00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde oldukça iddialı bir başlık var.
00:03Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı bir iflasın anatomisi.
00:07Evet, yanlış duymadınız. Bir yazar, Türkiye'deki mevcut sistemin iflas ettiğini söylüyor.
00:12Gelin bu cüretkar teşhisin içine birlikte girelim ve ne demek istediğini anlamaya çalışalım.
00:17Yazar, analizine çok ama çok tanıdık bir ifadeyle başlıyor. Malumunuz üzere.
00:22Peki neden? Neden bu kadar sıradan bir başlangıç?
00:26Çünkü yazara göre bu laf aslında hiçbir şey bilmediği halde her şeyi biliyormuş gibi yapanların sığınağı.
00:32Ve işte bu durum ona göre yaklaşmakta olan çöküşün ilk alarm zili.
00:37Peki tamam da bir sistemin iflası tam olarak nasıl bir şeydir?
00:41Mehmet Edip Ören bu durumu bize sanki bir anatomi dersi verir gibi anlatıyor.
00:46Biz de şimdi yazarın bu sistemin hangi organlarının iflas ettiğini iddia ettiğine bir cerrah titizliğiyle tarafsız bir şekilde bakacağız.
00:54Bakalım bu otopsinin sonunda karşımıza ne çıkacak?
00:57Yazarın bu iflas anatomisinde neşter vurduğu ilk yer sistemin tam kalbi.
01:02Yani hepimizin evi.
01:04Hane halkı.
01:05Ve buradaki teşhisi inanın çok net ve bir o kadar da sert.
01:09Tam bir borç batağı.
01:11İşte yazarın masaya koyduğu ilk kanıt.
01:13Sadece bir rakam.
01:15Altı buçuk.
01:15Ne mi bu?
01:16Türkiye'de kişi başına düşen ortalama kredi kartı sayısı.
01:19Yazar kendinden örnek veriyor diyor ki benim hiç borcum yok ama cüzdanımda üç kart var.
01:25E o zaman bu altı buçukluk ortalamayı kimler bu kadar yukarı çekiyor?
01:28İşte bu soruyla aslında borç sarmalının ne kadar derin olduğunu gözler önüne seriyor.
01:33Yazar bu duruma basit ama çok sarsıcı bir isim koyuyor.
01:37Bir kredi kartının borcunu diğeriyle ödeme döngüsü.
01:40Hani o son çırpınışlar.
01:42Bu durum dışarıdan bakınca bir finansal cambazlık gibi görünebilir ama yazara göre aslında kesin iflastan önceki son durak.
01:50Yani kapıya dayanacak hacizden sadece bir adım öncesi.
01:54Peki bu kadar borcun yükü kimin omuzlarında?
01:57Yazar bunu anlatmak için o çok bilinen fıkrayı kullanıyor.
02:00Hani bir zayıf bir de aşırı kilolu iki adam varmış ya.
02:04Zayıf olan kilolu'ya bakıp demiş ki seni gören bu ülkede kıtlık var zanneder.
02:08Kilolu olan da ona dönüp cevap vermiş, seni gören de o kıtlığın sebebini anlar.
02:13İşte bu fıkra yazara göre faturanın kimlere kesildiğinin acı ama bir o kadar da net bir özeti.
02:19Hane halkındaki bu borç batağını gördük.
02:21Şimdi yazar neşterini alıyor ve sistemin ikinci bir organına piyasaya uzanıyor.
02:27Ve buraya koyduğu teşhis de tek kelimelik.
02:30Kâr hırsı.
02:31Bu kâr hırsına yazarın verdiği en çarpıcı örnek akaryakıt fiyatları.
02:36Diyor ki ortada bir oyun dönüyor.
02:38Nasıl mı?
02:39Bakın Rusya'dan ambargo yüzünden çok ucuza varili 30-40 dolara Ural petrolü alınıyor.
02:45Ama bu petrol pompa fiyatına yansırken sanki varili 100-110 dolarlık Brent petrolüymüş gibi hesaplanıyor.
02:51Aradaki o devasa fark nereye gidiyor?
02:54İşte yazara göre bu birilerinin cebine giden haksız bir kâr.
02:58Yazar bu kâr hırsı tezini sadece akaryakıtla sınırlamıyor.
03:02Gözünü hayatımızdaki en hassas iki noktaya çeviriyor.
03:05Sağlık ve eğitim.
03:07Ona göre özel hastaneler ve özel okullar bu sistemin en acımasız yüzünü bize gösteren yerler.
03:13Bakın yazarın bu iki sektöre dair söyledikleri gerçekten çok sert.
03:18Bir tarafta diyor SGK'lı olmana rağmen senden dünya para alan ama öbür tarafta hemşiresine bir çift eldiveni çok gören
03:25özel hastaneler var.
03:27Diğer tarafta velilerden bir servet isteyip öğretmenine asgari ücreti layık gören özel okullar var.
03:33Peki yazarın bütün bu anlattıklarına çözümü ne?
03:37Tek kelime ama çok radikal bir çözüm.
03:40Devletleştirme.
03:41Hane halkının borcunu konuştuk piyasanın kâr hırsını da.
03:44Sırada ne var?
03:45Yazar şimdi bizi sistemin beynine götürüyor.
03:48Yani siyasete.
03:49Ama ona göre burada gördüğümüz şey gerçek bir demokrasi değil sadece bir demokrasi oyunu.
03:54Yazarın medyayla ilgili tezi de ilginç.
03:56Diyor ki medya üzerindeki baskı sadece tek taraflı değil.
04:00Hani iktidar kanadında o meşhur Alo Fatih olayı vardı ya.
04:03İşte yazar buna karşılık muhalefet kanadında da benzer bir dayatmanın olduğunu iddia ediyor.
04:09Onun tabiriyle bir ya CHP ya Özdil durumu.
04:13Ve bu iddiasını da boş bırakmıyor.
04:14Bir örnekle destekliyor.
04:16Yazar gözeteci Yılmaz Özdil'in Sözcü Gazetesi'nden ayrılmasını ya da ona göre kovulmasını işte bu duruma kanıt olarak gösteriyor.
04:23Yani diyor ki bakın baskı sadece bir yerden gelmiyor.
04:26Peki tüm bunların sonunda yazar nereye varıyor?
04:29Vardığı sonuç gerçekten çok radikal.
04:31Diyor ki iktidarıyla muhalefetiyle bu gördüğümüz kavga aslında bir danışıklı dövüş.
04:37Çünkü ona göre ikisi de temelde birbirinden farksız.
04:40Hatta kendi ifadesiyle ABD derin sisteminin birer mahsullü.
04:44İşte siyasetle ilgili getirdiği en temel ve en sarsıcı eleştiri bu.
04:48Evet hane halkı borç içinde piyasa kar hırsıyla yanıp tutuşuyor.
04:53Siyaset ise bir oyun.
04:55Yazar bu iflas anatomisinin son bölümüne geldiğinde belki de en önemli soruyu soruyor.
05:01Peki bütün bu işin faturasını kim ödüyor?
05:04Bu sorunun cevabı için yazar bizi alıp haklarını aramak için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen madencileri yanına götürüyor.
05:11Ve onların ağzından dökülen iki kelime aslında bütün ekonomik analizlerden daha fazlasını anlatıyor.
05:16Açız açız.
05:17Tam madencilerin bu çığlığı kulaklarımızdayken yazar sahneyi bir anda değiştiriyor.
05:23Bizi bambaşka bir yere, yüks bir müzayedeye götürüyor ve önümüze bir rakam koyuyor.
05:288 ila 10 milyon lira.
05:30Neyin fiyatı bu biliyor musunuz?
05:32Sadece tek bir antika saatin.
05:35Ve işte yazar bu iki sahneyi birleştirerek inanılmaz bir kontrast oluşturuyor.
05:39Bakın bir yanda açız diye bağıran madenciler var, öbür yanda o madencilerin çalıştığı Holding'in patronunun eşi bir saate neredeyse
05:4810 milyon lira veriyor.
05:50Yazar bu iki resmi yan yana koyarak bize sistemdeki o derin çatlağı, o uçurumu gösteriyor.
05:56Ama durum dahası var.
05:57Yazar bu tablodaki ironiyi bir kat daha artırıyor.
06:00O milyonluk saati alan Holding'in patronu var ya, aynı zamanda bir siyasetçi, bir milletvekili.
06:05Ve partisi neyi savunuyor biliyor musunuz?
06:08İşçinin hakkını, alnının teri kurumadan verin ilkesini.
06:11İşte yazarın anlatımında trajedinin ve ironinin zirve yaptığı yer tam olarak burası.
06:16İşte Mehmet Edip Ören'in bir iflasın anatomisi dediği şey bu.
06:22Borçlu evlerden, hırslı piyasalara, çelişkili bir siyasete uzanan, oldukça karanlık bir tablo.
06:28Yazar bu teşhisi koyuyor ama son soruyu bize bırakıyor.
06:32Peki, yazarın çizdiği bu iflas tablosundan bir çıkış yolu var mı?
06:36Yoksa bu yolun sonu gerçekten de bir duvara mı çıkıyor?
06:40İşte bu sorunun cevabı sanırım hepimizin düşünmesi gereken bir şey.
Yorumlar