00:00Herkese merhaba, bugün elimizde oldukça sert, hani derler ya, kelimelerini hiç sakınmayan bir metin var.
00:06Yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı Burası Neresi başlıklı makaleyi masaya yatırıyoruz.
00:12Bu analizde yazarın adeta bir bilinç akışı şeklinde bir çırpıda kağıda döktüğü o yoğun siyasi eleştirileri alıp tarafsız bir gözle
00:20parçalarını ayıracağız.
00:22Hazırsanız yazarın zihin dünyasına ve Türkiye gündemine dair ortaya attığı bu çarpıcı iddialara doğru hızlıca yola çıkalım.
00:29Şimdi kaynak metnimiz gerçekten çok hızlı akıyor, birbiri ardına sıralanan şikayetler, isyanlar var.
00:36Biz de yazarın ne demek istediğini daha net görebilmek, argümanlarını takip edebilmek için bu metni altı ana başlığa böldük.
00:43Sırasıyla yargı ve siyasi figürler, beklenmedik siyasi ittifaklar, tarihi acılar ve cezasızlık, toplumsal duyarsızlığa eleştiri, 15 Temmuz ve siyasi ayaksalığa
00:54ve son olarak da gençlik ve dini eğitim konularına bakacağız.
00:58Hemen ilk başlığımızla yani yargı ve siyasi figürler konusuyla başlayalım.
01:05Öz kendirciye göre mahkeme salonlarında o beklediğimiz, olması gereken tarafsızlıktan veya ağır başlılıktan eser yok.
01:13Düşünün kendi ifadeleriyle mübaşirlerin milletvekillerini azarladığı, hatta bir hakimin kalkıp bir vekile resmen soytarı dediği bir tablodan bahsediyor.
01:22İnanılmaz değil mi?
01:23Ama yazarın asıl üzerinde durduğu nokta Ekrem İmamoğlu davası.
01:27İmamoğlu'nu Erdoğan'ı her seçimde yenen, hakkında somut suçlama olmayan müstakbel cumhurbaşkanı adayı olarak tanımlıyor.
01:34Ve iddia ediyor ki İmamoğlu sadece duruşmadaki söz sırasını sorguladığı için hakim tarafından salondan yaka paça, tabiri carizse dışarı atılmış,
01:439 Temmuz'u ertelenen bu davanın ardından yazar okuyucuya dönüp çok net bir soru soruyor.
01:48Suçsuz yere bir gün bile hapiste yatsanız ne hissedersiniz?
01:52Gelelim ikinci bölümümüze.
01:54Beklenmedik siyasi ittifaklar.
01:57Yazarın günümüz siyasetindeki ilkesizliğe duyduğu öfke, bu bölümde özellikle Doğu Perinçek üzerinde yoğunlaşıyor.
02:04Özken dercinin iddiasına göre, oy oranı binde birin bile altında olan Vatan Partisi lideri, sırf siyasi bir avantaj koparmak umuduyla
02:12Kemal Kılıçdaroğlu'na övgüler diziyor.
02:15Tabi yazarın asıl şaşkınlığı bu siyasi manevradan ziyade o derin ideolojik tutarsızlıkta gizli.
02:22Aynen şu ifadeleri kullanıyor.
02:24Perinçek'in geçmişine bakarsak, Atatürk'ün en ateşli savunuculuğundan cani başı Apo dahil kimlerle flört etmedi ki?
02:31Yani bu kadar uç noktalardaki keskin dönüşleri muazzam bir siyasi ikiyüzlülük örneği olarak önümüze koyuyor.
02:38Üçüncü durağımız ise tarihi acılar ve cezasızlık.
02:42Yazar burada metnine öyle bir kurgulamış ki sanki elimizde yakıcı bir Temmuz takvimi var.
02:482 Temmuz'da 33 insanın hayatını kaybettiği o korkunç madımak faciasının yıl dönümü.
02:54Hemen ardından 9 Temmuz'da az önce konuştuğumuz İmamoğlu davası.
02:58Ve peşinden gelen 15 Temmuz darbe girişimi yıl dönümü.
03:02Özkendirci aslında tesadüf gibi duran bu tarihleri bilerek yan yana getiriyor.
03:07Türkiye'de adalet ve toplumsal hafıza kavramlarının tıpkı Temmuz sıcağı gibi insanı boğan, yakıcı bir hal aldığını savunuyor.
03:15Bu Temmuz takviminin ilk durağı olan madımakla yazar cezasızlık konusuna gerçekten çok sert bir giriş yapıyor.
03:23Baktığımızda tablo çok ağır.
03:26Madımak'ta yitip giden 33 can, Çetin Kaya mağazasına atılan Molotov'la kaybedilen 12 can.
03:31Özkendirci bu katliamların faillerinin ya zaman aşımı gibi kendi deyimiyle saçma bulduğu yasalarla kurtulduğunu
03:38ya da bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sağlık sorunları gerekçe gösterilerek affedildiğini hatırlatıyor.
03:45Ve işte o can alıcı, isyan dolu soruyu soruyor.
03:48İnsanları yakarak öldüren caninin hangi sağlık durumu bu ölümlerden ağırdır?
03:53Yazara göre bu cezasızlık hali bir tesadüf değil, iktidarın bilinçli olarak üç maymunu oynama taktiği.
04:00Dördüncü bölümümüz toplumsal duyarsızlığa eleştiri.
04:04Bakalım burası çok ilginç.
04:06Yazar, kurumları ve siyasetçileri adeta topa tuttuktan sonra oklarını bu kez sıradan vatandaşlara çeviriyor.
04:13Ve çok ironik bir metafor kullanıyor, deve kuşu vatandaş.
04:17Peki kim bu deve kuşları?
04:18Yazarın hedefinde şu meşhur ben siyasetle hiç ilgilenmem diyen kitle var.
04:24Özkenderci'ye göre böylesine sıcak, böylesine hayati bir temuz gündeminde apolitik kalmak masum bir tercih falan değil, düpedüz gizli bir
04:33iktidar yandaşlığı.
04:34Yani iktidarı açıkça desteklemekten çekinenlerin kendilerini temize çıkarma yolu diyor buna.
04:39Yazara kalırsa bu kişiler bir deve kuşu gibi başlarını kuma gömseler de dışarıdan bakıldığında nerede durdukları kabak gibi ortada.
04:48Beşinci başlığımız oldukça tanıdık ve tartışmalı bir konu, 15 Temmuz ve siyasi ayak.
04:56251, sadece bir sayı değil elbette.
04:5915 Temmuz darbe girişimi gecesi kaybettiğimiz canların sayısı.
05:02Yazar kendi siyasi argümanına, eleştirilerine geçmeden önce bir an durup bu olayın ağırlığını hatırlatıyor.
05:08Özellikle de boynu kesilerek öldürüldüğünü belirttiği askeri öğrenciler de dahil olmak üzere bu kayıpların acısını doğrudan metnine yansıtıyor.
05:16Ama o 251 canın ardından yazar hiç vakit kaybetmeden yıllardır tartışılan o soruyu yapıştırıyor.
05:23Peki siyasi ayak nerede?
05:24Özkendirce darbe girişiminin üzerinden onca yıl geçmesine rağmen olayların siyasi ayağına bir türlü dokunulmadığını iddia ediyor.
05:32Hatta daha da ileri giderek, 15 Temmuz'un baş faili olarak gördüğü o yapının,
05:36geçmişteki sadık mensuplarının bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekili veya bakan koltuklarında oturduğunu öne sürüyor.
05:42İşin içine biraz da alaycılık katarak, Binali Yıldırım'ın geçmişte bitirilemeyen projeler sorulduğunda gülerek,
05:4815 Temmuz projesi yanıtını verdiğini iddia ediyor.
05:50İktidarın bu sürece ele alış biçimine karşı devasa bir güvensizlik var burada.
05:54Ve altıncı, son bölümümüz, Gençlik ve Dini Eğitim.
05:59Yazarın bu bölümdeki hedef tahtasında, kurucuları arasında Bilal Erdoğan'ın da yer aldığı TÜGVA Vakfı var.
06:05Öncelikle yazarın verdiği şu rakamların büyüklüğüne bir bakın,
06:08vakfın sadece yaz aylarında 81 ilde tam tamına 500 bin çocuğa ulaşması bekleniyormuş.
06:15Özkenderci'nin asıl dehşete düşüren şey ise bu çocuklara verilecek eğitimin içeriği.
06:20İddiasına göre öğrencilere Dini Değerler Eğitimi adı altında,
06:23şeytan taşlama, kefen sarma veya maket bir kabe etrafında tavaf yapma gibi uygulamalı dersler verilecek.
06:29Yazar, Türkiye'nin geleceğinin, o genç zihinlerin nasıl bir kalıba sokulduğu konusunda inanılmaz endişeli.
06:35Evet, bu derinlemesine analizimizin sonuna gelirken yazarın yazısına nasıl nokta koyduğuna bir bakalım.
06:42Özkenderci metnini okuyucuya dönüp,
06:45Temmuz sıcağında beyninizi daha çok buharlaştırmadan bana müsaade diyerek aslında oldukça alaycı ve kapkaranlık bir tonda bitiriyor.
06:53Fark ettiğiniz üzere yazarın çizdiği bu kaotik tablo, siyasetin, yargının ve toplumsal belleğin birbirine girdiği çok katmanlı ağır bir eleştiri
07:03sunuyor bize.
07:04Peki soruyorum size,
07:05acaba bu analiz boyunca adım adım incelediğimiz bu tür yüksek tansiyonlu ateşli siyasi yorumlar gerçeği daha net anlamamıza mı yardımcı
07:14oluyor,
07:14yoksa tam tersine kutuplaşmayı körükleyip beynimizin buharlaşmasını mı hızlandırıyor?
07:19İşte bu sorunun cevabını tamamen size bırakıyorum.
07:22Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler, öğrenmeye ve tabii ki sorgulamaya devam edin.
07:28Görüşmek üzere.
Yorumlar