Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 dakika önce
Yazı, Türkiye’nin yeni PKK açılımı sürecini ve bu süreçte yaşanan çarpıcı eşitsizlikleri ele almaktadır. Yazıda, terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını talep eden barış annelerinin devlet yetkilileri tarafından Meclis’te yüksek bir nezaketle ağırlandığına dikkat çekilmektedir. Buna karşın, eşit sosyal haklar ve muhatap bulma talebiyle Ankara’da 48 gün boyunca çadır eylemi yapan şehit aileleri ve gazilerin polis müdahalesiyle karşılaştığı vurgulanmaktadır. İktidar kanadının terörün tasfiyesini ve yeni adımları tartıştığı bu dönemde, gazilerin dışlanıp tehdit edilmesi ile terör yanlısı taleplerin meşrulaştırılması arasındaki keskin tezat eleştirilmektedir. Son olarak, şehit annesi Pakize Akbaba’ya açılan dava ile yetkililerin bu çifte standart yaklaşımı millet vicdanı açısından sorgulanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Selamlar. Bugün elimizde hani derler ya, okuyunca insanı gerçekten sarsan çok çarpıcı ve oldukça detaylı bir kaynak metin var.
00:08Bu incelememizde Türkiye'deki yeni siyasi tartışmaların gölgesinde yaşanan oldukça sert bir tezatlığı masaya yatırıyoruz.
00:15Bir yanda gazilerin ve şehit ailelerinin eşit haklar talep ettiği, maalesef pek çok gözden uzak tutulmaya çalışılan o 48 günlük
00:23hak arayışı ve mücadelesi.
00:25Diğer yanda ise başkentte, üstelik meclisin tam kalbinde çok farklı bir şekilde ağırlanan bambaşka bir grubun ziyareti var.
00:33Kaynağımız bu iki olayı arda arda koyarak bize aslında mevcut siyasetin çok net bir fotoğrafını çekiyor. Hazırsanız hadi bu konunun
00:39derinliklerine inelim.
00:41Yazarın metinde kullandığı şu çarpıcı alıntıyla başlayalım.
00:44Bu sözler gazeteci Abdülkadir Selvi'ye ait ve yazar bunu siyasette o yeni aşama ya da yeni süreç olarak adlandırılan
00:52atmosferin arka planındaki gerçeküstü durumu göstermek için harika bir kancı olarak kullanıyor.
00:56İnanılmaz değil mi?
00:57Yani siyasette taşlar yerinden oynuyor, söylemler bir anda değişiyor ve kaynak metnimiz de işte tam bu iddialı sözlerin havada uçuştuğu
01:05günlerde sokaktaki asıl gerçekliğin ne olduğuna bakmamız gerektiğini söylüyor.
01:10Hızlıca yol haritamıza bakalım.
01:11Önce yeni siyasi süreç tartışmalarına değineceğiz.
01:14Sonra asıl meselemiz olan gazilerin 48 günlük eylemini konuşacağız.
01:18Ardından verilen sözler ve çözümsüzlük, meclisteki o iki farklı ziyaret ve en sonunda da yazarın vicdan muhasebesiyle konumuzu toparlayacağız.
01:27Hemen birinci bölümle yani yeni siyasi süreç tartışmaları makro siyasi bağlamla başlıyoruz.
01:34Biliyorsunuz devletin en üst kademesinden peş peşe terörsüz Türkiye açıklamaları geldi.
01:39Kaynak metnimiz bu süreci tarafsızca aktarıyor.
01:41Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın silah bırakmanın teyit edilmesiyle geçilecek yeni aşama vurgusu.
01:47Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un devlet haklıyla millet vicdanının örtüşmesi şeklindeki beyanları.
01:53İktidar kanadı örgütün ilk kez bu kadar açık bir şekilde silah bırakmayı murat ettiğini söylüyor.
01:58Fakat yazarımız tam bu noktada çok önemli bir parantez açıyor.
02:02Yazar diyor ki anlatılan bu hikaye aslında öyle kayıtsız şartsız bir silah bırakma durumu falan değil.
02:08Masadaki asıl büyük temel talep ne biliyor musunuz?
02:11İmralı'daki terör örgütü liderinin serbest bırakılması.
02:13Yazar az önceki o hoparlörlü alıntıya dağıtıfta bulunarak çok net bir soru soruyor.
02:19Peki halk bu serbest bırakılmaya razı mı?
02:21Yani o koşulsuz teslimiyet anlatısına açıkça meydan okuyor.
02:25Siyasetin zirvesinde tüm bunlar konuşulurken sokakta,
02:29yani bizim incelememizin asıl odak noktası olan hak arayışında durum gerçekten bambaşkaydı.
02:34Bu da bizi ikinci bölüme.
02:36İncelememizin temel odağı olan gazilerin 48 günlük eylemine getiriyor.
02:41Dile kolay tam 48 gün.
02:43Her şey Temmuz ayında, beklentilerin çok altında kalan o paketin meclisten geçmesiyle başlıyor.
02:48Güven parktaki oturma eylemi sabah karşı 4.30'da polis baskınıyla bitiriliyor.
02:52Gaziler gazi uyum evine tıkılıyor, oradan kurtuluş parkına sürülüyor.
02:56Ve bu tam 48 gün sürüyor.
02:58Düşünün, eşit özlük ve sosyal haklar talep eden er gaziler ve şehit aileleri,
03:03sadece dertlerini anlatacak bir yetkili bulabilmek için Ankara'nın göbeğinde 48 gün geçiriyorlar.
03:10Ta ki o son günlerdeki malum telefon görüşmesine ve engellenen anıtka bir ziyaretine kadar.
03:15Tabii bu 48 gün öyle sakin bir bekleyiş değil.
03:18Yazarın metninde belgelediği fiziksel zorluklar inanılmaz.
03:21Şiddetli yağmur var, kavurucu sıcak var.
03:24Belediyenin gazilere gönderdiği çadırlar sırf üzerinde belediyenin adı yazıyor diye polis tarafından kaldırtılmış.
03:30Kendi evlatları gibi gördükleri polislerin kalkanlarıyla meclis parkında durduruluyorlar,
03:35bakanlıklardan içeri alınmıyorlar,
03:37hatta onlara destek olmaya çalışan bir İYİ Parti milletvekili o müdahale sırasında hastanelik oluyor.
03:43Bürokrasi gazilerin önüne adeta etten bir duvar örüyor.
03:46Metindeki şu anekdota özellikle dikkat çekmek istiyorum.
03:49Gaziler yeni vefat eden bir arkadaşları için helva dağıtmak ve Milli Savunma Komisyonu üyelerine dertlerini anlatmak üzere meclise gidiyorlar.
03:57Sadece helva ikram edecekler. Bu kadar basit.
04:00Peki sonuç?
04:01Kapıda inanılmaz bir güvenlik önlemi.
04:03Yerde saatlerce bekletilme.
04:05En sonunda içeri sadece bir kişi alınıyor.
04:07Ona da 5 dakikalık bir konuşma yaptırılıp hiçbir talepleri dinlenmeden geri yönderiliyorlar.
04:12Bir helva ikramı gibi saf, insani bir jestin çarptığı o soğuk bürokratik duvarı o kadar iyi anlatıyor ki bu olay.
04:18Peki sonra ne oldu?
04:20Üçüncü bölüm verilen sözler ve çözümsüzlük.
04:23Vaatler ve sonrası.
04:2430 Ağustos yaklaşırken yetkilileri bir telaş sarıyor.
04:28Çünkü gaziler topluca anıtkabire gidecek.
04:30Gözaltı uyarıları falan işe yaramayınca 28 Ağustos gecesi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral devreye giriyor.
04:37Görüntülü bir telefon görüşmesi yapılıyor, gazilere Ekim ayında meclis açılınca gereken neyse yapılacak söz veriliyor ve o 48 günlük zorlu
04:45eylem sırf bu söz üzerine bitiriliyor.
04:47Ama inanın bana eylem bittikten sonrası daha da kalp kırıcı.
04:51Eylem bitmesine rağmen 29 Ağustos'ta bile polis anıtkabire gitmelerine izin vermiyor.
04:56Derhal Ankara'yı terk edin deniyor.
04:59Dahası yazarın iddiasına göre gazilerin o özel dosyaları iktidara yakın medyaya sızdırılıyor,
05:04bazı tesislere giriş yasakları konuyor, işten çıkarma tehditleri dönüyor etrafta.
05:09En garibi de ne biliyor musunuz?
05:10O sözü veren başdanışman Oktay Saral bir süre sonra görevden alınıyor.
05:15Yani anlayacağınız verilen sözler tamamen havada kalıyor, hiçbir çözüm üretilmiyor.
05:20Şimdi gelelim yazarın asıl odaklandığı o tematik zıtlığa.
05:244. Bölüm
05:25Mecliste iki farklı ziyaret
05:27Tematik Karşıtlık
05:28Rakam 300
05:30Yazar Diyarbakır ve Van'dan kalkıp Ankara'ya gelen ve kendilerine barış anneleri diyen 300 kişilik bir kadın grubunun o iki
05:37günlük ziyaretine çeviriyor merceği.
05:39Bu grubun Ankara rotası gerçekten dikkat çekici.
05:42Önce nereye yerleşiyorlar dersiniz?
05:44Gazilerin sürülüp çıkarıldığı Kurtuluş Parkı'na.
05:47Ardından DEM Parti'yi ziyaret edip TBMM Parkı'nda çok rahat bir şekilde açıklama yapıyorlar.
05:52Hatırlayın, gaziler aynı parkta polis kalkanlarıyla durdurulup ağlatılmıştı.
05:57Sonra bu heyet zılgıtlar eşliğinde meclise giriyor, siyasi partilerle görüşüyor ve en nihayetinde bizzat TBMM Başkanı Nurman Kurtulmuş tarafından ağırlanıyor.
06:07Yazar bu ziyaretin asıl amacının İmralı'daki terörist başının tahliyesi olduğunu özellikle belirterek yetkililerin bu talepleri nasıl büyük bir ilgiyle dikkatle
06:15dinlediğinin altını çiziyor.
06:17Karşılaştırmanın çarpıcılığına bakar mısınız?
06:19Yazar aslında tabloyu tam ortadan ikiye bölüyor.
06:22Bir tarafta bu ülke için uzuvlarını kaybetmiş gazilerin 48 günlük tablosu, polis zoruyla sürülen, hiçbir üst düzey makamın kapısından içeri
06:30alınmayan, anıtkabire gidişleri bile yasaklanan gaziler.
06:34Diğer tarafta terör örgütü liderine özgürlük talep etmek için gelen, milletvekillerinin eşlik ettiği, parti liderlerinin tek tek dinlediği ve meclis
06:42başkanının baş köşede ağırladığı bir ziyaretçi grubu.
06:45Yazar ekstra hiçbir şey söylemiyor. Sadece bu iki durumu nötr bir şekilde yan yana koyuyor ve aradaki o devasa siyasi
06:52farkı yorumlamayı tamamen bize bırakıyor.
06:55Beşinci bölüm, yazarın vicdan kontrolü.
06:57Yazar metnin sonlarına doğru çok vurucu bir detaya daha yer veriyor.
07:02Haddini bil, sen sadece şehit annesisin.
07:05Bu söz inanılmaz değil mi?
07:07Yazarın aktardığına göre bu laf bir cenaze töreninde, mecliste terör istemiyoruz, çocuklarımızın katillerini affedemezsiniz diyen,
07:15Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba'ya bizzat dönemin savunma bakanı tarafından söylenmiş.
07:21Üzerine bir de bu kadına dava açılmış.
07:24Yazar diyor ki, siyasi vicdanın nasıl ters yüz olduğunun kanıtı işte budur.
07:29Bir tarafta azarlanan, dava açılan şehit anneleri, gaziler, diğer yanda mecliste baş köşede ağırlanan ziyaretçiler.
07:36Ve incelediğimiz kaynak metin, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu'nun sorduğu şu provokatif, bir o kadar da derin
07:43sıvıyla noktalanıyor.
07:44Terörist başına özgürlük isteyenleri baş köşede ağırlamışsınız.
07:48Bu toprakları vatan yapan, bedelini kanıyla ödeyen gazilerimizi niye kabul etmediniz Sayın Numan Kurtulmuş?
07:54Gerçekten de metnin bizi baş başa bıraktığı, üzerine çokça düşünmemiz gereken soru tam olarak bu.
08:00Siyasette dinamikler değişirken, bu ülke için en büyük bedeli ödeyenlerin durumu ne olacak?
08:05Bugünlük bizden bu kadar. Bir sonraki kaynak metin incelememizde görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Önerilen