00:00Bazen öyle durumlar yaşanır ki akıl sır erdiremezsiniz. Mantıklı açıklamalar bittiğinde geriye ne kalır? İşte Nazım Peker'in bir makalesine göre geriye sadece bir şaka kalıyor. Bugün Türkiye'nin ekonomik durumunu anlatan o tuhaf, o anlatılamayan şakaya hep birlikte yakından bakacağız.
00:19Ve her şey bu cümleyle başlıyor. İzahı olmayanın mizahı olur. Bu sadece bir başlık değil aslında bir teşhis. Yani bir şeyi artık mantıklı açıklayamadığınızda, durum o kadar akıl dışı bir hal aldığında geriye sadece trajikomik bir şekilde gülüp geçmek kalır diyor.
00:37İşte biz de günümüz Türkiye'sine tam da bu gözle bakacağız. Haydi gelin hikayeye biraz geriden başlayalım. Her şeyin çok daha farklı göründüğü, umutların olduğu bir zamana gidelim.
00:49Hani iktidar partisinin arkasında çok güçlü bir halk desteği vardı ya, geleceğe dair büyük bir iyimsellik vardı. İşte o ilk yıllara.
00:58O dönemdeki o sarsılmaz bağlılığı anlamak için belki de şu slogana bakmak yeterli. Soğan ekmek yeriz, reisimizi yedirmeyiz.
01:08Bakın bu sıradan bir siyasi destek cümlesi değil. Bu her türlü zorluğa göğüs germeye hazır, koşulsuz bir güvenin ilanıydı adeta.
01:16Peki bu kadar büyük bir güvenin arkasında ne vardı? Aslında çok basit, elle tutulur gündelik bir gerçeklik.
01:23İnsanlar faturalarını açmaktan korkmuyordu, arabasının deposunu doldurabiliyordu, kirasını bir şekilde ödüyordu, hatta bayram geldiğinde torununa vereceği harçlık bile büyük bir endişe kaynağı değildi.
01:34Kısacası hayatın bir öngörülebilirliği vardı.
01:38İşte o öngörülebilir günlerden bugünün sert gerçekliğine geliyoruz.
01:42Ve inanın aradaki kontrast yani zıtlık gerçekten de baş döndürücü.
01:48Bu gerçekliği en net gördüğümüz yerlerden biri şu yakın zamanda yaşanan emekli zamma süreci oldu.
01:53Hükümet önce oldukça düşük bir oran açıkladı ama halktan, kamuoyundan öyle bir tepki yükseldi ki bu zammı yeniden düzenlemek ve üzerine ek bir artış daha yapmak zorunda kaldılar.
02:05Peki yapılan bütün bu düzenlemelerden sonra en düşük emekli aylığı hangi rakama ulaştı?
02:12İşte bu, 20 bin Türk lirası.
02:14Şimdi hepimizin kendine sorması gereken soru şu, bugün bu parayla nasıl geçinilir?
02:20Bu sorunun cevabını en iyi, en acı şekilde yine emeklilerin kendi sözleri veriyor.
02:26Kasabın önünden geçemiyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz, torunlarımızın yüzüne bakamıyoruz.
02:32Bu ifadeler 20 bin liranın artık en temel ihtiyaçları bile karşılamaya yetmediğini açıkça gösteriyor.
02:38Ve işte tam bu noktada, bu acı tablonun tam ortasında yazarın şaka olarak tanımladığı o ana geliyoruz.
02:46Yani yönetimle halkın yaşadığı gerçeklik arasındaki kopukluğun zirve yaptığı o ana.
02:52Karşılaştırma çok basit ama bir o kadar da sarsıcı.
02:55Bir yanda ayda 20 bin lirayla hayata tutulmaya çalışan milyonlarca emekli,
02:59diğer yanda aylık maaşı tam 500 bin lira olan bir iktidar partisi milletvekili.
03:04Ve işte makalenin fıkranın sonu dediği o an geliyor.
03:09Aylık 500 bin TL maaş alan milletvekilinin sarf ettiği şu sözler,
03:14bu parayla geçinilmez, geçinemiyorum.
03:17Yazar için bu artık mantıklı bir açıklaması kalmayan bir durumun acı bir şakaya dönüşmesinin ta kendisi.
03:23Aslında bu şaka bize iki farklı Türkiye olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor.
03:28Biri hükümetin anlattığı hikaye, diğeri ise milyonların her gün yaşadığı gerçek hayat.
03:34Şimdi gelin bu iki dünya arasındaki o derin uçuruma biraz daha yakından bakalım.
03:40İşte o anlatılamayan şaka dediğimiz şey tam olarak bu.
03:44Yazarın demeye çalıştığı şu, o milletvekilinin yorumu mantık sınırlarına o kadar aşıyor ki
03:50artık bunu ciddiye alıp analiz edemiyorsunuz bile.
03:53Geriye sadece trajikomik bir fıkra kalıyor.
03:56Bu iki farklı dünya, söylenenlerle yaşananlar arasındaki fark da o kadar net ki.
04:02Mesela bir tarafta batı bizi kıskanıyor, büyümede Çin'i solladık gibi büyük başarı hikayeleri anlatılıyor.
04:09Ama öbür tarafta sokakta kiramı ödeyemiyorum ya da 200 liraya bir kilo peynir alamıyorum diyen vatandaşın sesi var.
04:17Bugünkü tabloyu daha iyi anlamak için 2017'de verilen belki de en iddialı ekonomik vaatlerden birini hatırlamak lazım.
04:24Verin bu kardeşinize yetkiyi, enflasyonla faizle nasıl mücadele edilir görün.
04:30İşte o yetki alındıktan sonra gelinen nokta maalesef bu.
04:34Belki de en çarpıcı uyarı eleştirmenlerden ya da muhalefetten değil,
04:39bizzat iktidar partisinin kendi içinden geliyor ve durumun ciddiyetini özetleyen bir benzetme kullanılıyor.
04:45Hiroshima etkisi.
04:46Bakın bu dışarıdan gelen bir eleştiri değil, partinin içinden bir ses.
04:52Emeklilerin bu öfkesinin sandıkta bir Hiroshima etkisi, yani yıkıcı bir sonuç yaratabileceğini söylüyor.
04:59Bu, durumun içeride bile ne kadar kritik görüldüğünün en net kanıtı aslında.
05:04Ve böylece makalenin bizi en başta karşıladığı o temel soruya geri dönüyoruz.
05:10Mantıklı açıklamalar tükendiğinde ve geriye sadece acı bir şaka kaldığında bir toplumu ne bekler?
05:17Bu, sanırım hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
05:21Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar