Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Bu makale, toplumsal yozlaşmayı ve otoriter yönetim biçimlerini iğneleyici bir dille eleştiren kurgusal bir ironi ve yergi çalışmasıdır. Yazar, dışarıdan her şeyin mükemmel göründüğü ancak temelinde adalet, özgürlük ve liyakat ilkelerinin hiçe sayıldığı hayali bir ülkeyi betimlemektedir. Toplumun sorgulamaktan kaçındığı, medyanın tek sesli hale getirildiği ve ekonomik eşitsizliklerin sistem tarafından meşrulaştırıldığı bu düzen, aslında derin bir sessizlik ve itaat kültürünü yansıtır. Metin boyunca kullanılan tezatlar, halkın gerçeklerden koparılarak nasıl bir illüzyon içerisinde yaşatıldığını çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak eser, tanıdık gelen bu çarpık düzenin bir hayal ürünü olduğunu iddia ederek okuyucuyu mevcut gerçekliğiyle yüzleşmeye davet eder.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün masamızda çok ilginç, çok düşündürücü bir metin var.
00:04Dr. Alper Sezener'in Her Şeyin Yolunda Olduğu Ülke adlı hiciv dolu yazısını ele alacağız.
00:10Birlikte bu tuhaf, kurgusal ülkenin delinliklerine dalalım mı? Hadi bakalım.
00:14Şimdi bir anlığına gözünüzde canlandırın.
00:16Öyle bir ülke ki, söylenecek ne varsa söylenmiş, bitmiş, geriye kala kala sadece iki kelime kalmış.
00:23Her şey yolunda.
00:24O kadar çok, o kadar sık tekrar edilmiş ki bu cümleye anlamı buharlaşıp gitmiş.
00:29Kimse ne demek ya bu diye sormuyor bile.
00:33İşte bütün bir ülkenin özeti bu iki basit kelimeye sığmış.
00:37Evet, turumuza başlıyoruz. Bu ismi olmayan ülkeye hoş geldiniz.
00:41Burada size anlatılacak resmi hikaye belli ve çok net.
00:44Her şey yolunda, her şey tam da olması gerektiği gibi.
00:47Zaten ülkenin adını söylemeye gerek yok. Söyleyen de yok. Neden olsun ki değil mi?
00:51Zaten söylenmesi gereken ne varsa hepsi söylenmiş.
00:54Tartışılacak, üzerine konuşulacak hiçbir şey kalmamış.
00:57Bu da daha ilk yandan itibaren size o mutlak kontrol hissini veriyor.
01:02Ya ki bu ülkede insanlar nasıl bu kadar mutlu?
01:05Gelin şimdi o basit ama etkili olduğu söylenen siyasi sisteme bir bakalım.
01:10İşler nasıl yürüyor bir görelim.
01:12Şimdi buradaki ilişki çok ilginç.
01:14Yönetenlerle yönetilenler arasında hani neredeyse simbiyotik bir bağ var diyebiliriz.
01:21Halk düşünme gibi yorucu bir işi başkasına devretmekten acayip memnun.
01:26Çünkü onların yerini düşünenler, konuşanlar, karar verenler var.
01:31Ve onların sesi hep daha gür çıktığı için bu durum bir şekilde insanlara güven veriyor.
01:36Seçim süreci mi?
01:38O da çok basit.
01:40Sandıklar kuruluyor, oylar atılıyor, sonuçlar açıklanıyor ve siyaset bitiyor.
01:44Evet yanlış duymadınız en ilginç kısmı da bu zaten.
01:47Siyaset seçimle başlayan bir süreç değil seçimle biten bir şey burada.
01:52Çünkü onlara göre bitmeyen, sürekli devam eden şeyler tehlikelidir.
01:56Tabii toplumu bir arada tutmak için bir şeye daha ihtiyaç var.
01:59Düşmanlar, hem içeriden hem dışarıdan düşmanlar olması şart.
02:03Olmazsa olmaz.
02:05Çünkü onlar olmazsa kime kızacaksın, enerjini nereye boşaltacaksın belli olmaz.
02:10İhtiyaç anında hemen yenileri bulunur, eskilerde sessiz sedasız emekliye ayrılır.
02:16Gelelim en can alıcı konulardan birine özgürlükler.
02:19Peki bu ülkede özgürlük diye bir şey var mı?
02:21Gelin buradaki o kendine has özgürlük anlayışına bir bakalım.
02:24Ama baştan söyleyeyim hiç beklediğiniz gibi olmayabilir.
02:28İşte bütün mesele burada düğümleniyor.
02:30Erkes istediğini düşünebilir mi?
02:32Evet düşünebilir.
02:33Ama bir şartla o düşünceler dışarı çıkmayacak.
02:36Düşünceler dışarı çıkmadan önce bir kontrolden geçiyor.
02:39Yani kafanızın içinde tamamen özgürsünüz.
02:42Bu bir evi koruma kalkanı gibi sunuluyor halka.
02:45Hem içeriği hem dışarıyı korumak adına.
02:47E ne de olsa temizlik önemli.
02:49Basın da aynı şekilde özgür.
02:51Hani bir sürü gazete var, televizyon kanalı var ama hepsi aynı şeyi söylüyor.
02:55Neden?
02:56E halkın kafası karışmasın diye.
02:58Bakın ne kadar düşünceliler.
03:00Bu da bir kamu hizmeti olarak görülüyor.
03:02Büyük kolaylık yani.
03:03Gelelim adalete.
03:05Metindeki şu cümle her şeyi özetliyor aslında.
03:07Adalet sarayları öyle büyüktü ki içindeki adalet küçücük kalsa bile fark edilmiyordu.
03:13Yani adaletin kendisinden çok o devasa binalarla verilen adalet var görüntüsü önemli.
03:18Dosyalar ilerliyor mu?
03:20İlerliyor.
03:21Mahkemeler çalışıyor mu?
03:22Çalışıyor.
03:23Nereye gittiği, ne sonuç çıktığı çok da mühim değil.
03:26Önemli olan çarkların dönüyor olması.
03:28Sıra geldi ekonomiye.
03:30Bakalım bu ülkede o meşhur toplumsal denge sanatı nasıl icra ediliyor?
03:34Vatandaşlar için o mükemmel denge nasıl kuruluyormuş?
03:37Bakın şu grafiğe her şeyi anlatıyoruz zaten.
03:40Sözde adil bir vergi sistemi var ama sistem tam tersine eşliyor.
03:44Formül basit.
03:45Zengin yorulmasın, fakir de şımarmasın.
03:48O yüzden çok kazanandan az, az kazanandan da çok vergi alınıyor.
03:52Adı ne bunun?
03:53Toplumsal denge.
03:54Mantık da şu.
03:55Ekonomi dediğin üzülemez.
03:56Eğer ekonomi üzülürse hepimiz üzülürüz.
03:59Peki ekonominin temel direği ne?
04:02Zenginlerin morali.
04:03O yüzden sıradan insanlardan toplanan vergilerle zenginlerin morali hep yüksek tutuluyor.
04:10Hatta moral vergiden bile muham.
04:12Peki ya emekliler?
04:14Onlar metne göre adeta birer yokluk uzmanı.
04:17Ülkenin en tecrübeli insanları.
04:19Emekli maaşı dediğimiz şeyde onlara bakın sizi unutmadık diyen sembolik bir ödeme aslında.
04:24Bu ödeme onlara sabretmeyi, idareli olmayı ve tabii ki şükretmeyi öğretiyor.
04:30Böylece gençlere de örnek oluyorlar.
04:31Ve şimdi geldik işin özüne.
04:34Bu toplumun kalbine iniyoruz.
04:36Herkesin bildiği, anladığı ama asla yüksek sesle konuşmadığı o yazılı olmayan kurallara.
04:42Şu tabloya bir bakın.
04:45Teori ve pratik arasındaki uçurumu net bir şekilde gösteriyor.
04:48Liyakat mı dediniz?
04:50Teoride evet çok çalışan kazanır.
04:52Pratikte ise doğru yerde doğru tanıdıkları olan kazanır.
04:56Farkındalık herkes aslında ne olup bittiğini gayet iyi biliyor.
05:00Ama herkes bilmiyormuş gibi yapıyor.
05:02Zeka akıllı olmak iyidir ama en akıllıcı olan akıllı olduğunu belli etmemektir.
05:07Ve tabii ki en çok kullanılan kelime şükür.
05:11Neden?
05:12Çünkü bedava, vergisi yok ve herkese yetecek kadar bol.
05:16Artık bir beklentinin, bir talebin yerini tamamen bu kelime almış.
05:21Her zorluk karşısındaki otomatik cevap bu.
05:24Şimdi turumuzda bir mola verelim ve bir nefes alalım.
05:28Bütün bunları dinledikten sonra insanın aklına şu soru geliyor.
05:31İster istemez.
05:32Peki bu ülke gerçek mi?
05:34Gerçek olabilir mi?
05:35Haydi gelin bu turu yazarın metindeki o son ve en can alıcı tespitiyle bitirelim.
05:40Merak etmeyin yazar çok net söylüyor.
05:42Bu ülke gerçek değil.
05:44Tamamen bir kurgu eseri.
05:46Gerçekle hiçbir ilgisi yok.
05:48Oh rahat bir nefes alabiliriz.
05:50Ama hemen ardından gelen o son cümle var ya, işte o her şeyi değiştiriyor.
05:55Diyor ki gerçek olsaydı bu kadar tanıdık gelmezdi.
05:59Bu son cümle bütün bu anlatıyı alıp bir ayna gibi bize, kendi dünyamıza tutuyor.
06:05Peki şimdi ben size sorayım.
06:07Bu hayal ürünü ülke, size de bir yerlerden tanıdık geldi mi?
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen