Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Nazım Peker’in kaleme aldığı bu metin, Türkiye’nin geçmişteki ekonomik vaatleri ile günümüzdeki acı gerçekleri arasındaki derin uçurumu eleştirel bir dille ele almaktadır. İlk yıllarında büyük umutlarla desteklenen iktidar, bugün yüksek enflasyon, barınma krizi ve alım gücündeki sert düşüşle karşı karşıyadır. Özellikle emeklilerin 20.000 TL, asgari ücretlilerin ise 28.000 TL ile geçinme mücadelesi verdiği vurgulanmaktadır. Metin, 500.000 TL maaş alan bir milletvekilinin "geçinemiyorum" serzenişini halkın durumuyla dalga geçmek olarak nitelendirirken, bu ekonomik tablonun mantıklı bir izahı kalmadığını savunmaktadır. Sonuç olarak, çözülemeyen ekonomik sorunların sandıkta ağır bir siyasi bedeli olacağı uyarısı yapılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bazen öyle durumlar yaşanır ki akıl sır erdiremezsiniz. Mantıklı açıklamalar bittiğinde geriye ne kalır? İşte Nazım Peker'in bir makalesine göre geriye sadece bir şaka kalıyor. Bugün Türkiye'nin ekonomik durumunu anlatan o tuhaf, o anlatılamayan şakaya hep birlikte yakından bakacağız.
00:19Ve her şey bu cümleyle başlıyor. İzahı olmayanın mizahı olur. Bu sadece bir başlık değil aslında bir teşhis. Yani bir şeyi artık mantıklı açıklayamadığınızda, durum o kadar akıl dışı bir hal aldığında geriye sadece trajikomik bir şekilde gülüp geçmek kalır diyor.
00:37İşte biz de günümüz Türkiye'sine tam da bu gözle bakacağız. Haydi gelin hikayeye biraz geriden başlayalım. Her şeyin çok daha farklı göründüğü, umutların olduğu bir zamana gidelim.
00:49Hani iktidar partisinin arkasında çok güçlü bir halk desteği vardı ya, geleceğe dair büyük bir iyimsellik vardı. İşte o ilk yıllara.
00:58O dönemdeki o sarsılmaz bağlılığı anlamak için belki de şu slogana bakmak yeterli. Soğan ekmek yeriz, reisimizi yedirmeyiz.
01:08Bakın bu sıradan bir siyasi destek cümlesi değil. Bu her türlü zorluğa göğüs germeye hazır, koşulsuz bir güvenin ilanıydı adeta.
01:16Peki bu kadar büyük bir güvenin arkasında ne vardı? Aslında çok basit, elle tutulur gündelik bir gerçeklik.
01:23İnsanlar faturalarını açmaktan korkmuyordu, arabasının deposunu doldurabiliyordu, kirasını bir şekilde ödüyordu, hatta bayram geldiğinde torununa vereceği harçlık bile büyük bir endişe kaynağı değildi.
01:34Kısacası hayatın bir öngörülebilirliği vardı.
01:38İşte o öngörülebilir günlerden bugünün sert gerçekliğine geliyoruz.
01:42Ve inanın aradaki kontrast yani zıtlık gerçekten de baş döndürücü.
01:48Bu gerçekliği en net gördüğümüz yerlerden biri şu yakın zamanda yaşanan emekli zamma süreci oldu.
01:53Hükümet önce oldukça düşük bir oran açıkladı ama halktan, kamuoyundan öyle bir tepki yükseldi ki bu zammı yeniden düzenlemek ve üzerine ek bir artış daha yapmak zorunda kaldılar.
02:05Peki yapılan bütün bu düzenlemelerden sonra en düşük emekli aylığı hangi rakama ulaştı?
02:12İşte bu, 20 bin Türk lirası.
02:14Şimdi hepimizin kendine sorması gereken soru şu, bugün bu parayla nasıl geçinilir?
02:20Bu sorunun cevabını en iyi, en acı şekilde yine emeklilerin kendi sözleri veriyor.
02:26Kasabın önünden geçemiyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz, torunlarımızın yüzüne bakamıyoruz.
02:32Bu ifadeler 20 bin liranın artık en temel ihtiyaçları bile karşılamaya yetmediğini açıkça gösteriyor.
02:38Ve işte tam bu noktada, bu acı tablonun tam ortasında yazarın şaka olarak tanımladığı o ana geliyoruz.
02:46Yani yönetimle halkın yaşadığı gerçeklik arasındaki kopukluğun zirve yaptığı o ana.
02:52Karşılaştırma çok basit ama bir o kadar da sarsıcı.
02:55Bir yanda ayda 20 bin lirayla hayata tutulmaya çalışan milyonlarca emekli,
02:59diğer yanda aylık maaşı tam 500 bin lira olan bir iktidar partisi milletvekili.
03:04Ve işte makalenin fıkranın sonu dediği o an geliyor.
03:09Aylık 500 bin TL maaş alan milletvekilinin sarf ettiği şu sözler,
03:14bu parayla geçinilmez, geçinemiyorum.
03:17Yazar için bu artık mantıklı bir açıklaması kalmayan bir durumun acı bir şakaya dönüşmesinin ta kendisi.
03:23Aslında bu şaka bize iki farklı Türkiye olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor.
03:28Biri hükümetin anlattığı hikaye, diğeri ise milyonların her gün yaşadığı gerçek hayat.
03:34Şimdi gelin bu iki dünya arasındaki o derin uçuruma biraz daha yakından bakalım.
03:40İşte o anlatılamayan şaka dediğimiz şey tam olarak bu.
03:44Yazarın demeye çalıştığı şu, o milletvekilinin yorumu mantık sınırlarına o kadar aşıyor ki
03:50artık bunu ciddiye alıp analiz edemiyorsunuz bile.
03:53Geriye sadece trajikomik bir fıkra kalıyor.
03:56Bu iki farklı dünya, söylenenlerle yaşananlar arasındaki fark da o kadar net ki.
04:02Mesela bir tarafta batı bizi kıskanıyor, büyümede Çin'i solladık gibi büyük başarı hikayeleri anlatılıyor.
04:09Ama öbür tarafta sokakta kiramı ödeyemiyorum ya da 200 liraya bir kilo peynir alamıyorum diyen vatandaşın sesi var.
04:17Bugünkü tabloyu daha iyi anlamak için 2017'de verilen belki de en iddialı ekonomik vaatlerden birini hatırlamak lazım.
04:24Verin bu kardeşinize yetkiyi, enflasyonla faizle nasıl mücadele edilir görün.
04:30İşte o yetki alındıktan sonra gelinen nokta maalesef bu.
04:34Belki de en çarpıcı uyarı eleştirmenlerden ya da muhalefetten değil,
04:39bizzat iktidar partisinin kendi içinden geliyor ve durumun ciddiyetini özetleyen bir benzetme kullanılıyor.
04:45Hiroshima etkisi.
04:46Bakın bu dışarıdan gelen bir eleştiri değil, partinin içinden bir ses.
04:52Emeklilerin bu öfkesinin sandıkta bir Hiroshima etkisi, yani yıkıcı bir sonuç yaratabileceğini söylüyor.
04:59Bu, durumun içeride bile ne kadar kritik görüldüğünün en net kanıtı aslında.
05:04Ve böylece makalenin bizi en başta karşıladığı o temel soruya geri dönüyoruz.
05:10Mantıklı açıklamalar tükendiğinde ve geriye sadece acı bir şaka kaldığında bir toplumu ne bekler?
05:17Bu, sanırım hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
05:21Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen