00:00Merhabalar, Türkiye'de milyonlarca insanın siyasete neden küskün olduğunu hiç düşündünüz mü?
00:05Neden kendilerini adeta öksüz kalmış gibi hissediyorlar?
00:08İşte bugün yazar Yusuf Dülger'in tam da bu çarpıcı sorunun peşine düştüğü denemesini biraz daha yakından inceleyeceğiz.
00:15İşte yazarın bütün analizinin üzerine oturduğu o güçlü metafor tam olarak bu, siyasi öksüz.
00:22Bu öylesine şöylenmiş bir benzetme değil.
00:24Yazara göre bu, aradığını bir türlü bulamayan milyonlarca insanın hissettiği o derin terk edilmişlik duygusunun ta kendisi.
00:32Peki yazarın bahsettiği bu öksüzler ve yetimler kimler aslında?
00:36Bu çarpıcı benzetmeyle kimleri işaret ediyor?
00:39Gelin şimdi bu tanıma biraz daha yakından bakalım.
00:42Yazarın belki de altını çizdiği en önemli nokta bu.
00:45Bu durum sadece bir partinin ya da tek bir ideolojinin yaşadığı bir hayal kırıklığı değil.
00:50Hayır, yazar 1970'lerden beri umutla siyasete sarılmış, sağcısından solcusuna, milliyetçisinden dindarına kadar neredeyse bütün bir nesli kapsayan ortak bir kaderden bir terk edilmişlik hissinden bahsediyor.
01:05Peki ama nasıl oldu da bu duygu bu kadar yayıldı, bu kadar genel bir hale geldi?
01:09Yazarın teşhisi çok net, sorun, en tepedeki liderlik krizinden kaynaklanıyor.
01:14Şimdi gelin bu krizi biraz daha deşelim.
01:16Yazar bugünkü siyaseti açıklamak için biraz eskilere gidiyor ve tarihten bir kavramı önümüze koyuyor.
01:23Kahtı rical, yani devlet adamı kıtlığı.
01:26Ona göre asıl sorun basit politikacıların çokluğu değil, ülkenin geleceğini dert edinen, ilkeli, vizyoner devlet adamlarının yokluğu.
01:34Ve işte bu liderlik krizinin tam merkezinde yazarın ortaya attığı çok ama çok ağır bir iddia yatıyor.
01:41Ona göre siyasi liderler halka hizmet etmiyor.
01:44Kime hizmet ediyor peki?
01:46Yazarın kendi ifadesiyle sömürgeciler dediği dış güçlere hizmet eden birer kukladan ibaretler.
01:52Hatta yazar bu iddiasını bir adım daha ileri götürüyor.
01:55Bu liderlerin sadece dış güçlere hizmet etmekle kalmadığını, onların adeta bir maşası, bir ses cihazı olduğunu söylüyor.
02:04Bu ülkeyi yönetenlere karşı duyulan o temel güvenin nasıl tamamen sarsıldığını gösteren çok çarpıcı bir ifade.
02:11Bunlar tabi çok ciddi iddialar. Peki yazar bunları neye dayandırıyor, kanıtları ne?
02:16İşte şimdi siyasi yelpazenin farklı noktalarından verdiği çelişki örnekleriyle bu iddialarını nasıl desteklemeye çalıştığını göreceğiz.
02:24Yazarın ilk örneği, dindar kimliğiyle siyaset yapanlar.
02:29Diyor ki, bir yanda sürekli Allah-Peygamber söylemleri var ama madalyonun diğer yüzünde ne var?
02:35Yazara göre eleştirdiği Amerika ve İsrail'le devam eden sıkı fıkı ilişkiler.
02:40İşte bu bir çelişki diyor.
02:41Sırada yazarın mercek altına aldığı Atatürkçü siyasetçiler var.
02:46Eleştirisi gerçekten çok net.
02:49Diyor ki, bu siyasetçiler Atatürk'ün adını bir kalkan gibi kullanıyorlar ama onun temel ilkelerinden ya haberleri yok ya da bahada kötüsü yazarın bölücüler olarak tanımladığı kesimlere taviz veriyorlar.
03:01Yani bir nevi mirasa sahip çıkar gibi görünüp aslında onun içini boşaltıyorlar.
03:06Ve geldik son örneğe.
03:09Belgi de yazarın en sark tepkiyi gösterdiği çelişkiye milliyetçi siyasetçiler.
03:14Kendilerini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan bazı kişilerin yazarın bölücü olarak gördüğü bir partiye ve liderine övgüler düzmesi,
03:22Dülger'e göre milliyetçiliğin en temel ilkelerine yapılmış açık bir ihanet.
03:25Peki, yazarın çizdiği tüm bu çelişkiler, bu ikiyüzlülük tablosu toplumda nasıl bir iz bırakıyor, bunun faturası ne oluyor?
03:34Şimdi, Dülger'in bu ihanet olarak gördüğü durumun yol açtığı tehlikelere bakacağız.
03:40Yazara göre bu liderlik krizi toplumu adeta bir zehir gibi sarıyor.
03:45Umutsuzluk ve küskünlükle başlıyor her şey, sonra ilkeler kayboluyor ve bu boşlukta da bölücülük, gericilik gibi tehlikeli akımlar kendine yer buluyor.
03:54Yani adeta toplumsal bir çürümeden bahsediyoruz.
03:57Yazar bu kadar karamsar bir tablo çiziyor ama bizi öylece bırakmıyor.
04:02Neyse ki bir de çözüm önerisi var.
04:05Denemesinin son bölümünü de buna ayırmış zaten.
04:08Sahte liderleri bırakıp gerçek rehberlere dönmek.
04:12İşte yazarın çözüm formülünün kalbinde yatan ilke bu kadar basit ve güçlü aslında.
04:17Yanlış olan düzeltilir, düzeltilmezse değiştirilir.
04:20Bu aslında ne demek?
04:21Vatandaş çaresiz değil demek.
04:23Başarısız liderlere mahkum değilsiniz, yeni bir yol arayabilirsiniz demek.
04:28Bir nevi bir manifesto bu.
04:30Peki bu değişim nasıl olacak?
04:32Yazarın pusulası bize iki temel yön gösteriyor.
04:35Bir diyor dışarıdan kopyalanmış değil.
04:38Bu toprakların kendi köklerine, kendi inanç ve kültürüne dönelim.
04:41İki, yazarın ifadesiyle bizi hiç aldatmamış o tek rehbere ve onun ilkelerine sıkı sıkı sarılalım.
04:48Ve işte yazarın o nihai rehber olarak işaret ettiği isim.
04:53Tüm bu siyasi kargaşanın, bu hayal kırıklıklarının ortasında,
04:57dülgere göre sapasağlam duran, aldatmayan, yanılmayan tek bir dayanak var, Atatürk.
05:02O bize yeter sözü, yazar için bu karmaşadan tek çıkış yolunun ne olduğunu çok net bir şekilde özetliyor aslında.
05:09Sonuç olarak yazarın çağrısı çok net.
05:11Siyasi kutuplara, parçalara bölünmeyi bırakıp, bütüne ulaşmak.
05:16Peki siz ne dersiniz?
05:17Farklılıkların bu kadar keskinleştiği günümüz Türkiye'sinde,
05:20böyle bir ulusal birlik çağrısı ne kadar karşılık bulabilir?
05:24Yazarın bu analizi, sanırım hepimize üzerinde düşünecek çok şey bırakıyor.
Yorumlar