00:00Herkese merhaba, bugünkü yepyeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün aslında çok çarpıcı bir konuyu,
00:06görünüşte küçücük bir yasal detayın nasıl devasa tartışmalar yaratabildiğini konuşacağız.
00:11Avukat Mehmet Bacaksız tarafından kaleme alınan hukuki bir analizi
00:15tamamen objektif bir mercekle masaya yatırıyoruz.
00:182003 yılında Türkiye'de bir kanun değişiyor ve yazar diyor ki
00:22bu ufacık düzenleme ülkedeki misyonerlik faaliyetlerinin kaderini baştan aşağı değiştirdi.
00:27Hadi gelin, işin aslı neymiş? Bu metnin derinliklerine birlikte dalalım.
00:31Nelerden mi bahsedeceğiz? Hızlıca bir özet geçeyim.
00:34Önce işin tarihsel arka planına bakacağız, ardından AB süreci ve o meşhur yasaya değineceğiz.
00:40Sonra yazarın argümanının kalbi olan camiden ibadethaneye geçiş mevzusunu konuşacağız
00:45ve son olarak yazarın endişeleri ve vardığı sonuçlarla toparlayacağız.
00:49Pekala, hiç vakit kaybetmeden ilk durağımızla başlayalım.
00:52Tarihsel arka plan.
00:53Yazarımız Avukat Bacaksız konuya öyle paldır küldür 2003 yılından girmiyor.
00:59Bizi alıp ta 19. yüzyıla Hristiyan misyonerlik faaliyetlerinin Türkiye'deki köklerine götürüyor.
01:05Çok spesifik bir zaman çizelgesi var karşımızda.
01:0819. yüzyılda özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin Anadolu'nun dört bir yanına açtığı Amerikan kolejleriyle başlıyoruz.
01:15Sonra 20. yüzyıla geliyoruz karşımıza ABD'nin gönderdiği meşhur barış gönüllüleri çıkıyor.
01:22Ve yazar diyor ki işte bu tarihsel akış günün sonunda bizi doğrudan 2000'li yılların başına yani Avrupa Birliği uyum
01:29sürecine bağlıyor.
01:30Bu bir zincir anlıyor musunuz?
01:32Tabii burada yazarın gerçekten çok iddialı olduğu bir nokta var ve bunu tarafsızca aktarmak zorundayız.
01:37Bacaksıza göre 20. yüzyıldaki bu barış gönüllüleri gibi yapılar sadece din yayma yani misyonerlik peşinde koşmadılar.
01:44Yazar bu grupların işin içine casusluk faaliyetlerine de kattığını hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bölücülük tohumları ektiklerini yeri sürüyor.
01:51Yani ona göre mesele sadece dini bir mesele değil ortada çok ciddi ulusal güvenliği ilgilendiren devasa bir tehdit algısı var.
01:58İşte bu gerilimli arka plandan sonra yazar bizi yavaş yavaş asıl olayların patlak verdiği 2000'li yılların başına yasal değişikliklerin
02:06o ana katalizörüne getiriyor.
02:08O dönemin atmosferini de tek bir cümleyle şöyle özetliyor.
02:11Avrupa Birliği'ne tam üye olmak sevdası herkesi sardı.
02:14Hatırlarsınız belki dönemin iktidarı ve diğer tüm siyasi partiler için AB'ye girmek bir numaralı gündem maddesiydi.
02:21Bacaksız diyor ki AB de bu hevesi gördü ve masaya bir sürü mevzuat değişikliği şartı koydu.
02:26Bunlar da AB uyum yasaları adı altında meclisten hızla geçiverdi.
02:30Evet geldik ikinci bölüme.
02:32AB süreci ve bahsi geçen bu yasa.
02:34Teyki bunca laf ettik ama spesifik olarak hedefteki yasa hangisi?
02:40İmar kanunu.
02:41İmar kanunu dediğimiz şey biliyorsunuz şehirlerin nasıl planlanacağını,
02:45nereye hangi binanın dikileceğini ve arazilerin nasıl kullanılacağını belirleyen o temel kurallar bütünüdür.
02:51Yazarın iddiası tam olarak şu.
02:53İşte bu koca imar kanunu Avrupa Birliği'nin taleplerini karşılamak adına sessiz sedasız ama sonuçları adeta deprem etkisi yaratacak şekilde
03:02değiştirildi.
03:02Şimdi bu metinde asıl ilginç olan şeye gelelim.
03:0515 Temmuz 2003 tarihinde kanuna bir ek madde konuyor.
03:09Kanun aynen şöyle diyor.
03:11İmar planlarının tanziminde planlanan beldenin ve bölgenin şartlarıyla müstakbel ihtiyaçları göz önünde tutularak lüzumlu ibadet yerleri ayrılır.
03:21Yazar bu kısacık cümlenin Türkiye'nin demografik ve dini yapılaşma kurallarında tam anlamıyla bir kırılma noktası olduğunu söylüyor.
03:29İyi de neden?
03:30Bu sıradan gibi duran cümlede nasıl bir şifre gizli?
03:33Hemen üçüncü bölüme geçelim.
03:35Camiden ibadethaneye geçiş.
03:38Mesele burada kopuyor zaten.
03:39İnanır mısınız o sayfalarca süren tarihi tartışmalar, korkular ve yasal süreçler aslında kanundaki tek bir kelimenin, evet sadece tek bir
03:49kelimenin değişmesine dayanıyor.
03:522003 öncesinde imar kanununda yer alan ifade camiydi.
03:55Yani bir plan yapılırken mühtülüğe sorulur, cami yapılacak yerler plana işlenirdi.
04:00Sonra 2003'te o değişiklik yapıldı ve cami kelimesi çıkarılıp yerine ibadethane yazıldı.
04:06Yazar burada haklı olarak duruyor ve diyor ki, cami sadece Müslümanlara aittir ama ibadethane derseniz o devasa bir şemsiyedir.
04:13Kiliseyi de kapsar, havrayı da.
04:15Ve işte yazarın tün tezinin temel taşı bu ufacık anlamsal eksen kaymasında yatıyor.
04:21Yazar bacaksız tam da bu kelime değişikliği için çok çarpıcı bir not düşüyor.
04:24İlk bakışta masum görünse de.
04:26Yani kağıt üzerinde bakıyorsunuz, kanun yapıcı evrensel bir terim kullanmış, gayet modern, kapsayıcı bir düzeltme gibi duruyor değil mi?
04:33Ama yazar hiç de öyle düşünmüyor.
04:35Ona göre bu masum görünen ufacık rötuş aslında sistemi kelimenin tam anlamıyla delik deşik ederek hukuki boşlukların ardına kadar açılmasına
04:43ve bir sürü tehlikeye davetiye çıkardı.
04:46Tabii şimdi haklı olarak şu kilit soruyu soruyorsunuz.
04:48İyi de kağıt üzerindeki bu tek kelimelik değişiklik soyut bir teori olmaktan çıkıp bizim sokağımıza, mahallemize yani gerçek dünyaya tam
04:58olarak nasıl yansıyor?
04:59Yazar bu soruyu havada bırakmıyor, bize çok net, varsayımsal bir senaryo çiziyor.
05:04Geldik son bölüme yazarın endişeleri ve çıkardığı sonuçlar.
05:08Bakalım işin pratiği neymiş?
05:09Gelin şimdi teorinin pratiğe nasıl dönüştüğüne adım adım bakalım.
05:13Yazar bugün yeni bir kilise açmanın hukuki olarak ne kadar çocuk oyuncağı haline geldiğini iddia ediyor.
05:19Birinci adım, herhangi bir şehirde sadece 40 kişi bir araya geliyor, bizim bir ibadethaneye ihtiyacımız var deyip bir imza topluyor.
05:27İkinci adım, bu dilekçeyi doğrudan oranın valisine ya da kaymakamına veriyorlar.
05:32Yazarın iddia ettiğine göre amir bu izni vermek zorunda kalıyor.
05:36Üçüncü adım, açılacak yer için belediyeden ufak bir tadilat onayı alınıyor.
05:40Bingo, imar mevzuatına uygunluk tereyağından kıl çeker gibi halledilmiş oluyor.
05:46Yazarın gözlemlerine göre bu inanılmaz derecede kolaylaşan hukuki süreç yepyeni ve bir o kadar ilginç bir fenomen doğurduğu apartman kiliseleri.
05:54Evet, yanlış duymadınız, artık öyle gösterişli, çankuleli müstakil binalar falan hayal etmeyin.
06:00Bacaksız, az önce saydığımız o basit yöntemi izleyerek büyük şehirlerdeki sıradan apartman dairelerinin şakır şakır kiliseye dönüştürüldüğünü belirtiyor.
06:08Üstelik, yazarın iddialarına göre burada son derece planlı, sessiz ve derinden ilerleyen bir gizli operasyon stratejisi var.
06:16Bu kiliseler bilerek apartmanlarda açılıyor.
06:18Neden mi?
06:19Çünkü mahalleliden tepki çekmek istemiyorlar.
06:22Dışarıya hiçbir tabela asmıyorlar, kapıda hiçbir ibare yok, bacaksız, bu grupların sessiz sedasız örgütlendiğini
06:28ve kendi içlerinde belirli o kritik sayıya ulaşana kadar tamamen radarın altında uçtuklarını iddia ediyor.
06:34Baya organize bir iş.
06:36Şimdi burada yazarın analizinin bam teline dokunuyoruz.
06:39Geçmişle günümüz arasında çok net bir zıtlık var.
06:42Bakın, yazar, eskiden Hristiyanlık propagandası yasaklı demiyor.
06:46Türkiye layık bir devlet olduğu için bu propaganda zaten yasaldı diyor.
06:50Peki, geçmişteki o büyük engel, o devasa darboğaz neydi?
06:54Mekan yoktu.
06:55Fiziksel mekan.
06:56Misyonerlerin toplanıp ibadet edebilecekleri yasal bir yer bulmaları çok zordu.
07:00Ama bugüne bakıyoruz, yazarın perspektifine göre o 2003'teki yasa değişikliği sayesinde
07:06bu fiziksel mekan bulma sorunu resmen buharlaşıp gitti.
07:09Ve en nihayetinde tüm o tarihsel süreç, Avrupa Birliği yasaları,
07:14cami kelimesinin silinip ibadethanenin gelmesi ve apartman kiliselerinin birbiri ardına türemesi,
07:20yazar, avukat Mehmet Bacaksız tüm bu analizi tek bir çarpıcı cümleyle, kendi nihai sonucuyla özetliyor.
07:26Böylelikle ülkemize, milletimize yönelik misyonerlik faaliyetleri oldukça kolaylaşmıştır.
07:32Analizin özü tam olarak bu.
07:34Yasal mevzuattaki ufacık teknik bir kelime değişimi,
07:37misyonerliğin önündeki en büyük fiziksel bariyeri yerle bir etmiştir, diyor yazar.
07:41İncelememizin sonuna gelirken açıkçası hepimizin kafasında yankılanan o kışkırtıcı soruyu sormadan edemiyorum.
07:47Genelde yasaları çok sıkıcı, teknik, hayatımızdan kopuk metinler olarak görürüz değil mi?
07:52Ama bugün gördük ki sıradan bir imar kanunundaki o tek kelimelik semantik değişim bile
07:57ne kadar derin, beklenmedik sonuçlara yol açabiliyor.
08:01Gerçekten de küçük yasal değişiklikler ya da sadece tek bir kelimenin değişmesi
08:05bir ulusun demografik ve kültürel dokusunu baştan aşağı yeniden şekillendirebilir mi?
08:09Bunu bir düşünün derim.
08:11Bu bilgi dolu analizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
08:14Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar