Bu makale, şehit Üsteğmen Murat Ataş ve eşi Sezen Ataş’ın karşı karşıya kaldığı hukuki ve bürokratik absürtlükleri konu almaktadır. Yazar, PKK saldırısında hayatını kaybeden bir askerin ölümünden yıllar sonra terör soruşturmasına dahil edilmesini ve hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulmasını eleştirel bir dille anlatmaktadır. Şehit eşinin FETÖ üyeliği iddiasıyla yargılanma sürecine de değinen kaynak, yargı sistemindeki hataları ve liyakat sorunlarını gözler önüne sermektedir. Devletin en hassas kurumlarındaki veri karmaşası ve hukuksuz uygulamalar, bir ailenin yaşadığı mağduriyet üzerinden somutlaştırılmaktadır. Sonuç olarak yazı, Türkiye’deki adalet mekanizmasının gerçeklikten kopuşunu ve bir şehidin hatırasına yapılan saygısızlığı belgelenmiş örneklerle özetlemektedir.
00:00Merhaba, bugün sizlerle inanması gerçekten çok güç bir hikayeyi, bir şehit askerin, onun eşinin ve akıl almaz bir durum yaratan bürokrasinin öyküsünü konuşacağız.
00:11Bu soru kulağa imkansız geliyor değil mi? Ama maalesef gerçek. Hadi gelin, nasıl bu noktaya gelindi? Hep birlikte bakalım.
00:17Şimdi bu akıl almaz yasağı anlamak için işin en başına, yani şehidin eşi Sezen Ataş'ın hikayesine dönmemiz lazım.
00:25Kocasının şehadetinden yıllar sonra Sezen Ataş kendini bir FETÖ üyeliği soruşturmasının tam ortasında buluyor.
00:34Sezen Hanım'ın hukuk mücadelesi gerçekten yıllar süren bir maratona dönüşüyor.
00:38Önce gözaltı, sonra iddianame, mahkumiyet, iş istinaftan dönüyor, ceza biraz düşürülüyor ama dava hala yargıtayda, yani en üst mahkemede nihai kararını bekliyor.
00:50Peki Sezen Ataş'a yöneltilen deliller neydi? İşte burası işin en ilginç kısımlarından biri.
00:56Mesela bir bylog kullanıcısı olduğu iddia ediliyor. Ama ortada ne bir kullanıcı kimliği var ne de bir içerik.
01:03Daha da tuhafı ne biliyor musunuz? Bahsedilen telefon sonradan ikinci el olarak satılmış ve Sezen Hanım'ın halası tarafından kullanılmaya başlanmış.
01:11Yani bağlantı kurmak neredeyse imkansız.
01:14Bir de itirafçı ifadeleri ve şehit eşinin banka hesaplarının bile incelenmesi var.
01:19İşte bu noktada, yani şehit eşinin bile hesaplarının incelendiğini öğrendiğinde Sezen Ataş mahkemede o unutulmaz sözleri söylüyor.
01:28Eşim Edirnekapı şehitliğinde yatıyor. Gidip orada sorgulanabilir.
01:32Bu cümle aslında yaşanan bütün o acıyı, o çaresizliği ve şaşkınlığı tek başına özetliyor.
01:38Bu davanın yarattığı en büyük acılardan biri de, belki de en büyüğü, geride kalan küçük kızının yaşadığı kimlik bunalımıydı.
01:46Murat Ataş, kızı Başak Aslı doğmadan sadece bir ay önce şehit düşüyor.
01:52Düşünün, kızının adını bile kendi seçmiş ama yüzünü bir kez bile göremeden hayata veda etmiş.
01:58O dönemde bir gazetecinin sorduğu şu soru, meselenin insani boyutuna o kadar net ortaya koyuyor ki,
02:053 yaşındaki Başak'ın şehit kızı mı yoksa terörist kızı mı olduğuna mı karar verilecek?
02:10Gerçekten de tüyler ürpertici.
02:13Peki, tüm bu sürecin sonunda Sezen Ataş'a ne ceza verildi?
02:176 yıl, 3 ay.
02:19Eğer Yargıtay bu kararı onararsa, Sezen Ataş bu süreyi cezaevinde geçirecek.
02:24Şimdi gelelim hikayenin belki de en inanılmaz, en absürt kısmına.
02:28Yani ölümden sonra gelen o soruşturmaya.
02:31Her şey çok sıradan bir işlemle başlıyor aslında.
02:33Sezen Ataş kızı Başak Aslı'nın okul gezisi için pasaport başvurusuna gidiyor.
02:38Ama nüfus müdürlüğündeki memurdan hiç beklemediği bir cevap alıyor.
02:43Başvuru reddedildi.
02:44Sebebini sorduğunda ise duyduğu cümle inanılır gibi değil.
02:48Murat Bey'in yurt dışı yasağı var.
02:519 yıl önce şehit düşmüş Murat Bey'in...
02:53Tabii aile hemen avukatları aracılığıyla olayı araştırıyor ve ortaya çıkan gerçek daha da şok edici.
03:00Meğer şehit askerin kendisine karşı açılmış, evet evet yanlış duymadınız,
03:05bizzat kendisine karşı açılmış iki ayrı terör soruşturması varmış.
03:09Yani bu Sezen Hanım'ın dosyasında yapılan basit bir memur hatası falan değil.
03:14Yasak doğrudan şehidin kendisine konulmuş.
03:17Bu soruşturmaların zamanlamasına bir bakın, ne kadar tuhaf olduğunu göreceksiniz.
03:21İlk soruşturma 2023'te açılıp kapatılıyor ama asıl yasak 2025'te açılan ikinci bir soruşturma üzerinden geliyor.
03:29Yani Murat Ataş şehit düştükten tam 9 yıl sonra hakkında terör soruşturması açılıyor ve yurt dışına çıkış yasağı konuluyor.
03:37Akıl alır gibi değil.
03:39Peki tüm bunlar nasıl olabiliyor?
03:41Bütün bu yaşananlar bize neyi gösteriyor?
03:43Kaynağımızdaki gazeteci aslında çok çarpıcı bir sonuca varıyor.
03:47Bakın ne diyor?
03:48Liyakatsizlik, beceriksizlik, kraldan çok kralcılık, her neyse ne ama ipin ucunun en ikonu kaçtığının resmidir.
03:56Yani burada tek bir kişiyi değil, adeta iflas etmiş, kontrolden çıkmış bir sistemi işaret ediyor.
04:02Ve bu hikaye hepimizin aklında o can alıcı soruyu bırakıyor.
04:06Bürokrasi, mantığın sınırlarını aşıp imkansızı yarattığında bunun gerçek bedelini kim, nasıl ödüyor?
İlk yorumu siz yapın