Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 dakika önce
Almanya’daki Türk göçünün tarihi, asırlar öncesine dayanan karmaşık bir geçmişe ve bu süreçte yaşanan ayrımcılık ile uyum mücadelelerine dayanmaktadır. Geçmişte savaş esiri olarak veya sonraları misafir işçi statüsüyle ülkeye gelen Türkler, ekonomik kalkınmaya büyük katkılar sağlamalarına rağmen kalıcı birer toplumsal unsur olarak kabul görmekte zorlanmıştır. Toplumun her alanında varlık gösteren ikinci ve üçüncü nesiller, hâlâ kimlikleri ve kökenleri sorgulanan ötekileştirici tavırlarla karşı karşıya kalmaktadır. Tarih boyunca bu topraklarda verilen emeklerin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanırken, artık geçici birer misafir değil ülkenin asli sahipleri olarak görülme talebi dile getirilmektedir. Sonuç olarak bu anlatı, Alman toplumunun göç gerçekliğiyle yüzleşmesini ve Türk kökenli bireylerin hak ettikleri eşit yurttaşlık ile aidiyet duygusunu elde etme mücadelesini gözler önüne sermektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bu incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün doğrudan kaynak materyallerimize dalıp 1961 misafir işçi anlaşmasının arka planına, o dönen sistemsel çarklara bakıyoruz.
00:10Nasıl oldu da misafirlikten ev sahipliğine uzanan o devasa dönüşüm yaşandı, bunu adım adım analiz edeceğiz.
00:17Aslında bugün hep aklımızın bir köşesinde tutacağımız en can alıcı soru şu, aradan koca bir 65 yıl geçti.
00:23Peki bu misafir işçiler neden kalıcılaştı?
00:26Yani başlarda sadece birkaç yıldığına geçici bir iş ilişkisi gibi planlanan bu göç dalgası nasıl oldu da koca bir ülkenin
00:33toplumsal yapısını kökünden değiştirdi?
00:35İlk olarak 1961 öncesine o tarihi kökenlere kısaca bir uzanalım.
00:39Çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla yabancı değildik desini anlamak için modern göçten çok daha öncesine, Alman kültürel hafızasına inmemiz gerekiyor.
00:47Tarihi kayıtlara şöyle bir baktığımızda, Türk imgesinin o topraklarda 20. yüzyıldan çok ama çok önce var olduğunu görüyoruz.
00:54Ta 451 yılına Ren Nehri kıyılarındaki Atilla ve Hunlara kadar uzanan bir bağ bu.
00:59Oradan 16. ve 18. yüzyıllara, oradan da 1961'deki İş Gücü Anlaşması'na.
01:05Yani doğudan gelen atlılar o efsanelerde ve sokak isimlerinde çoktan yerini almıştı bile.
01:10Düşünsenize bir günde ortaya çıkmış bir algı değil bu.
01:13Mesela kaynağımız 16. ve 18. yüzyılları arasında savaş esiri olarak getirilen ve savaş ganimeti Türkler anlamına gelen Boyte Türken grubuna
01:21çok ilginç bir parantez açıyor.
01:23Tabii bu insanlar o dönemde oraya entegre falan edilmedi.
01:26Hayatta kalabilmek için tamamen asimile oldular, yerel dini ve dili benimsemek zorunda bırakıldılar.
01:31O çağlarda hayatta kalmanın tek bir yolu vardı, o da çoğunluğun içinde görünmez olmaktı.
01:35Şimdi zamanı biraz ileri saralım ve 1961'e, o ilk beklentilere, yani asıl iş gücü talebinin doğduğu günlere, Bonn ile
01:43Ankara arasındaki o meşhur resmi anlaşmaya gelelim.
01:46İşte o büyük yanlış anlaşılmanın veya diyelim ki plansızlığın temeli tam olarak burada atılıyor.
01:51Başlangıçta hem ev sahibi ülkenin hem de işçilerin vizyonu tamamen geçiciydi.
01:56Hükümet, rotasyon modeli dediğimiz bir sistem istiyordu.
01:59Yani gelsinler, 2-3 yıl çalışsınlar, sonra yerlerine yenileri gelsin.
02:02O meşhur karton bavullarıyla yola çıkan işçiler içinse plan şuydu.
02:06Hızlıca para biriktir, memlekette bir tarla al ve gururla evine dön.
02:10İki tarafın da hesabı en fazla 2-3 yıllıktı.
02:13Fakat hayatın planlara uymama gibi bir huyu var değil mi?
02:16Kaynağımız İsviçreli düşünür Max Frisch'in o çok bilindik ama bir o kadar da vurucu sözünü hatırlatıyor.
02:21Biz iş gücü çağırdık ama insanlar geldi.
02:25Gerçekten de tam olarak böyle oldu.
02:26Sadece makineleri çalıştıran robotlar değil, yorulan, özleyen, çocuk sahibi olan, hastalanan ve hayal kuran insanlar geldi.
02:35Peki işler nerede koptu?
02:37Geldik bugünün ana odağına.
02:38O kusursuz gibi görünen geçici plan neden çöktü ve bu misafirler nasıl kalıcı oldu?
02:44Bunu anlamak için o yapısal dizilime bakmak şart.
02:47Geçici bir iş gücü durduk yere kalıcı bir topluma dönüşmedi tabii.
02:50İlk domino taşı işverenlerin o sürekli rotasyon fikrini reddetmesiyle düştü.
02:54Haklı olarak hiçbir fabrika patronu işi öğrenmiş, bantta ustalaşmış bir işçiyi gönderip yerine sıfırdan tecrübesiz birini eğitmek istemedi.
03:01Yani sahadaki pratik gerçekler siyasetçilerin o masa başında yazdığı rotasyon teorilerini resmen çöpe attı.
03:07Ardından 1973 yılındaki kriz ve işçi alımını durdurma politikasının doğurduğu o beklenmedik, tamamen ironik sonuçlar zinciri başlıyor.
03:16Tarihsel veriler bize şunu çok net gösteriyor.
03:18İşçi alımını durdurup göçü engellemeye çalışmak aslında tam tersi bir etki yarattı.
03:23Sınırların kapanması kararı işçiler arasında korkunç bir paniğe yol açtı.
03:27Eğer bir gün çıkarsak bir daha asla geri dönemeyiz korkusuyla insanlar memleketteki eşlerini, çocuklarını apar topar yanlarına getirmeye başladılar.
03:35Göçü azaltma kararı nüfusu bir anda patlattı ve daha da kalıcı hale getirdi.
03:40Tabii kaynağımızın burada tamamen tarafsız bir şekilde altını çizdiği üzere bu ani aile birleşimi akını devletin hiç hazırlıklı olmadığı yapısal
03:47bir krizi tetikledi.
03:47Düşünün binlerce çocuk geliyor ama okulları hazırlıksız, anaokullarında tek kelime Almanca bilmeyen bu çocuklar için tercüman falan yok, entegrasyonu yönetecek
03:55bir devlet vizyonu zaten ortada yok.
03:57Hal böyle olunca aileler mecburen kimsenin yaşamak istemediği ucuz ve bakımsız evlere sığınmak zorunda kaldı.
04:02Ki sonraları buralar maalesef o paralel toplumlar etiketiyle anılacaktı.
04:06İlerleyen yıllara, 1980'lere doğru baktığımızdaysa artık o memlekete geri dönüş fikrinin neden hem ekonomik hem de yapısal olarak tamamen
04:15imkansız hale geldiğini çok daha iyi anlıyoruz.
04:18Yıl 1983. Hükümet oldukça net, rakamsal bir hamle yaptı.
04:22İnsanlara ülkelerine temelli geri dönmeleri için bir paket sundular.
04:25Yetişkin başına tam 10.500 Alman markı.
04:29İlk duyduğunuzda vay canına aslında fena bir teklif değilmiş diyebilirsiniz ama kaynağımız bu teklifin arkasındaki o büyük defoyu hemen ortaya
04:36koyuyor.
04:36Bu parayı alıp dönenler o güne kadar biriken tüm gelecekteki emeklilik haklarından vazgeçmek zorundaydı.
04:42Yani devlet, insanlara aslında yıllarca onların kendi maaşlarından kesilen emeklilik primlerini sanki bir lütufmuş, bir teşvik ödülüymüş gibi paket deyip
04:49sunuyordu.
04:50Bunun üstüne bir de ana vatandaki o korkunç enflasyon oranları ve memlekette heyecanla kurulan işçi şirketlerinin birbiri ardına iflas etmesi
04:57eklenince işler iyice çıkmaza girdi.
05:00Üstelik artık evde büyük anne ve büyük babasından çok Almanca konuşan o ülkeye kök salmış çocuklar vardı.
05:05Tüm bu gerçekler alt alta toplandığında bir gün memlekete döneriz fikri artık sadece yaşlıların iç çektikçe anlattığı uzak bir hatıraya
05:12dönüştü.
05:13Ve böylece bugünün gerçekliğine yani o kaldık ve bu ülkeyi hep beraber inşa ettik dediğimiz modern döneme geliyoruz.
05:20Karşımızdaki rakamlar bu entegrasyonun ulaştığı o devasa boyutu kelimenin tam anlamıyla ispatlıyor.
05:26O eski gariban misafir anlatısını tamamen yıkan ekonomik ve politik verilere bir bakın.
05:31Bugün yarım milyon insana iş sağlayan Türk kökenlilere ait 80 bin işletmeden bahsediyoruz.
05:36Ekonomiye yıllık tam 50 milyar euroluk bir katkı.
05:39Eyalet ve federal meclislerde yasa yapan onlarca milletvekili.
05:43Bunlar gerçekten muazzam rakamlar.
05:44O basit karton bavullardan doğan bugün 2,6 milyonluk dev bir topluluk var karşımızda.
05:51Toplum içindeki vatandaşlık statülerinin bugünkü o karmaşık ve çok renkli yapısına baktığımızda bile
05:56bir zamanların o geçici misafirlerinin o topraklara nasıl derin kökler saldığını çok net bir şekilde okuyabiliyoruz.
06:03Kaynağımız özellikle ikinci ve üçüncü neslin o inanılmaz motivasyonuna da özel bir vurgu yapıyor.
06:08Düşünsenize dün üretim bandında ter döken o işçilerin çocukları bugün o ülkenin en saygın hastanelerinde doktor,
06:14mahkemelerinde avukat, üniversitelerinde profesör oldular.
06:17Eğer çalışırsan bu ülkede bir yerlere gelebilirsin inancı aslında devletin hiçbir zaman planlamadığı
06:22o en başarılı, en organik entegrasyon programı oldu.
06:26Tabii ki kaynağımız bazı sistemsel önyargıların hala devam ettiğini,
06:29çok iyi eğitim almış mezunların bile sırf kökenlerinden dolayı
06:32hala ayrımcılık ve daha yüksek işsizlik riskiyle karşı karşıya kaldığını
06:35gayet tarafsız bir dille not düşüyor.
06:38Ve geliyoruz tarihin o kendine has, tuhaf mizahına.
06:41Kaynağımızın yakaladığı o çarpıcı detay şu.
06:44Bugün o ülke çok hızlı yaşlanıyor.
06:46Ve o refah seviyesini koruyabilmek,
06:48ekonomiyi ayakta tutabilmek için uzmanların hesaplamalarına göre
06:51her yıl, evet yanlış duymadınız,
06:53her yıl tam 400 bin yeni göçmene,
06:55yani taze bir iş gücüne ihtiyaçları var.
06:57Sanki hikaye kendini sil baştan tekrar ediyor gibi değil mi?
07:00Tüm bu yarım asırlık serüveni,
07:02o istatistikleri ve insan hikayelerini inceledikten sonra
07:04kaynağımızın ortaya koyduğu o çok güçlü ve derin soruyla
07:08sizleri baş başa bırakmak istiyorum.
07:10Bir topluluk 10 yıllar boyunca bir ülkeyi kendi emeğiyle,
07:13kültürüyle, ödediği vergisiyle ve yetiştirdiği yeni nesillerle sırtlanmışsa,
07:1860 koca yıl boyunca misafir olarak anıldıktan sonra
07:21bir topluluk tam olarak ne zaman nihayet ev sahibi olur?
07:25İşte cevabını hep birlikte yaşayarak göreceğimiz asıl soru bu.
07:28Bu analizimizde bana katıldığınız için çok teşekkürler.
07:31Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merakla kalın.

Önerilen