00:00Peki bir toplumu ayakta tutan o temel kurallar var ya, işte onlar sarsılmaya başladığında ne olur?
00:07Bugün bir düzenin nasıl adım adım kaosa sürüklendiğini ve bunun aslında hepimiz için ne anlama geldiğini anlatan gerçekten çarpıcı bir makaleyi mercek altına alıyoruz.
00:17İşte yazarın sorduğu aslında bütün meselenin özünü oluşturan o soru.
00:22Kuralları koyanların kendileri bu kurallara uymazsa ne olur?
00:26Bakın bu soru basit gibi görünüyor değil mi ama aslında o kadar güçlü ki bütün bu analizin temelini oluşturuyor ve hepimizin şöyle bir durup düşünmesi gerekiyor.
00:35Yazar içinde bulunulan durumu özetlemek için hepimizin bildiği o harika deyimi kullanıyor.
00:41Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
00:43Düşünsenize bir tarafta mevcut anayasayı hiçe sayan bir yönetim var ama aynı yönetim çıkıp hadi yepyeni bir anayasa yapalım diyor.
00:51İşte yazarın parmak bastığı o inanılmaz çelişki, o keyfilik tam olarak bu.
00:56Evet ilk olarak kurallar yıkılınca başlığına bakalım.
01:00Yazarın tezi gerçekten çok çarpıcı.
01:02Diyor ki kurallar en tepeden yani bizzat kural koyucular tarafından çiğnenmeye başlandığında o devlet yönetimi bir çocuk oyunundan bile daha ciddiyetsiz, daha öngörülemez bir hale gelir.
01:14Neden mi?
01:15E çünkü en basit çocuk oyununun bile kuralları benlidir değil mi?
01:18Ama kuralların hiçe sayıldığı bir yönetimde yarın ne olacağını kimse bilemez.
01:22Peki bu bahsettiğimiz düzensizlik pratikte neye benziyor?
01:27Yazar bize somut bir liste veriyor.
01:29Bakın liderler mevcut anayasaya uymuyor ama hadi yeni anayasa yapalım diyorlar.
01:35Yepyeni kurallar getiriliyor ama daha mürekkebi kurumadan görmezden geliniyor.
01:39En tepedeki anayasa mahkemesi bir karar veriyor.
01:42Alttaki mahkemeler ben bunu tanımam diyebiliyor.
01:45Eee sonuç ne oluyor?
01:47Kanunsuzluk ve keyfilik bir virüs gibi hayatın her alanına yayılıyor.
01:51Tabi bu kuralsızlık ortamı kaçınılmaz olarak bizi bir sonraki adıma getiriyor.
01:56Yağma ve yozlaşma.
01:57Yazar diyor ki bu öyle bir noktaya geliyor ki yolsuzluk artık kimseyi şaşırtmıyor, sıradanlaşıyor.
02:03Ve ortaya adeta bir mafya düzeni çıkaran tam bir ahlaki çöküş yaşanıyor.
02:09Burada yazarın yağmacılık tanımı çok önemli.
02:11Bakın bunu basit bir para hırsı, bir açgözlülük olarak görmüyor, çok daha ötesinde.
02:18Maddi kazanca yönelik doymak bilmez bir bağımlılık olarak tanımlıyor.
02:22Hatta o kadar ileri gidiyor ki bunun herhangi bir uyuşturucu bağımlılığından bile daha güçlü ve tedavisinin daha zor olduğunu söylüyor.
02:31Ve bu ahlaki çürümeyi üç kelimeyle özetliyor.
02:34Masa, nisa, kasa.
02:35Bu aslında sadece makam, zevk ve para hırsı demek değil.
02:39Çok daha derin bir anlama geliyor.
02:40Bütün değerlerin altüst olduğu, her şeyin ama her şeyin parayla ölçüldüğü bir kültürel yozlaşmadan bahsediyor yazar.
02:47Yani ahlaki pusulanın tamamen şaştığı bir durum.
02:50İşte tüm bu anlattıklarımız bizi çok daha evrensel bir probleme getiriyor.
02:54Gücün sarhoşluğu.
02:56Yazarın dediği gibi, kontrolsüz güç sadece bize özgü bir sorun değil.
03:00Bu, tarih boyunca defalarca gördüğümüz, insanı adeta zehirleyen, sarhoş eden bir durum.
03:06Yazar bu argümanını güçlendirmek için hem tarihten hem de günümüzden çok tanıdık isimleri örnek veriyor.
03:13Şöyle bir bakın, tarihten Hitler, Mussolini, Stalin, günümüzden Putin, Trump, hatta daha da ileri gidip Kuzey Kore liderini, Orta Doğu'daki kabile reislerini de ekliyor.
03:25İsimler, coğrafyalar, zamanlar farklı olabilir ama hepsindeki ortak nokta ne?
03:30Mutlak ve denetlenemeyen bir güç tutkusu.
03:33Hep aynı hikaye.
03:34Peki, tam terzi nasıl olur?
03:36Yani gücü denetleyen, işleyen bir sistem nasıl çalışır?
03:40İşte bu bölümde yazar tam da bunu yapıyor.
03:43İki farklı sistemi karşılaştırıyor.
03:46Bir yanda kontrolsüz gücün olduğu bir düzen, diğer yandaysa denge ve denetleme mekanizmalarının tıkır tıkır işlediği bir düzen.
03:54Ve bu karşılaştırma için de Amerika'yı vaka analizi olarak kullanıyor.
03:58Aradaki farkı görmek için yazarın verdiği şu canlı örneğe bir bakalım.
04:01Diyor ki, bizde bir belediye başkanı hükümeti eleştirdiği zaman siyasi hayatı daha başlamadan bitebilir.
04:08Diğer tarafa bakalım, ABD'ye, New York belediye başkanı, o dönemki başkan Trump'ı yerden yere vuruyor, en ağır şekilde eleştiriyor.
04:16Peki biri çıkıp hemen tutuklayın bunu diyor mu?
04:18Hayır.
04:18Neden?
04:19Çünkü orada kurallar ve haklar başkanın kim olduğundan çok daha önemli ve üstün.
04:24Ve yazar bu durumu inanılmaz bir metaforla özetliyor.
04:27Diyor ki, bir yer gelir Rodeo atı gibi Trump'ı sırtından atar göreceksiniz.
04:32Bakın bu çok güçlü bir benzetme.
04:34Buradaki Rodeo atı ne biliyor musunuz?
04:36İşte o Amerika'daki yerleşik sistemin ta kendisi.
04:39Yani kurumları, mahkemeleri, kuralları.
04:41Yazar diyor ki, bu sistem yani o Rodeo atı, haddini aşan bir lideri eninde sonunda sırtından atar onu yola getirir.
04:49Peki, tablo bu kadar karamsarken bir çıkış yolu var mı?
04:53İşte yazar makalenin son bölümünü buna ayırmış.
04:56Tek çare, kurallar.
04:58Diyor ki, bu içine düşülen girdaptan çıkmanın tek bir yolu var.
05:02O da ne?
05:03Herkes için geçerli olan açık, net ve tartışmasız kurallar sistemine geri dönmek.
05:08Ve bakın, burası meselenin belki de en can alıcı noktası.
05:13Sorun sadece kötü insanlar değil.
05:15Asıl sorun, sistemin kendisi.
05:17Yani gücü denetleyecek, sınırlayacak mekanizmaların olmaması.
05:21Olmaması.
05:22Yazarın o harika benzetmesiyle, denetlenmeyen güç bir girdap gibidir.
05:26İçine kime atarsanız atın, en iyi niyetli olanı bile yutar ve yozlaştırır.
05:31Peki, yazar bize nasıl bir yol haritası çiziyor?
05:34Aslında çok net, üç adımlık bir reçete sunuyor.
05:361- Bozgunu görmek.
05:38Yani önce bir durup, evet ortada ciddi bir sorun var diye dürüstçe kabul etmek, belki de en zoru bu.
05:432- Kurallara dönmek.
05:45Herkes için işleyen, açık ve net kuralları yeniden tesis etmek.
05:48Ve 3- Gücü denetlemek.
05:51Yani gücü elinde tutanları denetleyecek gerçek mekanizmalar kurmak ve bunları çalıştırmaktan korkmamak.
05:56Ve yazar, tüm bu analizi hepimizi düşünmeye iten o kilit soruyla noktalıyor.
06:01Diyor ki, bir düzeni düzeltebilmek için, acaba ilk önce onun bozulduğunu kabul etmek mi gerekir?
06:07Gerçek bir değişim için atılması gereken ilk adım, belki de en zoru, sorunun varlığını dürüstçe kabul etmek midir?
06:15İşte bu soru, sanırım hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar