00:00Hepimizin içinde hissettiği ama böyle tam adını koyamadığı bir huzursuzluk var değil mi?
00:05İşte bugün Yağmur Tunalı'nın bu hissi içimizdeki huysuz atlar olarak tanımladığı o sarsıcı analizine bir dalalım bakalım.
00:12Yazarın bu ifadesi içimizde huysuz atlar kişniyor demesi aslında çok derin bir toplumsal rahatsızlığın şiir gibi bir tarifi.
00:21Yani bu sadece sizin ya da benim hissettiğim bir şey değil, hepimizi etkileyen kollektif bir ruh hali.
00:27Peki ne demek istiyor yazar bu metaforla?
00:31İşte tam olarak bu. İçimizdeki o huysuz atlar var ya aslında toplumun kendi içinde yaşadığı o büyük çatışmayı, o iç kavgayı, o kargaşayı temsil ediyor.
00:41Bu analiz de zaten tam olarak bu iç savaşın köklerine ve getirdiği sonuçlara odaklanıyor.
00:47Peki durup dururken bu çatışma neden ortaya çıkıyor?
00:50Yazar diyor ki sorunun temeli yani asıl mesele toplumu bir arada tutan o yapının ta kendisinin sarsılması ve bu yapı hani bizim sandığımız gibi sadece kağıt üstündeki kanunlardan ibaret değil çok daha fazlası var.
01:04Bakın yazarın tezi aslında çok net.
01:07Diyor ki bir toplumu asıl ayakta tutan şey o yazılı kanunlardan falan çok daha derinlerde.
01:12Yüzyılların birikimiyle oluşmuş değerler, gelenekler, görenekler, işte o toplumun görünmez harcı.
01:20Ve o harç bir kere zayıflamaya başladı mı inanın o yazılı kanunların tek başına hiçbir anlamı kalmıyor.
01:26Sistemin temelleri kökünden sarsılıyor.
01:28İşte yazar sorunun tam da bu noktada patlak verdiğini söylüyor.
01:32Yani toplumun o temelini oluşturan geleneklere karşı uzun zamandır devam eden doğrudan bir saldırı söz konusu.
01:39Buradaki kilit nokta şu, bunu iyi anlamak lazım.
01:43Bu hani zaman değişiyor, her şey değişir dediğimiz o normal toplumsal değişim süreci değil.
01:49Yazar çok daha ciddi bir şeyden doğrudan doğruya gelenek kavramının kendisine yönelik köklü bir düşmanlıktan bahsediyor.
01:57Ve şimdi analizin belki de en çarpıcı iddialarından birine geliyoruz.
02:01Yazar diyor ki bu toplumsal harca yönelik saldırı tek bir cepheden gelmiyor.
02:05Hem moderneşme adına geleneği tamamen yok sayanlar var,
02:09hem de ilginç bir şekilde dini geleneğin dışında yorumlayan bazı gruplar var.
02:15İşte bu iki tarafta farkında bile olmadan aynı temele zarar veriyor.
02:19Ve bu durum ortaya eşi benzeri görülmemiş bir dengesizlik çıkarıyor.
02:24Peki bu temel çatlayınca ne oluyor?
02:26Ortaya ne gibi belirtiler çıkıyor?
02:28Yazar bu durumu tek bir kavramla özetliyor ve buna toplumsal standartlarda topyekun bir bozulma diyor.
02:35Bu terime aklımızın bir köşesine yazalım.
02:38Topyekun bozulma.
02:39Çünkü bu yazarın analizinin tam merkezinde yer alıyor ve aslında durumun ne kadar ciddi olduğunu tek başına anlatıyor.
02:47Bu bozulmanın en net göstergesine mi?
02:49İşte tam da bu.
02:51Söylenenle yapılan arasındaki o devasa uçurum.
02:54Hani kamuoyu önünde sürekli tekrar edilen değerler, ahlak, ilkeler var ya ama bir de pratiğe yani yapılanlara bakıyorsunuz tam tersi.
03:04Tam bir kopukluk.
03:05Toplum bir bütün olarak savunduğu değerlerin tam zıttını yapmaya başlıyor.
03:10Ve bunun sonuçları gerçekten çok ağır.
03:13Adalet duygusu diye bir şey kalmıyor.
03:15Ayıp, yasak gibi kavramlar buharlaşıyor.
03:17Doğruyla yanlış arasındaki çizgi o kadar bulanıklaşıyor ki ve belki de en tehlikelisi yapılan bariz yanlışlar bir ideoloji adına, bir dava uğruna meşrulaştırılıyor, normal görülmeye başlanıyor.
03:31Şimdi yazar diyor ki bu durum sadece bir kargaşa, bir kaos ortamı değil.
03:35Hayır, zamanla bu düzensizlik kendi içinde sapkın bir düzen haline geliyor, kendi kurallarını koyuyor.
03:42Yazarın şu sözü durumu mükemmel özetliyor.
03:44Düzensizlik düzeni her türlü pisliği doğurur.
03:48Yani bozulmuş olan bu sistem kendi çarpık mantığını yaratıyor ve durmadan kendini yeniden öğretiyor.
03:54Bir kısır döngü gibi.
03:56Peki bu yeni düzensizliğin düzeni bizim gündelik hayatımıza nasıl yansıyor?
04:00Şöyle, adam kayırmacılık, eş-dost atamaları her yeri sarıyor.
04:05Bilgi, dirikim, liyakat hiçbir şey ifade etmiyor.
04:08Mafyalaşma, çeteleşme gibi şeyler ortaya çıkıyor.
04:10Adalet kime hizmet ettiğine göre, kimi tanıdığına göre şekil alıyor.
04:15Ve en acısı da ne biliyor musunuz?
04:17Düzeni, adaleti, liyakatı savunan kim varsa onlar hedef haline geliyor, linç ediliyor.
04:23Ve şimdi analizin belki de en kışkırtıcı, en çok düşündüren kısmına geliyoruz.
04:28Yazar, bu korkunç tablodaki kamu sorumluluğunu, yani bizim sorumluluğumuzu sorguluyor.
04:35Bu kabul etmesi, yüzleşmesi gerçekten zor bir gerçek.
04:39Yazar, liderlerle onları seçen toplum arasında çok net bir bağ kuruyor.
04:43Diyor ki, sonuçta liderler onları seçen toplumun bir yansımasıdır.
04:49Yani biz neysek onlar da o.
04:51Yazar şimdi hepimize, size ve bana çok can alıcı bir soru soruyor.
04:56Düşünün bir, bir siyasetçi çıksa ve dese ki, ben devletin tek kuruşunu kimseye yedirmem.
05:01Rüşvete, hırsızlığa, sahtekarlığa son vereceğim.
05:04Gerçekten bunu vaat eden birine ne olurdu?
05:06Ve yazarın bu soruya verdiği cevap, gerçekten sarsıcı.
05:11Diyor ki, bu haliyle bu toplum, o adamı sandığa gömer.
05:15Yani ona göre, toplumun mevcut haliye bu bozuk sisteme o kadar alışmış ki,
05:20dürüst bir alternatifi bırakın desteklemeyi, resmen reddeder.
05:24Peki, tamam, bu kadar karamsar bir tablo çizdik.
05:27Hiç mi çıkış yolu yok?
05:29Yazar, hayır, var diyor.
05:31Umutsuzluğa kapılmak yerine, acı da olsa bir uyanış ve ileriye dönük bir yol öneriyor.
05:37Önerdiği çözüm yolu böyle aceleci politikalarda falan değil, tam tersine çok metodik bir yaklaşımda.
05:44Birinci adım, objektif bir analiz.
05:46Yani uzmanlar, halk neden böyle davranıyor diye önyargısız bir şekilde incelemeli.
05:51İkinci adım, nedeni anlamak.
05:53Bu, sosyal çöküşün kök nedenlerini bilimsel olarak kavramak.
05:56Ve ancak üçüncü adımda, yani her şeyi anladıktan sonra, olumlu değerleri yeniden nasıl kazanırız diye gerçek bir tartışma başlatılabilir.
06:05Yani yazara göre anlamadan harekete geçmek daha da büyük sorunlar yaratır.
06:10Nihai hedef ise şu, tıpkı tarihteki o parlak dönemlerde olduğu gibi,
06:15iyiyi, doğruyu önceliklendiren yeni bir anlayış bulmak.
06:19Toplumun yeniden bu değerler etrafında birleşmesi.
06:23Yazarın şu son sözü aslında her şeyi özetliyor.
06:25Düştüğümüz yerden kalkarız.
06:28Ama bu hücumlarda uyandırır.
06:30Bakın, bu analiz, evet toplumsal bir çürümenin adeta röntgenini çekiyor.
06:35Ama aynı zamanda içimizden gelen o rahatsız edici at kişnemesinin bir alarm zili olabileceğini de hatırlatıyor.
06:42Belki de asıl soru şu, içimizdeki bu huysuz atları ya biz ehlileştirip doğru yola sokacağız
06:47ya da onların bizi uçuruma sürüklemesine öylece seyirci kalacağız.
06:51Sanırım seçim bizim.
Yorumlar