Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, Türkiye'nin terörle mücadelesinde geçmişten günümüze uzanan siyasi süreci ve İmralı'daki teröristbaşının idam dosyasının ertelenmesiyle başlayan kararları eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, dönemin koalisyon hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dayanarak infazı durdurmasını, hukuki ve toplumsal yansımaları üzerinden sorgulamaktadır. Şehit ailelerinin geçmişteki haklı endişelerine dikkat çekilirken, bugün gelinen noktada terör örgütü elebaşına sağlanan dolaylı siyasi alanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Güncel siyasi gelişmeler ve meclisteki yasal düzenlemeler, milli çıkarlar ve Atatürk ilkeleri çerçevesinde bir hayal kırıklığı olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak kaynak, geçmişteki tavizlerin bugünkü bölücü faaliyetlere zemin hazırladığını ve terörle müzakere süreçlerinin milli egemenliğe zarar verdiğini savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hoş geldiniz! Bugün masamızda gerçekten çarpıcı bir inceleme var.
00:04Biliyorsunuz bazen bugünü anlamak için çok değil, birkaç on yıl geriye gitmek yeterli oluyor.
00:10İşte ele alacağımız yazar da tam olarak bunu yapmış,
00:131999 yılında alınmış o kritik siyasi kararı alıp,
00:17adım adım günümüzün parlamento manzarasına bağlamış.
00:20Eğer bugünkü siyasi iklimin köklerinin aslında nerelere dayandığını merak ediyorsanız,
00:25bu inceleme taşları yerine oturtmanızı sağlayacak.
00:28Hadi başlayalım!
00:29Yazarın bugüne dair bakış açısını tam olarak kavrayabilmek için,
00:33aslında kendimize şu temel soruyu sormamız gerekiyor.
00:36Düşünsenize, 1999'daki tek bir siyasi toplantı,
00:40bugünün modern siyasetini nasıl bu kadar derinden yeniden şekillendirmiş olabilir?
00:45Geçmişin bugüne nasıl bir ön söz yazdığını görmek için,
00:4826 yıl öncesine o kritik döneme doğru kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:53İlk durağımız, olayların fitilini ateşleyen o uluslararası hamle,
00:591999 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi müdahalesi.
01:03Olayların nasıl hızla tırmandığına bir bakın.
01:0529 Haziran 1999'da terör örgütü lideri için verilen bir idam cezası var.
01:11Ancak bu karar çok geçmeden 30 Kasım'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden gelen bir tedbir kararıyla duraklatılıyor.
01:19Ve işte bu uluslararası fren, Ocak 2000'de Türkiye'nin siyasi kaderini tamamen etkileyecek olan o tarihi koalisyon toplantısına zemin hazırlıyor.
01:28Yazar tam da bu noktada çok ciddi bir hukuki çelişkiye parmak basıyor.
01:33Kesinleşmiş bir yargı kararının böyle dışarıdan bir müdahaleyle bekletilmesinin aslında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesine açıkça aykırı olduğunu savunuyor.
01:43Yani yazara göre ortada bariz bir anayasal ihla söz konusu.
01:47İşin daha da ilginç yanı ne biliyor musunuz?
01:50Yazar argümanını güçlendirmek için bizzat dönemin Ayhime Genel Sekreteri Wolfgang Peacart'ın sözlerini hatırlatıyor.
01:57Peacart'a göre mahkemenin bu tedbir kararı hukuken bağlayıcı bile değildi.
02:02Yani devleti buna uymaya zorlayan kesin bir yasal zorunluluk yoktu.
02:06Yazar bunun tamamen siyasi bir tercih olduğunun altını çiziyor.
02:10Tüm bu hukuki kargaşa bizi o günlerin en kritik anına, kader belirleyici koalisyon toplantısına götürüyor.
02:18Tam 7,5 saat süren anıtsal bir taplantıdan bahsediyoruz.
02:21Masada birbirine tamamen zıt iki görüş var.
02:24Bir tarafta MEP, dosyanın infaz için derhar meclise gönderilmesini,
02:29aksi halde ülkenin egemenlik haklarında büyük bir gedik açılacağını savunuyor.
02:33Diğer yanda ise Başbakan Bülent Ecevit ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın argümanı var.
02:38Onlar, ölü bir terör örgütü liderinin dirisinden çok daha tehlikeli olacağını,
02:43eldeki bu ismin stratejik bir koz olarak kullanılmasının çok daha akılcı olduğunu öne sürüyorlar.
02:48Sonunda bir uzlaşmaya varılıyor.
02:50Kamuoyuna, AYHM süreci tamamlanana kadar dosyanın Başbakanlık'ta bekletileceği açıklanıyor.
02:56Fakat yazar burada çok net bir tespitte bulunuyor.
02:59Metindeki o, süreç tamamlandığında ivedilikle gönderilecektir ifadesi,
03:03aslında sadece zaman kazanmak ve sokaktaki o muazzam kamuoyu öfkesini yatıştırmak için tasarlanmış bir oyalama taktiğiydi.
03:11Karar sonrası gelen tepkilerse tam bir tezat oluşturuyor.
03:15Öcalan, bu bekletilme kararını hemen Avrupa Birliği reformları ve iç barış için bir başlangıç olarak yorumlayıp,
03:21siyasi mesajlar vermeye başlıyor.
03:23Başbakan Ecevit ise buna çok sert ve öfkeli bir yanıt vererek,
03:27İmralı'nın asla bölücülüğü siyasallaştıracak bir kürsü haline gelmesine müsamaha gösterilmeyeceğini vurguluyor.
03:34Tabii kamuoyundaki tansiyon düşmüyor, bu da bizi şehit ailelerinin, dönemin cumhurbaşkanıyla buluştuğu o duygusal ana getiriyor.
03:42Bu görüşme sırasında bir şehit babası, cumhurbaşkanının karasına çıkıyor ve yazarın,
03:47kehanet niteliğinde dediği o tüylü üperten öngörüde bulunuyor.
03:50Giyor ki, sabır diyorsunuz ama sabrın sonunda idam yasalardan kaldırılacak ve apo asılmayacak.
03:57Sıradan bir vatandaşın siyasi gidişatı bu kadar net, bu kadar isabetli okuyabilmesi gerçekten inanılmaz değil mi?
04:05Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in o babaya verdiği yanıt ise,
04:08siyasi tarihimizin o meşhur, klişeleşmiş cümlesi oluyor.
04:12Dün dündür, bugün bugündür.
04:14Demirel, ailelere varsayımsal bir gelecek için endişelenmeyi bırakmalarını,
04:19bugüne odaklanmalarını ve tavsiye edilen o sabrı göstermelerini öğütlüyordu.
04:24Peki o gün gösterilen bu sabırın uzun vadeli tarihi sonuçları ne oldu?
04:29Şimdi biraz zamanı ileri saralım.
04:31Yazar, o şehit babasının korkutucu öngörüsünün yıllar içinde adım adım nasıl gerçeğe dönüştüğünün haritasını çıkarıyor.
04:38Düşen dominolara bir bakın.
04:40İdam cezası tamamen kaldırıldı.
04:42Devlet, çözüm süreçleri adı altında terör örgütü lideriyle defalarca masaya oturdu.
04:47Hapishane fiilen örgütün yönetildiği bir karargah haline geldi ve örgütün Suriye kolu kurulup güçlendi.
04:54Yazar, tüm bu devasa değişimlerin temeline 1999'daki o infazı bekletme kararına bağlıyor.
05:01Ve burada gerçekten acı bir ayroni var.
05:051999'da olayları birebir öngören o şehit babası Mehmet Gencer, 2012'deki açılım politikalarına karşı muhalefetini sürdürdüğü için dışlandı.
05:14Hatta uydurma suçlamalarla mahkeme kapılarında süründürüldü.
05:18Yani haklı çıkmanın, öngörülü olmanın maalesef çok ağır bir bedeli olmuştu.
05:24Geldik günümüze.
05:25O tarihi manevraların bugünkü siyasi yankılarına bir bakalım.
05:29Karşımızda devasa bir rakam duruyor, 467.
05:33Bu, mecliste geçtiğimiz günlerde yeni bir yasa için verilen rekor kabul oyunu temsil ediyor.
05:39Yazar, bu tarihi oylamayı sıradan, tekil bir yasa çıkarma işlemi olarak görmüyor.
05:44Bunu, on yıllardır süren ve az önce anlattığımız o tavizler zincirinin en son, en güncel halkası olarak okuyor.
05:52Yazar, CHP lideri Özgür Özel'in bu yasaya verdiği desteği savunan şu sözlerine özellikle dikkat çekiyor.
05:59Ben, adam yine kazandı diye bakmıyorum.
06:02Bir kazanan varsa, ülke kazanıyordur.
06:04Özel, kendi vicdanının rahat olduğunu söylese de, yazar, süreci bölücü taleplere boyun eğmek olarak okuyan kesimin hayal kırıklığını hatırlatıyor.
06:13Yazara göre asıl kazanan adam, hala İmralı'daki lider.
06:17Üstelik bu rekor oylamanın ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un çıkıp, yeni bir sivil anayasa için siyasi iklim artık olgunlaştı
06:27demesi de dikkat çekici.
06:28İncelemeye göre, bu durum, alıştıra alıştıra ilerleyen o kademeli siyasi kaymalar örüntüsünün aynen devam ettiğinin çok net bir göstergesi.
06:38Oylama, daha büyük hedefler için bir sıçrama tahtası olarak kullanılıyor.
06:42Yazarın analizinde en sert tepkiyi gösterdiği noktalardan biri de, yazar Abdülkadir Selvi'nin getirdiği değerlendirme.
06:51Selvi, ortada bir zafer veya yenilgi yok diyor, ancak makale, bu tür bir söylemin koskoca bir devleti ve bir terör
06:59örgütünü iki eşit taraf gibi göstermeyi normalleştirdiğini,
07:03bunun devlet ciddiyetiyle kesinlikle bağdaşmadığını, hatta tehlikeli olduğunu savunuyor.
07:08İnceleme, gerçekten zihinlere kazınacak, kışkırtıcı bir soruyla son buluyor.
07:13Yazar diyor ki, eğer gerçekten ortada bir zafer yoksa, yasa kabul edildikten hemen sonra,
07:19dem partili üyelerin meclisin ortasında yaptığı o kutlama işaretinin anlamı neydi?
07:24İşte bu soru, 1999'dan beri akan tarihin, alınan o ilk kararların bugünü nasıl şekillendirdiğini hepimize yeniden sorgulatıyor.
07:33Bir sonraki incelemede görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen