00:00Herkese merhaba, bu yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bazen bir köşe yazısı okursunuz ve
00:05bir saniye, az önce gerçekten anladığım şeyimi söyledi dersiniz ya hani.
00:10İşte bugün tam olarak böyle bir metni.
00:12Köşe yazarı, Mehmet Edip Öğren'in son derece çarpıcı,
00:15bir o kadar da katmanlı ve ironi dolu o sosyoekonomik eleştiri yazısını masaya yatırıyoruz.
00:21Amacımız kesinlikle taraf tutmak değil.
00:23Sadece tarafsız bir şifre çözücü rolü üstlenip,
00:26yazarın o zekice kurguladığı satır aralarına gizlediği mesajları beraberce anlamak.
00:31Hazırsanız, hadi gelin, yazarın aslında ne söylemek istediğini bu analizde adım adım çözelim.
00:36Yazar metinde daldan dala atlıyor gibi görünse de aslında her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu beş ana konumuz var.
00:42Bayramın toplumsal ruhu, eğitim sistemindeki o keskin ironi, nüfus politikaları, can yakan ekonomi
00:48ve son olarak da gündemden oldukça çarpıcı birkaç kısa notla toparlayacağız.
00:53Öncelikle birinci bölümden, yani yazarın o meşhur bayram vurgusu ve toplumsal ruh hali tespitinden başlayalım.
01:00Yazar yazısına gerçekten çok vurucu, deyim yerindeyse tokat gibi bir soruyla başlıyor.
01:06Bu bayramda kim kurban, vatandaş olabilir mi?
01:09Ne kadar çarpıcı değil mi?
01:10Bu tek cümleyle aslında toplumun üstündeki o ağır ekonomik ve psikolojik baskının altını çiziyor.
01:16Gergin, yorgun, yani tabiri caizse tükenmiş bir toplum portresinin temelini daha ilk satırdan atıyor.
01:23Hemen ardından çok ilginç bir toplumsal değer kayması tespiti var.
01:27Eskiden o bildiğimiz içimizi ısıtan bayram heyecanı vardı ya,
01:30yazar işte o duygunun tamamen buharlaştığını söylüyor.
01:33Onun yerini sadece, hani şu 9 günlük sahil kasabalarına kaçış rotalarının çizildiği bir tatil havası gelmiş.
01:39Hatta Turizm Bakanının bile çıkıp 9 günlük tatil turizm açısından çok iyi olur demesini hatırlatıyor.
01:45Manevi değerlerle toplumun şu anki ruh hali arasındaki o devasa uçuruma dikkat çekiyor aslında.
01:50Geçelim ikinci konumuza, eğitim sistemine atılan o epey ironik bakış.
01:56Şimdi burada ufak bir uyarı yapmam lazım.
01:59Yazar bu bölümde kinayenin adeta dibine vurmuş durumda.
02:03Öyle ki okuduğunuz her şeyin aslında tam tersini kastediyor.
02:06Ne diyor mesela, okullarda akran şiddeti bitti, kantinler bedava denilecek kadar ucuz, içerisi çok sağlıklı,
02:13hatta sınıflarda yabancı tarikatların esamesi bile okunmuyor diyor.
02:16Ama tarafsız bir gözle bu satır aralarını okuduğumuzda aslında şunu demek istediğini çok net anlıyoruz.
02:22Okullarda güvenlik zafiyeti diz boyu, kantinler ateş pahası ve sağlıksız ve okullardaki bazı yapılaşmalar da ciddi boyutlara ulaşmış.
02:30Yani yazar bu acı gerçekleri yüzümüze adeta gülerek ama çok sert bir kinaye ile çarpıyor.
02:35İşin en can alıcı kısmı ise yazarın vardığı sonuç.
02:39Biliyorsunuz yıllardır hep bu sene bu sorunları çözeceğiz denir değil mi?
02:43Yazar diyor ki baktılar hiçbir şey çözülemiyor, çareyi bir sonraki on yılı çözüm yılları ilan etmekte buldular.
02:50Yani bir nevi çözümün yine yeniden ileri bir tarihe ertelendiğini o alışık olduğumuz alaycı üslubuyla aktarıyor.
02:58Gelelim üçüncü başlığımıza.
03:00Odakta bu kez nüfus politikası ve aile meselesi var.
03:03Hükümetin ailelere yönelik o meşhur en az üç çocuk çağrısını hepimiz biliyoruz değil mi?
03:09İşte yazar burada inanılmaz bir tezat yakalıyor.
03:11Siyasilerin bu çağrısına karşılık insanların kendi karınlarını bile doyurmakta zorlandığı asgari ücret gerçeği var ortada.
03:18Hal böyle olunca da nüfus artış hızımız tarihin en düşük seviyesine inmiş durumda.
03:22Kısacası yazar siyasi söylemlerin sokağın ekonomik gerçekliğini adeta tosladığını iddia ediyor.
03:28Tabi bu ağır eleştirinin içine çok ince bir o kadar da absürt bir mizah eklemeyi unutmamış.
03:34Yazar soruyor.
03:34Peki bu üç çocuk çağrısını hiç mi ciddiye alan hiç mi dinleyen yok?
03:39Var diyor.
03:40Kim mi?
03:40Meşhur Yaren Leylek.
03:42Evet yanlış duymadınız.
03:43Yaren Leylek'in yuvasındaki üç yavruya atıf yaparak bu koca politikaya uyan tek canlının bir leylek olduğunu söylüyor.
03:50Gerçekten yazının en akılda kalıcı ironilerinden biri bu.
03:54Aile politikasından bahsetmişken siyasette sürekli altı çizilen o yerli ve milli vurgusu da yazarın radarından kaçmıyor.
04:00Nasıl mı?
04:01Aile Bakanı üzerinden.
04:02Aynı zamanda Belçika vatandaşı da olan Sayın Bakan'ın Brüksel'deki esnafı ziyaret etmesini epey sarkastik bir dille eleştiriyor.
04:08Halkın içine karışmak yerine gidip yurt dışındaki esnafla poz verip ben buralıyım hepsi akrabam diyen bir bakanın nasıl olup da
04:15o yerli ve milli etiketine sahip olabildiğini çok net bir dille sorguluyor.
04:19Dördüncü bölümümüz bence yazarın argümanının asıl omurgası diyebiliriz.
04:24Ekonomi, vergiler ve o eriyen alım gücü.
04:28Hatırlarsınız siyasetçi Nihat Zeybekçi staj mağdurlarının talepleri için bunları yaparsak gelecek nesillerin kaynakları heva olur şeklinde bir açıklama yapmıştı.
04:38Yazar buna çok sert bir cevap veriyor.
04:40Diyor ki yok canım kaynaklar 3-5 stajyerin cebine girecek parayla filan heba olmaz.
04:46Asıl heba o yap işlet devret modeliyle yapılan devasa köprüler, otoyollar, hastaneler yüzünden koskoca bir milletin önümüzdeki 50 yılının ipotek
04:56altına alınmasıdır.
04:57Hani ilk başta o sorduğu kim kurban sorusu vardı ya işte asıl cevabı tam da burada yatıyor.
05:02Bir yanda faturalara yansıyan %30'luk enerji zamları anında bir üst dilime fırlayıp maaşı kuşa çeviren gelir vergileriyle boğuşan vatandaş,
05:11öte yanda ise kurumlar vergisi düşürülen her türlü vergi indiriminden yararlanan dev şirketler ve holdingler.
05:17Yazar resmen verileri önümüze dökerek ekonomik enkazın faturasının tamamen çalışanın sırtına yıkıldığını, büyüklerin ise her zamanki gibi korunduğunu savunuyor.
05:26Bir de ekonomiyle ilgili hep duyduğumuz o klasik bahaneler var tabii.
05:30Yazar kuraklık oldu, zirayı don vurdu, İran savaşı çıktı gibi mazeretleri alt alta sıralamış ve eklemiş ah ah bunlar olmasaydı
05:38biz kesin uçuyorduk.
05:39Bu bahaneleri fena halde tiye alırken asıl işaret ettiği nokta şu.
05:43Mazeretler ne olursa olsun günün sonunda vatandaş ve emekli o enflasyon canavarının altında her geçen gün biraz daha eziliyor.
05:50Geldik 5. ve son bölümümüze yazarın o kendi deyimiyle çeşitleme yaptığı gündemden kısa kısa notlar.
05:57Yazar, yazısının sonunu adeta bir potpuri gibi tasarlamış, Ahmet Spor'un o tartışmalı süper lige çıkışından tutun da Cumhurbaşkanı'nın
06:06Kazakistan gezisine,
06:07Hulusi Akar'ın gençlere verdiği tavsiye eden Aksaray milletvekilinin eşinin fakirlik belgesi almasına kadar her şeye değinmiş.
06:14Birbirinden tamamen alakasız gibi duran bu olayları öyle hızlı ve akıcı bir şekilde birbirine bağlıyor ki,
06:19Türkiye gündeminin aslında ne kadar absürt bir sarmal haline geldiğini çok güzel resmediyor.
06:25Bu çeşitlemeler içinde bir tanesi var ki, hakikaten üstünde durmaya değer.
06:30Yazar, Hulusi Akar'ın, gençlere ailenizi bile dinlemeyin, kalkın çine gidin şeklindeki tavsiyesini alıyor ve gençlerin bugünkü acı gerçekliğiyle yan
06:39yana koyuyor.
06:40Aynen şöyle diyor,
06:41İlahi paşa, gençler bayramda memleketindeki anasını, babasını görmek için metrobüse bile binecek parayı bulamıyor,
06:49sen onlara 300 bin lira masraf edip Çin'e gitmelerini salık veriyorsun.
06:53Bu, ülkedeki yönetici elit sınıfıyla sokağın gerçekliği arasındaki o devasa kopukluğu özetleyen en sarsıcı eleştirilerden biri diyebilirim.
07:01Ve bu incelememizi yazarın finalinden ilham aldığım, bence hepimizin üzerine düşünmesi gereken o provokatif soruyla noktalıyorum.
07:09Bu kadar ağır siyasi ve ekonomik hatalar, sadece çıkıp, milletin beni affetsin denilerek silinebilir mi?
07:16Yazar, sürekli yanlışlar yapıp, sonra da af dileyerek işin içinden sıyrılmaya çalışan bu siyasi kültürü fena halde eleştiriyor.
07:24Ne dersiniz?
07:25Sizce siyasette hesap verilebilirlik bu kadar basit mi işliyor, yoksa yapılan tüm bu hataların vatandaşın sırtına yüklediği çok daha ağır,
07:32gerçek bir faturası mı var?
07:34Bu soruyu da sizin takdirinize bırakıyorum.
07:37Vakit ayırdığınız için çok teşekkürler, bir sonraki analizimizde tekrar görüşmek üzere.
07:41Kendinize çok iyi bakın.
07:42İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar