İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında. Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir? Şahsiyetimizi nasıl koruyacağız gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.
İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında.
Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir?
Şahsiyetimizi nasıl koruyacağız gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.
Programımızın üçüncü konusu "Şer-î Hüküm Ve Çeşitleri"
- Şer-i hüküm nedir? - Şâri/Şeriat koyucu kimdir? - İktiza, tahyir ve vaz’i, kavramları nedir? - Farz, vacip, mendup, mübah, haram ve mekruh nedir? - Teklifi hükümler ile vazi hükümler arasındaki fark nedir? - Vaz’i hükümler kaç kısma ayrılır? - Vacip ve farz aynı mıdır? - Farz-ı ayn ve Farz-ı kifaye nedir? - Sebep, şart, mani, sıhhat, ifsad, butlan, azimet ve ruhsat nedir? - Şart ve rükün arasında fark var mıdır?
- İslami Şahsiyet 1. Ders "İslam Kültürü" youtu.be/-7uPRtFNqSA
- İslami Şahsiyet 2. Ders "Fıkıh Usulü" youtu.be/y_QlZVPrSJ4
- İslami Şahsiyet 3. Ders "Hüküm Konusu" youtu.be/m4gB1psNe3k
#islam #sohbet #SerdarYılmaz #değişimitakipedin #değişimdevamediyor #muslim
Serdar Yılmaz'ın hazırladığı "Hayata Yöne Veren Mefhumlar" programına aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.
Değişim TV'yi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz
✔️ http://twitter.com/DegisimtvKD
✔️ http://facebook.com/degisimtv.kd
✔️ http://instagram.com/degisimtv
Değişimin medya portalı degisim.tv
http://degisim.tv/kategori/20/islami-sahsiyet
İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında.
Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir?
Şahsiyetimizi nasıl koruyacağız gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.
Programımızın üçüncü konusu "Şer-î Hüküm Ve Çeşitleri"
- Şer-i hüküm nedir? - Şâri/Şeriat koyucu kimdir? - İktiza, tahyir ve vaz’i, kavramları nedir? - Farz, vacip, mendup, mübah, haram ve mekruh nedir? - Teklifi hükümler ile vazi hükümler arasındaki fark nedir? - Vaz’i hükümler kaç kısma ayrılır? - Vacip ve farz aynı mıdır? - Farz-ı ayn ve Farz-ı kifaye nedir? - Sebep, şart, mani, sıhhat, ifsad, butlan, azimet ve ruhsat nedir? - Şart ve rükün arasında fark var mıdır?
- İslami Şahsiyet 1. Ders "İslam Kültürü" youtu.be/-7uPRtFNqSA
- İslami Şahsiyet 2. Ders "Fıkıh Usulü" youtu.be/y_QlZVPrSJ4
- İslami Şahsiyet 3. Ders "Hüküm Konusu" youtu.be/m4gB1psNe3k
#islam #sohbet #SerdarYılmaz #değişimitakipedin #değişimdevamediyor #muslim
Serdar Yılmaz'ın hazırladığı "Hayata Yöne Veren Mefhumlar" programına aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.
Değişim TV'yi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz
✔️ http://twitter.com/DegisimtvKD
✔️ http://facebook.com/degisimtv.kd
✔️ http://instagram.com/degisimtv
Değişimin medya portalı degisim.tv
http://degisim.tv/kategori/20/islami-sahsiyet
Category
📚
LearningTranscript
00:00Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah, Esselatu ve Selamu ala Resulillah, emma vaat.
00:11Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.
00:15Kıymetli kardeşlerim, İslami Şahsiyet adlı programımızda takip ettiğimiz fıkıh usulü derslerimizde bu akşam şer'i hüküm ve çeşitleri konusunu ele alacağız.
00:29Rabbim gereği gibi anlamayı ve anlatabilmeyi nasip etsin ve istifademizi ziyadeleştirsin inşallah.
00:38Kardeşlerim geçen dersimizde hüküm konusunu işlerken kulların tüm fiil ve davranışlarına ilişkin şer'iatın bir hükmü olduğundan ve öncelikle bu hükmün bilinmesinin vacip olduğundan bahsetmiştik.
00:54İşte bu şer'iatın hükümleri olan şer'i hükümlerin neler olduğunu ve çeşitlerini usul alimleri detaylıca ele almış ve bunları beyan etmişlerdir.
01:07Bizde öncelikle şer'i hüküm nedir, tanımı ve vakası nasıldır bununla başlayalım.
01:14Şer'i hükmün tanımı şudur kardeşlerim.
01:17Şer'i hüküm kulların fiilleriyle alakalı olarak iktiza, tahhir ve vaz'i şeklinde şari'in hitabıdır.
01:28Evet şer'i hükmün tanımı bu.
01:30Şimdi bu tanımı açalım ve anlamaya çalışalım.
01:34Öncelikle tanımda geçen şari, şer'iat koyucu demektir.
01:40Ve şari yani şer'iat koyucu Allah-u Teala'dır.
01:44Bazı alimler ve usulcüler bu tanımda geçen şari'in hitabı yerine Allah'ın hitabı lafzını kullanırlar.
01:52Ancak bu hitaptan sadece Kur'an'ın anlaşılmaması için ve hitaba delalet eden olması bakımından sünneti ve sahabe radiyallahu anh'un icmasını da kapsaması için şari'in hitabı denilmiştir.
02:08Ve bu daha dakik bir ifadedir.
02:10Zira sünnet de vahiy olduğu için şari'in hitabındandır.
02:14Yine sünnetten bir delil açığa çıkardığından dolayı sahabe icması da nedir?
02:21Şari'in hitabındandır.
02:23Ancak şari sadece Allah-u Teala'dır.
02:27Şari'in hitabı ise bize kitap ile, sünnet ile ve sahabe icmasıyla ulaşır.
02:34Bundan dolayı tanımda geçen şari'in hitabından kasıt budur.
02:39Yine bazı alimler tanımda geçen kulların fiillerine ilişkin tabiri yerine mükelleflerin fiilleri lafzını kullanmışlardır.
02:50Ancak mükellef olmadıkları halde mallarına zekat düşmesi hasebiyle çocuk ve deli ile ilgili şer hükümler de olduğundan mükelleflerin fiilleri yerine kulların fiilleri tabiri de daha yerindedir ve daha dakiktir.
03:07Böylece şer hükmün tanımında geçen kulların fiillerine ilişkin şari'in hitabıdır ibaresinden ne kastedildiğini izah etmiş olduk.
03:17Şimdi ise tanımda geçen ve şer'i hükmün çeşitlerini ortaya koyan iktiza, tahhir ve vaz'i kavramlarını ve içeriklerini ele alalım.
03:29Kardeşlerim iktiza demek talep demektir.
03:32Hitabın iktiza ile ilgili olması taleple ilgili olması anlamındadır.
03:38İktiza yani talep ise iki şekilde olur.
03:42Ya bir fiilin yapılması talep edilir ya da yapılmaması yani terk edilmesi talep edilir.
03:49Bir fiilin yapılmasının talebi eğer kesin ve bağlayıcı bir şekilde talep edildiyse o vacip veya farzdır.
03:57Eğer bir fiilin yapılmamasının talebi kesin ve bağlayıcı değil de tavsiye niteliğindeyse o mendup, sünnet veya nafiledir.
04:12Bunları biraz sonra açıklayacağız.
04:14Şimdi sadece tanımı anlamaya çalışalım.
04:17Bir fiilin terk edilmesi ve yapılmaması talep ediliyor ve bu talep kesin ve bağlayıcı ise o haram ve yasaktır.
04:30Şayet bir fiilin terk edilmesi talep ediliyor fakat bu talep kesin değil ise o da mekruhtur.
04:39İşte iktizanın manası ve vakası bu şekildedir.
04:45Yani talep demektir.
04:48Bu talep yapılmasının ya da terkinin talebi olur ve bu da kesinlik veya kesin olmama durumuna göre de dört kısma ayrılır.
05:02Bunlar vacip, mendup, haram ve mekruhtur.
05:08Tanımda geçen tahyir ise kıymetli dostlar kulun muhayyer olduğunu yani serbest olduğunu belirten bir hitaptır.
05:21Bir fiilin yapılıp yapılmamasında kişinin serbest olmasıdır ki bu da mübahlık hükmüdür.
05:30İşte tanımda geçen iktiza ve tahyir bunlardır.
05:35Şer'i hükmün beş çeşididir.
05:39Aynı zamanda bu talep ve tahyir hükümlerine kıymetli dostlar teklif hitabı da denir.
05:48Ve bu şekilde şer'i hükmün tanımında şari'in hitabı, teklif hitabı ve vadi'i hitap olarak da ikiye ayrılır.
05:58Şimdi gelelim tanımdaki vaz-i hükme.
06:05Ne demek?
06:07Vaz demek kardeşlerim kelime manası olarak fiil formunda bir şey ortaya koymak, kurallar ve kaideler belirlemek manasındadır.
06:21İsim formunda ise durum ve vaziyet manasında kullanılır.
06:26Şer'i hükmün tanımındaki vaz ise şari'in hükümler için bir durum, bir vaziyet ortaya koymasıdır.
06:40Bazı şeyleri hükümler için sebep kılması gibi veya mani kılması gibi ya da bazı şeyleri şart kılması gibi.
06:49Ayrıca bazı durumları hükümler açısından ruhsat kılması gibi.
06:57Şimdi bunu biraz daha açalım ve teklifi hükümler ile vaz-i hükümler arasındaki farkı anlamaya çalışalım.
07:06Dediğimiz gibi şari'in kulların fiilleri hakkında hükümler indirdi.
07:14Bu hükümler biraz önce bahsettiğimiz teklifi hükümlerdir.
07:18Bu hükümlerle Rabbimiz ne yaptı?
07:22Fiillerin hükümlerini açıkladı.
07:26Yine şari-i taala bu hükümlerin gerçekleşmesi, yerine getirilmesi ve tamamlanmasının kendisine bağlı olduğu bir takım başka hükümler de indirdi.
07:40Yani kulların fiillerine ilişkin hükümler indirdiği gibi bu hükümlerin kendisine bağlı olduğu başka bir takım hükümler de indirdi.
07:53Dolayısıyla direkt kulun fiillerine ilişkin inen hükümlere teklifi hükümler denilir.
08:01Bu teklifi hükümlere ilişkin inen hükümlere de vaz-i hüküm denilir.
08:08Yani birisi direkt kulun fiiline ilişkin çözümdür.
08:14Diğeri bu hükümlere ilişkin çözümdür.
08:18İşte aradaki fark budur.
08:21Şimdi örnek üzerinden açıklayalım.
08:25Şari-i Teala teklifi bir hüküm olarak namazı emretti mesela.
08:32Ve akimussalah namazı ikame edin buyurdu.
08:35Aynı şekilde inne salate kânet ala'l-mü'minîne kitâbem mevkûta.
08:42Namaz müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır buyurdu.
08:48Şimdi bu ayetler kuldan namaz kılmasını talep ediyor.
08:54Ve bunu vacip kılıyor.
08:56Bu bizzat kulun fiiline ilişkin teklifi bir hüküm.
08:59Peki bizler vakitlere bağlı olan bu namazları ne zaman kılacağız?
09:07Hangi vakitlerde kılacağız?
09:09Yani ben öğlen namazının vaktinin girdiğini ya da çıktığını nereden bileceğim?
09:14İşte akimussalâta lidulûki şems.
09:21Güneşin dulûku, zevali yani tam tepeden batıya yönelmesinden itibaren namaz kıl buyuruyor.
09:30Bakın bu ayet öğlen namazının vaktinin alametini ortaya koyuyor.
09:36Yani kulun fiiline ilişkin namaz hükmünün varlığının işaretlerinden birini ve sebebini açıklıyor.
09:47İşte bu namaz hükmüne ilişkin gelen sebep hükmüdür ve vaz'i hükümlerdendir.
09:55Yine mesela namaz için abdestin şart olması.
10:00Namaz hükmüne dair nedir?
10:02Tamamlayıcı bir vasıftır.
10:04Ve şart hükmü vaz'i bir hükümdür.
10:08Yine örneğin zekatın farz olması teklifi bir hükümdür.
10:14Öyle değil mi?
10:15Zekat müminlere farz kılındı.
10:19Ancak nisab miktarı bir mala sahip olmak ise zekatın sebebidir.
10:27Üzerinden bir yılın geçmesi ise nisabın şartıdır.
10:32Borçlu olmak ise zekatın neydir?
10:37Manisidir.
10:38Bakın burada hem sebep hem şart hem de mani hükümleri vaz'i hükümlerdendir.
10:46Aynı şekilde rızaya dayalı icap ve kabul içeren bir alışveriş sahihtir deriz.
10:56Ancak icap ve kabulden bir unsuru içermeyen alışveriş batıldır.
11:02İşte fasitlik ve batıllık vaz'i hükümlerdendir.
11:07Yine ayakta durmaktan aciz olan hastaya oturarak namaz kılabilmesi ruhsat hükümlerindendir ve bu da vaz'i hükümlerdendir.
11:20Dolayısıyla kardeşlerim aynen bu verdiğimiz örneklerde olduğu gibi teklifi hükümlerin gerektirdiği hususlarla ilgili olarak gelen hükümlere de vaz'i hükümler denilir ve bunlar da beş kısma ayrılır.
11:39Birincisi sebep, ikincisi şart, üçüncüsü mani, dördüncüsü sıhhat, butlam ve fesat yani sahihlik, batıllık ve fasitliktir ki bu üçü aynı kısımda değerlendirilir.
11:57Ve sonuncusu da beşincisi de azamet, azimet ve ruhsat.
12:01Böylece şer'i hükümler beşi teklifi hükümler olan vacip, mendup, haram, mekruh ve mübahtır.
12:10Beşi de vaz'i hükümlerdir.
12:13Şimdi bunları da genel hatlarıyla inceleyelim ve vacipten başlayalım.
12:20Kardeşlerim vacip ve farz eş anlamlı iki kelime olup yapılması kesin bir şekilde talep edilen hükümdür.
12:33Ancak bilindiği gibi Hanefi mezhebinde farz ve vacip arasında bir ayrım vardır.
12:40Hanefi mezhebi imamlarına göre eğer teklif, kitap ve mütevatir sünnet gibi kat'i bir delille sabit olduysa o farzdır.
12:52Haber-ül vahid veya kıyas gibi zanni bir delille sabit olduysa o da vaciptir derler.
13:00Delilin sabitliği bakımından böyle bir ayrıma gitmelerine rağmen amelin kesinliği noktasında farz da vacip de mutlaka yapılması gereken şari'in kesin emridir.
13:18Bir de bu ayrımı şundan dolayı da yaparlar.
13:23Farzı inkar eden delilin subutu kat'i olduğu için kafir olur derler.
13:29Ancak vacibin inkarı kişiyi kafir yapmaz derler.
13:34Tabi farz ve vacip arasında böyle bir ayrım diğer mezhepler ve müştehit alimler tarafından doğru bulunmamıştır.
13:42Zira böyle bir ayrım ne lügat açısından söz konustur ne de şeriatta bu ayrıma delalet eden bir şey olmasından dolayı söz konustur.
13:51Çünkü vaciplik isimlendirmesi şari tarafından kesin bir talep mi değil mi noktasında bir isimlendirmedir.
14:00Yani konunun delilin subutu ile ilgisi yoktur.
14:05Kesinliğe delalet ediyor mu etmiyor mu diye delaletle ilgisi vardır.
14:10Bu sebeple diğer alimler bu ayrıma karşı çıkmışlar ve farz ile vacibin aynı şeyi ifade ettiğini beyan etmişlerdir.
14:22Vacib konusunda bir diğer usulî ayrım da uygulanması ve tatbiki açısından vacibin ikiye ayrılmasıdır.
14:31Bu da vacibul ayni ve vacibul kifahi ayrımıdır.
14:36Daha yaygın bilinen ismiyle farz-ı ayın ve farz-ı kifaye.
14:39Farz oluşu yönünden bu ikisi arasında bir fark yoktur kardeşlerim.
14:45Çünkü her ikisi de farz kılınmıştır ve fiilin talebi kesindir.
14:49Aralarındaki fark ise şudur.
14:52Farz-ı ayın her fertten bizzat talep edilen bazılarının yerine getirmesiyle diğerlerinden düşmeyen farzlardır.
15:01Mesela namaz ve oruç gibi.
15:03Farz-ı kifaye ise bütün Müslümanlardan yapılması talep edilen husustur.
15:08Farz-ı ikamesi için kifaye yani yeterlilik hasıl olursa bu durumda onu ister Müslümanların tamamı yapsın isterse bir kısmı yapsın fark etmez farz yerine getirilmiş olur.
15:20Farz-ı ikamesi için yeterlilik hasıl olmazsa ta ki farz yerine getirilseye kadar her bir Müslümanın üzerine vacib olarak kalır.
15:30Toplumumuzda işte bu konuda en bilinen örnek nedir?
15:33Cenaze namazıdır.
15:34Bunun dışında her dönemde Müslümanlar içerisinden müştehitlerin bulunması farzı kifayedir.
15:41Aynı şekilde İslami hayatı başlatmak ve hilafeti ikame etmek farzdır.
15:47Şayet Müslümanlardan bir kısmı bu farzı yerine getirebilirler ise diğerlerinden düşer.
15:52Ancak yeterlilik hasıl olmaz ve farz yerine getirilmez ise tüm Müslümanlar bundan mesul olur.
16:01İşte farz-ı ayın ve kifayi arasındaki fark budur.
16:06Velhasıl kardeşlerim farz ve vacip yapılması şari tarafından kesin bir şekilde talep edilen, yapılmadığı takdirde günaha ve azaba sebep olan hükümlerdir.
16:19Menduba gelince fiilin talebiyle ilgili şari'in hitabı kesin bir talep değilse o mendubdur.
16:28Fiilin yapılmasını talep eden şer'i bir nas bulunmakla birlikte bu talebin kesin bir talep olmayıp yapılmasını tercih eden bir talep olduğuna dair bir karinenin bulunduğu teklifi bir hükümdür.
16:43Bu durumda talep kesin olmadığından fiilin hükmü mendub olmaktadır.
16:50Aynı zamanda mendub faili şeriata göre övülen, terk edeni ise şeriata göre kınanmayan husus diye de tanımlanmıştır.
16:59Mendub nafile olarak da isimlendirilir ve ibadetlerdeki eş anlamlısı ise sünnettir.
17:06Örneğin cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 kat daha faziletlidir diye buyuruyor Allah Resulü.
17:14Ve bu şekilde cemaatle namazı emrediyor.
17:16Ancak farklı karinelerden dolayı bu talebin kesinlik ifade etmediği anlaşılmaktadır.
17:24Mesela bu karinelerden birisi Resulullah Aleyhissalatü Vesselam'ın tek başlarına namaz kılanlara sükut etmesidir.
17:30Farzın terkine sükut etmeyeceğinden dolayı bu emrin ve talebin mendub olduğunu gösterir.
17:37Aynı şekilde toplumumuzda bilinen şekliyle teravih namazları da nedir?
17:43Mendub ve sünnettir.
17:45Farz ve mendub hakkında ki bu açıklamalardan sonra şu hususuna değinmeden geçmek istemiyorum.
17:52Maalesef toplumumuzda farzlar ile mendublar birbirine karışmış durumda.
17:57Mesela farz olan namazlarını kılmayan ya da oruçlarını tutmayan kimseler teravih namazını hiç kaçırmamaya çalışıyorlar.
18:06İşte bu durum toplumumuzdaki cehaletin büyüklüğünü gösteriyor maalesef.
18:13Evet, teklifi hükümlerden üçüncüsü olan şey ise kardeşlerim haramdır.
18:20Ve haram da yapılmaması ve terk edilmesi kesin bir şekilde talep edilen hususlardır.
18:26Aynı şekilde faili yani yapanı şeriata göre zemme ve azaba müstahak olan fiillerdir de denmiştir.
18:35Örneğin Rabbimiz
18:37Zinaya yaklaşmayın çünkü o son derece çirkin bir iş ve çok kötü bir yoldur buyuruyor.
18:47İşte bu ayet açık bir şekilde zinanın haram olduğunu gösterir.
18:53Aynı şekilde faiz, hırsızlık, haksız yere bir cana kıyma gibi hususlar kebair olarak da bilinen haramlardır.
19:01Yine cuma namazı vaktinde alışveriş yapmak, bayram günlerinde oruç tutmak, batıl ve fasit akitler üzerinde sözleşmeler yapmak bunların hepsi haram olan hususlardandır.
19:17Mekruh ise bir fiilin terki ile alakalı şariğin hitabının kesin bir talep olmaması ancak terkinin kesin olmayan bir şekilde talep ve tavsiye edilmesidir.
19:35Aynı zamanda mekruh terk edeni şeriata göre övülen, yapanı ise şeriata göre kınanmayan husustur denilmiştir.
19:47Örneğin
19:48Yani hali vakti yerinde olup evlenmeyen bizden değildir diyor.
20:00Şimdi burada Allah Resulü imkanı olduğu halde evlenmemekten ne yaptı? Nehyetti.
20:09Ancak bu nehy kesin bir nehy değildir.
20:14Neden? Resul imkanı olduğu halde evlenmemiş bazı kimselerin bu durumlarına sessiz kalmıştı ve onları zorlamadı.
20:25Bu da nedir? Resulün takriridir ve bu tür kimselerin evlenmemelerinin mekruh olduğuna delalet etmektedir.
20:36Şimdi gelelim kardeşlerim teklifi hükümlerden beşincisi olan mübaha.
20:42İster serbestliğe dair açık bir nas ile olsun, isterse nastaki talebin sigasından serbestlik anlaşılsın, şari'nin hitabı fiilin yapılması ve terk edilmesi arasındaki serbestlik ile muhayyerlik ile alakalı ise o mübahtır ve helaldir.
21:09Mesela, Allah alışverişi helal kıldı buyruluyor ayette.
21:19Bakın burada mübahlığa dair ne var? Açık bir ibare var.
21:25Ehelle, helaldir diyor açıkça.
21:28Talebin sigasından ve gelişinden mübahlığın anlaşılması ise şöyle olur.
21:34Mesela Maide suresinde Rabbimiz Haç ve Umre'de ihramlı olan kimsenin avlanmasını yasakladı.
21:44Gayre muhellis saydi ve entüm horun buyurdu.
21:47Yani sizler ihramlı iken avlanmayı helal saymayın dedi.
21:52Sonra devamında ise ve ize haleltün festadu buyurdu.
22:00Yani ihramdan çıktığınızda avlanın buyurdu.
22:05İşte bir halden dolayı yasaklanan bir şeyin o hal geçince yapılmamasının talebi veya yapılmasının talebi özür dilerim mübahlığa delalet eder.
22:18Siga, emir sigası da olsa işte yapın gibi bu vacipliğe ya da memdupluğa ne yapmaz?
22:28Delalet etmez, mübahlığa delalet eder.
22:32Bakın işte ne dedi?
22:35İhramdan çıkınca avlanın.
22:37Şimdi buradaki avlanın hitabı emir sigasıdır ama bu vaciplik ya da memdupluğa delalet etmez, mübahlığa delalet eder.
22:48İşte bunun gibi çeşitli sigalar ve karinelerle şari'in serbest kıldığı hususlar mübahlardır.
22:59Ve geçen dersimizde bahsettiğimiz gibi mübah şer'i bir hükümdür.
23:04Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi hakkında hüküm olmayan husus değildir.
23:12Bu sebeple bir şeyin mübahlığına dair yine şer'i bir delil gerekir.
23:20Ve Rabbimizin mübah kıldığı hususlarla ilgili hepsine dair birer şer'i delil vardır.
23:28İşte kardeşlerim bu hükümler teklifi hükümler olan şer'i hükümlerin beş çeşididir.
23:38Şimdi ise vaz'i hükümlerin çeşitlerine gelelim.
23:44Biraz önce de dediğimiz gibi vaz'i hükümler de beş kısmı ayrılır.
23:49Ve bunların birincisi sebeptir.
23:52Sebep kıymetli dostlar bir hükmün varlığı için belirleyici olmak üzere bir delilin delalet ettiği açıkça belirlenmiş vasıflar ve sıfatlardır.
24:10Yani bir hükmün varlığını mükellefe kullarına bildirmek için şari'in koyduğu işaretlerdir.
24:20Zira şari mükellefler için şer'i hükümler getirdi ve ne yaptı?
24:27Onlarla sorumlu tuttu.
24:29Aynı zamanda bu hükmün varlığına delalet eden emareler de koymuştur.
24:36İşte bu işaretler ve emareler sebeplerdir ve hükmün varlığını belirleyen şeylerdir.
24:44Mesela biraz önce bahsettiğimiz güneşin zevali yani tam tepeden batıya doğru kayması öğlen namazının varlığını gösteren bir emaredir, işarettir.
25:02Güneşin batması nedir?
25:04Akşam namazının varlığını gösteren bir işarettir.
25:07Fecr-i sadık sabah namazının varlığını gösteren alamettir.
25:15Su mu li ru'yetihi.
25:17Hilali görünce oruç tutun buyuruyor Allah Resulü.
25:20Yani Ramazan hilalinin görülmesi Ramazan orucunun alametidir.
25:26İşte tüm bunlar sebep hükümleridir.
25:29Aynı şekilde nisap miktarı bir mala ulaşılması zekatın varlığının sebebidir.
25:40Yine şer-i akitler mülkiyetin intikali ve bunlardan faydalanabilmenin sebebidir.
25:49Zaruret hali nedir?
25:52Ölü hayvan etinin mübah olmasının sebebidir.
25:55Kısaca sebep sadece hükmün varlığına işaret eden bir sıfat ve niteliktir.
26:02Bakın sebep hükmü farz kılan şey değildir.
26:06Hükmün varlığına emare olan şeydir.
26:09Hükmü farz kılan kesin bir şekilde uygulamasını talep eden değildir.
26:14Mesela Ramazan orucunu farz kılan
26:17فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ شَهْرَ فَلْ يَسُمْهُ
26:20İçinizden her kim Ramazan ayına şahit olursa oruç tutsun ayetidir.
26:25Hilalin görülmesinin talebi ise Ramazan ayına girildiğinin ve orucun vaktinin girdiğinin sebebidir.
26:34Aynı zamanda sebep için netice bakımından şöyle bir tanım da yapılmıştır.
26:39Sebep varlığı varlığını yokluğu yokluğunu gerektiren şeydir denilmiştir.
26:45Yani güneş battı ise akşam namazı vardır.
26:51Batmadı ise akşam namazı yoktur.
26:53Nisap miktarı mal varsa zekat vardır yoksa zekat yoktur.
26:59Evet işte vaz'i hükümlerden olan sebep budur.
27:03Gelelim ikinci hüküm olan şarta.
27:07Şart kardeşlerim hükmün gerektirdiği hususlarda şart koşulanı tamamlayan vasıftır.
27:16Bakın sebep hükmün varlığını gösteren vasıftır, şart ise hükmü tamamlayan vasıftır.
27:24Ne gibi?
27:25Namaz için abdest gibi.
27:27Abdestlilik nedir?
27:29Namazı tamamlayan bir vasıftır.
27:32Ve şart yokluğunda hükmün yokluğunu gerektiren, varlığında ise hükmün varlığını gerektirmeyen bir şeydir.
27:41Örneğin abdest olmadan namaz olmaz.
27:45Yani abdestin yokluğu namazın yokluğunu gerektirir.
27:48Ama varlığı varlığını gerektirmez.
27:50Yani abdest alındığında namaz kılınmayabilir.
27:54Yine mesela nisap miktarı bir mal üzerinden bir hicri yılın geçmesi zekatın şartıdır.
28:00Bir hicri yıl geçmeden zekat olmaz ama bir yıl geçmiş olmasına rağmen nisabın değişmesinden, borçtan ya da başka bir sebepten dolayı zekat verilemeyebilir.
28:13Yani şartın varlığı, hükmün varlığını gerektirmez ama yokluğu hükmün yokluğunu gerektirir.
28:20İşte bu şart ve sebep arasındaki farktır aynı zamanda.
28:24Şartın tamamlayıcı bir vasıf olmasından dolayı bazen rükün ile karıştırılmaktadır.
28:31Şart ve rükün arasında da fark vardır.
28:34Şart, meşrutun tamamlayıcı vasıfı olup onun bir parçası değildir.
28:39Mesela abdest namazın sıhhatinin şartıdır ama namazın bir parçası değildir öyle değil mi?
28:45Rükün ise bir şeyin parçasıdır ve onsuz tamamlanmaz.
28:51Namazda kıyam gibi, secde gibi.
28:54Rükü ve secde namazın neyidir?
28:56Parçasıdır.
28:57Ondan ayrı bir şey değildir.
28:59İşte bu da şarta ilişkin bir durumdur.
29:02Yani şart o hükümden ayrı bir şeydir.
29:06Ondan bir parça değildir.
29:10Ve yine kardeşlerim şartla ilgili bilmemiz gereken diğer bir husus ise şartın sadece teklifi hükümlere has olmadığıdır.
29:20Bazen teklifi hükümde şart olur, bazen de vaz'i hükümde şart olur.
29:29Nasıl?
29:30Örneğin abdest, setravret bunlar bir teklifi hüküm olan namazın şartlarıdır.
29:41Ancak nisap miktarında bir hicri yılın geçmesi vaz'i hüküm olan sebebin şartıdır.
29:52Zira zekatın sebebi neydi?
29:55Nisap miktarı bir mala sahip olmaktı öyle değil mi?
29:58İşte bu sebep hükmü olan nisap miktarı malın bir yıl korunması ve üzerinden bir yıl geçmesi ise sebebin şartıdır.
30:11Aynı şekilde Rabbimiz el kesme hükmünü emretti.
30:17Peki el kesmenin sebebi neydi?
30:21Hırsızlıktı öyle değil mi?
30:22Hırsızlık el kesmenin sebebidir.
30:25Ancak hırsızlık sebebinin şartı ise çalınan malın korunaklı bir yerden çalınmasıdır.
30:35Yani korunaklı olma bir şarttır ve bu şart sebebin şartıdır, hükmün değil.
30:43Yine katile uygulanacak kısas için de öldürmenin kasten olması nedir?
30:52Şarttır.
30:52İşte bu şekilde bir vaz'i hüküm olan şart hükmü hem teklifi hükümlerde hem de vaz'i hükümlerde nakli delillerle belirlenmiş vasıflardır.
31:07Şimdi de vaz'i hükümlerden üçüncüsü olan mani hükmüne gelelim.
31:15Mani kardeşlerim varlığı hükmün ve sebebin varlığına engel olan vasıf ve durum.
31:34Tanımdan da anlaşılacağı gibi mani hükme mani olan ve sebebe mani olan olarak ikiye ayrılır.
31:44Hükme mani olana örnek verecek olursak katillik vasfının mirasçı olmaya mani olmasıdır.
31:55Ne demek bu?
31:56Yani şöyle bir kişi mirasçısı olduğu bir kişiyi öldürürse normalde kan bağı onun mirasçı olması hükmünü getirdiği halde
32:09katillik bu miras hükmüne mani olur.
32:15Bu hükme maniye bir örnektir.
32:18Sebebe mani olana örnek ise mesela nisap miktarını tamamlamış olmasına ve üzerinden de tam bir yılın geçmesine rağmen
32:30borcun varlığı zekatın vacip olmasına manidir.
32:36Çünkü borç tamamlayıcı sebep olan nisabın varlığına manidir.
32:43Yani borçtan dolayı ne olmuştur?
32:45Nisap korunamamıştır.
32:48Bir de kardeşlerim vaz'i hüküm olan mani hükümleri iki kısma ayrılırlar.
32:55Birincisi hem talebe hem de edaya eda edilmesine mani olanlar.
33:04İkincisi ise talebe mani olurken edaya mani olmayanlar.
33:10Ne demek bu?
33:11Şöyle örneğin delirmekle aklın gitmesi gibi durumlar veya kadınlar açısından hayız ve nifas durumları
33:22bazı hükümlerin hem talebini hem de edasını engelleyen manilerdir.
33:30Bu tarz durumlarda namaz gibi, oruç gibi hükümler talep edilmezler o kişide.
33:38Vacip olmazlar onlara.
33:39Aynı zamanda eda da edilmezler.
33:41Yani namaz da kılamazlar, oruç da tutamazlar.
33:44Ancak talebe mani olup edaya mani olmayan durumlar da vardır.
33:50Örneğin kadınlara biliyorsunuz cuma namazı farz değildir.
33:57Ya da çocuklara namaz ve oruç farz değildir.
34:02Yani kadınlık işte cuma namazının talebinin manisidir.
34:08Fakat kadın cuma namazını kılarsa, çocuk aynı şekilde namaz kılıp oruç tutarsa bu sahihtir.
34:17Yani bu ibadetleri eda etmeye, yerine getirmeye mani değildir.
34:24Sadece neye manidir?
34:26Talebe manidirler.
34:28Onlara farz kılınmamıştır.
34:31Aynı şekilde yolculuk, oruç ve namazların tamamlanması talebine manidir.
34:39Yani talebe manidir.
34:42Fakat yolcu oruç tutup namazını da kısaltmayıp tamamlarsa bu caizdir.
34:51Çünkü burada mani talebe manidir.
34:55Edaya mani değildir.
34:58Biraz sonra izah edeceğimiz ruhsat sebeplerinin tamamı böyledir.
35:05Talebe manidirler, edaya mani değildirler.
35:10Evet kıymetli dostlar.
35:12Şimdi geldik vazih hükümlerden dördüncü kısma.
35:17Bu da sıhhat, ifsat ve butlan hükümleridir.
35:23Bunların üçü biraz önce de zikrettiğimiz gibi tek bir kısımdır.
35:28Sıhhat demek kardeşlerim şari'in emrine uygunluk demektir.
35:36Sıhhat kelimesi yani sahihlik kelimesi bir amelin hem dünya hem de ahiret açısından şartlarına ve rükünlerine uygun olarak sonuçlanmış olduğunu ifade eder.
35:50Örneğin erkanına ve şartlarına uygun olarak kılınması halinde namaz sahih bir namaz olmuş olur.
36:00İşte mükellefin borçtan, sorumluluktan kurtulması ve hükmün üzerinden düşmesi anlamında ne deriz?
36:10Namaz sahihtir deriz.
36:11Aynı şekilde tüm şart ve rükünleri eda edilmiş bir satış işlemi sahih olarak nitelendirilir.
36:22Ve böyle bir niteleme alıcı açısından o malın mülkiyetinin artık ona geçtiğini, ondan faydalanma ve üzerinde tasarrufta bulunma hakkının mübah olduğu anlamına gelir.
36:37Butlan ise kardeşlerim sahihin tam tersidir.
36:41Yani butlan şariğin emrine uygunsuzluk demektir.
36:46Batıl olan demektir.
36:49Sahih ne demekti?
36:50Şariğin emrine uygunluk demektir.
36:53Batıllık yani butlan ise şariğin emrine uygunsuzluk demektir.
36:58Bir fiil veya işlemin batıllıkla, butlanla nitelenmesi, dünyada herhangi bir sonuç doğurmaması ve ahirette ise cezaya sebep olması anlamına gelir.
37:14Yani kişi üzerindeki mükellefiyeti eda etmemiş ve sorumluluktan kurtulmamıştır.
37:22Örneğin namaz rükünlerinden biri terk edildiğinde ne olur?
37:28Batıl olur.
37:28Yani sahih olmaz.
37:30Bilerek bir şey yiyip içildiğinde oruç batıl olur.
37:34Aynı şekilde alışveriş de rükünlerinden biri terk edildiğinde batıl alışveriş olur.
37:41Ve butlan faydalanmanın haramlılığını gerektirir ve ahirette de cezaya neden olur.
37:48Örneğin bir hayvanın henüz doğmamış yavrusunun satışı esastan batıldır.
37:56Çünkü akdin konusunun garar, belirsizlik içermesinden dolayı esastan yasaklanmıştır.
38:04Bu batıllıkla ilgili.
38:06Fesada gelince de fesat aynı butlan gibi şariğin emrine uygunsuzluktur.
38:14Ancak batıllık ile fasitlik arasında bir fark vardır.
38:18Butlan yani batıllık aslı ve özü itibariyle şariğin emrine uygunsuzluktur.
38:26Fesat ise durum farklıdır.
38:29Fesat aslı itibariyle şariğin emrine uygundur.
38:34Ancak bazı vasıfları itibariyle uygun değildir.
38:38İşte vasfındaki bu uygunsuzluk giderildiğinde fesat da ortadan kalkmış olur.
38:43Örneğin şehirlinin köylüye satışı, köylünün fiyatları bilmemesinden dolayı fasit bir satıştır.
38:52Zira buradaki alışverişte fesada sebep olan fiyat bilgisizliğidir.
38:58Fakat bu bilgisizlik giderildiğinde ne olur?
39:01Alışveriş sahi olur.
39:03Ve fesatlık unsuru kardeşlerim ibadetlerde olmaz.
39:09Sadece muamelelerde ve akitlerde olur.
39:12Yani akitlerde bir akti batıl kılan asli unsurlara muhalif durumlar vardır.
39:20Bir de asli unsurlara muhalif olmayan sadece belirli vasıflar üzerinden ifsada, fesada sebep olan durumlar vardır.
39:33Ama ibadetlerde batıl ve fesat ayrımı olmaz.
39:37Bir ibadet ya sahittir ya batıldır.
39:41Lafız olarak fesat ve ifsat lafzı kullanılsa dahi ibadetlerde bu mana batıl manasındadır.
39:48Ve işte vazih hükümlerden olan sıhhat, butlan ve fesat da budur.
39:55Ve şimdi son olarak da vazih hükümlerden beşincisi olan azimet ve ruhsat hükmüne değinelim.
40:02Azimet kardeşlerim genel bir kural olmak üzere konulmuş olan ve kulların amel etmeye mecbur oldukları hükümlerdir.
40:10Ruhsat ise bir özür sebebiyle azimetin hükmü baki olmakla beraber azimetin hükmünü hafifletmek için konulmuş hükümlerdir.
40:22Kullar ruhsatla amel etmeye nedir?
40:27Mecbur değillerdir.
40:29Ruhsat Allah'ın bir mazeret sebebiyle vaz ettiği bir hüküm olduğundan muteber olabilmesi için ne lazım?
40:38Muhakkak bir şer'i delille sabit olması lazım.
40:42Örneğin oruç tutmak bir azimettir.
40:45Hastanın oruç tutmaması ise ruhsattır.
40:46İşte abdeste azaların yıkanması azimettir.
40:51Ama yaralı veya kırık bir uzvun mesh edilmesi ise ruhsattır.
40:55İşte namazın ayakta kılınması nedir?
40:57Azimettir.
40:58Ama acziyet halinde oturarak namaz kılmak ise ruhsattır.
41:04Normal zamanlarda rekapları eksiksiz kılmak azimet iken seferi iken iki rekat kılmak nedir?
41:11Ruhsattır.
41:12Yani azimet genel olarak konulan husustur.
41:16Mükelleflerden yalnızca bir kısmına tahsis edilmez.
41:20Azimetle amel etmekle başka bir şeyle amel etmek arasında seçenek yoktur.
41:25Sadece kendisiyle amel edilmesi bağlayıcıdır.
41:29Ruhsat ise bir özürden dolayı aniden ortaya çıkan durumlarla ilgili olarak konulan husustur.
41:36Özür bulunduğu sürece ruhsat geçerlidir.
41:38Özür ortadan kalktığında geçerli değildir.
41:41Ve ruhsat yalnızca bu özürlü mükelleflere hastır.
41:47Ruhsat ve azimetle amel etme açısından ise durum şudur kardeşlerim.
41:54Bunlardan birisiyle amel etmek mübahtır.
41:58Yani kişi dilerse azimetle, dilerse ruhsatla amel eder.
42:05Çünkü ruhsatın nasları buna dalalet etmektedir.
42:09Buna özellikle değiniyorum.
42:11Zira bu fakihler ve müştehitler arasında tartışılan bir konu olmuştur.
42:16Yani kimileri ruhsatla amel etmenin mendup olduğunu söylemişlerdir.
42:20Kimileri de mübah olduğunu söylemişlerdir.
42:24Mesela işte ayet-i kerimede her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa
42:32başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur buyuruluyor ayette.
42:39Şimdi haram olan bir şeyi yemekten doğan günahın kaldırılmasında ruhsat verilmesi
42:47onun mübah olması demektir.
42:50Yani yaptığı işten dolayı onun bağışlanması da nedir?
42:57Mübahlıktır.
42:58Mesela Allah-u Teala şöyle buyurdu.
43:02Namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur buyurdu.
43:07Resulullah aleyhissalatü vesselam ile işte birlikte yolculuk yaptık.
43:10Oruç tutan vardı tutmayan da vardı.
43:13Ve onlardan hiç kimseyi ayıplamıyordu diye hadis-i şerifte geçti.
43:18İşte bu naslar ruhsatın mübah olduğuna, kişinin azimet ve ruhsattan dilediğiyle amel etme hakkının olduğuna açıkça delalet etmektedirler.
43:29Ve işte vaz'i hükümlerden olan azimet ve ruhsat hükümleri de bu şekildedir.
43:36Böylece kardeşlerim şer'i hükmün kısımları olan teklifi hükümler ve vaz'i hükümleri ele almış ve incelemiş olduk.
43:47Umarım mesele anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur.
43:52Rabbim istifade edebilmeyi ve bildiklerimiz ile amel edebilmeyi nasip eylesin.
43:58Böylece bu dersimizin de sonuna geldik.
44:02Bir sonraki dersimize kadar hepinizi Allah'a emanet ediyorum.
44:06Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.