Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Türkiye’de yıllardır farklı ideolojiler uğruna fedakârlık yapan milyonlarca insan, siyasi figürlerin samimiyetsizliği ve ilkesizliği nedeniyle kendisini öksüz ve yetim hissetmektedir. Birçok siyasetçi, inandıkları değerleri sömürgeci odakların çıkarları için kullanmakta, toplumu kutuplaştırarak Anadolu’yu fikren ve fiziken parçalamaktadır. Özellikle Atatürk ilke ve devrimlerinden kopuş, bölücü unsurlara verilen tavizler ve dış mihraklarla kurulan karanlık ilişkiler ülkeyi “kaht-ı rical” (devlet adamı kıtlığı) dönemine sürüklemiştir. Ancak halk, bu çıkarcı yapılara mecbur değildir. Gerçek kültürel değerlerimiz ve Atatürk’ün rehberliği, Türkiye’yi bu dağınıklıktan kurtarıp bütünleştirmeye fazlasıyla yeterlidir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, Türkiye'de milyonlarca insanın siyasete neden küskün olduğunu hiç düşündünüz mü?
00:05Neden kendilerini adeta öksüz kalmış gibi hissediyorlar?
00:08İşte bugün yazar Yusuf Dülger'in tam da bu çarpıcı sorunun peşine düştüğü denemesini biraz daha yakından inceleyeceğiz.
00:15İşte yazarın bütün analizinin üzerine oturduğu o güçlü metafor tam olarak bu, siyasi öksüz.
00:22Bu öylesine şöylenmiş bir benzetme değil.
00:24Yazara göre bu, aradığını bir türlü bulamayan milyonlarca insanın hissettiği o derin terk edilmişlik duygusunun ta kendisi.
00:32Peki yazarın bahsettiği bu öksüzler ve yetimler kimler aslında?
00:36Bu çarpıcı benzetmeyle kimleri işaret ediyor?
00:39Gelin şimdi bu tanıma biraz daha yakından bakalım.
00:42Yazarın belki de altını çizdiği en önemli nokta bu.
00:45Bu durum sadece bir partinin ya da tek bir ideolojinin yaşadığı bir hayal kırıklığı değil.
00:50Hayır, yazar 1970'lerden beri umutla siyasete sarılmış, sağcısından solcusuna, milliyetçisinden dindarına kadar neredeyse bütün bir nesli kapsayan ortak bir kaderden bir terk edilmişlik hissinden bahsediyor.
01:05Peki ama nasıl oldu da bu duygu bu kadar yayıldı, bu kadar genel bir hale geldi?
01:09Yazarın teşhisi çok net, sorun, en tepedeki liderlik krizinden kaynaklanıyor.
01:14Şimdi gelin bu krizi biraz daha deşelim.
01:16Yazar bugünkü siyaseti açıklamak için biraz eskilere gidiyor ve tarihten bir kavramı önümüze koyuyor.
01:23Kahtı rical, yani devlet adamı kıtlığı.
01:26Ona göre asıl sorun basit politikacıların çokluğu değil, ülkenin geleceğini dert edinen, ilkeli, vizyoner devlet adamlarının yokluğu.
01:34Ve işte bu liderlik krizinin tam merkezinde yazarın ortaya attığı çok ama çok ağır bir iddia yatıyor.
01:41Ona göre siyasi liderler halka hizmet etmiyor.
01:44Kime hizmet ediyor peki?
01:46Yazarın kendi ifadesiyle sömürgeciler dediği dış güçlere hizmet eden birer kukladan ibaretler.
01:52Hatta yazar bu iddiasını bir adım daha ileri götürüyor.
01:55Bu liderlerin sadece dış güçlere hizmet etmekle kalmadığını, onların adeta bir maşası, bir ses cihazı olduğunu söylüyor.
02:04Bu ülkeyi yönetenlere karşı duyulan o temel güvenin nasıl tamamen sarsıldığını gösteren çok çarpıcı bir ifade.
02:11Bunlar tabi çok ciddi iddialar. Peki yazar bunları neye dayandırıyor, kanıtları ne?
02:16İşte şimdi siyasi yelpazenin farklı noktalarından verdiği çelişki örnekleriyle bu iddialarını nasıl desteklemeye çalıştığını göreceğiz.
02:24Yazarın ilk örneği, dindar kimliğiyle siyaset yapanlar.
02:29Diyor ki, bir yanda sürekli Allah-Peygamber söylemleri var ama madalyonun diğer yüzünde ne var?
02:35Yazara göre eleştirdiği Amerika ve İsrail'le devam eden sıkı fıkı ilişkiler.
02:40İşte bu bir çelişki diyor.
02:41Sırada yazarın mercek altına aldığı Atatürkçü siyasetçiler var.
02:46Eleştirisi gerçekten çok net.
02:49Diyor ki, bu siyasetçiler Atatürk'ün adını bir kalkan gibi kullanıyorlar ama onun temel ilkelerinden ya haberleri yok ya da bahada kötüsü yazarın bölücüler olarak tanımladığı kesimlere taviz veriyorlar.
03:01Yani bir nevi mirasa sahip çıkar gibi görünüp aslında onun içini boşaltıyorlar.
03:06Ve geldik son örneğe.
03:09Belgi de yazarın en sark tepkiyi gösterdiği çelişkiye milliyetçi siyasetçiler.
03:14Kendilerini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan bazı kişilerin yazarın bölücü olarak gördüğü bir partiye ve liderine övgüler düzmesi,
03:22Dülger'e göre milliyetçiliğin en temel ilkelerine yapılmış açık bir ihanet.
03:25Peki, yazarın çizdiği tüm bu çelişkiler, bu ikiyüzlülük tablosu toplumda nasıl bir iz bırakıyor, bunun faturası ne oluyor?
03:34Şimdi, Dülger'in bu ihanet olarak gördüğü durumun yol açtığı tehlikelere bakacağız.
03:40Yazara göre bu liderlik krizi toplumu adeta bir zehir gibi sarıyor.
03:45Umutsuzluk ve küskünlükle başlıyor her şey, sonra ilkeler kayboluyor ve bu boşlukta da bölücülük, gericilik gibi tehlikeli akımlar kendine yer buluyor.
03:54Yani adeta toplumsal bir çürümeden bahsediyoruz.
03:57Yazar bu kadar karamsar bir tablo çiziyor ama bizi öylece bırakmıyor.
04:02Neyse ki bir de çözüm önerisi var.
04:05Denemesinin son bölümünü de buna ayırmış zaten.
04:08Sahte liderleri bırakıp gerçek rehberlere dönmek.
04:12İşte yazarın çözüm formülünün kalbinde yatan ilke bu kadar basit ve güçlü aslında.
04:17Yanlış olan düzeltilir, düzeltilmezse değiştirilir.
04:20Bu aslında ne demek?
04:21Vatandaş çaresiz değil demek.
04:23Başarısız liderlere mahkum değilsiniz, yeni bir yol arayabilirsiniz demek.
04:28Bir nevi bir manifesto bu.
04:30Peki bu değişim nasıl olacak?
04:32Yazarın pusulası bize iki temel yön gösteriyor.
04:35Bir diyor dışarıdan kopyalanmış değil.
04:38Bu toprakların kendi köklerine, kendi inanç ve kültürüne dönelim.
04:41İki, yazarın ifadesiyle bizi hiç aldatmamış o tek rehbere ve onun ilkelerine sıkı sıkı sarılalım.
04:48Ve işte yazarın o nihai rehber olarak işaret ettiği isim.
04:53Tüm bu siyasi kargaşanın, bu hayal kırıklıklarının ortasında,
04:57dülgere göre sapasağlam duran, aldatmayan, yanılmayan tek bir dayanak var, Atatürk.
05:02O bize yeter sözü, yazar için bu karmaşadan tek çıkış yolunun ne olduğunu çok net bir şekilde özetliyor aslında.
05:09Sonuç olarak yazarın çağrısı çok net.
05:11Siyasi kutuplara, parçalara bölünmeyi bırakıp, bütüne ulaşmak.
05:16Peki siz ne dersiniz?
05:17Farklılıkların bu kadar keskinleştiği günümüz Türkiye'sinde,
05:20böyle bir ulusal birlik çağrısı ne kadar karşılık bulabilir?
05:24Yazarın bu analizi, sanırım hepimize üzerinde düşünecek çok şey bırakıyor.
Yorumlar

Önerilen