Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin sahip olduğu ekonomik ayrıcalıkları ve geniş dokunulmazlık haklarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, milletvekili maaşlarının asgari ücretin çok üzerinde olmasını ve emeklilik şartlarının kolaylığını, zor şartlar altında yaşayan öğretmenlerin ve emeklilerin durumuyla kıyaslamaktadır. Milletvekilliğinin bir kazanç kapısı haline gelmemesi gerektiğini savunan kaynak, siyasetçilerin halka karşı sergilediği tavırları diğer ülkelerdeki örneklerle karşılaştırarak sorgulamaktadır. Atatürk’ün vizyonuna atıfta bulunarak, vekil maaşlarının öğretmen maaşlarını geçmemesi gerektiği fikri üzerinden bir samimiyet çağrısı yapılmaktadır. Sonuç olarak yazı, meclis çatısı altındaki isimlerin kişisel menfaat yerine gerçek bir vatanseverlik ile hareket etmeleri gerektiğini vurgulayan toplumsal bir eleştiri niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin oldukça ses getiren bir eleştirisine yakından bakacağız.
00:05İddia o ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi artık bir kamu hizmeti mekanizması olmaktan çıkıp bir ticarethaneye dönüşmüş.
00:13Peki bu iddiaların altında yatan sebepler neler? Gelin hep birlikte bu analizi inceleyelim.
00:19Yazarın ortaya attığı ilk soru şu, 600 milletvekili.
00:23Bir ülke için bu sayı gerçekten de çok mu fazla?
00:25Bu soru bizi gerçekten de çok ilginç, hatta şaşırtıcı diyebileceğimiz bazı karşılaştırmalara götürecek.
00:33Öncelikle şöyle bir dünyaya bakalım.
00:36Yazar Türkiye'nin parlamentosunu alıyor ve onu dünyanın en kalabalık ülkesiyle kıyaslıyor.
00:42Bakalım ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?
00:45Şimdi bakın, durum şu.
00:46Türkiye'nin hususu yaklaşık 85 milyon ve vekil sayısı tam 600.
00:51Yazarın iddiasına göre ise 1.4 milyar nüfusa sahip olan Çin'de bu sayı bizimkinin ne nedeyse yarısı kadarmış.
00:59Yani 300 civarı.
01:01Düşününce bu oranlar gerçekten de insanın aklında bir soru işareti bırakıyor değil mi?
01:06Ama mesele sadece sayıda değil, yazar bir de vekillere tanınan imtiyazlar konusunu masaya yatırıyor.
01:13Hani o meşhur dokunulmazlıklar, asgari ücretin tam 14 katı olduğu söylenen maaşlar, aile boyu bütün sağlık masraflarının devletten karşılanması, sekreterler, şoförler ve tabii iddiaya göre devleti eleştirse bile tanınan sınırsız konuşma hakkı.
01:31Yazar bu soruları peş peşe sıralayarak bu durum normal mi diye soruyor aslında.
01:35Peki şimdi dışarıyla karşılaştırmayı bir kenara bırakıp içeriye yani Türkiye'nin kendi dinamiklerine dönelim.
01:43Yazarın mercek altına aldığı asıl konu burada başlıyor.
01:47Vekiller ve öğretmenler arasındaki o büyük fark.
01:50Yazar burada çok güçlü bir referans kullanıyor ve Atatürk'ün bir sözünü hatırlatıyor.
01:55Diyor ki vekil maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin.
01:59Bu cumhuriyetin kurucu felsefesine dair çok önemli bir ilke.
02:03Peki bugün bu ilkenin ne kadar uzağındayız?
02:07İşte asıl soru bu.
02:09İşte o bahsettiğimiz farkın görsel hale şu tabloya bir bakar mısınız?
02:13Vekil maaşı nerede, öğretmen maaşı nerede, asgari ücret nerede?
02:17Yazar öğretmen maaşının açlık sınırının bile altında kaldığını iddia ediyor.
02:22Aradaki uçurum gerçekten de çok net görünüyor.
02:25Rakamı bir kez daha vurgulayalım.
02:27Tam 14 kat.
02:29Yazara göre bir vekil maaşı, asgari ücretle geçinen birinin maaşının tam 14 katı.
02:36İşte bu devasa farkın toplumda, özellikle de öğretmenler gibi değerli bir meslek grubunda yarattığı derin yaralara dikkat çekiliyor.
02:44Peki öğretmenlerin durumu ne?
02:46Yazara göre tablo hiç de iç açıcı değil.
02:49Binlerce atanamayan öğretmen var, işsizler.
02:52Özel okullarda asgari ücrete talim edenler, sözleşmeli olanların durumu zaten ortada, güvencesiz çalışıyorlar.
02:59Tatillerde maaşları kesiliyor ve aldıkları maaşla kirayı denkleştirmek bile bir hayal.
03:04İşte bu tabloyla vekillerin o finansal güvencesi yan yana konulduğunda ortaya çıkan tezat eleştirinin tam merkezinde yer alıyor.
03:12E hal böyle olunca yazar da dönüp şu temel soruyu soruyor.
03:17Milletvekilliği dediğimiz şey bir kamu hizmeti mi yoksa bir tür ticarete mi dönüştü?
03:24Ve yazarın kullandığı ifade çok çarpıcı.
03:27Ticarethane.
03:28Yani diyor ki meclis halka hizmet edilen bir yerden çıkıp kişisel zenginleşme, kar etme mekanına dönüştü.
03:36Oldukça ağır bir iddia değil mi?
03:39Peki bu ticaret çarkı nasıl dönüyor?
03:41Yazarın anlattığına göre sistem şöyle işliyor.
03:44İddiaya göre ilk adım partiye para ödemek.
03:47Yani aday listesine girebilmek için ciddi paralar veriyorsunuz.
03:51İkinci adımsa seçildikten sonra o yatırdığınız parayı kat kat geri almak.
03:57Ebu bahaliyle siyaseti bir görevden çıkarıp bildiğiniz bir yatırım aracına dönüştürüyor.
04:02Ve belki de en inanılmaz iddialardan biri de bu.
04:06Sadece iki yıl.
04:07Evet yazara göre sadece iki yıl vekillik yaparak ömür boyu sürecek bir emeklilik hakkı kazanıyorsunuz.
04:13Bu sistemin ne kadar karlı bir yatırım olduğunu gösteren en net kanıtlardan biri olsa gerek.
04:18Yazar bütün bu eleştirileri sıraladıktan sonra öyle bir kenara çekilmiyor tam tersine.
04:23Sözünü bir meydan okumayla bitiriyor.
04:25Bu meclisteki bütün vekillere yönelik açık bir çağrı.
04:28Çağrısı da şu.
04:30Hem iktidar vekillerine hem de muhalefette sesleniyor.
04:33Kimse sizi zorla vekil yapmadı.
04:37Madem bu kadar samimisiniz, bu kadar vatan seversiniz, o zaman buyurun Atatürk'ün öğretmenlere layık gördüğü maaşı kabul edin diyor.
04:45Yani adeta bir samimiyet testi, bir turnu sol kağıdı sunuyor onlara.
04:50İşte yazar Mehmet Özkencir'in eleştirisi özetle bu.
04:53Konu Türkiye özelinde olsa da aslında sorduğu sorular hepimizi ilgilendiriyor.
04:58Yani bir vatandaşla onu temsil eden kişi arasındaki o ideal ilişki nasıl olmalı?
05:04Kamu hizmetiyle kişisel çıkar arasındaki o ince çizgi tam olarak nereden geçiyor?
05:10Bunlar herhalde üzerinde hepimizin biraz kafa yorması gereken sorular.
Yorumlar

Önerilen