Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 hafta önce
Bu köşe yazısı, komedyen Deniz Göktaş’ın sergilediği bir stand-up gösterisi nedeniyle dini değerleri aşağılama ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarıyla tutuklanmasını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, yargı sürecindeki çifte standartlara dikkat çekerek, benzer ifadelerin geçmişte hukuken suç sayılmadığını ve bizzat Erdoğan tarafından önemsiz bir eleştiri olarak nitelendirildiğini hatırlatmaktadır. Göktaş’ın yurt dışından kendi rızasıyla gelmesine rağmen ters kelepçeyle gözaltına alınması, adaletin tarafsızlığına dair ciddi soru işaretleri uyandırmaktadır. Makale, "diktatör" ifadesinin hakaret değil siyasi bir kavram olduğunu savunan geçmiş mahkeme kararlarına atıfta bulunarak mevcut tutuklama kararının hukuki dayanağını sorgular. Sonuç olarak, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve mizahın cezalandırılması üzerinden Türkiye'deki güncel siyasi ve hukuki iklimin bir portresi çizilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hepiniz hoş geldiniz. Bugün masamızda Türkiye'de siyaset, hukuk ve mizahın tam da kesiştiği o hassas çizgi var.
00:07Oldukça çarpıcı, gerçekten de üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir vakayı inceliyoruz.
00:13Hazırladığımız bu dosyada aslında oldukça karmaşık görünen bu hukuki tartışmayı tamamen tarafsız bir gözle adım adım parçalarına ayıracağız.
00:22Hazırsanız hemen başlayalım.
00:24Şu can alıcı soruyla başlayalım. Mizahın sınırı tam olarak nerede başlar? Ve daha da önemlisi, hukuk bu sınırı nereye çizer?
00:32Komedi ve kanunlar arasındaki bu garip denge, aslına bakarsanız tarih boyunca sürekli tartışılan evrensel bir mesele.
00:40Kaynağımızda işte bu soruyu son günlerde yaşanan çok spesifik, çok tartışılan bir örnek üzerinden yeniden önümüze koyuyor.
00:47Yazar burada çok ilginç bir tarihsel zıtlık kuruyor.
00:51Şöyle bir geçmişe, mesela Kenan Evren veya Süleyman Demirel dönemlerine baktığımızda,
00:56o zamanların son derece sert siyasi mizah gösterilerinin toplumda nasıl karşılık bulduğunu hatırlatıyor bize.
01:02Sonra dönüp bugüne bakıyoruz, komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasıyla sonuçlanan o süreci görüyoruz.
01:08Açıkçası siyasi mizaha olan tolerans zaman içinde kelimenin tam anlamıyla keskin bir değişime uğramış durumda.
01:15Peki bu süreci nasıl okumalıyız?
01:17Gelin sırasıyla şunlara bir bakalım.
01:19Komedyenin davası, çifte suçlamalar, savunma tarafı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişteki tutumu, hukuki emsaller ve en sonunda o büyük çelişki.
01:291. Bölüm Komedyenin Davası
01:31Odak noktamızda 32 yaşındaki komedyen Deniz Göktaş var.
01:36İşin garip tarafı ne biliyor musunuz?
01:37Bu devasa soruşturmayı tetikleyen şey yepyeni bir şaka falan değil.
01:41Göktaş'ın ölü Deniz adını verdiği ve tam 3 yıldır sahnede olan stand-up gösterisi.
01:45Yazar özellikle şunun altını çiziyor.
01:48Bütün bu koca hukuki süreç yıllanmış bir gösterinin topu topu 5-10 dakikalık bir kısmından çıkıyor.
01:54Tam bu noktada adalet sisteminin işleyişinde çok çarpıcı göze batan bir tezat var.
01:59Göktaş, tutuklanma riskini gayet iyi bilmesine rağmen yurt dışından kendi iradesiyle dönüp teslim oluyor ama resmi açıklamalara şöyle bir baktığınızda
02:08savcılığın onun yakalandığını duyurduğunu ve komedyene ters kelepçe takıldığını okuyorsunuz.
02:13Yazar, bu tabloyu son dönemdeki diğer bazı siyasi figürlere gösterilen o esnek muameleyle yan yana koyup kıyaslıyor.
02:202. Bölüm
02:21Çifte Suçlamalar
02:23Şu 185 sayısına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu sayı gerçekten kritik. Neden mi?
02:30Çünkü Adalet Bakanlığı'nın bilgi notuna göre komedyen hakkında cimere yapılan resmi şikayetlerin toplamı tam olarak bu.
02:37Ortada koskoca bir soruşturma var ama çıkış noktası sadece 185 başvuru.
02:42Şimdi o 185 sayısını aklınızda tutun ve şu verilerle karşılaştırın. Bu gösteri son 3 yılda 100 binden fazla kişi tarafından
02:51bizlat canlı olarak izlenmiş.
02:53Youtube'da ise milyonlarca izlenmesi var. Yazar da haklı olarak şu soruyu soruyor.
02:58Milyonların izlediği bir içerikte böyle devasa bir hukuki reaksiyonu tetikleyen şeyin sadece ama sadece 185 şikayet olması bize ne anlatıyor?
03:08İşin hukuki boyutu da giderek karmaşıklaşıyor tabii. Olay ilk başta dini değerleri aşağılamak suçlamasıyla açılıyor.
03:16Fakat komedyen gözaltına alındıktan hemen sonra dosya bir bir anda cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da ekleniveriyor.
03:23Yazarın belirttiği gibi bu hamle son derece kritik çünkü hukuken bir tutuklama kararını gerekçelendirebilmek için bu suçlamanın varlığı adeta bir
03:32can simidi, olmazsa olmaz bir şart.
03:35Üçüncü bölüm Komedyenin savunması
03:38Bakalım karşı taraf ne diyor?
03:40Göktaş savunmasında dini değerleri aşağılama gibi bir kastı olmadığını, her türden politik figürü zaten mizahi bir dille ele aldığını söylüyor.
03:49Ama asıl kilit kelime burada diktatör. Komedyen diyor ki bu kelime tıpkı demokrat ya da otokrat gibi siyasi bir nitelemedir.
03:58Ben bunu bir hakaret olarak değil, Türkiye'deki sosyolojik durumlara mizahi bir çerçeveden bakmak için kullandım diyor.
04:04Dördüncü bölüm Erdoğan'ın geçmişteki tutumu
04:07Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte bu kelimeye nasıl tepki veriyordu?
04:12Yazarın incelemesindeki en büyüleyici tarihsel çelişki tam da burada başlıyor işte.
04:17Geçmişte batıdan gelen eleştirilere karşı Erdoğan bizzat şu yanıtı vermişti.
04:22İsterlerse diktatör desinler, umrumda değil. Bir kulağımdan girer, diğer kulağımdan çıkar.
04:28Gayet net değil mi? Yani lider bu kelimeyi kişisel bir hakaret olarak almadığını açıkça beyan etmiş.
04:35Dahası da var, bir Finlandiyalı gazeteci kendisine açık açık, siz diktatör müsünüz diye sorduğunda verdiği yanıtta kayıtlarda aynen şöyle.
04:44Diktatörün olduğu bir ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız.
04:49Erdoğan burada Türkiye'deki özgürlükleri ve kendisine edilen hakaretlere gösterilen sabrı kanıt olarak sunup, bu etiketin kendisine uymadığını bizzat kendisi savunuyor.
04:59Ve yazarın hatırlattığı belki de en vurucu cümle şu, Erdoğan zamanında diyor ki, ben diktatör olsam sen küpredersin, he diktatörün
05:07olduğu ülkede anında işini bitirirler.
05:09İnanılmaz bir dramatik ironi var burada.
05:12Gerçek diktatörlerin eleştirenleri anında cezalandıracağını söyleyen bir liderin sisteminde, bugün bir komedyen sadece bu kelimeyi kullandığı için tutuklanıyor.
05:22Beşinci bölüm, hukuki emsaller.
05:24Siyaseti bırakıp mahkemelere bakalım.
05:26Kaynağımızın ortaya koyduğu bu bilgi, hukuken gerçekten devasa bir emsal.
05:32Şöyle bir tarihsel iştahatları taradığımızda ne görüyoruz biliyor musunuz?
05:36Diktatör kelimesinin kullanımı üzerine açılan davaların neredeyse tamamı beraatle sonuçlanmış.
05:41Yani Türk yargısı geçmişte bunu açıkça bir suç olarak görmemiş.
05:46Hatta kaynakta geçen eski bir mahkeme kararı var ki, durumu tek kelimeyle özetliyor.
05:50Hakim, 20'li yaşlarındaki öğrencilerin yargılandığı bir davada, sanıkların savunmasını almaya bile gerek duymadan direkt beraat kararı veriyor.
05:59Gerekçesi ne dersiniz?
06:00Büyük Türkçe sözlük.
06:02Hakim sözlükteki tanıma atıfta bulunarak bunun bir hakaret değil, tartışma götürür bir siyasi eleştiri olduğuna hükmediyor.
06:09Yani tam da komedinin bugün savunduğu şey.
06:15Şimdi tüm bu parçaları birleştirdiğimizde karşımıza gerçekten devasa, adeta dağ gibi bir çelişki çıkıyor.
06:23Düşünsenize bir yanda bizzat cumhurbaşkanı tarafından umrumda değil denilen, mahkemelerce siyasi eleştiridir denilip beraat verilen bir kelime var.
06:32Diğer yandaysa bugün tamamen aynı kelime, cumhurbaşkanına hakaret sayılarak bir komedyene ters kelepçeyle hapse göndermek için hukuki bir silah olarak
06:41kullanılıyor.
06:42Aradaki uçurum kelimenin tam anlamıyla inanılmaz.
06:45Ve işte kaynağımızın bizi baş başa bıraktığı o can alıcı, o nihai soru.
06:51Dün hakaret sayılmayan, hoş görülen, umrumda değil denilen bir ifade nasıl oluyor da bugün bu kadar sert bir yaptırıma ve
06:59tutuklamaya dönüşebiliyor?
07:00Acaba kanunlar mı değişti yoksa hukukun o sınırlarını çizen tolerans seviyesi mi?
07:05İfade özgürlüğünün geçirdiği bu evrim hepimizin, evet hepimizin günlük hayatını etkileyen ve üzerine çok derin düşünmemiz gereken bir konu.
07:14Bu incelememize katıldığınız için teşekkürler, bu sorunun cevabını kendi içinizde tartmayı sizlere bırakıyorum.
07:21Bir sonraki dosyada görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen