Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 dakika önce
Yazar, geleneksel beslenme alışkanlıklarımızın zamanla nasıl bozulduğunu ve bunun halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ele almaktadır. Geçmişte tüketilen doğal siyez ve kazılca buğdayının yerini, yabancı ülkelerden ithal edilen genetiği değiştirilmiş cüce buğdayın almasıyla birlikte toplumda kronik hastalıkların hızla arttığı vurgulanmaktadır. Özellikle endüstriyel beyaz ekmeğin bir zenginlik simgesi olarak sunulması ve halka dayatılması, beslenme kültürümüzü ve sağlığımızı derinden sarsmıştır. Bunun yanı sıra, kimyasal katkı maddeleri, tarım ilaçları ve nişasta bazlı şekerler gibi zararlı bileşenlerin gıdalarda yaygınlaşması yeni nesillerin geleceğini tehdit etmektedir. Bu tehlikeli gidişatın önüne geçmek için ata tohumuyla yapılan geleneksel üretime geri dönülmesi ve organik gıdaların tercih edilmesi hayati bir zorunluluk olarak gösterilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün sofralarımızın baş tacı, o vazgeçilmezimiz olan ekmeği, yani günlük ekmeğimizi yatırıyoruz masaya.
00:09İncelediğimiz kaynak o masum gibi görünen dilimlerin ardındaki gizli genetik tarihi deşiyor ve ortaya çok iddialı bir başlık atıyor.
00:16Gözden düşüş, neden cüce buğday sağlığımızı bozdu?
00:19İşte bugün tam da bu sorunun peşine düşeceğiz, hazırsanız lafı hiç uzatmadan başlayalım.
00:25Kaynağımız işe gerçekten yüzümüze tokat gibi çarpan bir soruyla başlıyor.
00:28Düşünün, dünyada tam 195 ülke var, peki neden en çok ekmeği çöpe atan ülke biziz?
00:35Yani bir anda çok mu savurgan olduk?
00:37Yazar bu devasa israfın asıl nedeninin karakterimizle değil, gıda tedarik zincirimizde yaşanan çok büyük, tarihi bir kırılma ile ilgili olduğunu
00:45söylüyor.
00:46Olayı tam olarak kavrayabilmek için Türkiye'nin buğday serüvenine şöyle bir üstten bakmamız lazım.
00:51Hikaye aslında üçe ayrılıyor.
00:531948 öncesinin o mis gibi kokan, doğal, ekşi mayalı nostaljik günleri,
00:58sonra 1950'ler yani dış yardımlarla hayatımıza giren cüce buğday dönemi ve maalesef günümüz yani aşırı tüketimin ve kronik hastalıkların
01:07tavan yaptığı o son evre.
01:08Gelin önce o güzel günlere 1948 öncesine bir uzanalım.
01:13Kaynağımız o günleri üç kelimeye sığdırıyor.
01:15Organik, doğal ve doyurucu.
01:17Hani o büyüklerimizin anlattığı fırından yeni çıkmış esmer ekmeğin kokusunun sokağa sardığı zamanlar var ya, işte o.
01:25Evlerdeki gerçek ekşi mayayla pişen, bir iki dilim yediğinizde masadan gerçekten tok kalktığınız bir dönem bu.
01:31Peki ne oldu da bu doğallığı kaybettik?
01:33İşte burada yazar meselenin tam kalbine yani genetiğe iniyor.
01:37Bir tarafta Anadolu'nun binlerce yıllık yerel mirası, 14 kromozomlu siyez ve 28 kromozomlu kavılca var.
01:43Diğer taraftaysa laboratuvarlarda genleriyle oynanarak yaratılan 48 kromozomlu o meşhur cüce buğday.
01:50Kaynağımız bu yeni nesil ürünün aslında buğday bile olmadığını, sadece buğdayımsı laboratuvar üretimi bir şey olduğunu üstüne basa basa vurguluyor.
01:58Tabii bu genetik müdahalenin faturası hepimize çok ağır kesilmiş.
02:02Evet cüce buğday kısa sapı sayesinde tarlada rekor verimler sağladı sağlamasına ama beraberinde inanılmaz bir yıkım getirdi.
02:09İncelediğimiz rapora göre binlerce yıllık verimli topraklar bir yandaki miyasal gübrelerin ve zehirli tarım ilaçlarının bağımlısı haline geldi.
02:17Yani toprağın o kendi kendine yeten doğal bereketi kelimenin tam anlamıyla yok oldu.
02:23İşin tarihsel tarafına gelirsek.
02:241950'lerden sonra bu genetiği değiştirilmiş ürün bir anda Türkiye'nin kapısında bitiverdi.
02:30Kaynağımız burada dikkat çekici bir detay veriyor.
02:32Bu ürün ABD'nin elinde kalan ihtiyaç fazlasıydı ve yardım ambalajıyla ülkemize girdi.
02:37Özellikle o dönemdeki kuraklık yıllarında ucuz olduğu için ithal edilen bu GDO'lu cüce buğday başta ne kadar kurtarıcı görünse
02:44de aslında kapıdan içeri alınan bir Truva atıydı.
02:47Garip olan tarafı şu ki bu Truva atı bize çok ama çok şık bir ambalajda sunuldu.
02:52Yazar buna beyaz ekmek yanılsaması adını veriyor.
02:55Düşünün içinde ondan fazla katkı maddesi olan o bembeyaz pofuduk fabrika ekmeği dönemin medyası tarafından adeta zenginliğin, kalitenin ve modernleşmenin
03:04sembolü olarak pazarlandı.
03:06Tıpkı insanlara sağlıklı tereyağını bıraktırıp margarini mutfağa soktukları dönem gibi.
03:10Mis gibi doğal esmer ekmek gitti yerine bu sözde modern beyaz ekmek geldi.
03:15Bakın mefindeki şu alıntı bence meselenin özeti.
03:19Diyor ki halk beyaz ekmek yedikçe acıktı, acıktıkça beyaz ekmek yedi.
03:23Yazarın bahsettiği bu açlık paradoksu tam bir kısır döngü.
03:26Beyaz ekmek aslında sizi beslemiyor, vücutta yapay bir bağımlılık yaratıyor.
03:30İnsanların sürekli ekmeksiz doyamıyorum demesinin sebebi bu.
03:34Yedikçe daha çok acıktıran, adeta sizi içine çeken bir tuzak.
03:38Ve bu tuzağın bizi sürüklediği nokta neresi biliyor musunuz?
03:41Sıkı durun.
03:42Bugün Türkiye, dünya ekmek tüketim ortalamasının tam 5 katını tüketiyor.
03:46Evet, 5 kat. Dünyadaki herkesten 5 kat daha fazla ekmek yiyoruz.
03:51Çünkü incelediğimiz kaynağa göre yediğimiz şey hücrelerimizi beslemiyor, sadece ve sadece midemizi dolduruyor.
03:58O zaman en baştaki o yakıcı soruya geri dönüyoruz.
04:02Dünyada neden en çok ekmeği biz çöpe atıyoruz?
04:05Çünkü beyaz ekmek, rapora göre dünyada en çabuk bozulan, en hızlı küflenen ekmek türü.
04:09Doymuyoruz, doymadığımız için de eve poşet poşet fazladan alıyoruz.
04:14O ekmekler hemen bay atlıyor, taş gibi oluyor.
04:16Ve sonuç dağlar kadar çöpe giden milli servet.
04:20Kaynağımız meseleye küresel açıdan bakarken çok ironik bir zıtlık yakalamış.
04:24Yıllar önce Marshall yardımıyla bizim gibi beyaz ekmeğe geçen Avrupa ülkeleri zamanla uyanmış,
04:30işin tehlikesini fark edip beyaz ekmek tüketimini hızla terk etmişler.
04:33Ama biz?
04:34Yazar bizim ne yazık ki bu zararlı alışkanlıkta inatla direttiğimizi ve asıl bunu sorgulamamız gerektiğini söylüyor.
04:41Ve bu inanın bedelini maalesef sağlığımızla ödüyoruz.
04:44Kaynağımız bu cüce buğdayın sofralara yerleşmesiyle resmen bir hastalık patlaması yaşandığını belgeliyor.
04:50Listenin kabarıklığına bir bakar mısınız?
04:52Çölyak, diabet, obezite, bitmedi, Alzheimer, demans gibi beyin hastalıkları ve bir sürü otoimmün romatizmi aç sorun.
05:00Yazar açıkça midemize indirdiğimiz bu buğdayımsı yapının vücudumuzu içten içe sessizce çökerttiğini öne sürüyor.
05:08Hatta durum sadece bilindik kronik hastalıklarla bitmiyor, incelediğimiz metin meselenin insanın temel biyolojisini ve üremesini bile etkilediğini iddia ediyor.
05:17Alerji vakalarındaki o inanılmaz artış, erkeklerde hızla düşen sperm sayıları, hamile kalmada yaşanan zorluklar, sürekli artan sezaryen oranları.
05:26Kaynağımız tüm bu modern çağ krizlerinin faturasını doğrudan işte bu genetiğiyle oynanmış cüce buğdaya kesiyor.
05:33İşin bir de cep yakan ekonomik boyutu var tabii.
05:36Yazar burada biraz da sitem öderek şu soruyu soruyor.
05:39Neden bize sağlıklı, esmeri ekmeğin aslında uzun vadede çok daha ucuz olduğunu kimse söylemedi?
05:45Argüman çok net.
05:47Üç kuruş daha ucuz diye beyaz ekmek alıp sonra yıllarca hastanelerde, eczanelerde avuç dolusu para harcamak mı mantıklı yoksa başta
05:55sağlıklı, doyurucu kara ekmeğe yatırım yapmak mı?
05:58Ömür boyu sağlık maliyetlerine bakınca ucuz sandığımız o beyaz ekmek aslında bize inanılmaz pahalıya patlıyor.
06:05Tabii metne göre tek suçlu cüce buğday da değil.
06:07Modern besleme dediğimiz o mayın tarlasında başka büyük tehlikeler de var.
06:11Yazar burada akıl almaz bir ironiye işaret ediyor.
06:14Düşünün bunu üreten Amerika bile kendi ülkesinde nişasta bazlı şeker yani N5'e kullanımını düşürürken Türkiye'de bu oran neden durmadan
06:22artıyor?
06:23Normal şekerden 600 bin kat daha tatlı olan endüstriyel tatlandırıcılar, gazlı içecekler, o süslü paketlerdeki abur cuburlar, bunların hepsi yeni
06:31neslin sağlığına kurulmuş saatli bombalar olarak tanımlanıyor.
06:34İyi de bu gidişata nasıl dur diyeceğiz.
06:36Yazar sadece sorunu anlatıp bırakmıyor, krizden çıkmak için 3 net adım sıralamış.
06:421. Abur cubur ve o şekerli, gazlı sularla vedalaşıyoruz.
06:462. Tüketici gücümüzü kullanıp raflarda inatla kimyasalsız, GDO'suz gıda talep edeceğiz.
06:52Ve 3. Bizi doyuran toprağa, yerel ata tohumuyla üretim yapan o cefakar çiftçilere sonuna kadar destek olacağız.
06:59Ve işte yazarın en büyük çözümü, asıl can simidimiz tam burada yatıyor.
07:05Ata tohumu.
07:05Yani laboratuvarda genetiğiyle oynanmamış, o binlerce yıllık atalarımızdan kalan kimyasalsız gerçek tohumlar.
07:12Kaynağımız bu tohumlarla ekim yapan çiftçilerin desteklenmesini ve yerel yönetimlerin bu tohumları bulup halka ulaştırmasını hayati bir görev, bir memleket
07:20meselesi olarak görüyor.
07:22Kaynaktaki şu inanılmaz güçlü alıntıyı sizinle kelimesi kelimesine paylaşmak istiyorum.
07:27Çünkü bütün bu anlattıklarımızın adeta bir özeti.
07:30Sağlıklı bir hayat, sağlıklı bir gelecek ve sağlıklı bir nesil için doğal, GDO'suz, organik gıdalar ve sağlıklı içecekler seçmek zorundayız.
07:39Bakın bu sadece bir beslenme tavsiyesi değil.
07:41İncelediğimiz metin bunu geleceğimiz için, çocuklarımız için çok acil bir imdat çağrısı olarak önümüze koyuyor.
07:47İşte bugün incelediğimiz bu metin bizi gerçekten durup düşünmemiz gereken çok nitik bir soruyla baş başa bırakıyor.
07:54Cüce Buğday'ın o sözde masum görünümünün arkasında yatan gerçekleri ve hepimize nelere mal olduğunu gördük.
08:00Artık gerçeği biliyoruz.
08:01Ve bilmek değişimin tam da kendisidir, ilk adımıdır.
08:04Peki şimdi sıra sizde.
08:06Sağlığınızı ve geleceğinizi geri kazanmak için o gerçek ata tohumlarına dönmeye hazır mısınız?
08:12Bu incelememizde bizi eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:15Bir sonraki konumuzda görüşmek üzere.
08:17Sağlıkla kalın.

Önerilen