00:00Hepiniz hoş geldiniz. Bugün masamızda Türkiye'de siyaset, hukuk ve mizahın tam da kesiştiği o hassas çizgi var.
00:07Oldukça çarpıcı, gerçekten de üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir vakayı inceliyoruz.
00:13Hazırladığımız bu dosyada aslında oldukça karmaşık görünen bu hukuki tartışmayı tamamen tarafsız bir gözle adım adım parçalarına ayıracağız.
00:22Hazırsanız hemen başlayalım.
00:24Şu can alıcı soruyla başlayalım. Mizahın sınırı tam olarak nerede başlar? Ve daha da önemlisi, hukuk bu sınırı nereye çizer?
00:32Komedi ve kanunlar arasındaki bu garip denge, aslına bakarsanız tarih boyunca sürekli tartışılan evrensel bir mesele.
00:40Kaynağımızda işte bu soruyu son günlerde yaşanan çok spesifik, çok tartışılan bir örnek üzerinden yeniden önümüze koyuyor.
00:47Yazar burada çok ilginç bir tarihsel zıtlık kuruyor.
00:51Şöyle bir geçmişe, mesela Kenan Evren veya Süleyman Demirel dönemlerine baktığımızda,
00:56o zamanların son derece sert siyasi mizah gösterilerinin toplumda nasıl karşılık bulduğunu hatırlatıyor bize.
01:02Sonra dönüp bugüne bakıyoruz, komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasıyla sonuçlanan o süreci görüyoruz.
01:08Açıkçası siyasi mizaha olan tolerans zaman içinde kelimenin tam anlamıyla keskin bir değişime uğramış durumda.
01:15Peki bu süreci nasıl okumalıyız?
01:17Gelin sırasıyla şunlara bir bakalım.
01:19Komedyenin davası, çifte suçlamalar, savunma tarafı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişteki tutumu, hukuki emsaller ve en sonunda o büyük çelişki.
01:291. Bölüm Komedyenin Davası
01:31Odak noktamızda 32 yaşındaki komedyen Deniz Göktaş var.
01:36İşin garip tarafı ne biliyor musunuz?
01:37Bu devasa soruşturmayı tetikleyen şey yepyeni bir şaka falan değil.
01:41Göktaş'ın ölü Deniz adını verdiği ve tam 3 yıldır sahnede olan stand-up gösterisi.
01:45Yazar özellikle şunun altını çiziyor.
01:48Bütün bu koca hukuki süreç yıllanmış bir gösterinin topu topu 5-10 dakikalık bir kısmından çıkıyor.
01:54Tam bu noktada adalet sisteminin işleyişinde çok çarpıcı göze batan bir tezat var.
01:59Göktaş, tutuklanma riskini gayet iyi bilmesine rağmen yurt dışından kendi iradesiyle dönüp teslim oluyor ama resmi açıklamalara şöyle bir baktığınızda
02:08savcılığın onun yakalandığını duyurduğunu ve komedyene ters kelepçe takıldığını okuyorsunuz.
02:13Yazar, bu tabloyu son dönemdeki diğer bazı siyasi figürlere gösterilen o esnek muameleyle yan yana koyup kıyaslıyor.
02:202. Bölüm
02:21Çifte Suçlamalar
02:23Şu 185 sayısına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu sayı gerçekten kritik. Neden mi?
02:30Çünkü Adalet Bakanlığı'nın bilgi notuna göre komedyen hakkında cimere yapılan resmi şikayetlerin toplamı tam olarak bu.
02:37Ortada koskoca bir soruşturma var ama çıkış noktası sadece 185 başvuru.
02:42Şimdi o 185 sayısını aklınızda tutun ve şu verilerle karşılaştırın. Bu gösteri son 3 yılda 100 binden fazla kişi tarafından
02:51bizlat canlı olarak izlenmiş.
02:53Youtube'da ise milyonlarca izlenmesi var. Yazar da haklı olarak şu soruyu soruyor.
02:58Milyonların izlediği bir içerikte böyle devasa bir hukuki reaksiyonu tetikleyen şeyin sadece ama sadece 185 şikayet olması bize ne anlatıyor?
03:08İşin hukuki boyutu da giderek karmaşıklaşıyor tabii. Olay ilk başta dini değerleri aşağılamak suçlamasıyla açılıyor.
03:16Fakat komedyen gözaltına alındıktan hemen sonra dosya bir bir anda cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da ekleniveriyor.
03:23Yazarın belirttiği gibi bu hamle son derece kritik çünkü hukuken bir tutuklama kararını gerekçelendirebilmek için bu suçlamanın varlığı adeta bir
03:32can simidi, olmazsa olmaz bir şart.
03:35Üçüncü bölüm Komedyenin savunması
03:38Bakalım karşı taraf ne diyor?
03:40Göktaş savunmasında dini değerleri aşağılama gibi bir kastı olmadığını, her türden politik figürü zaten mizahi bir dille ele aldığını söylüyor.
03:49Ama asıl kilit kelime burada diktatör. Komedyen diyor ki bu kelime tıpkı demokrat ya da otokrat gibi siyasi bir nitelemedir.
03:58Ben bunu bir hakaret olarak değil, Türkiye'deki sosyolojik durumlara mizahi bir çerçeveden bakmak için kullandım diyor.
04:04Dördüncü bölüm Erdoğan'ın geçmişteki tutumu
04:07Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte bu kelimeye nasıl tepki veriyordu?
04:12Yazarın incelemesindeki en büyüleyici tarihsel çelişki tam da burada başlıyor işte.
04:17Geçmişte batıdan gelen eleştirilere karşı Erdoğan bizzat şu yanıtı vermişti.
04:22İsterlerse diktatör desinler, umrumda değil. Bir kulağımdan girer, diğer kulağımdan çıkar.
04:28Gayet net değil mi? Yani lider bu kelimeyi kişisel bir hakaret olarak almadığını açıkça beyan etmiş.
04:35Dahası da var, bir Finlandiyalı gazeteci kendisine açık açık, siz diktatör müsünüz diye sorduğunda verdiği yanıtta kayıtlarda aynen şöyle.
04:44Diktatörün olduğu bir ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız.
04:49Erdoğan burada Türkiye'deki özgürlükleri ve kendisine edilen hakaretlere gösterilen sabrı kanıt olarak sunup, bu etiketin kendisine uymadığını bizzat kendisi savunuyor.
04:59Ve yazarın hatırlattığı belki de en vurucu cümle şu, Erdoğan zamanında diyor ki, ben diktatör olsam sen küpredersin, he diktatörün
05:07olduğu ülkede anında işini bitirirler.
05:09İnanılmaz bir dramatik ironi var burada.
05:12Gerçek diktatörlerin eleştirenleri anında cezalandıracağını söyleyen bir liderin sisteminde, bugün bir komedyen sadece bu kelimeyi kullandığı için tutuklanıyor.
05:22Beşinci bölüm, hukuki emsaller.
05:24Siyaseti bırakıp mahkemelere bakalım.
05:26Kaynağımızın ortaya koyduğu bu bilgi, hukuken gerçekten devasa bir emsal.
05:32Şöyle bir tarihsel iştahatları taradığımızda ne görüyoruz biliyor musunuz?
05:36Diktatör kelimesinin kullanımı üzerine açılan davaların neredeyse tamamı beraatle sonuçlanmış.
05:41Yani Türk yargısı geçmişte bunu açıkça bir suç olarak görmemiş.
05:46Hatta kaynakta geçen eski bir mahkeme kararı var ki, durumu tek kelimeyle özetliyor.
05:50Hakim, 20'li yaşlarındaki öğrencilerin yargılandığı bir davada, sanıkların savunmasını almaya bile gerek duymadan direkt beraat kararı veriyor.
05:59Gerekçesi ne dersiniz?
06:00Büyük Türkçe sözlük.
06:02Hakim sözlükteki tanıma atıfta bulunarak bunun bir hakaret değil, tartışma götürür bir siyasi eleştiri olduğuna hükmediyor.
06:09Yani tam da komedinin bugün savunduğu şey.
06:15Şimdi tüm bu parçaları birleştirdiğimizde karşımıza gerçekten devasa, adeta dağ gibi bir çelişki çıkıyor.
06:23Düşünsenize bir yanda bizzat cumhurbaşkanı tarafından umrumda değil denilen, mahkemelerce siyasi eleştiridir denilip beraat verilen bir kelime var.
06:32Diğer yandaysa bugün tamamen aynı kelime, cumhurbaşkanına hakaret sayılarak bir komedyene ters kelepçeyle hapse göndermek için hukuki bir silah olarak
06:41kullanılıyor.
06:42Aradaki uçurum kelimenin tam anlamıyla inanılmaz.
06:45Ve işte kaynağımızın bizi baş başa bıraktığı o can alıcı, o nihai soru.
06:51Dün hakaret sayılmayan, hoş görülen, umrumda değil denilen bir ifade nasıl oluyor da bugün bu kadar sert bir yaptırıma ve
06:59tutuklamaya dönüşebiliyor?
07:00Acaba kanunlar mı değişti yoksa hukukun o sınırlarını çizen tolerans seviyesi mi?
07:05İfade özgürlüğünün geçirdiği bu evrim hepimizin, evet hepimizin günlük hayatını etkileyen ve üzerine çok derin düşünmemiz gereken bir konu.
07:14Bu incelememize katıldığınız için teşekkürler, bu sorunun cevabını kendi içinizde tartmayı sizlere bırakıyorum.
07:21Bir sonraki dosyada görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar