değerleri yeniden nasıl kazanırız diye gerçek bir tartışma başlatılabilir.
06:05Yani yazara göre anlamadan harekete geçmek daha da büyük sorunlar yaratır.
06:10Nihai hedef ise şu, tıpkı tarihteki o parlak dönemlerde olduğu gibi,
06:15iyiyi, doğruyu önceliklendiren yeni bir anlayış bulmak.
06:19Toplumun yeniden bu değerler etrafında birleşmesi.
06:23Yazarın şu son sözü aslında her şeyi özetliyor.
06:25Düştüğümüz yerden kalkarız.
06:28Ama bu hücumlarda uyandırır.
06:30Bakın, bu analiz, evet toplumsal bir çürümenin adeta röntgenini çekiyor.
06:35Ama aynı zamanda içimizden gelen o rahatsız edici at kişnemesinin bir alarm zili olabileceğini de hatırlatıyor.
06:42Belki de asıl soru şu, içimizdeki bu huysuz atları ya biz ehlileştirip doğru yola sokacağız
06:47ya da onların bizi uçuruma sürüklemesine öylece seyirci kalacağız.
06:51Sanırım seçim bizim.
Yorumlar

Önerilen